Son politik gelişmeler: UBP’nin direnci muhalefeti oy birliğiyle övünmeye getirdi

Must read

Geçen hafta meclisten kimsenin umursamadığı bir yasa oy birliği ile geçti. Muhalefet de bakın oy birliği ile yasa geçirdik. Biz sırf muhalefet etmek için yasa geçerken sorun çıkarmıyoruz diye ilan etti.

Öyle anlaşılıyor ki UBP’nin getirdiği yasalarla yarattığı isyana engel olmak için nisap zorunluluğunu kullanarak engelleme yapmak ve uzun konuşmalarla zaman harcanmasını sağlamak gibi doğal ve her ülkede görülen “obstrüsiyon” yani engelleme eyleminin sonucunu taşıyamıyorlar.

İktidar muhalefet hepsi de ayni suçlaması ağır geldi ki ne yapacaklarını şaşırdılar.

Tabii ki mebuslar kurşundan asker olmamalıdırlar. Zaman olmalı ki iktidar mebusları kendi partililerinin yaptıklarını ve yapacaklarını denetlemelidirler. Öyle olmalı ki mecliste başka yönde oy kullanan mebus görülmeli ve hükümet meclisin esas karar organı olarak partinin emir eri olmadığını öğrenmelidir. Halbuki meclis güven oylamasından sonra hükümetin emrine girmektedir.

Öyle ise neden muhalefet oy birliği ile yasa geçtiğini de göstermek ve vurgulamak gereğini duymuştur? Anlaşılan mebusların başka işlevleri kalmadığından iş yapar gibi görünmeyi seçmiştir.

O zaman da o gitse bu gelse bir şey değişmez inancı pekişmiş olur. Hükümet tüzüklerinin yasaya uygunluğunu, yasaların unutulmaması için uygulama hakkında raporlar hazırlatmayı ve yasanın vermediği yetkiler kullanmaya kalkılmasını araştırmak, soruşturmak ve bilgi edinme haklarını kullanmak gibi denetim etkinliklerini düşünüp yasal yetki almayı ve çağdaş mebusun rolünü elde etmeyi istemiyorlar. Onun için iş göstermek zor.

Buna rağmen toparlanıyoruz hareketinden korktular ve erken seçim kavgasını sürdürmek istiyorlar.

 

PARTİLER ANAYASA, SEÇİM VE PARTİLER YASASI VE İÇTÜZÜK ÖNERİLERİNİ ELE ALDI

Mecliste komite kurularak Anayasa, Partiler ve Seçim yasaları görüşüldü. Soruşturmamız sonunda ortada ne bir görüş ne de çalışma var. Ancak iddia ile yürütmek istiyorlar. Birbirlerine görüşlerini iletmediler. Sorularımız üzerine orta bir şey olmadığını söylediler lakin basına ortada bir çalışmaları varmış gibi bilgi verdiler. Gene de somut bir açıklama çıkmadı. CTP malum olduğu üzere geçici 10. Maddeyi öne sürdü. Diğerleri onu da yapmadı. Son zamanların modası olarak tüm ülkenin bir seçim bölgesi yapılması ve dar bölge içinde ünlü köy ağalarının seçilmesine engel olmayı öngören görüşler ileri sürüldü.

Öneri ciddiye binerse köy ağalarının gücü sınanmış olacak.

Sayıştay raporlarının ilan ettiği yolsuzlukları  kendiliğinden kovalayacak yeni bir sistem eksikliklerini giderme ve kurumların içine değerlendirici kurmay sınıflar koyma ve sair eksikliklere değinen olmadı.

YKP’nin sistemi ıslah için yaptığı öneriler ellerindedir lakin soran da olmadı. Öyle bir sistem kurulabilir ki kendi kendini temizler diye hazırlanan  önerilerin hatırlamak istemediler.

 

KIBRIS SORUNU BEKLEMEYE ALINMIŞ GİBİ OLDU

Eroğlu ziyaretine gelen yabancı (Türkiye’den ve başka)öğrencilere inşallah bu gelişinizde tanınmış bir devlet olduğumuzu görürsünüz vaadi ile görüşme değil, federasyon değil ayrı devlet olduğunu ilan ettiği bir durum ortaya çıktı. AB ise kuzey AB ülkesidir ve tüm Kıbrıslı Türkler yurttaşımızdır diyerek Komisyon’dan çözüm ve yurttaşlarının hak ve çıkarlarını koruma için görev talep etti. Bu durumda Türkiye de temmuza kadar çözüm olabilir ve biz taraftarız deme gereğini duydu. Halk ise umudunun bittiğini söylüyor.

