“E YOLLAMA BE GARDAŞ” – Salih Batak

Must read

Nijerya’yı incelerken – Özkan Yıkıcı

Ülkemizde oldukça Nijeryalı yurtaş vardır. Sayıları onbinin çok üstünde. Klasik K. Kıbrıs gerçeği ile tıpkı nifusu bilinmeyen coğrafyamızda, Nijeryalıların da sayısı net olmayacaktır. Üstelik,...

Yitirilen şans ve müdahaleler – Yılmaz Parlan

Rejim bir seçimde daha istediği sonucu aldı. 1958 yılından beri filmde değişen bir şey olmadı; kimi istedilerse o oraya oturdu... Kıbrıslılar hayattan ve geçmiş tarihten...

Yorumlama yapılırken, eksik bilgilenme olunca ne mi olur? – Özkan Yıkıcı

İlgili makaleyi yazmamı Cumartesi gecesi TELE 1  prokramındaki önemli anlatılar neden oldu. Rusya ile yazılarını sevrek okudğum Hakan Aksayın yönetiği ve yine dış politika...

Seçimlerden sonra ne yapılmalı? – Ulus Irkad

Açıkça söyleyeyim mi ben aslında pek fazla bir şey de beklemiyorum. Seçimler bitmiş ama birkaç sendika dışında bir hareketlenme yok. Evet, ben de yazdım,...

Kıbrıs’ta 28 Ocak’ta gerçekleştirilen “Toplumsal Varoluş Mitingi”nin ardından yaşanan siyasi gelişmeler aslında çok önceleri dile getirilmesi gereken konuların sahne almasına sebep oldu. Belki yüzeysel olarak bakıldığı zaman görünen bir – iki pankartın mitingde var olup olmaması konusundaki tartışmalar gibi gözükebilir. Fakat durum bu değildir…

TC Cumhurbaşkanı Erdoğan ve yandaşlarının söz konusu pankartları taşıyan kesimi bahane ederek aslında tüm topluma karşı içindeki gerçek öfkeyi kusmasını izledik tüm televizyonlarda. Erdoğan ve bundan önceki hükümetlerin yıllardır, Kıbrıs’ın kuzeyinde ifşa ettiği politika ve Kıbrıs üzerindeki yükünü azaltmak için yıllardır uygulamaya çalıştığı ekonomik tedbirlere her zaman dur diyen Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan yurtseverler; aynı kendi ülkesinde de dile getirdiği gibi ya ‘vatan haini’ ya ‘marjinal’ ya da ‘provokatör’ olarak ifade edildiği bilinmedik bir şey değildir… Bu politik zihniyet bizim ülkemizde de geçerli olan, altı boş, bayrağa ve devlete sığınarak halkın duyguları kendisine malzeme edinen efendilerin ve kalemlerinin dünyanın hemen hemen her yerinde rastlayabileceğimiz bir örneğidir sadece…

Çünkü yaşadığımız dünyayı insanlığa değil, paraya hizmet eden bir sisteme dönüştürdük… Hal böyle olunca yapılan ‘siyaset’in hedefi de yine paraseverlere yarıyor/ yarayacakta… Yaraması gerekir ki, çark dönsün/ torba dolsun…

Ancak siyasal literatür gösteriyor ki; siyaset ne smokin ile ne de laf ile ölçülebilir… Siyaset ancak bu kahrolası düzende insanlığa ve kardeşliğe: sevgiye ulaşmayı hedefleyenler için kullanılabilir… Gerisi ancak insanlığı sömürmek için kullanılan boş kalıplardır…

***

Önce on binlerce insanın emekleri karşısında hak talep etmelerini görmezden gelen Erdoğan sessiz kalmayı tercih etti…

(Kesinlikle bu konuda her hangi bir soru sorulmasaydı, bizim ‘kurtarıcımız’ Türkiye’nin Başbakanı, daha önceleri de olduğu gibi yine görmezden gelecekti bu mitingi de) …

Fakat ardından Kırgızistan’da basın mensuplarının bu konu üzerine sorduğu soruya, cevap niyetine: “Besleme” olarak ifade ettiği bizlere, “Sen kimsin be adam” diyerek “en az 10 bin TL maaş alıyorsun, bir de şikayet ediyorsun” diye veryansın etti…

Evet…

Bize basın önünde Kasımpaşa ağzı ile “sen kimsin be adam” diyen kişi Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan…

Evet, sn. Erdoğan miting de açılan pankartlara kızmış…

Ve bütün bantları da izlemiş…

Ne TC bayrağı, ne de KKTC bayrağı göremeyince şikayet ediyor…

Yalnız Kıbrıs Cumhuriyeti bayrağını görmüş ya onu da kendine malzeme ederek: “Bir tek RUM bayrağı açtılar, ama biz biliyoruz bunu organize edenler RUMCULARdır” diyerek belgelemeye çalışıyor dediklerini…

Evet sevgili okuyucu, siyaset buna deniyormuş işte…

Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan insanların taleplerine cevap olarak Türkiye’nin siyaseti bu…

Kıbrıs ile Türkiye arasındaki koparılmaz bağlar bu düzeyde…

Yıllardır ‘vatan hainleri’nin dediği gibi Türkiye’nin Kıbrıs’ta var olmasının sebebi stratejik nedenlerden ötürü…

Ve biz Türkiye’nin beslemesiyiz… İlle de bunun anlaşılması için Erdoğan’ın sözleri bu kadar gerekli idiyse, buyurun…

Bu sömürü/ işgal düzenine karşı yüzlerce eylem yapıldı… Paranızı istemediğimizi, kendi ülkemizde 1990 öncesine kadar olduğu gibi kendimiz üretip/ tüketmek istediğimizi defalarca talep ettik… Kendi tam bağımsız ülkemizde yaşamak istediğimizi defalarca haykırdık…

Her defasında sessiz kalmayı tercih eden sizler… Kaçamadığınız durumlarda bilmem ne kadar para yolladığınızı söylüyorsunuz…

Arif Hoca’nın dediği gibi: “E yollama be Gardaş”.

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article

Nijerya’yı incelerken – Özkan Yıkıcı

Ülkemizde oldukça Nijeryalı yurtaş vardır. Sayıları onbinin çok üstünde. Klasik K. Kıbrıs gerçeği ile tıpkı nifusu bilinmeyen coğrafyamızda, Nijeryalıların da sayısı net olmayacaktır. Üstelik,...

Yitirilen şans ve müdahaleler – Yılmaz Parlan

Rejim bir seçimde daha istediği sonucu aldı. 1958 yılından beri filmde değişen bir şey olmadı; kimi istedilerse o oraya oturdu... Kıbrıslılar hayattan ve geçmiş tarihten...

Yorumlama yapılırken, eksik bilgilenme olunca ne mi olur? – Özkan Yıkıcı

İlgili makaleyi yazmamı Cumartesi gecesi TELE 1  prokramındaki önemli anlatılar neden oldu. Rusya ile yazılarını sevrek okudğum Hakan Aksayın yönetiği ve yine dış politika...

Seçimlerden sonra ne yapılmalı? – Ulus Irkad

Açıkça söyleyeyim mi ben aslında pek fazla bir şey de beklemiyorum. Seçimler bitmiş ama birkaç sendika dışında bir hareketlenme yok. Evet, ben de yazdım,...

Demir tavında dövülür – Ulus Irkad

1957 yılında emeği ve sol mücadeleyi savunan Kıbrıslıtürk ilerici ve sol aydınlar Kıbrıs’ta iki toplum arasındaki bölünmenin çok yanlış olacağını, savaşmak ve kan dökmek...