Yeni yılda 3 değişik gelişme – K. Kıbrıs, Libya ve Irak olayları – Özkan Yıkıcı

Must read

Ülkemizdeki sol niye belirleyici olamıyor – Ulus Irkad

Aydınlanma Çağı Avrupa’ya geldiğinde Avrupa’da boğazlaşmalar, Orta Çağ’da dinin olumsuz etkileri devam etmekteydi. Ama Orta Çağ’la birlikte aniden Rönesans ve Reform Hareketleri Avrupa’nın kaderini...

ABD Türkiye yörüngesinden izler – Özkan Yıkıcı

Konuya dalmadan, özet bir anımsatma yapmak gerekir. Gözden kaçırmamamız gereken sistemsel önemde gelişmeler vardır. Kapitalist yapı genelde krizlerle boğuşuyor. Ekonomik finasman bunalımı, ekolojik kriz,...

Türkiye’de Cuma operasyonları üzerine – Özkan Yıkıcı

Gecenin sessizliğine büründüm. Etrafta gezen sivri sinekler beni epey rahatsız ediyor. Yazacağım makaleyi planlarken, birden peşpeşe gelen Türkiye gelişmeleri ile dünyadan gelen eleştirilerin Kıbrıs...

Yeni yıla girdik. Tarihin deyişmesi ve birkaç gün öncesinin tarih olması, zamanı da sıçratmadı. Yaşananlar sanki düz çizgi gibi uzayıp, akmaya devam ediyor. Son ile başlangıç, saat ve ay olarak ayrılsa da gelişme bütünselikle birbirine bağlı devam ediyor. Geçmiş yılın tortuları, yeni yılın başında direk hisdlerek devam ediyor. Tek kırılganlık

Yeni yıl dondurulmuşla gündemden koparak ara verilen kısa tatil veya geçiş saatleridir. Konular, aynen devam ediyor. Bundandır ki eski yılın girilen yılın devamlılık çizgisinde gitikçe, deyişen deyil daha ökötü günlerin habercisidir. Tek deyişkenlik, bu yanlışlara karşı deyişim yeni bir siyasal çizginin örgütlenip güçlenmesidir. Bunu bilerek, zaten her konuda istenmese de yeni yıl akışkanlığa tarih olan geçmiş senenin de koşulları mutlaka dokunulacaktır. Böylesi zaman kısgacında yine de artık dün tarih olup geçmiş defterine yazılıp tarihseleşti. Birkaç gün öncesi, bizim için tarih haline geldi. Yine de tekrardan hepinizin yeni yılınızın daha umutlu ve yeni aydınlıklarla akmasını dilerim.****

Yeni yılın ikinci gününde, gündemlerle 3 farklı ülkeden gelişmeler yazacam. Kaçınılmaz olarak tarihleşen yıldan da dem vuracam. Sözü uzatmadan, kendimizden başlayalım.

Öncelikle, geçmiş yıldan ve daha yakınıyla hafta sonu Yeni Yaşam gazetesinde, Tarihin beleğindeki Kıbrısla alakalı yazı hoşuma gitti. Özellikle tarihi anımsatma adıyla ele alınan bu makale, Türkiyede eğer okunuyorsa, önemli aydınlatıcı rolu olacaktır. Katledilen gazetecilerden tutun Türkiyenin rolu ve özellikle Özel Harp dayresi gerçekliklerin gayet güzel harmanlandığını yakaladım. Üstelik, kısa makale olmasına rağmen, Elbet bazı eksiklikler olacak. Hele de Türkiyeye bakışla Kıbrıs veya biz okurken Kıbrıs bakışlı Türkiye paradokslarının etkilerinden kaçmak münkün deyildir. Ben daha bir Kıbrıslılıkla yaklaşırken, Yine de Turgut Sunalpın eklenen Türkiyeleşme olayı buradakilerin kafalarına vurulması gereken eksik braktırılmadır. Ayni şekilde, Türkiyede olayı güzel derleyen gazetecinin “Arifin” buna Açerson planıyla Sunalpı zenginleştirse, Türkiyedeki Kıbrıs konusundaki emperyalist rol anlaşırlığına daha da katgıyla yardımcı olacaktır. Bence bu ayrıltıcı eksikliği yine de makalenin kısalığı ile anlatılacak çok eksik bilgisizlikleri düşününce de eleştirmenin yanlış olacağına da tatmin oldum. Yeni Yaşam gazetesine teprikler. Özellikle de araştırıp yazan Arife yolunda devamlılık dilerim.****

