Teröristlerle konuşmak – Ulus Irkad

Must read

ulusTerörizmin sona erdirilmesinde bugün çeşitli ülkelerin takip ettiği ihtilafların çözülmesi metodları vardır. Artık terörist denmesinin bile yanlış olduğu konuşulmakta. Empati yapılarak onların bile ruhunun incinmemesi için çeşitli yollar denenmesi, farklı yollar takip edilmesi gerektiğini önerenler var. Türkiye’de geçen aylarda IRA ile İngiltere arasında arabuluculuk yapıp İrlanda’da şiddeti ortadan kaldıran görüşmeci Jonathan Powell’in Aykırı yayınları arasında çıkan kitabı “Teröristlerle Konuşmak “ bayağı konuşulmakta. Geçen haftalarda Ankara’ya gitmişken ben de bu kitabı almaya karar verdim ve aldım. Kitapta Kıbrıs görüşmelerinden bile faydalanacak veya benzer şekilde paylaşılıp takip edilecek deneyimler var.

Dünyadaki terör örgütleri denilen örgütlere gerçekten baktığınızda aynı şekilde resmi hükümetlerle temas kurup görüşmüşler ve zorluklar olsa birçok ülkede uzlaşma sağlanmıştır. Mesela son yirmi yılda Güney Afrika ve İrlanda sorunlarında gerçekten zor da olsa ateş kes sağlanıp görüşülmüştür. Bu görüşmeler sırasında kesilmeler olmuş, hatta sorun yeniden alevlenip şiddete dönmüş ama daha sonra taraflar tekrar masaya dönmüşlerdir. Aynı görüşmeci, anılarında “Aslında hiç olmazsa teröristleri masaya bağlamakla onları uzlaşmaya yaklaştırmışsındır çünkü masa işi olmasa belki de daha da zor olacaktı” demekteydi. Jonathan Powel aynı adlı kitabında. “…Geçmişte çözüm bulunamamış olması çözümlenemez olduğu değil, yalnızca daha fazla çaba gösterilmesi gerektiği anlamına gelir…” demektedir.. Gene aynı zamanda bu işi yani görüşmeyi güçlü liderlerin yapacağını söyler. Bu arada müzakereler için sürdürülebilir yapılar oluşturmak gerekir. “Bir müzakere, bir taraf ya da öbür tarafça kazanılmaz; sonuç, tarafların sıfır toplamlı bir oyundan kaçınmasına bağlıdır. Her iki taraf da anlaşmadan yarar sağladığını hissetmelidir” demektedir. Gene aynı yazar bir üçüncü tarafın andlaşmalara dahil edilmesinde sakınca olmadığını belirtmektedir. Kitapta gene her sorunun özgün olduğu, sorunlardan dersler çıkartılabilineceği de belirtilmektedir. Aynı kitapta çözüme ulaşan süreçlerin genellikle uzun bir geçmişi bulunduğu ve çözümün birçok başarısız girişimden sonra mümkün olabildiği de belirtilmektedir.

Köklü ve kompleks bir sorunun çözümü için tarafların konuşacakları bir sürecin elzem olduğu ama çok uzayan ve konuşmak için konuşmak halini alan durumların da “süreç yorgunluğu”na yol açtığı belirtilmektedir. Müzakerede bulunmak, çoğu kez güçlü ve kendinden emin bir ülkenin kanıtıdır. Yazar ateş-kes konusunda şunları yazmaktadır “…Fakat ateşkesi bir hükümete yahut topluma karşı bir tehdit gibi görmekte hafif paradoksal bir yan vardır. Şiddete bir son vermek isteyen hükümetlerken, ateşkesin moralleri ve yeniden mücadeleye başlama yeteneklerine etkileri konusunda kaygılananlar ise teröristlerdir. Ateşkes ne kadar uzun sürerse öldürmelere geri dönülmesi o kadar zordur. Ayrıca ateşkes halkın hayatını olumlu yönde etkiler ve ekonomik gelişmelere imkan verir. Siyasi müzakereler, arka planda şiddetin sürdüğü şartlarda yapılmadığı takdirde daha kolaydır. Ateşkesler, silahlı gruba uzun vadede güçlenmesine neden olacak mantıksız avantajlar sunulmadığı takdirde, sonuçta hükümetin lehine koşullar yaratır” (sf.58-59).

Kitapta devlet şiddetiyle bitmiş gibi görünen Sri Lanka’daki sorunun aslında devam ettiği ve sorunun sadece şiddetten dolayı kapanmış göründüğü yazılmıştır. Sorun çözülmemiş, orada hala daha bulunmaktadır ve birgün yeniden patlayacaktır. Burada da şiddetle çözümün birarada olmayacağı ortadadır.

Gene aynı kitapta (sf.71) şunları yazmaktadır: “…Zaman, terörizmle başa çıkmanın birbirine bağlı üç yolu olduğunu söyler: “Teröristlerin şiddet araçlarını kontrol altında tutmak, amaçlarını tahrip etmekten katılmaya dönüştürmek ve üzerinde yeşerdiği, beslendiği sorunları çözmek”

Aynı kitapta “Talking to the enemy” adlı kitaptan bir alıntı yapılmaktadır: “Amerikan İç Savaşı sırasında, Abraham Lincoln Güneyli isyancıların sempatiyle söz ettiği bir konuşma yaptı. Yaşlı bir hanım, sadık bir Kuzeyli, onları yok etmeyi düşünmesi gerekirken haklarında dostça konuştuğu gerekçesiyle Lincoln’e çıkıştı. Lincoln şöyle cevap verdi: “Neden, madam, dostum haline geldiklerinde düşmanlarımdan kurtulmuş olmuyor muyum?”(sf.73).

Türkiye’deki şimdiki AKP hükümetiyle Cumhurbaşkanı, sorunu aynen Sri Lanka’daki gibi şiddetle çözmeyi hedeflemiştir. Maalesef her gün için cenazeler gelmektedir ve onlarca polisle asker şimdiye kadar hayatlarını kaybetmiştir. Bir o kadar da Kürt gerilla muhakkak ölmektedir. Türkiye siyasilerinin de bu kitaptan faydalanacakları çok şeyler vardır.

Gerek Kıbrıs’ta, gerek Türkiye’de ve gerekse dünyadaki şiddet ve çözüm çalışmalarında faaliyet göstermekte olan ilgililerin bu kitaptan faydalanacakları birçok deneyimler vardır.

- Advertisement -spot_img

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -spot_img

Latest article