Kıbrıs sorunu mecliste ele alındı ama kimse umursamadı. Orada Eroğlu’nun işi berbat ettiğini ve Türk tarafının da çözüm için gereken çabayı göstermediğini iddia eden muhalefete Eroğlu ve UBP bizi değil Rum tarafını suçlayın dediler o kadar.

Bu arada Türkiye’de AB reklamları televizyon kanallarında duyulmağa başlandı. Mpozitif Gündem de övgü konusu oldu. Ancak Kıbrıs’ın AB politikasını desteklemek üye devlet olan taraflara anlam ifade etmezmiş gibi davranmaya devam ettiler.

Kuzey’deki gerçek muhalefet hazırlıklar yapmaya çağrılıyor.

 

AB KIBRIS’I UNUTMAYACAĞINI KOMİSYONA ÇOKTAN BİLDİRDİ

Alınan karada şöyle denildi.

 

Kıbrıs Türk Toplumu

Kıbrıs 1 Mayıs 2004’de AB’ye bölünmüş bir ada olarak girdi. Kıbrıs probleminin ve 40 senden uzun bir süredir Avrupa toprağında devam eden anlaşmazlığın acil bir şekilde çözülmesi gerekiyor. AB, kendi gözetiminde kapsamlı bir anlaşmaya varılması ve adanın yeninden birleşmesi için görüşmelerin hızlı bir şekilde yeniden başlatılmasını istemektedir. Komisyon, bu görüşü desteklemektedir.

Kıbrıs 1 Mayıs 2004’de AB’ye bölünmüş bir ada olarak girdi. Kıbrıs probleminin ve 40 senden uzun bir süredir Avrupa toprağında devam eden anlaşmazlığın acil bir şekilde çözülmesi gerekiyor. AB, kendi gözetiminde kapsamlı bir anlaşmaya varılması ve adanın yeninden birleşmesi için görüşmelerin hızlı bir şekilde yeniden başlatılmasını istemektedir. Komisyon, bu görüşü desteklemektedir.

Adanın tamamı AB’nin bir parçası. Ancak Kıbrıs Hükümetinin etkili bir kontrolünün olmadığı kuzey kesiminde AB mevzuatı 2003 Tarihli Kabul Anlaşmasının 10 no’lu Protokolü gereği askıya alındı. Bu da, bu alanların AB’nin gümrük ve mali bölgesi dışında olduğu anlamına geliyor. Bununla birlikte bu askıya alınma durumu Kıbrıslı Türklerin AB vatandaşı olarak kişisel haklarını etkilemiyor. Devlet kontrolünde olmayan alanlarda yaşasalar da bir Üye Devlet olan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin vatandaşları konumundalar.

AB’nin Kıbrıs Türk Toplumuna ilişkin politikası 26 Nisan 2004 tarihinde, Kıbrıs AB’ye katılmadan hemen önce Genel İlişkiler Konseyinde şu şekilde belirtilmişti:

“Kıbrıs Türk toplumu, Avrupa Birliği’yle bir gelecek istediklerini açık bir şekilde ortaya koydular. Konsey Kıbrıs Türk toplumunun izolasyonuna bir son vermek ve Kıbrıs Türk toplumunun ekonomik olarak kalkınmasını destekleyerek Kıbrıs’ın yeniden birleşmesini kolaylaştırmak istemektedir. Konsey, Komisyonu bu amaca yönelik olarak kapsamlı tekliflerde bulunmaya ve bu bağlamda özellikle de adanın ekonomik olarak bütünleşmesine ve iki toplum arasında ve AB ile olan iletişimi iyileştirmeye odaklanmasını istedi.”

Genişleme Genel Müdürlüğü, Kıbrıs’taki özel ve karmaşık durumun sonuçlarıyla ilgilenmek üzere ‘Kıbrıs Türk Toplumu için bir Görev Gücü’ meydana getirdi.

Komisyon ayrıca:

“Avrupalı Komisyon Kıbrıs’ta tekil diplomatik, politik ve hukuksal durumu yansıtan birçok belirgin sorumluluk sahibidir. Bunlar Komisyonun herhangi bir üye ülkeyle ilgili normal rolüne ek olandır” (The European Commission has several specific responsibilities reflecting the unique diplomatic, political and legal situation in Cyprus. These are in addition to the normal role of the Commission with regard to any Member State),dedi.

Bu kararlar Kıbrıslı Türkler için büyük bir olanak sağlamaktadır. Üzerinde çalışılmalıdır.

- Advertisement -

More articles

- Advertisement -

Latest article