Ben K. Kıbrıs Türkiye konusunda bmöylesi makalelerimde hep eleştiri de alıyorum. Nedense, onca Türkiye gerçeğimize ve bazıları sözde gibi kabulenirken, yine de yazılarımda neden Türkiyeye fazla yer vermemi de eleştirmekten geri durmuyorlar. Bu paradokslar her zaman karşıma geliyor. Böylesi idolojiden çok kültürleşme insan tipinin yansıyışıdır.

Nitekim, Türkiyenin meşur İçişleri bakanı Soylu. Alışılmış Türkiye konuşmalarının nasiplenmesi, bu defa direk K. Kıbrıs payını da aldı. Yıl biterken, Soylu televizyonda yaptığı konuşmada, önce, Türkiyedeki yargı anlayışını direk söyleyip, resmen kendisinin anayasa veya öteki uluslararsı yargı kurumlarıyla ayni gözlükten bakmak zorunda olmadığını söyledi. Bu direk Türkiyedeki en basit yasa yetki dengesinde yetkinin uygulayıcısı içişleri bakanının bizat itirafıyla anlaşıldı.

Tabi ki K. Kıbrıs da nasibini bu defa aldı. Boşuna deyil ben Türkiye ile yapılan içişleri adıyla protokollerin içerğini sormuyordum! Yine, Bulut olayı ile bunun iş adamı çelişkisi mi yoksa direk dış müdahale “Türkiye eksenli” olduğu ikilemini hemen kuşkularla yazıp söyledim. Nitekim; Soylu direk K. Kıbrıstaki Bet konusuna, buradaki 50 milyar para durumunu işaret ediyordu. Buna müdahaleden ve göz yumulmayacağından dem vuruyordu. Bu net bir Türkiyenin buradaki uygulayıcı özünü yansıtıyordu. Öyle ki buradaki kurumalr ses çıkarmadılar. Sadece, danga dungacı ersin, daha da vahim şekilde “Burada Bet olayı yasa dışılığının ve kara paranın olmadığını” söyleyerek, ne zevahiri kurtardı, nede inandırıcı oldu. Belli olan “ki izleri önceden alındı” buradaki bazı sermaye tipi eksenlere müdahale yapılıp göz yumanın bitip tıpkı öteki sektörler gibi Türkiyeleşeceğinin direk mesajıdır. Tek eksik kalan, gerçekten imzaladığı zamandan beri kuşkuları olan içişleri protokoların içinde bu kuralalrın veya teslimiyhetlerin olup olmamasıdır. Çünkü, masaya da “liderimiz” yapılan protokol veya anlaşmaların hepsinin kabulenmesini işdahla savunuyor.

Türkiye cepesinden gelen rüzgarla, buradaki etkileri sarsıntılı olup, K. Kıbrısta konuşulmaktan kaçınılırken, magazin haberleri etrafta dolaşıyor. Rant ve nifus eksenli imar konusu ise zaten silikleşen yöneticilik yetki kısgacında hala gündem olarak yapılamın ötesine, köpürtülüp ranta yönelik hesaplara konuluyor.Bizim burası böylesi rüzgarlarla sarsılıp, yeni yıl uykusundan uyanıp kendi saray hikayesine girmekle meşkulken, etrafımız başka tınılar çalıyor.*****

Geçen yıl braktığımız yerden Libya gelişmesi de yükselen dalga şekline geliyor. TC meclisi asker gönderme tesgeresini kabul ediyor. Bir farkla, CHP dahi hayır oyu verdi. Belli ki Türkiye Libya çöllerine doğru yoluna devam ediyor. Benim aklıma Kurtuluşu dinlerken bizim Libyada çalışan arkadaşlar geldi. Onlar da katılıp Libyadan vatan olarak hak istesinler! Nasıl ki Türkiyenin milli meselesidir, bizi de kapzar!

