Yaşarken öğrenilenlerin gelinen noktası – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->

Daha doğarken, bize birçok davranış şekillendirildi. Öğrenilmek istenenler beynimize kazıldı. Her ülke kendi sisteminin insanını oluşturmak için ayleden başlayıp, okullarda süren ve çalıışma yaşamı döneminde de geliştirilen deyerlerle yaşamımız idolojikleştirildi. Günümüzde yaşanan Korona salgınından tutun, siyasal davranış biçimleri, hepsi bu birikimin sonucudur. Çelişkilerle dolu davranışları “kültürümüz” denip veya “ulusal çıkar” aşkına yapma bakışı kökleştirildi. Nitekim, farkında ollmadan birçok suçlamayı kafamızda yerleştirip tutuma dönüştürürdük. Yönetim ekseni, bize bazen en yalan söylemi kolayca kabullendirildi. Komplo görüşlerini, tabusalaştırılıp tartışılmaz deyerlerle düşünce oluştu. Korkuyla, baskıyla, çıkar elde ederek yalan söyleme kültürü yerleştirildi. Düşünmeden karşıtı damgalama veya övme durumuna sorgusuzca yapar halde kendimizi bulduk. İnancı kulanma veya ulusal devlet deyip deyerini oldukça abartılan olgularla, kolayca ötekileştirme veya yalanı yutma koşulları da oluştu.

Son korona olayında da yaşadığımız gibi, gerçekleri deyil de bize istenenlerle bakış söylemeye çalıştık. Bilgisizliğin veya yalanın işimize geldikçe kabullendiğimiz şartlarda geçiştiriyoruz. Hatayı kabullenme, tehlikeyi doğru anlatamama noktası deyil, bilgisizliği ve beklentiyi kulanıp kolayca hata  yerine yalan söylemeyi dahi kabullenildi. Zaten bunun deneyimleri çok. Yaazılı haldeki belgeleri dahi yok sayıp yalanla başka belge yuturmayı başaranlar, bu süreçte de en cahilce llafları dahi başarı hikayesi yazmakta kulanıp karşılık da bulundu. Örnekleri artırmak çok. Adını dahi bilmeden, sırf çıkar adına resmi görüşün istediği suçlamayla kar sağlayan garip sistemler, sonuçata Koronada, Amerikan seçimlerinde bunu yaşadılar. Fakat

Yine de karışıta terörist, gavur, satılmış diyerek de hala devletsel destek görüyorsa, yaşamın nedneli külütrel davranış oluşturduğunun da acı sonucunu yaşamaktayız.

******

Hepimiz, çocukken, korkutulmayı veya bazı gerçekleri söylememek için baskıyla susturulma dönemleri yaşadık. Net yaşanana tanık olmamıza karşın, bunu söylediğimizde karşılaştığımız “dayaktan kovulmaya” varan cezaları, ayleden okula hep yaşadık. Karşıtı suçlamada bilmdiğimiz kelimeleri kulandık. Bizler çocuklukta sık sık çevreden, en yanlış işi yapana “komonistir veya gavur” denildiğini duyduk. Bu gidrek resmi idolojide de buluşma noktası oldu. Öğrendikçe sorgulayınca da ayni karşılığı bu defa bizler aldık. Fakat, kuşkulanma ise sonuçta en azından Sosyalizmin ne olduğuna da ulşştık. Hiçbir şey bilmeyenler, öylesine bilgiler anlatıyordu ki öğrenmek dahi tehlikeli olma sonucuna da uyarlandık.

Tam aksilerini de yaşadık. Muhbirlik ayleden kardeşler arasından başlayıp, okulda ve hayatın her alanında üstlere muhbirlik yaparak deyer bulmayı da kültürleştirdik. Bunu gençlikte işe girerken, öteki normal koşullarda hep tanıklaştık. Böylelikle ispiyonculuğun kökleştiği, yalanın yerine göre tatlı olduğu gibi deyerler beynimizde yer buldu. Boşuna dyeil son işe almada, kahvedeki hiçbirşey bilmeyen ispiyoncu ve işbirlikçi köylü ahaliye “elbet benim oğlumu alacaklar. Ben terörizimle mücadele ettim, anarşistlerle savaştım, rumlara köyü teslim etmedim” derken, aslında ta yükardan şekillendirilen insan ilişkilerinin de itirafıydı. Bu yapı yerleşince de biz sıkılmadan gerçeklerle doğruların anlaşılacağını anlatmaya çalışıyoruz.

