Emperyalist batı bloğunda sandık endişesi – Özkan Yıkıcı

Must read

Emperyalist yapının ABD merkezli Batı bloğunda, yakında önemli seçimler ve referandum beklenmektedir. Özellikle Amerikada Trumpun kazanmasıyla gelişen siyasal yönelişin, Avrupa halkasındaki seçimlerin sonucu, daha bir önemsenir hale geldi. Trump dönemi ile sermaye içi çelişkilerin, krizi yönetememe tutumu ve savaşların kağosa dönüşmesi ile Trumplaşma eylimi, hegemonya taşlarını oynatmaya başladı. Rusyanın yeniden dönüşü ve Çin ekonomisinin oldukça yükselmesi sonucu, Batı emperyalist yapıda yeni faşist eylimmlerin kitle tabanı bulması ve gidrek devlet biçimi haline doğru yükselmesini de oluşturdu. Trump olayı, ingilterenin ab çıkışı, Doğu Avrupada faşist devlet yönetimlerine yöneliş gibi eylimler, önümüzdeki kısa zamanki seçim ve referandumlarla, sistemin resminin renginde oynama olma olasılığı kuşkularını yoğunlaştırdı. Fransa, Almanya, Holanda seçimleri veya Türkiyedeki anayasa referandumu gibi sandık gelişmeleri, Batının yönelişlerini, siyasal bakış şeklini oldukça etkilemeğe adaydır.

Batı Bloğu oldukça önemli sınavlar verecek. Yıllardır yaşanan Ekonomik krizde, brakın yeni siyaseti, krizi dahi yönetemiğen, Girişilen stratejik planların kağosla takılması, hesaplanmayan güçlerin, yeniden rekabet hegemonyasında karşılarına gelişi, tek kutup derken, ayni eksen ikilemlerinin karşılarına gelişiyle Emperyalist özün yeniden tıkanarak yaşandığı günlerden geçiyoruz. Tıkanma, kriz ve belirsizlik, korkulan sol dalgayı değil de faşizmi güçlendirmesi ise sermaye içi çelişkilerdeki seçki konusunu da derinleştirdi. Trump Klinton olayında olduğu gibi de kotünün iyisini halka seçmeği dayatılar. Trump gerçeği, salt kişisel görüşleriyle değil, sistemin en merkezi güç olan devletindeki idolojik seçeneğin olma durumunu yansıtıyor. Buda önümnüzdeki kısa zamanki Avrupa seçimlerini ve Türkiye anayasa referandumu olaylarının önemini artırmaktadır. Tercihlerle birlikte, sistemin belirli yerdeki taşlarının da oynayacağı kesin.

Avrupa ülkeleri sıradan devletler değildir. Hem Ulusal ölçekteki yeniden yapılanma, hem de AB yapısındaki genel siyasal kayışın da aynası olmaya adaydır. Holanda, Kapitalist yapı içinde insani değerlere önem veren ülke olarak biliniyor. Mart ortasındaki seçim, bu ülke aynasında, geneldeki Faşizmin böylesi ülkede dahi nasıl birinci parti gelme gerçeğini yüzümüze vuruyor. Holanda demokratik yaklaşımı ile övülürken, böylesi ülkede dahi ırkçı aşırısağ Faşist parti birinciliğe oynuyorsa, durup düşünmek gerekir. Kamuoyu yoklamalarına göre holanda seçimlerinde Aşırısağ parti birinci sırada olacak. Ancak; öteki partiler de bu partiyle hükümet kurmayacaklarını şimdiden açıkladılar. Öyle olsa da Holanda gibi ülkede Faşist parti birinci sırada olup, muhalefetin de başını çekmesiyle, gelecek kitle sayısını da daha da artırma olasılığını kuvetlendiriyor.

Ardından Fransada başkanlık seçimi var. Fransa seçimlerinde yine herkesin kabule yakın olduğu nokta, aşırısağ Lopen birinci sırada olacak. İşin tuhafı Fransada öteki adaylardan Cumhurieytci aday yolsuzluklarla yayrgıya gidişte boğuşurken, merkezi öteki adaylar ise hala oy olarak toparlanamadı. Sol ise tarihin cilvesi olacak ki Sosyalist parti iktidarında aldığı örgütsel darbeler, hak kayıpları ve sola karşı güvenin sarsılmasıyla, oldukça yorgun ve yıpranmış halde dağınık şekilde bulunuyor. Bu koşul Faşist partiyi ilk turda birinci olmaya aday ayapıyor. Kitlelere verilen sınıfsal gerileme, girilen savaşların yükü ve sol yıpranmışlıkla ulusal sığınma kurallarına bir de terör korkusu eklenince, aşırısağa tepside lütüflar sunuldu. Tabi öteki siyasal merkezlerin de dağınık olması da bu yönelişi otoriter ve uuusalcılığa yönlendirdi.