Libya belli ki bu yıl gündemsizlikten çıkıp gündeme geliyor. Halbuki Kadafi sonrası Libyada savaşlar iç savaş olark sürüyor.Olayı gündemleştiren, türkiyenin hem de taraf olarak, ardından bölgesel hegemonya hesabıyla direk katılması sonucu, şimdi brakılıp unutulan Libyayı, Türkiyenin askeri gönderme, yaptığı tartışmalı anlaşmalarla resmen haberlerde verilir hale getiriyor. Olayın özü falan pek önemsenmiyor. Fakat, doğrusu Erdoğan siyasal strateji ve bir başarı hikayesi için üstelik İngiltere hazırlayıclıkla bu işe girişti.

Libya Traplus kesimi, ülkenin çok az bir kesimini elde tutuyor. Müslüman kardeşli yapısıyla aslında AKP seçkisinin de nedenidir.Haftıer ise ülkenin önemli kesimini elde tutuyor. Bir Akdeniz ayrışma çenberi oluşturdu. Türkiye tarihte Libya alanıyla arap ülkelerinin önemli kesimini karşısına alıyor. Bu ayni zamanda resmen dierk savaşa girmedir. Net olan, bu yıl Libya olayı genişleyerek savaşları ve politik hamleleriyle daha bir çok duyulacak krizdir. Şimdiden Taştekinin yazdığı gibi, “Türkiyeden artan Libyaya yönbelik uçaklar* Suriyedeki cihatcıların Libyaya taşınmaları” olayları önemlidir. Üstelik, Cihatcılar açıkca savaşacak ikibin dolar duyurusu da tehlikenin içeriğini işaret ediyor. Bu arada bazı arkadaşlar bir dönem bana “Cihatcılar yenilirken, ne oldular” sorusunu sorarlardı; buyurun şimdi de Libyada yanıtı bunu haykırıyor.

*******

Gelelim ıraka: Aslında geçen yıl birkaç makalemde bazı bilgiler yazdıydım. Bunların ilerde ıraktaki krizleri tırmandıracağını beklediğimi de ekliyordum. İsrail uçaklarının Azerbeycandan kalkıp ıraktaki bazı milist üstlerini vurmaları, ABD ırakta oy çoğunluğu sağlasa da beyenmediği kişinin başbakan olmasını engeleme tavırlarının olduğunu belirtim. Irak kendi iç sorunları kadar, etrafındaki ülkeler ve ABD hegemonya baskısında da olduğunu uyardıydım. Daha birçok olguya işaret yaptım.

Senenin sonuna doğru ayaklanan ırak halkı ile bunun siyasal öndersizlik nedeniyle kulanılma tehlikesini de belirtim. Nitekim, ABD paramiliterleriyle yönlendirip iran karşıtlığını da tırmandırdı. Şiğilerin kutsal yerlerini bastırdı. Parlementonun çoğunluğunu saylayacak kişilere veto koydu. Bunlar yetmezmiş gibi son Amerikan uçakları Haşdi örgütünün kamplarını vurdu. Bunlar elbet tepki getirdi. Önce ABD üstlerine saldırı ve ardından ABD elçiliğini bastılar.b Amerika ise hala pimini çekmek istediği iranı hep hedef gösterip anbargoları artırma hamlesine girişti.

