Son politik gelişmeler: Halk parti arıyor

Must read

Cumhurbaşkanının danışmanı Özersay da partilere akıl vermek için gurup oluşturuyor. Bazı siyasi işlerle ilgili kişiler de gurubuna katılmışlar. Şimdiden bazı ünlülerin siyasi bir partide birleşmesi için görüşler televizyon programlarında konuşulmaya başlandı. Dikkat edilince görülür ki halkın önem verdiği konu yolsuzluklara karışmamış olmalarıdır. Yolsuzluk konusu o kadar can yaktı ki sağcı solcu veya ilerici gerici değil kriter olarak yolsuz olmamak şeklindedir.

Bunu tahmin etmemek olanaksız ama halkın yolsuzluğun her devirde görülmesini kişisel zaaflara bağlaması çare üretmekte yararlı olunmayacağını gösteriyor. Çünkü yolsuzluğun olacağı ama sitemin yolsuzları ve yolsuzlukları temizlemesi için ne olması gerektiği anlaşılmış değil. Öyle bir sistem kurulmalıdır ki en yüksekte bulunanı bile yakalayıp yargıya teslim edecek bir yetkili ve görevli olabilsin.

Tesadüfen devlette değil ama özelde de yolsuzlukların görülmesini, bilinmesini ve önlenmesini sağlayacak en önemli konu olan yeminli veya chartered muhasiplerin kalitesini arttırma  maliye bakanı tarafından işaret edildi. Çünkü şirketlerin genel kuruluna tam bir denetim raporu sunmayı yasalara ve diğer mevzuata uygunluk vardır diye göstermek sanan muhasiplere kaldıktan sonra ne vergi yasaları, ne şirket ortaklarının hakları ne de dernek üyelerinin aidatlarının yutulması önlenemez. Sözde devlet şirketleşip sermaye biriktirilmesini teşvik edecek ve sivil toplum örgütlerini destekleyecek diye yeminli murakıplar olmasını ve yasalarla desteklenip işlev kazandırmayı sağlayacak örgüt üyesi olmalarını sağladı ama başarısızlık açıktır. Kimse onların objektif rapor sunduklarına inanmaz. Hepsinin de yürütme organlarının, sahibinin veya yetkililerinin suçlanmamasını sağlamak için kalem oynattıklarına inanır.

Maliye bakanı da konunun önemine değil sadece kazanç vergisi kaçırılmasına engel olmaya önem verir. Neden bilir reform gerekliliğini; kendinden!

Özersay ve ekibi de sadece hayal görür çünkü yapılacakların bilinmediğini sanıp yapılacakları araştırıp bulmaya ve önerilerle yol gösterip yardımcı olmaya çalışmak marifet değildir. Birinci yapılması gereken zaten var olup da işlemeyen sistemin çalışmasının ve çalıştırılmasının sağlanması için halkın “öyle bir sistem kurulabilir ki kendi kendini temizleyen bir kamu yönetimi yaratılır” anlayışına inanç sağlamaktır. İngiliz geldiğinde yolsuzluklar yüzünden parası pul olmuş olan Osmanlı devrinin yolsuzlukta ustalaşmış tabasına bir sistem kurarak kendinin yolsuzlukları temizleyeceğine inanması ve birkaç İngiliz yüksek yönetici denetiminde sistemini kurup başarılı olmuştu. Benim adamım olmayana yetki vermem deseydi başarısızlığı garanti idi.

Halk buna inanmaz. Kim seçilmişse yasalarla kendinin yetkilerinin sınırlanmasını kabul etmedi, yetki devrinin yasalarla olup yasalara uygun ve kayda geçmiş belgelerle olmasını içine sindirmedi ve telefon emirleriyle, sözlü olarak veya başkası aracılığıyla emirler ileterek kaos yaratı ve ondan yararlandı.

Özersay Türkiye’nin çizdiği çerçevede müzakerelere iyi görünüp çözümü aramadan yürütmekle başarılı olduğunu, bu şekilde başarılı olanın başka alanlarda da başarılı olabileceğini düşünerek ayni sınırlı alan içinde mesela sağlık bakanlığında da, mesela belediyede de başarılı olabileceğine inandı. Hâlbuki çözüm yolunda içinde bulunduğu çerçevede çıkış yolu yoktu ve kendi de arkadaşları da duvara tosladılar.

Halk da iyi ve dürüst bir adam bulmayla çare bulunacağını sanır ve konuya öyle bakar. Hâlbuki o iyi adamları çıkışı olmayan çerçevelerde hüsran bekler.

UBP kaynarken seçmen de oy verecek parti bulamamaktan şikâyet eder. Hükümet ne zaman yıkılacak ve yeni hempalar sahiplenecek diye kafa yorulur.

 

GÖRÜŞMELER TIKANDI BM İŞİ BEKLEMEYE BIRAKACAK

Kıbrıs ne olacak sorusuna verilebilecek tek yanıt: Tanınma yok, beklemeye alınacak. Bazıları rütbe yükseltme şeklinde bir değişiklik bekler ama sureta bir değişiklik olsa bile Türkiye bu değişikliğin bir işe yaramasına izin verecek değil. Beklenti siyasi olarak devlet yolunda ilerlemedir ama söyleyebildikleri yeni bir anayasa ve devletin adının KIBRIS TÜRK DEVLETİ olarak değiştirilmesidir. Buna İslam ülkelerinin evet diyebileceği sanılıyor çünkü zaten bunun ayni zamanda Kurucu devlet veya oluşturucu devlet gibi bir teferruat devleti olacağını düşünürler. Zaten Annan olanında da öyle adlandırılmıştı.

Ticaret odası bir zamanlar ihraç edilecek malımız mı var ki tanınmadan bir kazanç sağlayalım demişti. Ambargo dedikleri zaten sadece ihracat için önem taşır, ithalatta sorun yok. Liman sorunu ambargo sorunu olmaktan çok Türkiye’nin kısıtlaması, limanların idare sorunlarının ve yatırımların belâ olması sorundur. Temel sorun da ihracat fiyatlarının Türk Lirası ve para politikası nedeniyle çok yüksek olmasıdır. KTD ilanıyla aşılacak sorun değil. Dilenir ki daha da kısıtlama gelmesin.

BM bir taraf suçlu demedi. Her iki taraf da suçlu dedi. Ondan olumlu bir desek gelmez. Çözüm umudu kalmadı, bırakalım da devlet olarak tanınsın demeye ile hayır dedi. Tanınma yasadışıdır beklemeyin dedi. İsteyen madem umut yok bize haksızlık oluyor diye dizini dövebilir ama BM’nin yapacağı bir şey yok. Geçerli tek yol tarafların akıllanıp masaya akıllı dönmesidir.

- Advertisement -

More articles

- Advertisement -

Latest article