Ancak; Fransa seçimlerinin ikinci turunda, tıpkı önceden yapılan tavır gibi, tüm güçler birleşip, oylarını Aşırısağ dışındaki adayda toplayıp, seçimi yine bildik politikaya emanet edecekelri beklentisi vardır. Fransanın önemi; güçlü solun gösere göstere hem de seçtikleri Sosyalist partinin Neoliberaleşmesiyle birlikte teslim oluşun da tarihi Fransada yazıldı. Aslında Fransa genel Avrupanın da resmini yansıtıyor. Son Avrupa seçimlerinde ve referandum olaylarında, seçenek olarak neyazık Aşırısağ faşist partiler seçenek oldular. Şimdiki yapının aşmazı ile faşist yükseliş ikilem oluştu. Sosyalist Komonist seçenek son dönemde hiç duyulmuyor. Muhavazakar ve Liberal partiler idolojik boşluklarını hep faşist olgularla doldurtup piyasa modeliyle şişirirken, Sosyaldemokratlar da Neoliebraleşip merkezileşrek adeta sistemle özdeşleşti! Sosyalistler ise hala çıkış noktası bulamadı. Yunanistan deneğimi beklenen sonucu vermezken, başlayan ispanya, Portekiz deneğimi de sağa kayıp endişelerle dolu izlenmektedir. Alman Sol partisi ise ta baştan tüm sistem partielrince dıştalanıp adeta ona “yerin yok dendi”!

Alman seçimi ise önemli. Ama bu sonbaharda yapılacak. Daha derelerden çok su akacak. Hele de Fransa seçimi ve Türkiye referandumu alman seçiminin de ya daha da önemi veya bilineni tekrarlama ikilemine sokma konumları vardır. Ama hepsinin toplamında AB içi faşist devlet yönetim artışı veya muhalefet yükseltisi ivmesi bu sandıklarla epey tartışılacağı anlaşılıyor.

Batı Bloğu Emperyalist yapının Avrupa ayağı seçimlerle sandık cenderesine girerken, Ortadoğu modelli siyasi İslam ülkesi Türkiye, resmen referandumla rejim değişimi sonucuna oynuyor. Fiylen yaşanılan olağanüstü koşulalrın referandumla yasalaşması ikilemi vardır. Türkiye Batı bloğunun askeri gücü, bölgesel merkezi yerinde oluşu da Ortadoğu politikasından Avrupanın gelişmesine varan önemli stratejik etkenlere sahiptir. Şimdiden ABD iranı temel düşmanlığa, Suni eksenli yeni mezhep savaşı, İsrail merkezli güvenlik hareket durumları ile Türkiye tavrı bölgesel denklemde önemli konumlar yaratacak. Hele de İsrail merkezli, iran düşmanlı ve Kürt fitilli gelecek hesaplar, hepsi Türkiye referandum sonuçlarıyla bazı yönler sistem için önemlidir. Şimdiden krizler peşpeşe gelip, itifaklar kayıyor. Ama kontrolu savaşların heran çığrından çıkma tehlikesini de unutmayalım.

Görüldüğü gibi, Batı Emperyalist bloğu sandıkalrla kendine bir yer bulma çabasında. Faşizmin yükselişinden, yeni otoriter devlet biçimlerine önemli sonuçlara adaydır. İtalya gibi ülkelerde de değişik sandık konuları da gündeme gelme olasılığı vardır. Ama şunu da yaşadık: son dönemlerin kamuoyu yoklamaları da tutmuyor. Tutmuyor da sonuç faşizmin söylenenden daha fazla kitle desteği bulduğu kayışı da yaşanıyor. İngiltere referandumu, Amerikan seçimleri, İtalya referandumu ve nicesi oylamaların da beklendiği şekilde bitmediğini gösterdi. Şimdi sonuçlarla batı bloğundaki faşizmin dalgasının gelişini anlamak bakımından önemlidir. Göçmen sorunu ve ulusalcılık yönelişi, güç tapınma otoriterliğini sermaye de seçki olarak kabulenince, faşizim ile devlet bağdaşçılığı da oluşur. Trump veya Polonya, Macaristan batının göbeğinde gelip oturdu. Bakalım soldan kıvılcım çıkıp yayılacakmı?

- Advertisement -spot_img

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -spot_img

Latest article