SÖYLENENLERİ DAHA BAŞKA TÜRLÜ YORUMLAMAK – Ulus Irkad

Must read

Geçen haftaki gündem, Kuzey Kıbrıs’taki büyük mitinge Tayyip Erdoğanın gösterdiği tepkiye duyulan yorumlarla geçti. Tayyip Bey’in demeci elbette dış bir ülkede oldu ve  büyük bir duygusallık içinde buna bir tepki koyup bazı konuşmalarında da daha önce dediği gibi eylem yapanları da adeta nankörükle ve hainlikle suçladı. Beyefendiler, her ağızlarına geleni söyleyecekler, birileri veya Kıbrıstürk halkı tepkisini ortaya koydu mu hemen onlar da tepki koyacaklar. Kuzey Kıbrıs’ta yaşayanları adeta nankör diye suçlayan Tayyip Erdoğan daha sonra Arınç vasıtasıyla işi biraz da dengede tutmaya çalıştı ama kırılan kalpler daha önceden zaten kırılmıştı. Şimdi bundan 30 yıl önce bu şekilde mitingler yoktu ve Kuzey Kıbrıs insanı da hem sindirilmişti hem de şimdiki sistem bu kadar daha kırılma noktasına gelmemişti. Sağ oldukça güçlüydü çünkü daha sistemden nemalanan çok Kıbrıslıtürk vardı. Türkiye daha buraya taşıyacağı oyların şimdilerde olduğu gibi acil bir destek olacağını belki biliyordu da Kıbrıslıtürkler bu kurulan sistemin birgün ellerindeki bir tabak yemeği de alma noktasına geleceğini kestiremiyorlardı. Denge ne zaman bozulmaya başladı? 2000’li yılların başlarında bankaların iflaslarıyla denge bozuldu ve büyük bir kırılma noktası yaşandı.Türkiye eliyle bankalarda para yitirenler hemen telafi edildi ama herhangi bir durumda gene eğer AB mekanizması öngürülmezse kırılma yaşanacağı açıktı. Sağ baştaydı ve sağın bu kadar yıpranması durumları o güne kadar olmamıştı. Ama deprem devam etmekteydi. Halk sarsıntının siyasal durumdan da dolayı olduğunu ve eğer AB süreci yaşanmazsa daha da büyük sarsıntıların yaşanacağını sezdiği için bu defa da yollara sokaklara çıkıp AB sürecinden dışlanmak istemedi. Gereken tepki kondu ve hükümet değişikliğine gidildi , sistem değişmese bile bu defa da hükümet değişti. Ama referandumdan sonra ortaya çıkan suni refah daha sonra siyasal değişim ve çözüm olmadığı için tekrar kabusun yaşanmasına devam edildi. Statüko yani buradaki kurulu sistem bir kere daha hükümete değişim adıyla gelenlerce dağıtılmadığı için, statüko bırakıldığı yerden gene halkı tüketme noktasına  geldi ve kısa zamanda, hatta o partiyi de safdışı edip eski heyulayı tekrar diriltti.

Ortam bizi nereye taşımakta? Ortam bizi ister istemez 2003 yılında, seçim öncesi yaşanılan duruma taşımakta. Aynı ekonomik donukluk ve aynı  toplum psikolojisi etrafı sarmış durumda. Bezmiş bir kitle var Kuzey’de şu anda. Dünyada yaşanan Global kriz ama bu Global kriz bir çığ gibi büyüyüp Kuzey Kıbrıs’ın sorunlarıyla birleşip üzerine gelmekte. Referandum sonrası nasıl ki Kıbrıstürk toplumu hiçbir şey görememiş ve aksine her geçen günün aleyhine olduğunu görmüştü,şimdi de her geçen gün gene Kıbrıslıtürk’ün aleyhine yaşanmakta. Eğer aynı sistem yaşanacak ve gene seçimlerle mesela CTP’nin hükümete  geçerek gözboyayıcılık yaşanacaksa, şimdiden söyleyelim bu kriz artarak devam edecektir. Önceleri bir sol vizyon uygulama belki uygun değil ama şu anda öncelikle ekonominin AB’ye entegrasyonu gerekiyor. Tabi ekonomiden önce bir çözüm, gereken tavizlerin verilmesi ve gerekenlerin Güney tarafından yapılması zaten bir uzlaşmayı getirecek. Ha, bunların yaşanmaması ve Güney’in (öyle sanmıyorum diyeyim ama öyle diyelim)frijidite davranışının devamı halinde demokratik güçlerin destekleyeceği değişim dinamizmini temsil eden siyasal organ, derhal ekonomik entegrasyon için Brüksel ile işbirliğine gitmeli ve çözüm olana kadar bir yapılanma yaratmalı. Çözüme hazır olduğunu toplumun sesi olarak yükseltmeli ve derhal AB’den kolaylıklar ve sistemin devamı için ekonomik paket sunumlarına geçmeli. Turizm, üretilenlerin pazarlanması konularında işbirliği ve karşılıklı anlayış gösterilerek, çözüme de yatkın bir yapı olduğundan ötürü tüm engellerin açılması talep edilmeli. Buradaki ekonominin refah seviyesinin yükseltilmesi için taleplerde bulunulmalı, gerekirse Euro olarak AB bankalarından hükümet veya organ herkimse veya neyse, düşük faizle krediler almalı, onlarla masaya oturulup acil önlemler almalı, sistem ekonomik ve refah olarak AB’ye entegre edilmeli. Mesela Ercan’a direk uçak seferlerinin başlaması, ihracat işleri (tekrar edeyim çözüm görüşmeleri olurken bunlar da olmalı) halledilip hemen AB ülkerine belirli perspektiflerle ihracat başlamalı.

Çözüm için ve her an için, Güneyle masaya oturulmalı, masadaki temsilcilerin de sadece Kıbrıslıtürkler olmasına dikkat edilmeli. Maraş ve sınır düzeltmeleri yapılarak gereken taviz ve uyuşmalar sağlanarak, acil olarak ortak okullar ve işletmeler kurulurken, ortak ekonomik temaslar başlamalı. Anayasa demokratikleşmeli, Kuzey Kıbrıs’ta geniş özgürlüklere ve insan haklarına dayalı, uluslar arası hukuka önem veren bir yapı kazandırılmalı. Sosyalizme açık ama öncelikle Kıbrıstürk halkının ekonomik refahını sağlayacak önlemlere ve ekonomik tedbirlere yaklaşmalı, Güney Kıbrıs, Türkiye ve Yunanistan’a da barış eli uzatılarak bugünkü durumun rahatlatılması, gerginliğin sona erdirilmesi, demokrasinin ve barışın tüm kurallarıyla işleyeceği bir Kıbrıs için hareket edilmelidir. Durumlar burada belirtildiği gibi gelişmezse kriz durumunda da gene halkın refahı öne çıkarılarak, tüm oteller, bankalar ve yatırımlar kontrol altına alınarak eşit paylaşımla gene refah içinde bir Kıbrıs yaratılabilir.

Bunu da daha sonra yazarız. Bilimde tek bir alternatif ve çözüm çok. Tek bir yanıt da yok…

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article