Ombudsman Emine Dizdarlı Hukuk Devleti’ni anımsattı – Alpay Durduran

yazarın tüm yazıları -->

KKTC iddiasına ve hukukuna göre bir hukuk devletidir. Ama yurttaşları hukuk devletini umursamaz. Açıkça görülüyor ki bir toplumun gücünü elinde tutanlar hukuk devletini umursamamaktadır. Devlet güçleri yani bürokrasisi ve diğerlerinden olan sivil toplum örgütleri kendilerinin hukuk devletini savunmaları gerektiğini bilmezler. Bürokrasinin başına tebelleş olan seçilmiş siyasi bürokratlardan geçinmeyi seçtiler. Nepotizm ve popülizmin egemenliğine engel olacak hukuk devletini savunmazlar. Muhalifliğinde şüphe olmayanlar bile nepotizmin tehdit ettiği hukuk dışı işlerle mücadele etmesi gerekli güçleri etkisizleştirecek bir baskıya isyan etmelerini sağlayacak bilinci de vermezler. Örneğin etkili olabilecek sendikal örgütlerin etkin bir hukuk savaşı yoktur. Salgın var dediler yasa gücünde kararnamelerle yasaya aykırı kararlar aldılar ve işçilerin yasanın emri olan haklarını vermeden işten atılmalarına itiraz etmediler.

Ombudsman’ın uyarısı ve siyasilerin yasaya aykırı olarak kafadan atma emirler olmaktan öteye geçmeyecek direktifler ilan etmeyi yanlış ilan etmesi çok uyarıcıdır. Ülke yönetimine ilişkin emirler en iyi eğitilmiş, en üst düzeylere kadar deneyim kazanmış ve sorumluluk almış kişileri ilgilendirmektedir. Var olan bir yasanın salgın hastalık gibi tehlikeli bir zamanda ne yapılması gerektiği ve kimlerin yapması gerektiği belirtilmiş bulunduğu halde başkalarının atamaya kalkılması üzerine anımsatılmıştı. Ancak yine de anımsanmamış gibi davranılmaktadır. Yani yasanın egemenliği umursanmamaktadır.

Halkımızın önünde bir eski başbakan dokunulmazlığı meclis tarafından kaldırıldığı halde serbestçe dolaşmaktadır. Milletvekillerinden kayda değebilecek bir uyarı ve itiraz yoktur.

Böyle bir zamanda ülkemizde muhalefet varmış, seçimli iktidar değişimi olurmuş inanması olanaksızdır. Bazı gizli diktatörlüklerde halk sindirildiği ve insanlar ses çıkarmaya korktuğu için seçim ve muhalefet uğraş içinde görülür ve ciddi olaylar yaşanır. Bürokrasinin uygun miktarını emir kumandaya alan bir düzen kuruludur ve seçilecekler bellidir. Halkın yeteri kadarı satın alınır ve düzen korunur.

Ancak halkın içinde demokrasi arzusunu tatmin edecek sivil toplum örgütleri çok cılızdır.

Bizde ise devlet gücünü arkasına almış basın yayın organları ve bürokraside beslemelerin yani nepotizmin egemenliği sivil toplum örgütlerinin serbest gibi görülecek kadar hareketli görünmesini sağlayabilmektedir. Buna rağmen sivil toplum örgütünün gücü halkın demokrasiden beklentisini güçlendirememekte ve seçimlerden hukuka saygı isteyenlerin saygılı seçim sonucu çıkarmasını sağlayamamaktadır.

Şimdi seçimler doğru gidiyoruz ama hukukun üstünlüğü seçimin konusu bile olmamaktadır.

Ombudsman’ın hukukun üstünlüğünü anımsatması ve kimsenin yasadan yetki alan başkası iken ve o dururken, başkasının yetkili imiş gibi emirler sallamaması gerektiğini söylemesi çok önemlidir.

Basın meclisten kimsenin ve siyasi atamalarla üst kademeyi işgal eden markalı amirlerin içinden kimse yasadığı yetkiler dağıtılıyor, yasadışı emirler veriliyor diye uyarmadılar. Bunun anlamı bizim cehalet yüzünden hukukun üstünlüğünden yararlanamayacak geri bir bürokrasiye sahip olduğumuzdur.

Ceza yasamız açıkça hukuk devletini dayatır ama uygulayacak olan bilgili savcı ve polis sahibi olmamız gerekirdi. Örneğin bir maddede bir memurun yasanın vermediği bit yetkiyi verilmiş gibi hareket etmek suçtur denir. Başka bir maddede ve anayasada konusu suç teşkil eden herhangi bir emri yerine getiren kimse cezadan kurtulamaz denir. Bir eylemin icrasından zarar görüp de mahkemeye başvuran olmazsa yasadışı emirler sallayıp da devlet yönetiminde zafiyet oluşturanlara kim engel olacaktır? Elbette bunun da yanıtı anayasamızda vardır veya olmasına gerek olmadığı için yoktur. Yoksa her zaman yarış içinde bir bürokrasi görülen ülkelerden alınan anayasamızda çare olmasın ve yasal yetkili olanın yerine başkalarının yetki kullanması şaşırtıcı olurdu.

