2010 Yerel ve Magusa bölgesi milletvekilliği ara seçimi üzerine değerlendirme / Ergün Emiroğulları

Must read

Bir yanda Siyasal Partiler diğer yanda seçmen olarak değere binmiş halk. 74 den bu yana hep ganimet ekonomisi üzerine kurulmuş olan yapımız. Ganimet kültürüne maalesef çoookkk alıştırılmış buna artı İnsanımız da siyasetten gelecekten umudunu o kadar yitirmiş o kadar apolotik olmuştur ki artık her seçim dönemi geldiğinde seçimleri “iş bulma kurumuna veya ganimet paylaşım arenasına” benzetmektedir. Dolayısıyla Seçim sonuçları birçok seçmenin pek de umurunda değildir… Umurunda olmayanlar için seçim sonuçlarının toplumsal kazanımları da pek önem arz etmemektedir… Hal böyle olunca siyasetlerin tartışılmadığı, yerinden yönetimin nasıl olması gerekir, çağdaş belediyeciliğin ne demek olduğu pek tartışılmadığı buna karşın bol bol vaatlerin havada uçuştuğu, hızını alamayan adaylar olması mümkün olmayacak hayali projelerle “oy’cuk” avı yaptığı bir seçim izledik…

Kent ve Kırsal Yerel Yönetimlerde seçimlere katılım oranı:

Kırsal bölgelerde yaşayan insanların seçimlere olan ilgisi ile kentlerde yaşayanların ilgisi arasında oldukça farklılıklar gözlenmektedir. Daha feodal bir yapılanmanın olduğu, teke tek ilişkilerin daha yoğun yaşandığı, seçmenin daha çok kontrol altına alındığı, siyasi etiketlere pek de önem verilmediği aday eksenli görülen seçimlere kırsal kesimlerde katılım oranı beklendiği gibi yüksek olmuştur.

Ancak kentlerde durum tam farklı… Seçime katılım kırsal bölgelerde % 80 üzerine çıkılırken Kent atmosferinin olduğu yerleşim yerlerinde bu oran %70 in altına inmektedir. Buda kentlerde şunu göstermektedir veya şu sonuçları çıkarmak lazım; Estirilen rüzgâra kapılmamış, siyasilerle ilişkileri olmayanların tümü, herhangi bir menfaat peşinde olmayanların ve yönetilenlerin yönetenlerden umudunu kestiği bu süreçte yapılan seçimlerde artık sandığa gidememenin bir anlam taşımayacağının ifadesidir… Kentlerden çıkan sonuç budur.

Nüfusun yoğun olduğu yerlerde siyasi geleceğimizin kendi irademiz dışında şekillenmesinden ötürü kaygılar, umutlar yok olunca ve yerelde olsa genelde olsa beklentilerin tükenmesinden dolayı önemli miktarda seçmen yerel-genel ayırımı yapmadan seçme hakkını anlamsızlaştığını düşünmektedir. Ancak kırsal kesimlerde insanlar yerel yönetimlerde kendilerini bir şekilde temsil etmek istiyorlar… Bazı yerlerde seçileceklerin sayısı seçeceklerin neredeyse her 20-25 kişiye 1 kişi olacak şekildedir. (Bld.Bşk +bld.mecl üyeleri.+ her mahalleye muhtar+ azalar) buda daha çok kişinin aktif olmasını sağlıyor.seçim sürecinde tam bir curcuna yaşanıyor… Dolayısıyla katılma oranı oldukça yüksek olmaktadır. Bu hassasiyetin seçimler sonunda mum gibi sönmesi ise tamamen siyasilerin statikleşmiş örgütlü toplum olma kaygısı taşımayan duruşlarından kaynaklanıyor. Alacaklarını almışlar ve onlar için siyaset orda bitmiştir. Gelecek seçimlerde daha farklı al-ver sürecini nasıl yapacaklarının planlaması içindedirler. Ama seçenler için durum öyle değil seçenler dün nasılsı yaşıyorsa yarında ayni yaşayacak.

