Yeni parti, yeni bir şey mi?!

175
Bir kez daha siyasal ortam hareketlenmeye başladı… Niçin ayrıldıklarını anlamadığımız gibi niçin birleştiklerini de anlamakta zorluk çektiğimiz sosyal demokratların başkan adayı, geçen hafta başkanlık adaylığını açıkladığı toplantıda; “Doğrunun sağı solu yoktur. Yeni bir anlayış geliştirilerek, gerektiğinde sivil toplum hareketini arkaya almak değil, arkasından yürünülmesi becerisi de gösterilmelidir. Her şey Kıbrıs Türk halkı ile birlikte yapılmalı” dedi…

Bu cümle ile yüzünü sağa da dönebilen merkez sol mu anlaşılmalı bilmem. Ayni zamanda cümle içindeki “Kıbrıs Türk Halkı” kelimeleri de önemli… Bazıları için küçük bir detay olabilir ama Kıbrıs sorununda tüm ayrılıklar bu kavramların tanımlanmasında geçtiği gerçeği ile “Kıbrıs Türkü” sağın, “Kıbrıslı Türk” solun jargonu olduğunu hatırlayanlar, kendine ‘sol bir partinin başkan adayıyım’ diyen birinden de bu konuda daha fazla duyarlılık bekler ama nafile bir bekleyiştir bu…

Son günlerde bir yerel gazetede çıkan röportajında inciler dökmeye devam ediyor; “Solda, sosyal demokrat, ama diğer sola da açılımları olabilen bir kitle partisidir, TDP. Liberal sol eğilimi olanların da diğer sosyal demokrat kesimlerin de içinde oldukları, her türlü sol düşüncenin de bu partinin içinde kendini bulabilecekleri bir adres olduğunu düşünüyorum TDP’nin. Ayrıca, bu kitle partisi hedefini çağdaş ilkeler düzeyinde kurmalı” diyor TDP’yi anlatırken…

“Sola açılımları olabilen” ne demek?! “liberal sol eğilim” kelimesi de bir süre önce çok tartışılan bir tanımlamaydı ama tanımlamayı yapanlar da bunu anlatamamışlardı, hem liberal hem da sol olabilmek iktisadi anlamda mı yoksa düşünce anlamında mı bilinmez… İngilizce’de benzer bir tanımı anarşist gruplar kendilerini tanımlarken kullanırlar acaba başkan adayının derdi bu mu diye düşünmüyoruz bile, çünkü neyi kastettiğini kendisinin de bilmediğine eminiz… Ama ilginç olan “diğer sosyal demokrat kesimler”e de çağrı yapılmasıdır ki bu noktada kendini bir yapı olarak tanımlayan mı var diye düşünmek nafile, öylesine ortaya atılmış, hoş gözüksün diye böyle bir cümle kurulduğu belli oluyor…

Daha sonrasında “TDP marjinal bir parti değildir” diyor hemen arkasından “TDP’nin düzenin alternatifi olduğunu düşünüyorum” diyor… Düzenin alternatifi nasıl olunur, devrimle! Yani TDP ‘marjinal parti değil ama düzeni değiştirmeye, devrim yapmaya aday’ gibi bir anlam çıksa da bunun da üstünde durmaya değmez…

Önemli şeyler de söyler gibi yapmakta başkan adayı; “Kıbrıs Türklerinin yetişmiş kadrosuyla kendi askerini, kendi Merkez Bankası’nı ve diğer kurumlarını yönetebileceğini; bu adayı yurt bilenlerin, kendi ülkesini ve kurumlarının demokratik hakimi olmasının hakları olduğunu” da söylemişti, adaylığını açıkladığı gün…

Bu cümleyi hemen hemen söylemeyen kalmadı ama nasıl sorusuna cevap veren pek yok… TC Yardım Heyetini kapatmadan, TC Elçiliğinin yetkilerini kısıtlamadan, askeri kışlasına göndermeden bu işler nasıl olacak onu da bilen yok ama bildiğimiz “Kıbrıs Türkler”in yetişmiş kadroları var, izin verirlerse yönetiriz’ diyor ama bunları mücadele ile almak sanırım ‘marjinal sol parti’ye özgü olduğu için “sol kitle partisi” olarak oy kaybı da düşünülerek böyle, oluruna bırakılıyor talepler…

‘Solda birleşme’, ‘zeytin dalı’, ‘İngiliz İşi Partisi modeli’ gibi süslü kelimelerin ardına sığınarak tartışma yapmak pek birine bir şey kazandırmaz. Her sol yapı kendince düşüncelerini detaylandırarak, pozisyonunu netleştirmeden yapılacak her türlü diyalog bile ilerdeki olası işbirliklerinin önünü kesmekten başka bir işe yaramayacaktır.

YKP son kurultayında derdini uzun uzun anlatan kurultay dökümanı ile tavrını netleştirmiş durumdadır. Pratik anlamda da YKP, ‘Lefkoşa’nın askersizleştirilmesi’, ‘Maraş’ın açılması’, Maronit köylerinin askersizleştirilerek, Maronitlere geri dönüşüm olanağı sağlanması, tüm ateşkes hattı boyunca dekonfrantasyon uygulanması ve ara bölgenin sivillerin kullanımına açılması, kuzeyde yaşan Kıbrıslı Rumların haklarının korunması taleplerini gündeme getiriyor ki bu önerilerin hayata geçmesi çözüme giden süreçte bugün kilitlenen Kıbrıs sorunun açılmasını yönelik önemli pratik olanakları sunacaktır. Bunun için yeni sınır kapıları, mayınsızlaştırma ve kayıplar konusu ile Kıbrıslı Türklerin yurttaş olarak haklarının daha etkin kullanabilecekleri koşullar için çalışma yapmak da, aleyhimize çalışan süreci tersine çevirebilir.

Bugün bulunduğunuz süreçte, yalnızca laf üreterek, hiçbir şey yapmadan beklemekse şovenizmi yükseltir ve dolayısı ile yalnız fiziki değil beyinlerimizdeki ayrılığı da pekiştirir…

O yüzden hergün karanlığa sövmektense, birlikte veya yalnız bir mum olsun yakmak, zifiri karanlığa karşı bir duruştur…