Talisman Peru Amazonları’nı terkederken – Didem Gürdür

Must read

Halk oylaması ve reddedilen anayasa maddesi – Yılmaz Parlan

  Biz Kıbrıslılar seçimleri bir loto bir toto gibi gördüğümüz için hayatı hep ıskalıyoruz... Bu seferde öyle oldu. Seçimin koşullarının olmadığı bir ülkede ve herkesin hatta Cumhurbaşkanı'nın...

İttifak yapmak zaruridir – Ulus Irkad

1933 yılında Almanya’daki seçimler sırasında aklı başında olan sol kesimler Almanya’daki solculara, sosyal demokratlarla ittifak yaparak faşizmi engellemeleri gerektiğini söylemişler ama bu teklif reddedilmişti....

İsyanımız fetihçi zihniyete

Yeni Kıbrıs Partisi Sekretaryası, Pazar günü gerçekleşecek seçimlerin ikinci turu için Şubat 2020’deki YKP Parti Meclisi kararı çerçevesi süreci değerlendirip, şu tespitler yapar: Olağanüstü koşullardan...

Yeni dönem hedefli sancılar – Özkan Yıkıcı

K. Kıbrıs seçimin ikinci turuna doğru, son zamanını yaşıyor. Direk Türkiye müdahalesiyle öylesine travmatik ayrışmalar oluştu ki Ersinin çok ötesinde bir Tatar ile AKıncıyı...

amazon2Peru Amazonları, dünyanın en geniş alana yayılmış 4. yağmur ormanı olarak binlerce yerlinin yaşam alanı (FAO, 2006). 1970’lerde başlayan Amazonlar’da petrol arama çalışmaları bugün toplamda 674 kuyuyla 105,000 km’lik sismik bir hat üzerinde devam ediyor (Finer ve Orta-Martinez, 2010).

Burda yaşayan yerliler farklı diller konuşuyor ve bir kısmının dışardaki dünyayla neredeyse hiç iletişimi yok. 1995 yılından beri yaşam alanlarının petrol çıkarmak için talan edilmesine örgütlü bir şekilde direniyorlar. Daha önce Brezilya, Ekvador ve Şili’ye petrol, doğal gaz ve maden aramak için giren uluslararası şirketlerin, hiçbir hukuk kuralını dikkate almayarak yerlilerin yaşam alanlarını yok etmesi, Peru yerlileri için önceden öğrenilmiş bir ders olmuştu. İlk başlarda yapılan anlaşmalardaki memnuniyetsizlikle başlayan yerli hareketi, mülkiyet sayesinde haklarını koruyabileceğini zannederken, sonrasında kanlarındaki kadmiyum seviyelerindeki artış, su kaynaklarının kirletilmesi ve sağlıklarını anlayamadıkları bir ekonomik genişleme için kaybettiklerini anlamalarıyla tamamen yeni bir boyut kazandı. İçme sularına karışan atıkların temizlenmesi, sularının iyileştirilmesi ve sağlık hizmeti almaları konularında dikkate alınmayan yerliler 2006’da petrol kuyularını işgal ederek, mücadeleyi güçlendireceklerinin sinyallerini vermişti (La Torre Lopez ve Napolitano, 2007). Gösteri ve protestolarıyla yerliler hükümeti ve dönemin devlet başkanı Alan Garcia’yı (2006-2011) serbest ticaret yasasını yürürlükten kaldırmaları konusunda uyarmışlar, bölgedeki yerli aktivistler, yerliler ve köylüler bu yasanın bölgenin bütünlüğü ve çevrenin devamlılığı için tehdit oluşturduğunun altını çizmişti. Ülkenin kalkınma ve genişleme politikaları sonucunda Amazonlar’daki yerli bölgelerinin petrol, maden ve tarım için uluslararası şirketlerin kullanımına açılmasını engellemek amacıyla 2009 yılında 2,500 yerli tarafından 55 gün boyunca yolların kapatılmasıyla başlayan protestolar yüzlerce kişinin yaralanması ve 63 kişinin ölümüyle sonuçlanarak Peru’nun yakın tarihine damgasını vurmuştu. Helikopterleri, dürbünleri, gece görüşleri, teknolojik silahlarıyla yerlileri durdurmaya kararlı polislere mızraklarıyla karşı durmaya çalışan yerliler, sistemin üstünlüğüne ve acımasızlığına direnememiş uykularında öldürülmüş, ölü sayısının tespit edilememesi için de nehirlere atılmışlardı (Merino, 2010).

