Rusya Türkiye ekseninden – Özkan Yıkıcı

Must read

Son gelişmler de gösterdi ki; Kapitalizmi kafanızdan silerseniz; Emperyalizmi bilmezliğe terk ederseniz en ufak gelişmede de çuvalarsınız. Bunun son örneği Türkiyeyi ziyaret eden Putin tartışmalarında yeniden yaşamaktayız. Sanki Türkiye Nato üyesi ve Amerikanın yörüngesinde değilmiş gibi; Rusya kapitlist sistem içinde yokmuşcasına bir algılar güncel döngüsünde bocalayıp duruyoruz. Öylesi analizler yapılıyor ki Türkiye Rusya itifakı ile Amerikan karşıtı cepe oluşmuşcasına algılar uçuşmaya başladı. Nedense; Kapitalis işleyiş ile kendi iç çelişkilerinin yoğunluğu, Pazar sorunu ve rekabetin işleyiş kuraları hepsi ama hepsi birden tıpkı Emperyalist gerçek gibi buharlaşıp sığlaştı. Sonra teker teker yorumlarla “Rusya Türkiye itifakı” öngörüleri sıralanmaya başladı. Nedense; Rusya Türkiye farklılıkları hele de Ortadoğu karşıtlığı koşulalrı ayni analizlerin vurucu yönüne eklenmiyor. Abartıdan beklentiye, algıdan fanteziye bir Putin Erdoğan güncel kuşatılmışlığa hapsolup brakıldık. Tabi bazı Kıbrıs “şaheser akademisyenelrimiz” unutmayalım!

Kapitalis özün krizler bunalım sürecinin kısgacındaki fırsatcılık ile çaresizliğin yoğunlaştığı bir dönemden geçiyoruz. Gerileyen ama yeri doldurulamayan Amerikan hegemonyacılığından tutun, daralan Pazar ile bölgesel sıcak savaşların seçenek olduğu coğrafyanın içinden konuları elyordamı ile tutmaya çalışıyoruz. Model Ortadoğu örneklem Siyasal İslam Türkiye yalnızlık değerinin şarkısını okurken; “Ben de varım” gücü ile Rusya da hamlelerini yapmaya çalışıyor. Ortadoğu krizlerle örülen ama genel Emperyalist çelişkilerin artığı bir coğrafyaya girdi. Tam da bu aşmazlarda adı çok kulanılan 2 karizmatik lider Türkiye de buluştu. Ayrıcalıkları çok ama bazı ortak çıkarlarının da olduğu gerçeklerle bunlar görüştü. Elbet belli olan: madem bunlar buluşuyorlar; ozaman ayrıcalıklardan çok ortak yönleri diplomasi gündemine taşıyacaklardı. Tabi ki anamedya ile yandaşlık karakterislikler de bunu isteye ve gündeme algı olarak ponpalayacak.

Putin Erdoğan görüşmeleri ile sonrasında sunulan yorumlara bakacak olursak; oldukça aldatılmış hale geliriz. Belirtiğim gibi: konu ne Suriye aşmazı, ne Ukrayna pazarı nede itiffak oluşturmaktı. Varolan çelişkiler ile 2 ülkenin geldiği yerde, bunlar ortak paydaşlıklarla arayış sendromuna ulaştılar. Konu ekonomi ve işbirliği olunca da daha fazla olan çelişkiler şimdilik sadece masa ile gündem oluşturmanın dışına süpürüldü! Akkuyu nükler santral kurulması artık kesinleşti. Öyle kesinleşti ki yapılacak yerin fay hattı olma gerçeği dahi yuturulup unutululdu! Enerji anlaşmasını abartarak gündeme düşürüldü! Rusların seçenek arayan yeni hat ile Türkiyenin geçiş odaklanma stratejisinin buluşma yerleri konumlama yönleri oluşturulmaya çalışılındı. Ama her şeyden önce; 2 liderin resmen otoriter güç gündem oluşturma konumları ağırlıklı olarak hisetirildi.

