KONUŞTURMA VE DÜŞÜNDÜRME

Must read

Bilmem farkındamısınız: Bize bazen öylesi şekle sokarlar ki adeta söyletme düşündürme ekseninde hapsolup biteriz. Doğruya veya konuyla ilgili şöylesine açılım yapmak isteyince, hemen birileri bir şeylerle adeta kuşatma altına alır. Bazen korkularla bazen de övgülerle adeta sıkıştırıp bir yerde tutulmayı sağlar. Bu hem resimdeki düşünce rengi olur, hemde sanki en kolay doğru halle sokulur. Böylelikle siyaset konuşturma ve düşündürmeyi kontrol altına alır. Sanmayın salt yöneticilerin demeçleri veya baskılarla zorlamalarla yapılmakla yetinilir, bazen bilim adına veya sivil toplum kisbesiyle de daha etkin bu örme beyine sokulur. Günümüzde bu çok kolay tüketilen kültürden görüntüye etikete dek her alanda algılatılır.

Bizden başlayalım: Hep kendmizi idare edemiyeceyimiz, lokma gibi yutulacağımızı en ufak uzlaşma veya barış eyliminde karşımıza dikilen kuram oluyor. Bunu sadece siyasetciler deyil, eytimdeki öğreti, kahvedeki hiç bilgisi olmayan kabadayılar ve kendine güvenmeyen nice insanda bu tekrarlanır: Dahası farkında olmayan normal insan da bunu ezberleyip söyler ve güvensizlikle dönüp kendisi de inanır. Bu zorlandığında adanın krizine ve siyasal gelecek oyunlarda önemli düşünce oluyor: Ama bunu Amerika veya ingiltere deyil belkide hiç bunları bilmeyen kişilerin öğretisiyle tekrarlayıp etkili oldukları da görülür.

Gelelim ikinci ayak noktasına: Bir bakarsınız bütçe açığı vardır, borçlar artıyor, hizmetlerde aksaklık vardır, sağlık hizmetleri verilmiyor ve özel rüşvetle sizi ikinci para vermeye yöneltiyorlar. Bu sorunları sayarken hemen bazı bilsin bilmesin konuşmaya başlar. Buna yeri geldikçe adın bilim adamı ünüversiteler sivil toplumlar da eklenir. O zaman özeleştirme yapmak gerekir. Sağlıkta katgı payı almak şartır. Her kes bol bol ilaç tüketiyor: Çalışanlar tenbel olduğu ve hizmetler hantalaştığı için kamu sistemi görevini özel kesimler yapması şartır. Bunlar çoğu kez ezver gibi vurgulanır. Adı tüm dünyada yapıldığı ve hizmetin karşılığı ödenmelidir denmektedir. Böylelikle tüm konularaın reçetesi de ayarlanmış oluyor.

Bunları İMF demiyor: Sermayenin en zengin kişileri talep etmiyor: Biraz konuyu deşince masa başındaki en basit memur veya parti delegesinin ezber dediyinin kendileri dahi uzak tekel merkezinin uzantısı olduğunun farkında bile deyiler. Hatta yeri geldikçe söyledikelri görüşlerin sahiplerine dahi söverler. Örnek en acımasız neoliberal görüşü söyleyen Amerikan karşıtı olduğunu da söylediyi çok görülür.

Yine çok duyarız milliyetci nutuklar ve dinsel nameleri: Kendinin çok vatan sever olduğunu, dinin kafire karşı olduğunu vurgularlar. Bunlar belkide savundukları görüşlerin özünde en çok karşı çıktıları kesiminlerin ezberleri olduğunu bilmezler. Ama onların siyasal çıkrlarına göre de konuştukları ortadadır. Nice dinci partinin milliyetci kesimin nasıl sistemin en militan kesimleri olduğu, krizleri sermaye lehine atlatmada kulanıldıklarını da ancak araştırınca ortaya çıkarırsınız.

Bir başka açından bakalım: Bu gün hem ekonomik kriz hemde artan ırkçı ve dincilik siyasal eylimler vardır. Krizlerde öylesi piskolojik korku yaratıldı ki, çalışanın haklarından almayınca, üçreterden kesmeyince ve esnek taşaron çalışma sistemi olmadıkça krizin hafifletilmeyeceyi hemen kolayca inandırılır. Öyle ki kriz gelip derinleşmesin diye kitleleri sanki burdan başka çare yok gibi kabulenmeye zorluyorlar. Böylelikle büyük kamu oyu ve bilim adıyla konuşanlar bu koroya katılıp ayni nakaratı okurlar. Böylelikle hak savunmada adeta kriz çağrıcısı gibi algılatılır. Böylelikle sermaye eksenli sınıfsal yeniden güçlenme ile oluşur.

Son dönemde din ve ırkçılıkta konulşuluyor. Hep krizin veya göçmenlerin yabancı düşmanlıkla bunun hortladığını vurgularlar. Hemen bilimci ve sosyoloklar ayni koroya katılır. Demeki konu göşmenler ve din düşmanlığı oluyor: Kİmse buna bakmadan tekrarlar. Oysa Doğu Avrupada göşmen olmadığı halde ırkçılık artı: Holanda belkide yabancılarla en yumuşak ilişki olan ülkeyken ırkçı eylimler büyüdü. BUnlar düşündürtmezler. Çünkü biraz deşince krizlerle sınıfsal alternatif boşlukta orta sınıflar hemnen otoriter eylimleri artığı ve bununla kültürel idolojileştiklerini açıklayacak yoktur. Neoliberalizimle kırılan sosyal kırılma sorası adeta doğan boşukta ırk din eylimleri artığı da bilinmek istenmez. Birde kapitalis sistemin sınıfsal eksenden uzaklaştırma ve sistem içi krizleri tutma adına kültürler çatışmasını tetiklediyi hemen hemen onuturulmak isteniyor. O zaman da iş hem kriz kontrol hemde sorunları saptırmada bu eylimler önemlidir.

Görüyormusunuz konuşunca nereye geliyoruz. O zaman emperyalis sistemi bilmeden bunları ele alamayız. Alternatif sosyal,is eksiklikler bu gibi saptırma yanlışları güçlendiriyor. Onun için konuşturarak düşündürerek kendi etkin idolojilerini yerleştirme yöntemi olarak karşımızda duruyor. Anlayan anlar: Son günelrde bizim yaşadıklarımız bunun mesajıdır. Hele de göstere göstere gelip de bana dokunmazla sis içine gömülünce, yangın vurunca da çaresiz geç akalmanın türküsüyle ağıt yakılır. KTHY  bunun en acı son örneyi oluyor.

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article