Yakıcı gelişmeler ve Fransa’daki yerel seçimler – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->

Geçen haftaki önemli K. Kıbrıs deyerlendirme makalemde 3 kurama deyindim. “Sanırımla başlayıp mış gibi davranma ile sürüp, müsadeli demokrasiyle” konu tamamlandı. Bence, ilgili makale dikatli okununca K. Kıbrıs yöresinde davranışları siyasal bakımdan daha kolay anlama şansı oluşur. Başka önemli tutum da şu: haber yapmak: haber genelikle yaşanıp da özellikle önemsenme adına haber yapılmayacak olanı haber yaparak öğreticiliği daha can alıcı hale gelir. Genelde buda boşaltıldı. Haber yapmama tutumu yaygınlaştı. Sisteme ters gelip kitlelerin öğrenmesini istenmeyen bilgilerin, gelişmelerin haber yapılmama tutumu iyice yayıldı. Hele de bundan iyi bir çıkar da sağlanırsa! Bazen de yaşanan gelişmler veya bilgiler deyil de istenilen algıyla konu haberleştirilip, öz kaçırılır. Buda, yanlış öğretirek gerçeklerden koparılır. Anlayacağınız, gerçeklerle iletişim haberlik tutarlığı oldukça günümüzde de zor. Ama, bizde de olduğu gibi, bazı konulara dokunmama, haber yapmama veya haberi bilerek birilerine göre şekilendirme tutumu yaygınken, sıkılmadan “özgür basın” denmenin de öteki moda şekline de sokuldu. Üstelik, bu mesleği yapanlar da savunur. Elbet, önemli başka temel nokta da şu: K. Kıbrısın gerçek koşularıyla deyil, önceki yazılarınmda belirtiğim düşünceyle davranmanın da sonucudur. Normal ve demokratik ülke varmışcasına davranıp konulan engeleri gayet normal kabulenme çelişkisinin acı yüzleşilmesi gereken konumdur.

Son Bileşik yasa adıyla özellikle internet üzerinden geçen yasada, bunarlı tekrardan yaşadık. Sanki normal yasaların işlediği ülke algısıyla tartışıldı. Meclis de oy birliği ile geçirdi. Basın örgütleri dahi çelişkili davrandı. Oysa, hem bizim deneyimimiz, hem de resmen buranın hakimi Türkiyede olanlar net ortada. Üstelik, şimdilik alışmadığımız “Torba yasa” misali uygulama da oldu. Nasıl ki Türkiyede birçok konuyu bir torbaya sıkıştırıp yasa denilip meclisten geçirilmesi gibi… O torbada geçen onca karışık yazılımda, araya sıkıştırılan önemli can acıtan cümleler de çoğu defa anlaşılmadan yasalaşır. Son internet ve sanal medya yasası bence normal ülke gibi düşünülmesinin acı sonuçlarını sonradan başta destekleyen iyi niyetlilerin canları yanacaktır. Zatten, K. Kıbrısta temelde yasa deyil de yetkinin mutlak olduğu hukuk yapısı bilinmez se Türkiye gerçeği hiç dikate alınmazsa, hep iyi niyetin, normal gibi davranmanın sonuçları acıtılı olduğu yaşanarak öğrenilmeye devam edilecektir. Hele de şu yeri geldiğinde her şeyi kapzayan Terör kelimesi! Uzağa gitmeyin, Türkiyedeki gazetecilerin sırf haber yaptığı için kaç şekildeki “terör” anlayışla suçlandıkları, suç icat edildiğini hep duyduk. Ama, birileri şunu diyecek: “Türkiyeden bize ne”! Biz kendimize bakalım sığıntısına sarılacaklar. Bundan deyimli ki özgür basın denilip örnekleşip çağdaşlaşılınırken; Türkiyeye dokunmadan habercilik yapmaya yön bulunurken; Türkiyede son Barolar protestolarını, yasal dönüşüm tehlikesi, K. Kıbrısta haber deyeri olmuyor. Buradaki Barolar, dünya avukatlarının meslektaşlarına verdiği desteğin zırnığını vermedi. Avukatlara sokaklarda yapılanlar, haber yapan gazetecilere uydurulan suç pek de K. Kıbrıs özgür basınını ilgilendirmiyor. Birielri başka bir şey diyecek: ama gerçek deyişmez. Bakın İzmir, İstanbul, Adana Barolar protestolarına, meclise gönderilen yasaya ve K. Kıbrısta verilen haber niteliğini kıyaslayın.

