Mart ayının ilk yarısından yakın tarihi anımsarken – Özkan Yıkıcı

Must read

Ülkemizdeki sol niye belirleyici olamıyor – Ulus Irkad

Aydınlanma Çağı Avrupa’ya geldiğinde Avrupa’da boğazlaşmalar, Orta Çağ’da dinin olumsuz etkileri devam etmekteydi. Ama Orta Çağ’la birlikte aniden Rönesans ve Reform Hareketleri Avrupa’nın kaderini...

ABD Türkiye yörüngesinden izler – Özkan Yıkıcı

Konuya dalmadan, özet bir anımsatma yapmak gerekir. Gözden kaçırmamamız gereken sistemsel önemde gelişmeler vardır. Kapitalist yapı genelde krizlerle boğuşuyor. Ekonomik finasman bunalımı, ekolojik kriz,...

Türkiye’de Cuma operasyonları üzerine – Özkan Yıkıcı

Gecenin sessizliğine büründüm. Etrafta gezen sivri sinekler beni epey rahatsız ediyor. Yazacağım makaleyi planlarken, birden peşpeşe gelen Türkiye gelişmeleri ile dünyadan gelen eleştirilerin Kıbrıs...

Resmi siaysetsiyasetciler hep tekarlarlar; “Geşmişi unutmayın”. Kelimeler doğru olsada, onlar kulandığı için onlarda yaalnlaştı ve içeriği boşaltıldı. Şunu daha net yazalım: Geşmiş derken de sadece kendi istedikleri ve söyledikleri yalanların bilinmesi gerçeği oluyor. Burda dahi sıkılmadan yalan söyleyerek tıpkı her konuda olduğu gibi işine geleni ve kendi uydurğu günlük çıkarına göre geşmiş çizilmektedir. Ama onların tekerlemesine ben uyarak, sadece Mart ayının yaşadığımız şu ufak günlerinin yakın tarihsel anlamlarını şöylesine dar köşemde yazacam. Bazılarına ibret olsun ki yakın tarih anımsanınca yine resmi siaysetin çirkin yüzünü bulacağız.

Mart tarihinde en başta daha ilk günlerde bizim resmi “tarihimizle yüzleşilecek” gün olmaktadır. Bir anda ezberleri tabuları sihirleri bozacak gün oluyor. 4 Mart 1964 tarihinde Güvenlik Konseyinin Kıbrısla ilgili aldığı kararın yıl dönümü oluyordu. Yeni yeni başlayan “Toplumsal”  çatışmalar sorası alınan karar resmen günümüz Kıbrıs cumhuriyetini Uluslarası kararla şekilendirdi. Özelikle Türklerin geri Kıbrıs Cumhuriyetine dönmemesiyle sonuçta şimdiki yönetsel koşular o tarihle yaşandı. Hani ikide bir bizim resmi tarihciden siaysetcilere “Kıbrıs cumhuriyetini rumnlar işkal etti” söylemine resmen bu evrensel kararla öyle olmadığı tam aksine kaçıldığı belgesi olarak tarihe yazıldı. Sadece bizim ve Türkiyedeki çevreler bu kararı yok sayarak hatta Türkiyenin ilgili kararı kabul etmesi dahi gizletilmektedir. İlgili karar sadece Kıbrıs yapısında önemli tarih olarak kalmadı; Daha sorası yapılan gizli görüşmelerle soradan ortaya çıkan belgelerle, Yunan iç savaşı Sosyalist Komonist katili ve Kıbrıs olaylarında rolu olan Grivasın “solu ezme” adına Kıbrısa dönüşü İngiltere ve Türkiye tarafından kabul edildi. Ayrıca Açerson pilanı da bu sürecin devamı olarak yine Garantörlerce başta Amerikan katgısyla geliştirildi.*****

