Demokrasi değil ayrımcılık müessesesi – Salih Batak

Must read

Kesinlikle emin olarak söyleyebilirim; dünyadaki hiçbir coğrafyada yüzde yüz homojen bir toplum yoktur…

Yani demek istediğim; aynı coğrafya üzerinde yaşayan insanların bile mutlaka birbirinden farklı yapıları/ özellikleri vardır…

Örneğin kimisi farklı bir dil konuşabilir…

Ya da farklı renkten veya ırktan olabilir…

Biz bunlara etnik kökenler diyoruz…

Ayrıca bu çok doğaldır da…

Tahmin edildiği gibi bu yazı, (bilerek veya bilmeyerek) bu insanlara, dolayısı ile bu etnik kökenlere karşı yapılan ayrımlar üzerinde duracak…

Ayrım derken, toplumun sadece belli bir azınlığını oluşturan bu farklı kesim; toplumsal yaşamın haricinde, yönetim tarafından da ya ayrımcılığa maruz kalıyor ya da görmezden gelinerek yok sayılıyor… Yapılan ayrımcılığı net görebilmek için ise; azınlığın taleplerinin ne kadarına ilgi gösteriliyor; buna bakmak gerekir…

Evet. Toplumsal yaşam içerisinde de ayrımcılığa maruz kalan azınlıklar vardır… Fakat bu ayrımcılıkları meşru kılan, devletin uyguladığı anayasal düzenlemelerdir…

Genellikle ülkelerin anayasal düzenlemeleri coğrafik ve kültürel tarihine göre belirlenir…

Ve fakat biz bu anayasal düzenlemelere bakarak bu azınlıklara karşı yapılan ayrımları (toplumda dışlanması ya da görmezden gelinmesi vesaire gibi) kesinlikle göremeyiz…

Ve yine eklemekte yarar var: Bu azınlıkların görmezden gelinerek mahkûm bırakıldığı/ dışlandığı politik, ekonomik ya da kültürel uygulamalar da; var olan anayasal düzenlemenin sadece sözde kabul edildiği gerçeğinin kanıtıdır…

***

Bu yapılan ayrımcılığı net olarak görebilmek için yok sayılmışlığın en kötüsüne maruz kalan Türkiye’de yaşayan Kürt halkını örnek gösterebiliriz…

Bir insan düşünün ki kendi dilini konuşması yasak…

Veya bir insan düşünün ki; ifade özgürlüğü olan bir ülkede yazdığı bir kitaptan dolayı yirmi yıla yakın hapis cezası alıyor… Yine ayni insan hapisten çıktıktan sonra verdiği bir demeçten dolayı, terör örgütü suçlaması ile tekrar hapse mahkûm ediliyor…

Bu düzende ırkçılığın/ ayrımcılığın sınırı yok…

İnsan hayatı bu sistemde bu kadar basit ve ucuz…

İşin en acı tarafı ise adaletin arkasına sığınarak yapılması…

Anayasanın bilmem kaçıncı maddesine göre dil, din, ırk, renk ayrımı yapılamaz denilen bir ülkede yine aynı anayasal düzenlemelere bakılarak; yukarıdaki gerekçelerin üzeri örtülüp; bahane sebeplerle yapılmasıdır en acı tarafı…

Halbuki demokratik bir ülkede yaşıyoruz, değil mi?

Ve yönetim şeklimiz demokrasi…

***

İşte demokrasi böyle bir şeydir…

Seyahat özgürlüğün vardır: sana dünyanın neresine gidersen git der…

Ve fakat cebinde paran yoktur önemli değil…

Halbuki seyahat etme özgürlüğü olan bir ülkede cebinde paran yoksa nerede bunun özgürlüğü…

Sonra düzenin kule bekçileri çıkar televizyona; milli birlik/ milli beraberlik nutukları atar…

Gerçi ben dünyanın hiçbir ülkesinde insanların yüzde yüz oranında aynı görüşte olduğuna rastlamadım…

Aynı “Gelin bütçemizi, milli birlik çerçevesinde eşitleyelim” diyen nutukçuya rastlamadığım gibi…

***

Yaşadığım ülkeyi geçtim…

Tüm dünyadaki insanlar aynı görüşte toplansa ve ben farklı bir şey söylesem beni kimse dinlemez…

Ama dinlenmesi gerekiyor!

Önemli değildir…

Sende uyacaksın…

Madem ki demokrasi: Katlanmak zorundasın!

 

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article