Ne yazık ki bizde hem yarış vardır hem de umursuzluk vardır çünkü görülmedik gerçekler de vardır. Yedi yerden emeklilik hakkı kazanmışların ülkesi olmak kolay mı! Pandemi içinde bile geçici istihdam adıyla yasaya aykırı personel ataması tüm gazetelerin sayfalarını süslesin olur mu!

Halkın bu durumu onaylamasının olanağı yoktur. ama seçimlerde de bu işleri yapanları seçmemek için gerekeni yapmamaktadır. Yani istediği için bedel ödemeyi kabul etmemektedir. Bu bedelin ne olduğunu bile denemiş değildir.

Ombudsman’ın saptadığı sakatlıkları gidermek için yetkili olmasını isteyenleri anımsarız. Ancak yetki verilmedi çünkü yargıya gitsin ve ceza verirken adaletsizlik olmasın denildi. Ancak şimdi de kim yargıya taşıyacak sorusu ortaya çıktı çünkü savcı devletin mi siyasi gücün mü aleti olmalıdır sorusu yanıtlanamadı.

Savcının devletin mi siyasal iktidarın mı aletidir sorusunu sorarsak yanıtını istatistikler verir. Kaç davada savcı çıkıp insanı savundu, kaçında devleti savundu istatistiği bunu yanıtlar.

Karşımızda yasayla yetki verilmiş memurlar dururken başka memurlara yetki verildiği gerçeği durmakta ve bu sürüp gitmektedir ama kimse suçlanmayıp devam ettirilmektedir. Savcılık yerine ombudsman uyarmaktadır.

Güneyde de ombudsmanın uyarısının havada kaldığı örnekler bilinmektedir. Demek ki anayasada değişiklik yapma gereği vardır ki yasanın egemenliği desteklensin ama neden sistem bu açığı haykırmıyor?

Kusur bizdedir. Hukuk devletinin yasanın egemenliği demek olduğunu boş bir laf olmadığını anlamadığımızı gösterir.

Bu pandemi döneminde  gördük ki yönetim sık sık yanlışlar yapmaktadır. Ancak sürekli yanlışlarını uyarılar üzerine düzeltmiştir. Yani demokrasinin yararını gördük. Seçilemeyecek korkusuyla sorumlular sosyal medyadan korktuğunu gösterdi. Daha da korkmalıdırlar. Özellikle yasal yetki kullanımına riayet edilmezse hesap sorulacak inancını verebilirsek yayarı büyük olur.

İnandırmalıyız ki Özgürgün’ü yargıya teslim etmezlerse seçimde aleyhlerine etkisi olur. Yasadışı emir dinlerlerse veya verirlerse işleri zora girer diye inanırlarsa halk büyük yarar sağlar.

- Advertisement -
- Advertisement -
5,937BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,050TakipçilerTakip Et
13AbonelerAbone

Diğer yazıları

Yönetimin yapısı ve bütünlüğü – Alpay Durduran

Ülkemizde idaredeki birinin diğerinden bihaber olduğu aynı kurulda görev yapanın diğerinden habersiz kararlar ilan ettiği gibi işaretlerden çok açık meydandadır. Başbakanın sağlık bakanından başka...

Seçim davulu burada ve Türkiye’de çalarken gündem de aynı nitelikte – Alpay Durduran

Siyasetin kalitesi farklı da olsa siyasilerin çevresinde bulunan siyasi çalışmalar konu olarak çok benzer. CHP muhalefeti de hangi adayın nasıl kabul veya reddedildiği gibi...

Hükümet nasıl çalışmaya başlar – Alpay Durduran

Emret başbakanım adlı TV dizisinde İngiltere’deki hükümet çalışmaları izleyiciye zevk versin diye hazırlanan çok başarılı ve kitap halinde de basılmış bir eseri izlemiştim. Eser...

Yolsuzluk, nepotizm ve popülizm suçtur – Alpay Durduran

Yolsuzluk gangsterlerin, kara para çamaşırhanelerinin ve kâr artırma spekülasyonlarının arkasındadır. Onlarla mücadele için en etkili araç etkin ve verimli bir yönetim kurmaktır. Devlet mekanizması...

Patronlar istedi onlar da gitti – Alpay Durduran

Patronlar istedi onlar da gitti. Geldiklerinde söyledikleri davetin çok doğal olduğu ve devam edeceği idi. Bu devam edecek davetler ve konuşmalar gidip gelenlere göre...

YKP basın açıklamaları

İstirdat savaş nedenidir, savaşa hayır, yaşasın barış!

Yeni Kıbrıs Partisi Sekretaryası'nın 1 Eylül Dünya Barış günü nedeniyle yayınladığı açıklama şöyle: Bugün bölgemiz savaş, silahlı çatışma ve yeni askeri müdahalelerin ve işgallerin sürekli...

Hukuksuzluğa karşı direniş her yerde

YKP Sekretaryası mahkemelerde süren davaları değerlendirdi. Açıklama şöyle: YKP dahil birçok örgüt, kurum kuruluş COVID-19 başladığında yasaların uygulanmasını talep etti, UBP-HP hükümeti ise yasadışılığı normalleştirip...

Yarınki eyleme katılım çağrısı yaparız

Yeni Kıbrıs Partisi, yaptığı açıklama ile güneyde çalışan emekçilerin yarın düzenleyeceği eyleme destek belirtti. Açıklama şöyle: YKP olarak, Kıbrıs bölünemeyecek kadar küçüktür söylemini kurulduğu günden...