TC elçiliğine adalet müşaviri atanması, kaçak saray ödeneği çıkması müdahale değil mi?

Seçime müdahale etmenin çeşitli yollarını 1976’dan beri gördük, görmeye devam ediyoruz.

Erken seçim zili çaldığından beri TC elçisi Ali Murat Başçeri’nin parmağı havada birilerini işaret edip duruyor, belli oluyor ki bunun daha da netleştirilmesi gerekirdi, bu nedenle son olarak adalet müşaviri atanması haber oldu, neden şimdi? Eski ismi ile yardım heyeti yeni ismi ile KEİ Ofisindeki her müşavirin fiili bakan gibi hareket ettiği bilinmiyor mu? Adalet müşavirinin burdaki gölgesine eş düşecek Adalet Bakanlığı tartışmalarına neden yetkili yetkisizler yalanlama getirmedi, getirmiyor?

Elbette Adalet müşaviri konusunu tartışırken TC ile imzalanan “Suçların Önlenmesi ve Ülkeye Giriş Çıkışlarda Sakıncalı İnsanların Tespitine Yönelik İşbirliği Protokolü”nü göz ardı etmemek gerek, belli oluyor ki atamanın kılıfı bu protokol, o zaman soruyoruz, bu protokolü kim imzaladı? Her şeyin Türkiye’ye bağlandığı koşullarda adalet başlığının da TC’ye bağlanma sürecinde meclis ne kadar etkin müdahale edebildi? Tüm diğer dayatma yıkım paketlerinde, varoluşumuzu tehdit eden antlaşma ve protokollerde TC’nin kendisine ve yerli işbirlikçilerine geri adım attıran sokak değil miydi? Meclisin TC’nin dayatmalarını meşrulaştırma görevi olduğunu göremiyor muyuz? Tam da bu nedenle bizi temsil etmiyorlar, “onlara oy moy yok”, “rejime karşı mücadele için, her cephede direniş için boykota katıl” dedik, demeye de devam ediyoruz.

Kaçak saray için ödeneğin hazırlandığı haberi de açık bir müdahaledir. TC, net bir şekilde kimin arkasında olduğunu göstermektedir. Kaçak saray ilanından beri mecliste ciddi bir muhalefet ortaya konmamıştır, orası yalnızca onay makamı görevi görmektedir. Böylesi koşullarda kaçak saray mücadelesi de sokaktan geçiyor, mecliste onaylayacak olanlara da bu nedenle en net mesaj boykottur.

Yeniden altını çiziyoruz diktatör Tayyip Erdoğan’ın elçisi Ali Murat Başçeri’ye verilecek yanıt, “Bu memleket bizim, biz yöneteceğiz! Senin parmak işaretlerinle oy vermeyeceğiz” demektir. Bunun en dolaysız yolu da seçime hayır demek ve boykot çağrısına katılmaktır.

YKP olarak, bir kez daha iradenin bizde olmadığının, işlerin talimatla yürütüldüğü böylesi bir yapıya tepkilerin boykot ile ortaya konmasının önemine dikkat çekeriz.

YKP olarak, hali hazırda müdahale edilmiş bu seçimden hayır gelmez diyoruz! İrademize ve geleceğimize sahip çıkmak için “her cephede direniş” ilkesiyle herkesi boykot cephesinde direnmeye çağırırız.

 

Boykot Eylem Komitesi adına

Murat Kanatlı

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img
5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,217TakipçilerTakip Et
80AboneAbone Ol

YKP basın açıklamaları