Bakın: ne Türkiyedeki Kıdem Tazminat yeni yasasını, Fişleme yasalaşma hamlesini söylemiyorum bile. Aynen buraya da yansıma gerçeğine de deyinmem. Klasik hukuk politik gerçekle “yasal yetki” dengesinden de bahsetmiyorum. Yetkinin mutlak, yasanın keyfi olma hukukundan da dem vurmuyorum! Çünkü hemen birileri “siz zaten hiçbir şeyi beyenmiyorsunuz” diyecektir. Dahası, normal gibi davranmaya çalışıp, gerçek koşullardan kopuşunu örtmeye uğraşılacaktır. Halbuki resim net. Eğer, bir kişi, adaya girişi sorun oluyorsa, özel uçak sgandalını “yatırım” kelimesiyle savunmaya girişiliyorsa, hangi koşulları sıralamak gerekir.Bir makamcı, ayni meclis toplantısında “vardı, yoktu” çelişkileriyle dolu birbirni tutmayan konuşma yaparken, “muhalefet lideri krevatını takıp” sorulan soruya, sana güveniyorum derse…. Neyi anlatalım…

Libyada olanları, Suriyede yapılanları, IŞİD ile alakalı yayınlanan uluslarası raporu bir yana braktım. Korona salgınındaki beceriksizlikleri başarı hikayesi ile “Nobel istemeyi” de geçtim. Hiç olmaz sa ahalinin bir kısmının sorusunu da sormaktan vaz geçtim. Neymiş; Türkiyeden adaya gelişteki tutum eleştirilince, birileri “ki gazeteciler de var” Rumu istiyorlar da Türkiyeyi eleştiriyor benzeri nefret saçıyorlar. Hala, olayın sağlık sorunu olduğunu, risk derecelerinin önemiyuyyle tetbir alınma düşüncesinden uzaklaşmanın resmi çekiliyor. Hani herkese ırkçılık basan bazı foncu kesim var ya; sıkıyorsa, hala Korona tetbiri riskinde dahi sırf kendince ırksal kılıfı kulanma adına rum imgesini nasıl kulanıp probagandalaştırdığı örneğe baksın. “Ruma karşı deyil de türkiyeye karşıdırlar” ifadesi herkesi düşündürmek gerekir. Dedik ya, anormali normal kılıp sansürü de yutarak kültür yaratılışın acı sonuçlarıdır.

*****

Gelelim Fransadaki yerel seçimlere: tuhaf paradoksla başlayalım. Fransada, Mart ayında yapılması gereken, Korona nedeniyle ertelenen ikinci Yerel seçimler turu hafta sonu yapıldı. Çoğu önemli şehrin başkanlığını sol blok desteğinde Yeşiler partisi kazandı. Fransada Yeşilerin kazandığı ilk önemli başarıdır. Ayni anda başka ters gelişme de irlandadan duyuldu. İrlanda Yeşiler partisi sağ blokla itifak yapıp hükümet kurdu. Yeşillerin böylesi gerçekliği de var. Üstelik, irlandada birinci sıradaki parti Şİnfeyin di…

Fransada yerel seçimler hafta sonu yapıldı. Başkan Makronun partisi oldukça oy kaybeti. Buna karşın Yeşiller de inanılmaz ilk başarılarını sağladılar. Marsilya, Bordo gibi sağ partilerin önemli belediyyleleri de Yeşiller kazandı. Kutret misali oluşturulan Makronun Fransız deneyimi 2 yıl içinde iflasa doğru yöneldi. Bu arada, Faşist Ulusal cepe de yerel seçimlerde önemli bir şehir kazandılar. Fransada kurgulanan merkezi parti denklemi iyice kırılırken, Yeşiller eylimi de bazı durumların sonucudur. Ekolojik konunun iyice siyasete girmesi, sosyal etkilerinin yaşabnmasının katgısı çoktur. Sosyaldemokrat Sosyalist partisinin iyice gerilemesi, Sol bloğun hala toparlanamaması, Sarı Yelekli Protestoların yansıyışları gibi… Makron yıpranırken, Korona salgınındaki başarısızlığı da eklenince, bu yetmezmiş gibi halkın da sandıklara ilgi göstermeme tutumu Yeşillerin lehine işledi. Sadece nifusun Y.60 seçime katılmaması, Fransada yaşanan tutum deyildi…

Fransanın başka özelliği de ülkedeki çok yönlü tartışmaların yaygın olmasıdır. Sınıf mücadelesi vardır. Örgütsel durumlar da hala iyidir. Protesto geneleği de yaygındır. Sarı Yelekliler veya öğrenci protestolar önemli etkileri var. Felsefe yönünden de iyi konumdadır. Avrupada protesto dalgalarında yaygındır. Bu denklem, Almanyanın aksi, Yeşiler partisi sol kesimle daha yakın ilişkilere girer. Blok halinde de davrandığı da oluyor. Bunun devamı iki yıl sonraki başkanlık seçimlerinde yaşanacak. Zorunlu oy veya yönelişin mesajı mı devamında anlaşılacak. Yeşillerin yöneterek belediyecilik uygulamaları da bu partinin Fransız yarınında seçenekleşme şansını kıyaslayacaktır.

