Son siyasal gelişmeler: Karambolden seçim geçimden seçim

Must read

Birinin geçim işleri sonunda seçim getirdi. Lefkoşa belediyesi yüklü bir borç altına sokuldu ve kımıldayacak mecali kalmadı. Kıs harcamaları diyen TC yardım heyetinin dediğini de yapmadı çünkü işçiler ve mecliste isyan çıktı. Sonunda seçime mecbur kaldılar. Çünkü sorumlular, başta başkan kimseye dokunulmayacağını görünce ileriyi düşünerek istifa edenler etmeyenler diye ayrıldılar ve yasaların olanaklarından yaralanmaya devam etmek için ara seçimi tercih ettiler. Seçim olacak ama muhalefet başkanlığı kazansa bile belediyeyi eline geçiremeyecek. Başkanı marke eden bir UBP meclisi oluşacak.

Muhalefet gene de seçim denince iştahlandı. UBP’nin en çok oyu alamayacağı için başkanlığı kaybetmesini sağlamak muhalif CTP için yeterli görüldü. Diğer muhalif TDP ise ben CTP’den geri kalmam diyebilmek için yarışa katılacak. Diğer muhalifler ise ortak aday diye tutturdular, TDP de onlarla oynaşıyor. YKP söz söylemeye katılayım mı diye düşünüyor. Bazı başka düşünceler de olmasın olmaz tabii ki.

TC yardım heyeti veya içişleri sektöründen sorumlu elçilik görevlisi ne hesap yaptı bilinmez. Seçimden sonra borçlarının yönetilir hale getirilmesi için kapıya dayanacaklarını elbette bilirler ve hesap yapmışlardır. Ziraat bankası ile hazırlanan denetimli kredinin kuralları ipuçları veriyor. Ona bakarsak fazla personele kapıyı göstermek, beledi hizmetlerin özelleştirilebilecek olanlarını özelleştirmek ve mali denetim yetkisini bankaya da vermek bunlardan bazılarıdır.

Muhaliflerden bunlara hayır diyecek çıkar mı bilemeyiz. Laflara sünger çekersek örneğin CTP için bir dert değil. Nasılsa özelleştirmeme uğrunda ölünecek Leyla değildir. Mağusa belediyesi en başarılı belediye olarak sunulmuş iken onun ne bulduysa özelleştirdiği de gözler önündedir. Sıkıntısı yok da en sonunda muhalif yurtsever sivil toplum örgütleriyle hangi yüzle konuşacak derseniz görürsünüz nasıl kılıf bulacaklar.

Özelleştirme ne güzelleştirmedir ne de başarılı bir örnektir. Lefkoşa sur içi çöp toplaması özelleştirildi idi. Çöpler daha mı iyi toplanırdı?

Yeni binaların ve tamir edilen binaların su sistemlerinin ana hatlara bağlanmasında iş özel eliyle yapılır. Güzel mi oluyor? Bu kadar kaçak su sarfiyatı var; ne kadarının özelin eklerinden kaynaklandığını hesap eden oldu mu?

Konunun bizim siyasiler bakımından hoş gelen tarafı özelleşen işlere adam kârını düşünür deyip sorun çıkarmamalarıdır. Halkın şikâyetleri özelleşen işlerde sıfıra yakın hale gelir ve güya denetlemekle görevli devlet sureta denetler ve arada bir denetlediğinde de göz açtırmayacağız diye demeçlerle siyasiler puan kazanırlar. Uçaklarda rötarlara KTHY batırılıp işler özele devredildikten sonra basında protestolar kaldı mı? ETİ batırılıp güdük hale geldikten sonra piyasadaki malların kalite ve miktarına eleştiri yapılır mı?

Siyasiler geçim derdinde sorunlarsa dağ gibi duruyor.

Halkın derdi siyasilerden proje duymakmış. Ona göre hazırlanıyorlar. At tut zamanı geldi. En usta Cemal başkan idi. Yürek ister büyük işler diye sloganlarla bol bol proje salladı ve seçimi aldıydı. Yarışta onu bakalım kim geçecek.

Hâlbuki belediyedeki sorun yetkisiz aşırı borçlanma ve usulsüzlüğün yapılabildiği yerde idi yüksek harcamalardı. Bunları önleyecek denetim organlarından en sonuncusu Sayıştay’dır ama onu da siyasilerin görmek istememeleri gerçekten cesaret ister. Cesur olacaksınız ve har vurup harman savuracaksınız. Sayıştay da belediyenin denetçileri de size ayak bağı olmayacak ise belediye sorunu da büyümeğe devam eder.

Mecliste Sayıştay raporlarını ciddi olarak ele almayan mebuslar ve partileri projelerle zaman kaybetmesinler bir işe yaramaz.

 

SEÇİMDE GENE KIBRIS SORUNUNU KONU ETMEK NİYETİ BURUN VERDİ

Meclisteki konuşmalar gene bazı patilerin Kıbrıs sorunu dolayısıyla hain sınıfına konulacağı ortaya çıktı. Bakmayın hain edebiyatı yapmaya niyetimiz yok diye imalara bunu yaparken hain damgasını hatırlatmaktadırlar. İdaredeki rezaletleri vatanseverler tarafı olarak ortaya çıkarak unutturmak ve seçimde tercih konusu yapmak amacındadırlar.

Hâlbuki mecliste Kıbrıs sorununu konu yapan kalmadı. Barış istediğini söyleyenler sorunun tıkanmasından sonra yeni görüşlerle ortaya çıkıp çıkmazı aşma iddiasında bulunan yok. Rum liderliğinin reddettiği konuları eşerek barışçı görünme yani suçlama yarışı sürdürme ustalığı üzerinde tartışma yapılmakla yetiniyorlar.

Güney’de merkez bankasına Türk başkan yardımcısı olması gerektiği halde bir Rum’un atanmasını öfkeyle ele alanlardan barışçı mı olur? Başka dert kalmadı oraya atama yapılamayacağını bile bile Türk atanmasını bekleyen mi vardı? Usulden bir itiraz yönetimden gelebilirdi. Çünkü hem devlet ilan etmek hem de Güney’deki anayasadan bir şey beklemek idare için çelişkili de olsa usul olmuştur. Ancak muhalefeti neden bu kadar şiddetle ilgilendirsin?

Bu da hainlik damgasından kurtulma çabası olarak seçime dönük bir hal olsa gerek.

Ortak aday çıkarmak da barışçılar için bir sorun ama gerçekten barış isteyenin uzlaşacağı noktalarda kafa yorabildiklerini mi yoksa tercih edilmiş bir ortak adayın bildirgesine hepsini memnun ifadeleri bulmalarını mı bekleyeceğiz?

- Advertisement -spot_img

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -spot_img

Latest article