8  Mart emekçi kadın günü de ayni ayın önemli tarih belgesi; Gariptir gelinen noktada çalışan mücadele eden Kadınlar yerine hep resmi eksenli şov ve posmoderin analyışla kutlatılmaya uğraş verildi. Talebpler hep sayısal rakam kotasına ve metalaştırma açılımına konuldu. Deyişim yerine sistemden pay almaya yoğulaştırdı. En önemli çaba ise; ilgili günü gününe öz olarak yaşatmak isteyenlerin baskıya uğralamalarıdır. Bunu Türkiyede zaten 8  Mart günü öncesi tutuklanan kadınlarla ısbatlandırıldı.****

Yakın tarihin önemli gün buluşma rakamı 12 Mart oluyor. Türkiye yakın tarihinin ibret belgesi olmaktadır. Yapılan askeri darbenin resmen emperyalist sistemle yeniden daha sağlıklı ilişki kurma günü oluyordu. Bir yanda katliyamlar işkenceler olurken, Türkiye oligarşik yapsında sermaye daha etkin hale geliyor, emperyalist Yeşil kuşak temeli atılıyor ve Orta doğu Nato eksenli güçlü yeni itifaklar oluşuyor. Ayni tarih daha yakın dönemdeki Gazi Mahalesi katliyamı yapılış yıl dönümü oluyor. Ancak bu olay resmen taranarak katlederek yapılamsına karşın olay yargıda sonuçlanmadı. Açığa çıkmayan önemli tarihsel katliyam olarak tarihe yazıldı.

Bir de Türkiye dediyimiz için 16 Martı anmadan olmaz: 12 Eylül darbesine giden yolda, artık sivil faşistlerin yetersiz olması sonucu, kitlesel katliyamın başlangıç tarihi oluyor. İstanbul ünversitesinde öğrencilerin üzerine bonbalar atılyor ama kimse sonuçta yargılanıp ceza dahi almıyordu. Bu olay dönemeç bakımından oldukça önemli yer aldı.

Çok deyil; Bir yıl öncesine gidelim; Bu kez yer Japonya; Önce deprem ve sora Tusinami olayı oldu. Burda resmen şu yeni tartışma başladı; Nükler santralerin güvenirliği sorgulandı. Gariptir Japonya gibi önemli bir ülkede bu sonuç yaşanırken ve Almanyadan ingiltereye etkisi olurken, sanki “tanrının dokunulmaz yeriymiş gibi” Türkiyede Akuyu nükler santrali kuruluyor. Öyle bir yer ki Fay hattı gerçeğine rağmen dinin ilahisi ve tanrının izniyle yola devam ediliyor.

Bu hafta size kısa yakın tarihi çeşitli olaylarıyla hatılattım: Kıbrısın ufak gerçeğinden günümüz Türkiyesine ve Nükler santrallerden birden ufak yazıda çok olay buldunuz. Bakalım birileri de yaşadığımız dünyanın Emperyalist çağ olduğunu anımsayacakmı? Yoksa sistemin istediği gibi, Emperyalist kelimesini dahi kulanmadan, sistem içinde en iyi olma kavgasında doğrularda boğulacakmı? Karar elbet okuyucunundur.

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article

Ülkemizdeki sol niye belirleyici olamıyor – Ulus Irkad

Aydınlanma Çağı Avrupa’ya geldiğinde Avrupa’da boğazlaşmalar, Orta Çağ’da dinin olumsuz etkileri devam etmekteydi. Ama Orta Çağ’la birlikte aniden Rönesans ve Reform Hareketleri Avrupa’nın kaderini...

ABD Türkiye yörüngesinden izler – Özkan Yıkıcı

Konuya dalmadan, özet bir anımsatma yapmak gerekir. Gözden kaçırmamamız gereken sistemsel önemde gelişmeler vardır. Kapitalist yapı genelde krizlerle boğuşuyor. Ekonomik finasman bunalımı, ekolojik kriz,...

Türkiye’de Cuma operasyonları üzerine – Özkan Yıkıcı

Gecenin sessizliğine büründüm. Etrafta gezen sivri sinekler beni epey rahatsız ediyor. Yazacağım makaleyi planlarken, birden peşpeşe gelen Türkiye gelişmeleri ile dünyadan gelen eleştirilerin Kıbrıs...