Bu ilk ciddi çatışma sonucunda dönemin Kadın ve Sosyal Kalkınma Bakanı Carmen Vildoso krizin çözümüne katkı koymayan hükümeti protesto etmek amaçlı istifa etmişti. Kamuoyunda büyük tepki uyandıran bu olayın hemen ardına Peru hükümeti polislere saldıran yerlilerin video görüntülerini, fotoğraflarını yayınlayarak bilindik geri kalmış, gelişmek istemeyen vahşiler portresi çizmeye çalışıyordu. Peru hükümeti, Amazon’lardaki gelişmemiş bölgedeki keşfedilmemiş doğal kaynaklarını, yeterli kapital ve teknolojiye sahip olmadığı için çıkaramayan ve ülkesinin gelişmesi için bunları özelleştiren devlet rolünü oynarken yerlilerin gelişme diye tanımladıkları şeye çok uzak epistomolojik bir yerden baktığını göremiyordu (Stetson, 2012). Garcia hükümetinin ekoloji ve insan hakları konusunda sınıfta kaldığı kesinken, hayalini kurduğu neoliberal gelişme ise pek başarılı olamadı. Sonrasında hükümeti devralan Ollanta Humla yerlilerle yaptığı ilk görüşmelerde umut verici açıklamalar yapmış olsa da kısa sürede milyonlarca dolarlık projelere imza atarak, protestocular üzerinde baskı uygulayarak, kısa süreli kar odaklı siyaseti, sürdürülebilir ekosistemlere tercih ederek Garcia’yı aratmayacağını göstermişti.

Peru Amazonları’nın kırılgan ekosistemleri süregelen petrol çıkarma işlemleri yüzünden büyük bir tehdit altındayken yerli mücadelesi büyümeye, gelişmeye devam etti. Artık çok daha fazla insan yaşam alanlarını, sularını ve geleceklerini korumak için yapacaklarının sınırlarını zorlamaya hazırdı. Uluslararası yerli örgütü, AIDESP bu yılın haziran ayında yaptığı açıklamada “Eylemlerin suç sayılması artık çok daha derinleştirildi. Şimdi yaşadıklarımızın yanında, Alan Garcia ve onun cezalandırıcı emirleri küçük şeyler. Bugün politik güçler hukuk kurallarının dışında hareket ederek 138. ve 139. anayasa kanunlarını ihlal ediyor, protesto yapılmasını önlüyor, şiddet kullanıyor ve yargıyı kendi çıkarları için kullanıyor.” demişti.

O günlerden bu güne Peru’da birşeylerin değişmiş olduğu kesin, aslen Kanadalı olan Talisman Energy’nin aynı isimdeki Peru’da çalışma yapan Talisman Peru B.V. şirketi 18 Eylül’de yazılı bir açıklama yaparak Peru Amazon’larındaki Maranon havzasında bulunan 64. ve 103. bölgelerdeki çalışmalarını yeterince güçlü bir madde kaynak merkezi oluşturamamaları nedeniyle durdurduklarını açıkladılar. Açıklamalarında Peru hükümetine ve yetkililerine de teşekkür etmeyi ihmal etmediler. Ulusal Achuar Federasyonu başkanı Peas Peas Ayui yaptığı açıklamayla Peru Talisman’a karşı uzun ve zorlu bir mücadelenin ardından istediklerine ulaştıklarını söylerken, yaşadıkları toprakların gerçek sahipleri olarak, kendilerinin izni olmadan, zor kullanarak ekoloji ve sosyal hayata müdahale edilemeyeceğini, su kaynaklarına el konulamayacağını, bu başarının bir sonuç olmadığını ve mücadele etmeye devam etmeleri gerektiğini de ekledi.

