TOPLUMUN DURUMU VE NE YAPILMALI? – Ulus Irkad

Must read

BM Barış Gücü’nün görev süresini uzattı, Kıbrıs sorununun hikâyesi yine anlatıldı – Alpay Durduran

Bize anlatılan yalanları bir kez daha anlamak isteyene bedavadan ders gibi anlattı. Daha dün televizyonlardan mecliste Kıbrıs sorununu değerlendirmesini yapan UBP sözcüsüne göre BM...

Oydaşmacı demokrasi – Ulus Irkad

Şimdiye kadar demokrasiler veya seçimler hep çoğunluğun haklarını savunmak olarak tarif edilmiştir. Oysa ki 21. yüzyılda demokrasi demek azınlığın haklarını savunmak, en az çoğunluk...

Bu ülkede hiç demokrasi oldu mu? – Ulus Irkad

Eğer çıkıp da bir eleştiri yaptığınızda birileri sizi tehdit ediyorsa, güvenliğinizden devamlı şüphedeyseniz ve hele hele bir yazı veya konuşma yaptıktan sonra devamlı olarak...

Hukuksuzluğa karşı direniş her yerde

YKP Sekretaryası mahkemelerde süren davaları değerlendirdi. Açıklama şöyle: YKP dahil birçok örgüt, kurum kuruluş COVID-19 başladığında yasaların uygulanmasını talep etti, UBP-HP hükümeti ise yasadışılığı normalleştirip...

Çarşıya çıkıldığı zaman yaprak kımıldamıyor. Piyasa durgun. Ekonomik durgunluk tüm hayata etki etmiş. Esnaf durumdan şikayetçi. Toplum güya tasarruf adına devamlı sıkıntıya girmekte ve bir türlü de senelerdir düze çıkamamış. Senelerdir tasarruf adı altında, veya döviz artık yükseldi, Türk parası da yükseldi gibi öne sürülen sözde tedbirlerle toplum devamlı bir ekonomik baskı altında tutulmakta. Toplumun  kültürel ve sosyal durumu ekonomik sıkıştırmalara bağlı olarak devamlı olarak geri gitmekte. Elbette bu durumdan eğitim de nasibini almakta. Sağlık da hakeza… Sağlıkta da gerilemeler var. Her gün hastanelere giden binlerce vatandaş ilaçsızlıktan ve ilgisizlikten şikayetçi olmakta. Yani muhakkak ki kapitalizmin yarattığı global krizden dolayı yaşananlar elbette bizde beceriksizliklerden ötürü de oldukça büyük sorunlara neden olmakta. Bir çözüm yerine veya toplumu koruyucu önlemler yerine sorunlar uzun senelerdir devam edip akılcı tedbirlere gidilemiyor. Tedbir adı altında kontrol noktalarında pusular kurularak insanlarımızın ucuz olarak bulduğu Güney’den alınan mallara el konulmakta. Bu durumda öncelikle siyasal çözüm üzerinde durulmalı. Çözüm ne olmalı ? Evet, çözüm her şeyden önce Kıbrıstürk toplumunun menfaatleri doğrultusunda olmalı. Çünkü şu anda Kıbrıstürk halkı daha fazla baskı ve çözümsüzlüğün getirdiği sorunlarla boğuşmakta. Kıbrıslıtürkleri şu andaki zor durumdan kurtaracak bir tedbirler olmalı. En başta da elbette çözümü sağlamak ve şu anda yaşanılan ekonomik ve siyasal güçlüklerin bundan kaynaklandığını bilmek gerekmekte. Elbette çözüm için şu anda Türkiye ilgililerinin ne yapmak istedikleri konusunda da bilgi sahibi olunmalı. Şu anda Türkiye neyi hedeflemektedir? Amacı nedir? Hedef olarak neyi ortaya koymaktadır ve mesela bugünkü ortamın devamlılığını mı arzulamaktadır? İşte bunları ortaya çıkarmak gerekmektedir. Esasında artık yeni bir döneme girildiği ve Türkiye’nin bu yeni dönemde yeni ekonomik tedbirler almaya çalıştığı, bu konuda da Kuzey’den bu yeni ekonomik tedbirler için kendi tedbirlerini aldırmaya çalıştığı da kesin. İşte bu noktada açıkça Kuzey Kıbrıs otoritelerinin herkimlerse, kendi önerilerini de ortaya koymaları gerektiği de bir gerçek. 36 senedir sürdürülmekte olan politikaların artık fayda etmediği, sürdürülemeyeceği, bu yeni tedbirlerle ortaya çıkmış bulunuyor. Türkiye, Kıbrıs’ta bütçeleri belli oranda finanse etmekteydi. Artık edemiyor. Veya finanse etmek istemiyor. Bu konuda da Kuzey Kıbrıs otoritelerine açıkça “ Başınızın çaresine bakın çünkü ben artık sizi finanse edemem” dediği de yaşananlardan anlaşılmakta. O halde sen de kendi önlemini veya kendi talebini öne sürmek mecburiyetindesin. O madem ki artık eski alışılmış olan yükümlülüklerini yerine getiremiyor ve artık o politikaların değişmesi için sinyal yakıyor, bu durumda  sen de kendi önerilerini ve burada daha bağımsız bir irade ve politika isteyen önerilerini, tedbirlerini masaya getirmelisin. Daha önce de dillendirildiği gibi öncelikle bu önemli konuların konuşulması bir şarttır hatta bu yeni değişen sosyo ekonomik ve siyasal yapılanmaya bir alternatiftir de diyebiliriz. Öncelikle bu değişime gidilirken masada Kıbrıslıtürkleri rahatlatacak önerilerin getirilmesi bir alternatiftir. Çünkü maalesef Kıbrıstürk toplumu 1963 yılından beri daha düze çıkamamıştır ve Kıbrıs Sorunu’nun tüm bedelini ödemektedir.

