Büyümenin halka yansıması olmaz mı? – Ulus Irkad

Must read

Ekonomide bayağı büyümüşüz. Öyle diyorlar ama on yıldan fazladır ki maaşlar artmamış. Enflasyon çoktan halkın belini kırmış alınan asgari ücret çoktan açlık sınırının da altında kalmış. Bunlara bakılmıyor ama bize bazı istatistiki veriler vererek  hayal kurunuz diyorlar. Nasılsa büyüdük ya, kavanozun içinde bal bizde yalayalım diyorlar sankide. Ve şu istatistiki verileri konuşturup enflasyonla, devalüasyonla eriyen gelirimizi bizden gizlemeye çalışıyorlar. Oysa en basit, üç çanta supermarket malına  yüz TL’ye yakın para gidiyor. Artık maaşlar on veya 15 günde eriyor buna bakmıyorlar. Uçtuk, hatta büyümüşüz… E, peki biz bunun etkisini ne zaman göreceğiz? Onu da sadece hayal edin diyorlar. Hayal edelim de cebimize giren ne? Evet ülkedeki finans sektörü her geçen yıl daha da büyüyür. Bu doğru da halkın cebine ne giriyor bir de onu söyleyin bakalım?

“2010 yılı sonunda 8,4 milyar TL olan bankacılık sektörü toplam aktifleri, Aralık 2011 itibarıyla 9 milyar 917 milyon TL seviyesine ulaştı. Böylece sektörün aktif toplamı bir yılda 1,5 milyar TL artmış oldu.

Merkez Bankası raporuna göre Aralık 2010 – Aralık 2011 döneminde sektörün  toplam aktifleri yüzde 17.83 oranında arttı. Söz konusu dönemde sektörün brüt kredileri yüzde 26,73 menkul değerler cüzdanı yüzde 93,02 oranında artış yaşarken, likit aktifler yüzde 3,16 oranında azaldı. Aralık 2010-Aralık 2011 döneminde mevduatta yüzde 18,91 öz kaynaklarda ise yüzde 17,26 oranında artış oldu. Bankacılık sektörünün toplam aktifleri 2011 yılının ilk çeyreğinde yüzde 2,92, ikinci çeyreğinde yüzde 5,08, üçüncü çeyreğinde yüzde 5,82 ve yılın son çeyreğinde yüzde 2,97 oranında arttı.

2011 yılının dördüncü çeyreğinde sektörün aktif toplamı içerisindeki en büyük pay yüzde 59,17 oran ile brüt kredilerin oldu. Brüt krediler sırasıyla yüzde 24,35 payla likit aktifler, yüzde 9,74 payla menkul değerler cüzdanı ve yüzde 6,74’lük payla diğer aktifler takip etti…”(Kıbrıs Gazetesi, Haftalık Ekonomi Eki, 02 Nisan 2012, Pazartesi/ Sayı: 89) denmektedir ve bunları okuyan halk kesimleri için bu veriler bir şey ifade etmiyor. Ama mesela bu arada şu açıklama da aynı gazetede bir başka çelişki de oluşturmakta:

“Bankacılık sektörü tahsili gecikmiş alacakları 2011 yılının son çeyreğinde, Eylül ayına göre yüzde 10 artarak 466,1 milyon TL seviyesine yükseldi. TGA’nın banka gruplarına göre dağılıma bakıldığında; özel sermayeli bankalar ile şube bankalarının toplam TGA içindeki paylarında azalış kamu bankalarının payında artış olduğu görülüyor…”denmekte (Aynı gazete,sf.2).

Bana göre aynı gazete içinde büyüyen ekonomideki bir çelişki de şu oluyor , hep birlikte okuyalım:

“Kıbrıs Ekonomi’ye konuşan sektör temsilcileri hükümetin bütçeyi düzeltmek amacıyla sektöre yönelik “gelişi güzel” vergi artışları yaptığını öne sürerek bu durumun vatandaşın araç alma gücünü iyice azalttığını belirtti. Araç satıcıları vergilerin düşürülmemesi durumunda sektörün batacağını kaydetti…” (Aynı gazete, sf.3).

