Muhalefet(lik) zor zanaat! – Said İlhan

Must read

Ülkemizdeki sol niye belirleyici olamıyor – Ulus Irkad

Aydınlanma Çağı Avrupa’ya geldiğinde Avrupa’da boğazlaşmalar, Orta Çağ’da dinin olumsuz etkileri devam etmekteydi. Ama Orta Çağ’la birlikte aniden Rönesans ve Reform Hareketleri Avrupa’nın kaderini...

Azerbaycan Ermenistan gerilimi sarmalından – Özkan Yıkıcı

Kafkaslarda kış mevsimine doğru gidildikçe, havalar soğumaya başlarken, siyaset de ısınma tırmanıyor. Güney Kafkasyada Azerbeycan ve Ermenistan arasında savaş tırmanışı hızlanıyor. Probaganda aygıtları da...

ABD Türkiye yörüngesinden izler – Özkan Yıkıcı

Konuya dalmadan, özet bir anımsatma yapmak gerekir. Gözden kaçırmamamız gereken sistemsel önemde gelişmeler vardır. Kapitalist yapı genelde krizlerle boğuşuyor. Ekonomik finasman bunalımı, ekolojik kriz,...

Türkiye’de Cuma operasyonları üzerine – Özkan Yıkıcı

Gecenin sessizliğine büründüm. Etrafta gezen sivri sinekler beni epey rahatsız ediyor. Yazacağım makaleyi planlarken, birden peşpeşe gelen Türkiye gelişmeleri ile dünyadan gelen eleştirilerin Kıbrıs...

Yanlış bir algı var; “iktidar yani  hükümet edenlere karşı muhalefet etmek çok kolay” öyle ya “yapılan her yanlışa, hukuksuzluğa hatta olumlu denebilecek uygulamaya” muhalif olmanın kendine göre verdiği içi boş söylem “düşünmeden, hiç bir çözüm üretmeden” muhalefetlik yapmak… İşte bizde ve geri kalmış toplumlarda yapılan “siyaset” budur. Hükümetler elinde tuttuğu  olanaklar sayesinde otoriteyi sağlamak ve ele düşmana karşı ayıp olmamak için iş bitiricilik yanında az çok iş bilirliğe de önem vermek zorundadır. Aksi halde “hade toplum cahil ancak” dümende bulunduğu devlet aygıtı “idareyi” uzun yıllar nasıl sürdürür, sorulması gerekmez mi? Yanıtı, hiç endişeniz ve de şüpheniz olmasın o yerde iktidara karşı muhalefet edenlerin ülke sorunlarına ve toplum yapısına uygun doğru ve akılcı politikalar üretmemesinde yatıyor. Bunu söyleyince de “zaten her şeye muhalifsin” deniyorsa artık ne anlatmak istediğimizi daha bir güzel anlarsınız. İktidarsız “iktidar” ama işlerini bir güzel yürütüyor, kabul edelim. Dedik ya “muhalefet(lik) zor zenaat”!  Neyi gerektirir; “muhalefet mutlaka iktidardakilerden daha açık ve bilgili olmak zorundadır” Bunun yanında komşularıyle, gün geçtikçe değişen dünya ve halklarıyla gelecekte iyi ilişkiler yolunu açacak bilgi alış verişin önemine de inanması gerekir. Batı toplumlarından ayrıldığımız en önemli nokta “ne gerek var… halk bizden memnun ki seçiyor” olması yeterli olmamaktadır. Ö zaman vaad edilen daha iyi bir yaşam için toplum / halkın bilinçlenmesi nerede, daha çağdaş bir dünya görüşüne sahip olma hak ve fırsatı bizzat yönetime aday olan muhalefet siyasi partiler tarafından engellenmiş olmuyor mu? Değişen bir şey olmayacaksa söylermisiniz “hükümet değişikliği sadece koltukta oturacaklarla sınırlı kalması ise, buna ne gerek vardır” Boşuna gayret şikayetçisi olunan toplumu ezen düzeni “biz onlardan daha iyi yapar, ezeriz” olmaz mı allahaşkına!

Gelelim muhalefetin gündemini oluşturan meseleye; “seçim, seçim, seçim!”… Sorunlar ortada ama muhalefet isterken çözümün reçetesini ver(E)miyor. Çünkü yaratılan demografik bu sosyal ve siyasal yapıda olamaz! Halbuki sorunun özünde “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yıkılması var” ve onu uluslararası anlaşma ve hukuk çerçevesinde çizilmiş yol haritasında belirtilen “restore etmek var” Ancak dışında dolaşarak üzerinden “politika” yapmak meziyet sayılınca bu gün yaşanan “kaos”un doğması doğal karşılanabiliyor. Yeni vatandaşlıkların verilmesine, olmayan bütçe kaynakları üzerinden sırf iktidar partisinin üstelik bir kanadının puan kazanması belasına istihdam yapılmasına devam ediliyor… ama çözüm bulunamıyor?