Çözüme gitmek için esasında Kıbrıslıtürklerin çoğunluğunun ortaya irade koyması gerekmekte. Çözüm yapıldıktan sonra görüşmeler sürdürülürken bazı tavizler belki de verilecek. Örneğin bir miktar toprak tavizi bir güvenlik önlemi olarak düşünülecek  ve derhal sınır boylarında bazı düzeltmeler yapılırken Maraş konusunda da bir sonuca gidilmeli. Havaalanları ve limanlar konusunda da bir çözüme gidilmesi gerekmekte. İşte bunlar yapılırken eğer bir sonuç alınmazsa ve Kıbrıstürk toplumunun istekleri her halukarda reddedilirse o zaman da uluslar arası toplumdan şu andaki ekonomik durumun düzenlenmesi için yardım ve hatta yatırım taleplerinde de bulunulabilir. Madem ki Türkiye ilgilileri kendi önerilerinin uygulanmasını istiyorlar buna alternatif olarak Türkiye’den Kuzey Kıbrıs’ta piyasada Euro kullanılması için talepte bulunulabilir. Hatta Kuzey’de mali konuların, altyapıların ve ihracat, ithalat ve diğer ekonomik fonksiyonların çalışması için de Brüksel nezdinde taleplerde bulunulabilir. Tüm alınacak tedbirlerin gene ileride bir çözüm için olacağı tahaddüdü getirilebilir. Pek tabi ki her şeyden önce Türkiye’yle 36 yıldır sürdürülen politikaların Türkiye AKP yöneticilerinin davranış ve demeçleriyle değişmiş olduğu şeklindeki izlenim ve yansımaların bu gibi bir değişimin de gereklilik olduğu şeklinde izlenimlerle bu tedbirler düşünülmeli ama görünen köyün de minareleri çoktan belli olmuştur; dolayısıyla burada yani Kuzey Kıbrıs’ta böyle bir siyasi kararı alacak bir oluşum gerekmektedir. Şu anda meclis içinde olan partilerle belki süreç ve eski alışkanlık ve hantallaşmalardan ötürü bu fonksiyon olamayacağına göre, ya tüm demokratik kitle örgütlerinin ortak payda ile oluşturacakları bir siyasal organ, meclis veya oluşum, gerekirse seçimle, gerekirse acil olarak toplumun liderliğini devralıp bu misyonu yerine getirmelidir. Kurtuluş, toplumsal olduğuna göre tüm demokratik örgütler, sendikalar, bu fonksiyonu devralıp gereken misyonu yerine getirecek uygulamalara girmelidirler.

Bu öneri yapılırken çatışmacı bir anlayış düşünülmemiştir. Mevcut tüm alanlardaki toplumsal yapı artık Türkiye’nin  paketleriyle bu yeni durumdan ötürü çalışamaz ve sorunlar da artarken yeni bir önlem olarak algılanmalı ve yepyeni bir yapıyla Kıbrıstürk halkı dünya kamuoyu önüne çıkmalıdır. Bu yeni yapılanmanın son içinde bulunduğumuz ekonomik sorunlar, ekonomik durgunluk, halk üzerine uygulanan ekonomik baskılar düşünülerek uygulanması acil bir görev olarak karşımıza çıkmaktadır.

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article

BM Barış Gücü’nün görev süresini uzattı, Kıbrıs sorununun hikâyesi yine anlatıldı – Alpay Durduran

Bize anlatılan yalanları bir kez daha anlamak isteyene bedavadan ders gibi anlattı. Daha dün televizyonlardan mecliste Kıbrıs sorununu değerlendirmesini yapan UBP sözcüsüne göre BM...

Oydaşmacı demokrasi – Ulus Irkad

Şimdiye kadar demokrasiler veya seçimler hep çoğunluğun haklarını savunmak olarak tarif edilmiştir. Oysa ki 21. yüzyılda demokrasi demek azınlığın haklarını savunmak, en az çoğunluk...

Bu ülkede hiç demokrasi oldu mu? – Ulus Irkad

Eğer çıkıp da bir eleştiri yaptığınızda birileri sizi tehdit ediyorsa, güvenliğinizden devamlı şüphedeyseniz ve hele hele bir yazı veya konuşma yaptıktan sonra devamlı olarak...

Hukuksuzluğa karşı direniş her yerde

YKP Sekretaryası mahkemelerde süren davaları değerlendirdi. Açıklama şöyle: YKP dahil birçok örgüt, kurum kuruluş COVID-19 başladığında yasaların uygulanmasını talep etti, UBP-HP hükümeti ise yasadışılığı normalleştirip...