Bakın aynı gazeteden alınma üç ayrı ekonomi haberi sizlere. Üçünde de ekonominin içinde olan çelişkiler göze çarpıyor. Birinci haberde bankaların kaynaklarının büyüdüğüne dair istatistiki veriler vardı. İkinci haberde ise Bankaların alacağı gelirlerin azaldığı belirtiliyordu, üçüncüde ise galeri sahiplerinin batacağı işleniyordu. Şimdi bir ekonomi büyürken bu kadar sorun nasıl olur? Bankaların kaynakları büyürken alacaklarını nasıl alamıyorlar veya niye alamıyorlar? Alamıyorlar çünkü vatandaş iflasın eşiğinde. Peki vatandaş ve bankalar bu kadar sorunun eşiğindeyken bu ekonomi nasıl büyüyor? Nasıl uçuyor?

Fakat halk kesimlerinin ekonomisine baktığınızda uçacağız diyenlerin aşağıdaki verileri ağızlarına bile almadıkları görülmektedir: Kuzey Kıbrıs’taki  Devlet Planlama Örgütü’nün verilerine göre Temmuz 2011 yılı fiyatlarında, Temmuz 2010 yılı fiyatlarına oranla gıda ve bütün içeceklerde %10, giyimde %5, ev eşyalarında %5, ulaştırmada %23, eğitimde %13, sağlıkta %4, çeşitli mal ve hizmetlerde %8 oranında bir artış gelmiştir. Son yılda akaryakıta gelen zam ise %35 (14 Ağustos 2011, Yeni Düzen Gazetesi). Bu arada partizanca işten atma veya işe almalar, araziler hatta kurumların eş dosta peşkeş çekilmesi; diğer taraftan da kazanılmış demokratik hakların zor kulanılarak engellenmeye çalışılması da Kuzey’de gözlemlenen olaylar oluyor. Ekonomik durum 2009 yılından günümüze ise akaryakıt %60, tüp gaz %42, eğitim ücretleri %28, sağlık ücretleri %15, bebek mamaları ise %10 civarında zamlanmıştır.

KKTC Meclisi Ekonomi Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi’nde 16 Kasım’da görüşülmeye başlanan 2012 Mali Bütçe Yasa Tasarısı’na göre Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın genel bütçe içerisindeki oranı yüzde 13.40’ta kaldı. KKTC’nin 3 milyar 132 milyon TL’lik 2012 genel bütçesi içerisinde Milli Eğitim, Gençlik Spor Bakanlığı’nın bütçesi 448 milyon 749 bin 137 TL olarak açıklandı.

Türkiye’de eğitime ayrılan bütçe tüm zamanların en yüksek oranına ulaşırken KKTC’de ise son dört yılda düşüş yaşanıyor. KKTC’de eğitime ayrılan bütçe, genel bütçe içerisindeki oranı 2009 yılında yüzde 14.54, 2010’da yüzde 14.09, 2011’de yüzde 13.41 ve 2012 bütçesi ise yüzde 13.40 olarak görülüyor. Uzmanlara göre, KKTC genel bütçesi içerisinde eğitime ayrılan pay dört yıl içerisinde yüzde 1.14 oranında azalma yaşanması, eğitim yatırımlarının ciddi oranda etkileyecek.

Şimdi bu kadar olumsuz istatistiki veriye rağmen uçtuk mu yoksa uçarken bozulup yere çakılan bir uçak gibi düştük mü siz karar verin. İnsan yaşantısının daha iyi düzeye çıkarılmasıyla, banka mevduatları veya kaynaklarıyla zenginlik olmadığı gibi insanların yaşam seviyelerinin artması diye bir ilişki de yoktur. Olsaydı bu olumsuzlukalr olmayacaktı. Bunu ekonomiden anlamayanlar ancak övünme payı çıkarırlar.

Kuzey Kıbrıs’ta ise galiba halkla hem alay ediliyor hem de ekonomiden anlamayan acemilik ve beceriksizlikler halkın sonunu getirmekte. Başka birşey de olmuyor….

- Advertisement -

More articles

- Advertisement -

Latest article