Uluslararası hade (öcü) korkuluyor veya bir, ikisi dışında “adam” yerine konulmuyor… ya “et ile tırnak” nezdinde bile itiraz yapılmaması ne denli zaafiyete düşüldüğünü gösterir. Belediye sorununu bile “düşman” belletilen ortağı olduğumuzun unutturulduğu Kıbrıs Cumhuriyeti başkanına şikayet edilmesi üzerine aylar sonra iyi, kötü çözüm üretilmesi bile toplumun sınıf karnesine düşülmesi gereken not oluyor. Bu arada “mezbaha”nın satılması dillere düştü… ne güzel uyum ülke ile mezbahanın satılmasıyla kurtuluş yolunun bulunması, cidden dünyada bir ilk olabilir. Aslında AB ve Avrupa Konseyi kurumlarında yapılabilecekler vardır… yeter ki aransın! Oralarda bu kurumların koridorlarınada veya dışında “hayalet” görüntüler sergilemekle olamayacağını ne zaman anlayacağız. İşte iktidara karşı sözde muhalefet etmek “seçimle bir alt yönetimi olarak muhatabını kızdırmamak” sayesinde balyoz, ergenekon vs darbelerin altında (üzerinden değil) derin devletin bir yerde ve şekilde “gizli stratejik ortağı” hem iktidara ve hem de karşısındakilere yaranmanın Türkçesi! Ne güzel muhalefet(lik” sergilenmesi… Sorunların sadece seçimle çözülebileceğine inasn(dırıl)an topluma da yazık, başka ne denebilir?

 

STRATEJİ FARKINDALIK!

Kendini bile farkedemeyenlerin ülke ve büyük iddia başkalarına örnek olma stratejisi üzerine ahkam eksmesi olsa olsa “aymazlık” cahilliktir. İktidarı ve de muhaletinin büyük bölümünü kapsaması ileriye bakışta sorun yaratmaktadır. Strateji eğer ileriye baklırsa anlamı var ve amaç esasen odur, İleriye yönelik olmayanı “geriye bakması” olur ki hedeften uzaklaştırmaktadır.  Farkındalık budur… çözüm üretirken (böyle bir iddia olmasa da) muhalefetin iktidardaki siyasi partiyi geriden “düşsün ve sıra bana gelsin” izleyerek strateji çizmesi(!)nin adı ne yazık ki toplumsal hüsrandır. Farkında olunmak; bir yerde sorunların “tez, anti tez platformunda analizinden sonra varilacak bilimsel veriler ışığında” sentez oluşturmasıyla mümkün. Belediye seçimi örneğin; eğer iktidara karşı mücadele ediliyorsa, ki öyle sunuluyor; “ortak aday” neden gösterilemiyor? Bizim olayda her sorunun çözümünü sadece “mandıra” politikasıyla yani içte bir birimiz üzerinden zafer kazanmakta değil, dışına çıkmayı başarıp sorunlara ayrıca Uluslararası anlaşma ve hukuk “penceresi” üzerinden bakmayı da gerektiriyor.

Sadece bizim olayda değil, tüm uluslararası sorunlarda böyledir; Anadolu’daki Kürt, Alevi, insan hakları ihlalleri, Filistin’deki kangrenleşmiş sorun vs keza öyle coğrafyamızda öne çıkanları! Ortak payda “demokrasi” insan haklarına saygıyı ön gören uluslararası hukukun uygulanması önündeki engelleri yıkmaya çalışmak. Bölge coğrafyasının “petrol” silahıyle “savaş” vermek bir yerde emperyalizmle olurken, bunun bilinciyle “onun korumacılığını” yapan figüran otoritelerle mücadeleyi kaçınılmaz kılıyor. Toplumsallık sadece bireysel çıkarlar ile özgürlüklerin bir araya gelerek oluşturduğu matematiksel bütünlük olmadığını anlamak gerekir. Toplumsal var oluş bizde en çok dile getirilen söylem olmakla birlikte ama bunun bireysellikten çok “toplumcu” çıkar ve özgürlükler etrafında topladığı ve o değerleri de kapsadığı göz ardı edilmektedir. Bir kısım siyasi parti bukalemun misali renk değiştirebilme özelliği yanında unutulmasın “dilinin de çok uzun olması” özelliğine de sahiptir.

- Advertisement -

More articles

- Advertisement -

Latest article

Ülkemizdeki sol niye belirleyici olamıyor – Ulus Irkad

Aydınlanma Çağı Avrupa’ya geldiğinde Avrupa’da boğazlaşmalar, Orta Çağ’da dinin olumsuz etkileri devam etmekteydi. Ama Orta Çağ’la birlikte aniden Rönesans ve Reform Hareketleri Avrupa’nın kaderini...

Azerbaycan Ermenistan gerilimi sarmalından – Özkan Yıkıcı

Kafkaslarda kış mevsimine doğru gidildikçe, havalar soğumaya başlarken, siyaset de ısınma tırmanıyor. Güney Kafkasyada Azerbeycan ve Ermenistan arasında savaş tırmanışı hızlanıyor. Probaganda aygıtları da...

ABD Türkiye yörüngesinden izler – Özkan Yıkıcı

Konuya dalmadan, özet bir anımsatma yapmak gerekir. Gözden kaçırmamamız gereken sistemsel önemde gelişmeler vardır. Kapitalist yapı genelde krizlerle boğuşuyor. Ekonomik finasman bunalımı, ekolojik kriz,...

Türkiye’de Cuma operasyonları üzerine – Özkan Yıkıcı

Gecenin sessizliğine büründüm. Etrafta gezen sivri sinekler beni epey rahatsız ediyor. Yazacağım makaleyi planlarken, birden peşpeşe gelen Türkiye gelişmeleri ile dünyadan gelen eleştirilerin Kıbrıs...