Ekonomide savrulmalar gerçekleşirken, ya bizler? – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->

Son günlerde yeniden ekonomik belirsizlikte sıkışıp kaldık. Kimisi, gerçekten hala gelişmelerin sistemsel, Türkiyeseleşmeler ve bizim de oraya takılıp savrulduğumuzun farkında deyil. Sorunu yaşıyor da nedenine ulaşamamaktadır. Bazısı ise konunun şöylesine farkında olmasına karşın, gerek çıkar gerek se konuşmak istememe sonucu yine anlatıda doğruları söyleyemez. Bazısı da daha vahim şekilde, oldukları yeri koruyup mevkiyi akademisyenliklerinin koşullarını geliştirme adına bile bile gerçeklerden kaçıyor. Ufak azınlık kesim ise olayları bilse de hem kurumların bakışı nedeniyle hem de gerçeklerden kaçaıp yerlerini korumak isteyenlerin dıştalaması sonucu, ekranda gazetede ve mevkilerde bunların pek sesini duymanız kolay olmuyor. Böylelikle, en kritik dönemde konuşan ekran ekonomik aktarımcıları, gerçeklere dokunamadığı için, aydın duyarlı kesime yanıt veremediği için, pek de anlatıklarının karşılığını da almadıkları hep yaşandı ve yaşanacaktır.

Yeni bir ekonomik sıçrama hamlesi yapıldı. Benim gibi düşünen ufak kesim buna hiç şaşırmadı. Gerek K. Kıbrıs koşulları, gerek K. Kıbrıs Türkiye bağımlı zinciri, gerek sistemsel ekonomik krizlerin peşpeşe dalga dalga yayılması ve AKP yönetiminin anlayışlarını yanyana koyunca, bunların dahi uyumsuzluğu, yeni krizler tetiklemeye adaydı. Hiç unutmam; kısa zaman önce atanan TC Merkez bankası yeni başlkanının fayizleri yükseltince, birçok bilihyoruz ekonomisleri hemen isdikrarla dövizin belirli dönem duracağını söylediler. Hat ta AB foncusu iki kişi biraz da bıyık altı gülerek benim imkansızdır deyişime gülerek alay etiler! Ben en azından AKP gerçeğini ve dünya Kapitalist işleyişini kendimce iyi kavrardığıma inanıyorum. Bu nedenle kriz öncesi tutan öngörülerime rağmen yine de alay edilmekten hiç sıkılıp kızmam.

Aradan gerçekten fazla geçmedi Tahminim oldu. Nede olsa Erdoğanın en baştaekonomiye ters bakışının fayiz eflasyon ikilemdeki tutumunu gayet iyi anladıydım. Üstelik, Türkiye dış sermaye hareketlerinden oldukça etkilendiği konumu kda vardı. Neyse, hem de hafta sonu uygulamasıyla TC Merkez bankası başkanı kısa zaman içinde dördüncüsü deyiştirilerek yerine başkası atandı. Elbet, nedeninin ikili olduğu da kesin. Hem fayizlerin yükseltilmesine Erdoğan karşılık verirken, ötekisi de hala damat etkisiyle ötekilerin çelişkileri de ekonomik TC yapısında hala mevcuttu. Fakat, genelde Kapitalist kriz aşmazı ve Türkiye gerçekleri birleşince böyle hamlelerde sert karşılık dalgası gelip vurur.

Bunu hafta sonu makalelerimde öteki kararlarla birlikte ele aldım. Elbet, K. Kıbrısta bu denli net gelişmenin, olduğu gibi konuşulmasını beklemek de hayalden ötedir. Üstelik, birçok konunun direk ANkarada kararra alınırken, çıkarcıların gelecek haberlere göre bekletişi artan koşulda olamazdı. Olmadı da. Konuşmaya uğraşan Akademisyenler şöylesine dolaşıp zamanı doldurmaya yöneldiler. Net olarak dünya kapitalist gerçek ile TC yönetiminin anlayışından kaynaklandığı, K. Kıbrısın Türkiye bağımlılığı sonucu da direk depremin sert şekilde hissedildiğini söylemekten kaçma yolları arayıp durdular.