Peru örneğinin aklımıza düşürdüğü birçok soru var Neoliberal ekonomik gelişmeye dayalı politikaların dünyaya verdiği zararlar ortada. Dünyanın günlük petrol tüketimi yaklaşık 85 milyon varil ve Peru Amazonları’ndan bugüne kadar çıkarılan toplam petrol 996 milyon varil. Bu demek oluyor ki bugüne kadar Peru Amazonları’ndan çıkarılmış olan petrolle dünya ekonomisinin sürekliliğini sadece 12 gün sağlayabiliriz. Sadece Peru’da değil, dünyanın birçok yerinde fosil yakıtları araştırma, çıkarma, işleme için harcanan ekonomik maliyet gerçekten yaşanılan sosyal, ekolojik kayba değer mi? Bunlar birbirleriyle karşılaştırılabilir mi? Kar-zarar hangi ölçüyle hesaplanıyor? Ve bizce bir varil petrolün ‘fiyatı’ nedir?

 

Kaynakça:

B. Merino, Dr. Beatriz Merino’nun Bagua ve Utcubamda yaşanan olaylarla ilgili yapılan kongrede Ombudsman olarak yaptığı konuşmadan (2010), alındığı adres: http://indigenouspeoplesissues.com/attachments/3672_Defensoria_Inf_Bagua_19.01.2010.pdf

FAO, Global Forest Resources Assessment: Progress towards Sustainable Forest Management, Food and Agriculture Organization of the United Nations, Rome (2006), s. 320

G. Stetson, Oil Politics and Indigenous Resistance in the Peruvian Amazon: The Rhetoric of Modernity Against the Reality of Coloniality, Journal of Envıronment & Development (2012)

L. La Torre López, D. Napolitano, The Achuar and “Production Waters” EcoHealth, 4 (2007), s. 110–114

M. Finer, M. Orta-Martínez, A second hydrocarbon boom threatens the Peruvian Amazon: trends, projections, and policy implications Environmental Research Letters, 5 (2010), s. 014012

- Advertisement -

More articles

- Advertisement -

Latest article

Halk oylaması ve reddedilen anayasa maddesi – Yılmaz Parlan

  Biz Kıbrıslılar seçimleri bir loto bir toto gibi gördüğümüz için hayatı hep ıskalıyoruz... Bu seferde öyle oldu. Seçimin koşullarının olmadığı bir ülkede ve herkesin hatta Cumhurbaşkanı'nın...

İttifak yapmak zaruridir – Ulus Irkad

1933 yılında Almanya’daki seçimler sırasında aklı başında olan sol kesimler Almanya’daki solculara, sosyal demokratlarla ittifak yaparak faşizmi engellemeleri gerektiğini söylemişler ama bu teklif reddedilmişti....

İsyanımız fetihçi zihniyete

Yeni Kıbrıs Partisi Sekretaryası, Pazar günü gerçekleşecek seçimlerin ikinci turu için Şubat 2020’deki YKP Parti Meclisi kararı çerçevesi süreci değerlendirip, şu tespitler yapar: Olağanüstü koşullardan...

Yeni dönem hedefli sancılar – Özkan Yıkıcı

K. Kıbrıs seçimin ikinci turuna doğru, son zamanını yaşıyor. Direk Türkiye müdahalesiyle öylesine travmatik ayrışmalar oluştu ki Ersinin çok ötesinde bir Tatar ile AKıncıyı...