Ufak bir eleştiri: Bizde deyil elbet… Fransada Yeşilerin sağladığı başarı önemlidir. Yalnız, Yeşiller gerçeği de malum. Sol blok desteği ile seçime katılmama ikilemi de gözetilmelidir. Sol için moral duygusuna açıktır. Hele de başarı ihdiyacı da çok duyulmaktadır. Ama, dikatli de olmak gerekir. Yarın Yeşillerin yapacakları veya tıpkı Almanyadaki gibi uzlaşarak muhalefet ivmesini kyaybetme seçeneği ihtimallerden birisidir. Fransada, solun katgısı ile yöneliş önemlidir. Katılım dışındakilerin eylimi de düşünülmelidir. Makron balonunun erken patlaması demek, Neoliberal kapitalizmin yeni siyasal çıkışının da erken ölümü gibi oluyor. Ama, Fransa gibi ülkelerdeki sokak gerçeği, muhalif dinamiği bazen ırkçılığa dek gidişinin de tanığı olduğumuzu akıldan çıkarmayın.

Fransadaki Yerel seçimlerin şu önemi de var: Korona salgını sonrası, önemli ülkenin ilk halk tepkisinin göstergesi olarak örneklemdir. Ancak, bu örneği şimdiden genelemek de tehlikelidir. Her ülkenin dinamiklweri ile savruluşun nereye gideceği belirsizdir. Şimdilik, Yeşiller aklımıza gelmeyecek kazançla Liyon, Marsilya ve bordo gibi şehirlerde yönetim gerçekleştirecek. Solun örgütsel gerçeği ile yarına neleri brakacağını, yaşayarak öğreneceğiz.

- Advertisement -
- Advertisement -
5,944BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,070TakipçilerTakip Et
14AbonelerAbone

Diğer yazıları

Yeni dönem hedefli sancılar – Özkan Yıkıcı

K. Kıbrıs seçimin ikinci turuna doğru, son zamanını yaşıyor. Direk Türkiye müdahalesiyle öylesine travmatik ayrışmalar oluştu ki Ersinin çok ötesinde bir Tatar ile AKıncıyı...

Duygusal anlık düşüncelerim – Özkan Yıkıcı

İnsanın kaçınılmaz iki yaşam dönemi vardır. Doğarken dünyaya merhaba deyişi ve hayata gözelrini yumarken ki çekilen duygusal acılar olarak kolayca anlaşılır. Bunlar, normal her...

Gerçeklere doğru ilerlemeye devam – Özkan Yıkıcı

Aslında kafamda Karabağ ile alakalı yazı yazmak vardı. T24 ve Bir gün gazetesindeki seçimlerle ilgili makaleleri okuyunca, anladım ki daha yazacak önemli ek eksik...

Muratların diyaloglarından düşündürtülenler – Özkan Yıkıcı

Konu olan Muratların içinde elbet Murat Kanatlı yok. Olan Muratlar “TELE 1 sunucusu Murat Taylan ve gazeteci M. Yetkindir. İlgiili kanaldı saat 18.15 cıvarındaki...

Seçim sonuçlarından hemen sonra – Özkan Yıkıcı

Yapılan Kuzey Kıbrıs başkanlık seçiminin ilk turunun sonuçları şu anda tamamlandı. Zaman geçirmeden sonuçlar üzerinden birkaç kelime etmeyi yeyliyorum. Öyle kavram fetişizmine veya algı...

YKP basın açıklamaları

İsyanımız fetihçi zihniyete

Yeni Kıbrıs Partisi Sekretaryası, Pazar günü gerçekleşecek seçimlerin ikinci turu için Şubat 2020’deki YKP Parti Meclisi kararı çerçevesi süreci değerlendirip, şu tespitler yapar: Olağanüstü koşullardan...

Tayyip Erdoğan, elini Kıbrıs’tan çek!

YKP Sekretaryası, son siyasal gelişmeleri değerlendirdi. Açıklama şöyle: Türkiye’yi yönetenler çok uzun zamandır Kıbrıs’ın kuzeyinin idare edilmesine müdahale etmektedirler, 1970’lerde elçilerin bakanlar kurulu toplantılara katıldığı...

İstirdat savaş nedenidir, savaşa hayır, yaşasın barış!

Yeni Kıbrıs Partisi Sekretaryası'nın 1 Eylül Dünya Barış günü nedeniyle yayınladığı açıklama şöyle: Bugün bölgemiz savaş, silahlı çatışma ve yeni askeri müdahalelerin ve işgallerin sürekli...