Elbet ilginç gösterişli laflar da oldu. Hatırlarsınız: Ersin Tatar Maliyenin başına geçerken, irsen de koltuğu korumak için Türkiyeden gelecek destekle meşkul olurken,Türkiyede yine kırılmalar yaşanmasına rağmen, her ikisi de “ekonomi uçuyor” deyip taraftarlarına gaz veriyorlardı. Makam alan ekonomisler de ayni tekerlemeyi dolduracak laflar toparlayıp “bilimsel”  adıyla ekranda kitleleri zehirleme adına kulanıyorlardı. Şimdi de durum ayni. Hele de daha bağımlı ve müdahalelerle koltuk olunca saçmanın fiyatında da deflasyonun da üstüne çıkıldı: Sanerin “döviz düşüyor” demesi boşuna deyil. Zaten önceleri ayni kriz geçişlerinde koltukta olduğu dönemde yine herşeyi birbirine karıştırmada epey eğitildiği de bilinmektedir.

Bu tip krizlerin elbet ülke ekonomik politikalarının etkisi tartışılmaz. Tartışıllmayan bir başka gerçek de Malezya 98 kriziyle eklendi. Sermaye pfırsatcılığı! Kriz tetikleme kararı dönemini bilebn  kesimin para piyasasındaki tutumuyla milyonlarca kazanç elde etmesiydi. Nitekim, son dönemde Türkiyede de kriz öncesi ve hemen sonrası ateşlendirilen para piyasasında, kimlerin bilip bunu kulanıp para kazandığı sorular da artıyor. Spekülatör sermaye diye rantçı önemli bir asalak kesim de güçlendi. Bu kesimin bazı krizlerde önemli rol aldığı artık tartışılmazdır.

K. kIbrısta, bunlar fazla konuşulmaz. Amaç, sömürgeciliğin devamı ile ilhaklaşmanın iyice yerleşmesi olunca, ilk kural Türkiyenin sömürgeleştirme politik eksenine dokunmamaktır. Bu nedenle krizlerde Türkiye mümkün olduğu kadar,krizlerdeki önemi konuşulmamaya çalışınılır. Hele ayni dönemde tıpkı şimdi Ersan ve Ersinin yaptığı gibi “şükranlı söylemle” geçiştirme hamleleri olmaktadır. Ersinin “rumlar isterse su veririz” demesi veya Sanerin bula bula tam tersi dolar yükselirken “düşüyor” vurgusu hem acizliğin, hem de bilgisizliklerin toplamıdır. Burada döviz fırlamasıyla kendine ekonomik sektör diyenler direk etkilenirken, nedense olayın özü yerine “hükümetden destek” talebiyle geçiştirmeği yeylemektedirler. Görüldüğü gibi yaşanan deyil çıkar için fırtınayı geçiştirme kuralı işlemektedir. Ekonomik aşmazın nedenini dyeil Rum düşmanlığı Anbargo masalları ve Türkiyeden destek isteyerek atlatma yoluna giriyorlar. Nitekim, her ekonomik krizi Kıbrısı da vururken, sonuçta eldeki bazı kesimlerin de dış sermayenin eline geçişine de tanık oluyoruz. Buda politikasızlık ile politikasının belli olma ikilemdeki hedefi olanın kazanma sonucudur.

Son gelişmede de gördük ki her sistemin işleyen kuralı vardır. Kaapitalizmin de ekonomik kurumsallaşma ilkeleri vardır. Erdoğan ortaçağ bakışıyla tersini savundu. Fayiz eflasyon tersliğini savundu. Her uyguladığında da darbe de geldi. Spekilatif sermaye kazanması da konuşulmayan kendisi oldu. Ozaman, eleştirmeye başlarken, Kapitalist olupm kapitalis dışı gericiliğin de nerelere kabil olduğunun gerçeğini yaşadık. Üstelik, bir gece yarası, hafta sonu oluşu da başka bir gerçekliktir. K. Kıbrıs ise Türkiye gerçekleriyle konuşulmayınca, hiçbir sorununu doğrudürüs anlaması dahi mümkün deyildir. Sadece, gerçek soru gelince, sıkışıp dili bağlanan akademisyenin ötesine gidemez.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img

Diğer yazıları

5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,134TakipçilerTakip Et
55AbonelerAbone

YKP basın açıklamaları