Amerikanın saldırdığı Şiği yapısı aslında ülkedeki Işidi yenen örgütün ta kendisidir. ABD bu yapının dağıtılmasını hep istedi. Sistani ve ŞSadrın ırak ulusalcılığın yapılanma talepleri dahi batı dünyasında iran eksenciler olarak yuturuluyor.

Özünü unutmayalım: ırak Amerika tarafından işkal edilip, dilediğinin başkan ve başbakan olduğu ülkedir. Ülke resmen mezheplerle etnik kimliklerle parçalandı. Amerika işkaline rağmen devleti yapılandıramadığı gibi kendine güçlü işbirlikci yönetici kesim de oluşturamadı. Ama, ırakta bunu ters yönde etkileyecek siaysal örgütlenme de oluşamadı. Buna ek olarak çevreleyen Türkiye, iran ve Sudiler, ülkede etkin olmak için müdahale etmeleri de ülkeyi çıkmazlara soktu. Provakasyonun ortamı bol ve kolayca yönlendirme koşulları zengin olan devlet haline geldi.

Son olaylar, mezjepciliğin oynundaki düşünülemeyen tırmanış kadar, hegemonyada Amerikanın ipleri elinde tutamadığının da kanıtıdır. Üstelik, canı istediğinde kendinden olmayanları bonbalayarak etkisiz yapmak istemesi, israilin de hat ta Türkiyenin buna katılarak ülkede kendilerine hat aşmak istemeleri, ırakın istikrarsızlığına su taşındı.

Son gelişmeler, ırakta yönetelimeme, hoşnutsuz geleneksel siyasal krize ABD hegemonya için kitlesel öndersizliği irana yöneltip, ıŞİD yenen Şiği yapısının da parçalandırılmasını dayatmasına ek olarak provakasyonlarla Şiği kutsal yerlere yönelmesi, buna karşı çıkan kesimleri de harekete geçirdi. Irak devleti parçalanırken, ABD hegemonyayı kuramıyor. Dayandığı mezhepcilik kuralı ve askeri baskı ırak ulusalcıları da kendinden uzaklaştırdı. Şindilik, kuzeydeki Kürtlerin tutumu sesizlikte. Barzaniyi sahaya sürermi, bilmem! Buda yandaki Suriye gerçeği, Türkiye karşıtlığı kartları derken, ırak bir karabasana döndü.

Son olayların net parıltısı şu: ırak işkali denilen şekliyle özgürlük falan getirmedi. Acı ve yıkım depremleri oluşturdu. Bunun başka bir adı yok. Üstelik, bölgesel krizin de üstüne dönüşüp işkalcinin de aşmazını artırınca, sokaklar ve provakasyonlar aldı başını gidiyor. Kurgulanan ırakın B planındaki parçalanmanın da sağlıklı olması şimdilik zor. Eksik, ırakta ortak bir direniş hattı olmamasıdır. Bunun başka yanıtı da yok.

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article

Ülkemizdeki sol niye belirleyici olamıyor – Ulus Irkad

Aydınlanma Çağı Avrupa’ya geldiğinde Avrupa’da boğazlaşmalar, Orta Çağ’da dinin olumsuz etkileri devam etmekteydi. Ama Orta Çağ’la birlikte aniden Rönesans ve Reform Hareketleri Avrupa’nın kaderini...

ABD Türkiye yörüngesinden izler – Özkan Yıkıcı

Konuya dalmadan, özet bir anımsatma yapmak gerekir. Gözden kaçırmamamız gereken sistemsel önemde gelişmeler vardır. Kapitalist yapı genelde krizlerle boğuşuyor. Ekonomik finasman bunalımı, ekolojik kriz,...

Türkiye’de Cuma operasyonları üzerine – Özkan Yıkıcı

Gecenin sessizliğine büründüm. Etrafta gezen sivri sinekler beni epey rahatsız ediyor. Yazacağım makaleyi planlarken, birden peşpeşe gelen Türkiye gelişmeleri ile dünyadan gelen eleştirilerin Kıbrıs...