Parti yönetimleri kararları ve Partiler ile halk arasındaki ilişki;

Bu seçimlerinin önemli sayabileceğimiz hususu parti yönetimleri seçmen üzerinde belirleyici bir etkisi kalmamıştır. Partiler ne karar alırsa alsın her bölgedeki 5-10 militan dışında hiç kimsenin umurunda değildir. Buda seçmenin siyasilere olan güveninin yitirilmesi anlamına gelmektedir. Son genel seçimler ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine göre sonuç çıkaracak olursak: UBP+DP tüm bölgeleri silme götürmesi gerekmekteydi. Ama öyle olmadı eski belediye başkanları UBP veya DP’li olmasa ve 28 belediyenin 20 artısı başka partilerden olsa yine ayni sonuç çıkacaktı. Yani UBP ve DP’nin ittifakından dolayı mevcut başkanlar yeniden seçilmedi… Laptalılar, Güzelyurtlular ve diğerleri partiye değil adaya oy vermişlerdir.6500 seçmenin yaşadığı Lapta yöresinde sadece 615 oyun veya muhalefet adına CTP ‘e adayına çıkmasını kim nasıl yorumlayacak merak ediyorum… Yani 5880 seçmen hep yolun sağında mı yürüyor ?.. Ve dahası

Bir başka örnek: Girne Belediye Başkanı Sümer Aygın 3530 oy alırken, CTP meclis üyeliğinde ortalama 2750 mühür alabilmiştir fakat Belediye meclis üyeliğinde UBP+DP’nin oy toplamı 3800 civarıdır. Meclis üyeliklerinde 1000 oy civarında fark yaşanırken bu başkanlık seçimine yansımamaktadır.

Geçen gün SİM radyoda Sn. Kutlay Erk’i dinliyordum. Şöyle diyordu TDP yetkileri kendisine “CTP iniştedir, kan kaybediyor dolayısıyla halk alternatif olarak TDP’yi görüyor ve gün bizim günümüz seçimlerin kaymağını yeme zamanı bizdedir” demişler Sn ERK’e. Ve mecbur kaldığı için bunları açıklama ihtiyacı duymuş… Partisini riske sokacak önerilerde bulunmuş TDP’liler ise doymamışlar daha da fazlasını talep ediyorlarmış onun için ittifak yapılamamış… Birileri akıl –ezan versin bu “yetkililere”, halen daha farkında değiller halk bildiğini okuyor, kimin kaymak peşinde, kimin peşkeş peşinde koştuğu artık herkesçe bilinmektedir. İnsan artık birilerinden talimat beklemiyor… Yok edilen yozlaşan siyasi kültürden dolayı bu ittifakların seçimlerin sonuçlarını belirleme şansı kalmamıştır…

Magusa Milletvekilliğ Ara Seçimi

İlk bakışta sanki CTP-TDP ittifakından dolayı bu sonuç çıkmış gibi görünmekte… Halbuki Sn. Erk’in de belirttiği gibi öyle bir şey yokmuş sadece CTP adayı yoktur o kadar.

Bu sonuç; UBP içindeki hesaplaşmaların, anti Eroğlu’cuların tepkisi, anti UBP’lilerin oyları, aman Kayalp’a zarar vermeyelim onlar bizi, biz onları görelim düşüncesinden doğan halk ittifakı, Hükümet koalisyonu adayı DP ve ÖRP’nin UBP’nin 25 in üzerine çıkamasın ve koalisyon ortaklığına zorlansın hesaplarından dolayı TDP ve ÖRP’yi tercihleri, Angolemli’nin bildik insani, sosyal diyalogları, Kıbrıs konusunda barışı isteyen ve belki bir katkım olur yansımaları ve siyasal düşünen bir kısım insanın tercihinden dolayı TDP hayal edemeyeceği oy almıştır. Ve kendini emekliye ayıran gazetelere ancakta ¼ reklam verebilen bir örgütlenmenin adayı Angolemli tekrar seçilmiş oldu…

Eskiler Ne demiş “ toplumlar layık olduğu şekilde yönetilir” maalesef siyasal mayamız o kadar dejenere olmuştur ki bazı beldelere bu laf rap diye oturmuştur… Toplumsal hedefleri olanların ve siyasal sol partilerin görevi halkın lehinde değişim yaratmaktır, halkı bu yönde örgütlenmesini sağlamaktır. Tüm olumsuzluklara rağmen yaşanan her süreçte ilerici devrimci, demokratik güçler barış ve sosyalizm yolunda en etkin örgütlenme ve hedeflerini koymak ve yaşama geçirmek zorunluluğundadır. Kendini bu yönde sorumlu gören herkes Ülkenin siyasal çıkmazlarına rağmen formüller üreterek yaşama ilişkin mücadele anlayışları geliştirmek zorunluluğu ile karşı karşıyadır…

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article