Konu rekabet ve çelişkilerin çeçitli olma gerçeği ise; başta Batı emperyalist yayınalrda kuşku ile sopayı birlikte yazıda döktürdü! “Türkiye ile Rusya yeni itifakla,Amerikanın karşısına mı çıkıyor”! Bunun üzerine yorumlar konuldu. Oysa çok değil; Türkiyenin Suriye politikası ile Rusyanın Esat yanlısı duruşu onca tartışma arasında nasıl ayrışmaların da keskin olduğu da görülmektedir. Tıpkı birzamanalr “yani kısa zaman öncesi” iran ayni konuma konulurken; Türkiye ile karapara trafiği olayının gelişmesi gibi; şimdi de Putin ziyaretinde böylesi travmatik politik yöntem yaşanmaktadır.

Unuturulan başka bir gerçek daha vardır: Rusya karşıt bir sistemin devleti değildir. Oda sistemin bir ülkesi. Türkiye ise Amerikan eksenli önemli bölgesel role göre oluşturulan mütefiktir. Fakat Emperyalist özdeki çelişkiler ile Pazar durumu hep gözden kaçırılınca da yalana kolayca algı teslimiyeti ile düşülür. Sanki Erdoğan amerikadan uzaklaşıp Rus yanlısı olmuşcasına bir algı ile hareket ediliyor. Sadece olan; varolan çelişkilerin değil ortak bir nokta ile buluşma çıkarsaması oldu. Ruslar batının kartına karşı yeni alan açma hamlesi yaparken; Türkiye de “Yeni Osmanlı stratejisi” çerçevesinde sanki merkezi güçmüşcesine algısı ile çıakarına oynuyor. Tabi şu soru hep olacak: Amerikan AB baskıalrına eyer gerçekten oluşur ise Erdoğan ayni Rus ortaklık kartına sığınma şansı var mı?

Hemen dibindeki Suriye olayı veya Ukrayna çıkarları karşımıza gelecektir. Biri Esatı devirmek için Amerikanın da ötesinde bir direk sert tavır isterken; Esatın gitmesini şimdilik istemeyen Rusya ile nasıl itifak devam edecek? Bu sorular çelişkiler daha da artırılma şansı vardır. Burda olay: ortak bir çıkarda Enerji pastası konusundaki buluşmanın çıkarsanmasıdır!Nedense bunda dahi sanki özlü ortak 2 devlet algısı örtüsü ile hareket edilmektedir. Batı özelikle Suriye ve Ukrayna özünde Ortadoğu projesi ile Avrasya stratejik adımları engeli Rusyayı devredışı brakma konusuna odaklanırken: Türkiyenin Ayni hedefte kendi hesapları ile işdahlı katılması nedense hep şimdilik ötelendiriliyor. Bunlar eksikliklerin brakıldığı anda, nasıl kolayca güncel kısgaçla mengenede sıkışıldığının kanıtlarıdır.

Putin Türkiyeye gelip gitti. Birçok anlaşma yanında benzer sorularla da ayrıldı. Ama bir güzel şov ve arayana kolayca yorum yapma ortamı da oluşturuldu. Peki genelde ne değişti? Hangi bölgesel politika veya yeni itifak kayışı oldu? Çelişkilerin önceliği heriki tarafta kayışlar oluşturdu mu? Krizin sürdüğü, sıcak çatışma hesaplarının yapıldığı, Pazar kapma rekabetinin acımasız vahşi şekli üzerinde Emperyalist kavgaların doğru okunması gerekmektedir. Unutana anımsatırım: Erdoğanı sistemseleştirip modelden yalnız görünüme hep sistem taşıdı. Çıkar ve hesabın hele de çözülmeyecek yumaklaşan ortamında mutlaka tek tek bulgularla genele gitmek oldukça zor. Ama son günelrde bir Putin Ankaradan geçti. Tıpkı Papanın geçtiği gibi!

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article