YKP, son dönemdeki bağımlılık yapan maddeler ve nefret söylemi üzerine açıklama yaptı

78

YKP Yürtüme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı, son dönemdeki bağımlılık yapan maddeler ve nefret söylemi üzerine açıklama yaptı ve “daha çağdaş düzenlemelere gidilmesi şart” dedi. Kanatlı ayrıca nefret söylemine zemin hazırlayacak açıklamalardan da uzak durulmasının önemine değindi. Konu ile ilgili açıklama şöyle:

Kıbrıs’ın kuzeyinde uyuşturucu ve bağımlılık yapan madde kullanımı konusunda son dönemde ciddi sorun yaşandığı gerçek…

Ancak bu tartışmalar sürerken sorunu daha kötü bir yere getirecek, sorunu ırkçılık boyutuna taşıyabilecek genellemelerden kaçınmak da bir o kadar önemlidir.

Konu yalnızca uyuşturucu ve bağımlılık yapan madde kullanımı değil, her türlü suç olayına karışanlar üzerinden bir toplumu, bir topluluğu, bir etnik grubu; veya renk, din, dil, toplumsal cinsiyetleri benzeyenleri genelleştirip tümünün suça karışmış veya karışma eğilimi olarak gösterilmesi aslında nefret söyleminin ilk basamağıdır. Nefret söyleminin temelinde önyargılar, ırkçılık, yabancı korkusu/düşmanlığı, tarafgirlik, ayrımcılık, cinsiyetçilik ve homofobi yatar. Kültürel kimlikler ve grup özellikleri gibi unsurlar nefret söyleminin kullanılmasını etkiler, ancak yükselen milliyetçilik ve farklı olana tahammülsüzlük gibi koşullarda, nefret dili yükselir ve etkisini arttırır.

Önyargıların oluşmasına giden süreç ise genellemeler ile başlar… Kıbrıs’ın kuzeyinde gerek medyada gerekse başka iletişim alanlarında kullanılan dilde bu genelleştirmeler daha sık rastlanır olmuş, daha da kötüsü bu kanıksanmaya başlamıştır.

Tam da böylesi bir süreçte yol gösterici olması gerekirken basına her gün düşen hukuk sistemi içindekilerin açıklamaları ile ciddi hayal kırıklığına uğramaktayız…

En son Mağusa Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Emine Dizdarlı’nın 8 Mart tarihli gazetelerde çıkan açıklaması bu süreçteki kötü örneklerden biridir. Sayın Dizdarlı, “Nijerya ve Afrika kökenli şahıslarda uyuşturucu kullanımı artış göstermiştir” diyerek bu coğrafyadaki Nijerya ve Afrika kökenli herkesi zan altında bırakmıştır. Bu genelleme zaten bu coğrafyada farklı olana karşı var olan önyargıları ciddi şekilde besleyecek niteliktedir, kabul edilemez…

Aynı zamanda böylesi açıklamalar sonucunda mahkeme heyetinin Afrikalı ve Nijeryalıları yargılaması, adil yargılama ilkelerine ters düşecek ve ileride Türkiye’yi AİHM’de suçlu durumda bırakabilecek bir konu olduğunun da altını çizmek istiyoruz…

Tüm kesimleri her türlü ırkçılığı ve ayrımcılığı, her türlü nefret söylemini, her türlü nefret suçunu doğuracak açıklama ve faaliyetlerden uzak durmaya çağırıyoruz…

Bunun yanında uyuşturucu konusu da tekrar ele alınıp değerlendirilmesi gereken bir konudur. Hint keneviri veya marihuana özellikle Avrupa’nın birçok ülkesinde bağımlılık yapan madde kategorisine alınmış yani belli oranlarda taşınması, bulundurulması suç olmayan ama satış için bulundurulması halinde ciddi yaptırım tanımı getirilmiştir.

Kıbrıs’ın kuzeyinde uyuşturucu madde veya bağımlılık yapan madde kullanımlarının hızla yaygınlaştığı ve çok daha tehlikeli işlenmiş uyuşturucu madde türlerinin kolayca elde edilebildiği bugünkü koşullarda elbette bunun mali kazanç elde etme yönü de buna bağlı olarak büyümektedir. Buna rağmen polis bültenlerine yansıyan birkaç gramlık Hint keneviri veya marihuananın yakalandığı şeklindedir. Polis teşkilatın ortalıkta dolaşan tonlarca hap ve benzeri türde işlenmiş uyuşturucuları yakalayamazken, gramlık Avrupa’da belli oranda bulundurulması suç olmaktan çıkarılmış bağımlılık yapan maddelerin peşine düşmesi, bu “suç”tan(!) yakalananları gazetelerde boy boy afişe etmesi, hatta genelleştirerek belli grupları hedef tahtasına koyması kabül edilebilir bir davranış değildir.

Gazete ve televizyon haberlerine yansıyan gramlık böylesi maddelerin yanında çok seyrek diğer işlenmiş uyuşturucuların yakalanmasının arkasındaki gerçeği tahmin bile etmek istemiyoruz…

Böylesi koşullarda, YKP uyuşturucu ve bağımlılık yaratan maddelerle mücadele edilmesi ve kullanımlarının önlenmesi/kısıtlanası konusunda daha çağdaş düzenlemelere gidilmesi, böylesi “suç”ları(!) kategorize ederek kullanıcıların ayni zamanda birer mağdur olduğu gerçeği ile afişe edilmesi önleyici düzenlemelere gidilmesini talep etmektedir…