****

Süreç devam eder. Fakat,komonizin ne olduğunu öğrenenler, sol siyasetlerin kamusal başarıları da kanıtlanırken, herkesi hem de devlet aşkıyla komonist anarşist suçlamaların büyüsü de bozuldu. Bu defa İsrail dünyanın imdadına yetişti! Filistinlileri yıkmaya yok etmeye uğraşırken, kulandığı komonizim sırhı kırılınca, yerine soyut kelime koymaya başladı. TERÖR! Bu kelime üzerinde zaten baştan anlaşılmadı. Çünkü Güvenlik konseyi karşıtlara teörist demeyi kabullenirken, devlet terörü ifadesini kabullenmedi Oysa, şideti terörle en baskıcı yıkımla devletlr kulanıyor, destekliyordu.

Terörist kelimesi özellikle anti demokratik yapılar sarıldı. Tabi ufak bir de kaçış oldu. Direk devletlerin de içinde olduğu faşizim gibi kuramları beyinden sildirtmeye uğraştılar. Doğrusu, başarılı da oldu. Günümüzde kulanılan ve otoriter devletlerin muhalefeti ezme adına psikolojik hareket kavramsallaştırma deyeri uygulanıyor. Her karşıta teörist diyerek onu öcüleştirip imha etmeye uğraşıyorlar. Öyle acayip n oktaya geldi ki kişiler bu görüşleri savunmasalar da “şüpe” adıyla ayni cendereye sokulmaya uğraşılıyor. Ülkemizde muhalefet şideti yokken, muhalefete teörist denmesi de bundandır. Erdoğanın sırf olay yerinde bulunma veya kaçak yapıyı araştırdığı için bir parti yöneticisini teöristlikle suçlaması da bu politik kültür devletinin örneğidir.

***

Ülkemiz demokratı, aydını ve hat ta hiçbir siyasal eylimi olmayan insanlar dahi seksenlere dek “rumcu, komonist, satılmış” diye suçlama döneminden geçtiler. Sonrasında, rumculuk devam ederken, teörrist veya kendinin bağlı olduğu yere onu koyup satılmış ilenına dek gidildi. Baktığımızda eli atmışta katledilen gazeteci ve sendikacılara onca rumcu ve komonist damgası vurulurken, bunların çoğunun Kemalist olduğu ve bazı gerçekleri söyledikleri için katledildiği bilinmektedir. Yine de bu katliyamların gerçekleri yazılmmamaktadır. Hani girişte belirtim ya: çocukluktan korkutularak gerçekleri söylememe ve yalan söyleme alışkınlığın siyasal gelişmişliğidir.

Son dönemde bu romanın yeni bölümü yazılıyor. Gavurculuk yükselen dinselleşmenin siyasal islam nedeniyle sürekleşmesi bir yana, terörist ve satılmışlık da hala karşılık buluyor. >Amerikancı politikacı, muhalefeti ve hele de amerikya karşı mücaddele edenlere, Amerikancı diyecek derecede kendini ggörmektedir. Cihalet, inanç ve çıkar ilişkiler, otoriteyle birleştiği zaman, böylesi ilişkilerle devlet halk ekseni kurulur. Hiç bormal koşullarda zaten yaaşamadık. Hep dış düşman ile bunu birleştirilenaydın gerçeğini normal şekilde yaşıyoruz. Yalanı sıkıp muhbirlik yapıp torpille de işi olunca, ağzına uymasa da “terörle mücadele ettim” yalanını her yerde söyleme kolaylığı geldi. Gerçeklerle buluşamama ve onun üzerinden doğrularla normal yaşama geçememenin kültürel sebebi de budur. Buna öteki kesim de uyup muhalefeti yapınca, şartlar elbet işlemeye devam diyecektir.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img

Diğer yazıları

6,004BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,116TakipçilerTakip Et
47AbonelerAbone

YKP basın açıklamaları