NASIL DAHA İYİ BİR YAŞAM VE ÇEVRE BIRAKABİLİRİZ – Arif Erbil Sonel

Must read

Önce kısaca çevre derken yalnızca insan yaşamını düşünmememiz gerekir dünya üzerinde yaşamını sürdüren canlı veya cansız varlıklarını yaşamlarını  sürdürdükleri dış ortam yani ekosistemdir.  Ülkemizde Özellikle son yıllarda da artarak devam eden  Ormanlarımızı, topraklarımızı, su kaynaklarımızı, soluduğumuz havayı tahrip ederek, biyolojik çeşitliliğimizi yok ederek, nüfusumuzu git gide kontrolsüzce artırarak, ülkemizin en değerli kaynağı olan, çevreyi tahrip ediyor ve ekolojik dengeleri bozuyoruz.

Tabi ki bu hukuksuzluk ve çağ dışı yapıyla çevreyi ve doğayı korumak ve insanlara anlatmak zor olabilir  ama toplumu bilinçlendirmek gerekir.Öncellikle her alanda bizim ülkemizi etkilediği gibi kontrolsüz ve aşırı nüfus artışı çevre ve doğal olarak da yok olmamızı sağlamaktadır. Nüfus artışı ve sanayileşme sonucu ortaya çıkan çarpık kentleşme olgusu, çok sayıda problemi de  beraberinde getirmiştir. Kentleşmenin stres, gürültü, kira fiyatlarının artması gibi sosyo-ekonomik etkileri yanında; hava kirliliği, su kirliliği gibi çevre üzerinde de olumsuz etkileri vardır. Kıbrıs’ta nüfusun hızla ve kontrolsüz şekilde artması ve gelen insanların gerek yaşadıkları coğrafyadan dolayı gerekse kültürel ve bireysel eğitim seviyelerinin düşük olması  burada yasayan topluma kültürel çatışması ve de yasalarımızın da ve uygulayanlarında önlem almaması nedeniyle kontrolsüz bir şekilde  ve hızla doğayı ve çevremizi tahrip ediyoruz .Hızlı bir şekilde nüfus artısının getirdiği gelen insanların yasama ev is gibi sorunları çözmek için doğal yaşam alanlarını yerleşim alanlarına hızlı bir şekilde dönüştürüyoruz ve bu da bize gelecekte yaşanılmayacak bir Kıbrıs olarak çocuklarımıza bırakabiliriz.

Nüfusun artış göstermesi nedeniyle hızlı bir şekilde özellikle Girne, Lefkoşa ve Mağusa olmak üzere hem orman alanlarımızı yitirdiğimiz gibi hem de bu alanlardaki yalnız bizim için değil doğanın ekolojik dengesini bozduğumuz için yasayan canlıları tam bir kiralık katil gibi yok olmasına ortam hazırlıyoruz ama unuttuğumuz bir şey var su anda çektiğimiz içilebilir kullanılabilir su sıkıntısı bu yüzdendir. Gelecekte belki de yalnız Kıbrıs’ta değil dünyada su savaşları yaşanabilir, belki bu söylediklerim çoğu insan için gülünç gelebilir ama arabayı duvara doğru sürüyoruz fakat bunun farkında deyiliz.

İnsanlarımızın şuursuzca çevreyi kirlettikleri bir gerçek. Plajlarımız olsun, denizlerimiz, tarihi yerler, piknik alanları, yollar, sokaklar ve daha sayamadığım bir çok yer ama acaba toplum olarak ne yapabiliriz bunu kendimize sormalıyız. Eğitimin burada ne kadar önemli olduğu bir gerçek gerek yaşadığımız insanlara bireysel olarak çevreyi nasıl koruyacaklarını öğretmeliyiz gerekse çağdışı eğitim sistemimizi  geliştirerek çocuklarımıza, gençlerimize, yaşlılarımıza çevreye duyarlı davranmayı öğretmek zorundayız. Tabii ki burada olan yapıyı da zorlamak durumundayız çevreyi kirleten veya bireysel amaçları için yok eden vatandaşlara  caydırıcı cezaların konması gerekir,elektrik santralimiz yerine daha çevreci enerjiler bulmak zorundayız gerek rüzgar enerjisi gerekse güneş enerjisini ne kadarda pahalıda olsa kullanmak zorundayız ,artık çöp denilen maddeleri yakarak veya gömerek yok etmeyi değil geri dönüştürücü fabrikalar kurmak zorundayız bu hiçte sandığımız kadar zor olacağını düşünmem güneyle yapacağımız ortak projelerle Avrupa birliği finansmanımız olabilir.Eğer hızlı bir şekilde önlem almazsak ne içilebilir bir suyumuz ne gezebileceğimiz rahatlayabileceğimiz bir ormanımız denizimiz plajımız kalır nede nefes alabileceğimiz temiz bir hava .Bu adayı kurtarmak bizim elimizde, umut yaşadıkça yeşerir.

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article