Hatırlatırlar bizlere! Keskin bıçak gibi yüzümüze vurarak – Özkan Yıkıcı

Must read

Sayın Akıncı ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken – Ulus Irkad

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken 46 yıllık statükonun da pandemi katalizörü ile çağdaş dünyaya, evrensel hukuka ve siyasal andlaşmalara ayak uyduramamanın getirdiği sorunlardan ötürü fireler verdiğini...

Akıl tutulmasıdan fırsatçılığa – Özkan Yıkıcı

Yaklaşık 6  aydır, Kovit salgınıyla kalkıp yatıyorouz. Daha başlangıçtan, başarı hikayeler de uçuşuyor. KOltukcular “yiyi yönetiklerini” muhalefet de “halk dalkavuklukla” ayni masalı taşlandırıp duruyor....

Gerçekleri inkâr etmenin algılanması – Özkan Yıkıcı

Bilimi immkar edersek, gerçeklerden koparsak, haberde bilgi yerine algıyla iletişim yapılırsa, sonuçta banbaşka bir dünya oluşturulur. İmkar, ret ve algı cihaletiyle kurgulanan siyasal idolojikleşme...

Libya’dan Bahreyn’e Ortadoğu – Özkan Yıkıcı

Libyada oldukça karışık gelecek gelişmeler oluyor. Konuyu takip etmeyenler için, anlamakta zorlanma olması doğaldır. İki önemli paradoksal koşul vardır: Libyaya önemli derecede dış müdahale...

Kişinin yansıması aynasındadır derlerdi: Yine “Aynaya bak, kendini gör” derlerdi! Son dönemin ekranları adeta bana yüzüme vuran ayazın keskin bıçağı gibi seyretme yaptırıyor. Stratejisler, Bilimciler, Uzmanlar ve Politikacılar hepsi ardı ardına diziliyorlar. Anlatırlar bıkmadan usanmadan ayni tarihsel tekerlemeleri: “Suriye’de kimyasal silah kullanıldı: Öyle ise vurmalı”! Sora senaryolar kurgular ardı ardına diziliyor. Çoğu tanıdıktır! Kimisi zamanında bunları eleştiren, kimisi ekran şovlarla bilimci ve dolarlı şahsiyetler oldu. Ama anlatırlar: “Esat gitmelidir; Türkiye haklıdır! Erdoğan ile artık ülke bölgesel güç oldu; Devasa proje ile Türkiye yaygın bölgenin modelidir” gibi atışlar varsın yerini bulmasın: Yine de onca tecrit ve iflasa karşın sıkılmadan ekranda “başarılar, mucizeler” sözcükleri bilimcilerin ağzına çok güzel yakışır. Ama yine şu hatırlatma konusu beni sızlatıyor! “Aynaya bak kendini gör”! Ben ekrana bakıyorum ama başka laflar duyuyorum. Hele dün “Emperyalizm” eleştirisini yapan kimi şahsiyetlerin şimdi Ortadoğu bataklığında “Bahar arayan” durumuna düşmelere hem bayılırım hem de kuşkularla ekrana yeniden bakarım! İşler böyle yürüyor. Dün ırak, Somali, Libya ve daha nice ülkelerde ayni teraneler söylendi yapıldı. Fakat ne demokrasi, ne özgürlük nede barış geldi. Fakat yine ekranda sırıtarak ses yükselterek anlatıları sıralanıyor: “Suriye’ye mutlaka ders verilmeli ve başkaları da cüret etmemelidir”. Sahi şu kaosları katliamları yapanlar savundukları merkezlerin katilliklerini falan bilmiyorlar mı?

Suriye çok uzak değil: Doğu komşumuz. Ağrotur üstü ise daha yakınımızda, Güney Kıbrıs’ın içinde. Ağroturdan uçaklar kalkıyormuş. Ama şanına şan katan şahsiyetler zaten bunun hep olduğunu “PKK, Hizbullah, Filistin” daha nicesinin bilgisini alıp onları İsrail’e Türkiye’ye ve nice müttefiklere verilip operasyonlar yapıldığı sanki hiç olmamış gibi şimdi Ağrotur İngiliz uçaklarının inişiyle konuşuluyor! Size önemli bir sır vereyim: İngiltere parlamentosu Suriye müdahalesine izin vermedi! İyi hoş ama Ağroturdan kalkan uçakların yağdıracağı füzeler veya toplayacakları bilgileri vurmayı yapanlara verip hedef belirleme, savaşa katılım değimli! Şu tuhaflığa bakın: Suriye’ye kimyasal yapımı malzemeyi verenlerden birisi de İngiltere’ymiş! Aman ha: Bunu fazla haber yapmayın! Tıpkı Halep’te kullanılan kimyasalı kim kulandı yanıtında veya Adana’da bulunan ve şimdilerde çok konuşulan siner gazından falan söz etmeme dersini iyi anımsayın! Çünkü konumuz Suriye olup oradan Esat gitmelidir. Ama bazı yandaşlarda soruyor: “Esat sorası Suriye’de nasıl bir yönetim kurulacak”! Obama hemen kılıfı öneriler üzerine koydu: “Suriye işgal edilmeyecek: Amerikan parlamentosuna da sorulacak”! Hani şu ıraktaki yalan bilgilerle Saddam’a karşı yapılan meşhur “Özgürlük feneri” parlatması var ya!

Ekranlara bakıyorum: Dünkü Bilimci şimdi telin akorunu bozmuş gibi. “Yapılacak olan Esat’ın gücünü kırmaktır” deme sözcükleri eklendi! Sanki insanları rahatlayacak bilgiymiş gibi “Zaten karadan müdahale edilmeyecek” derler! Kürtler ne olacak sorusu şimdilik piyasada yoktur. Rojava katliamı ve Salim ziyaretleri de şimdilik piyasada pek tüketilmiyor. Suudiler ise kuşkuda: “Benim yandaşın  Elnusra iktidar” olacak mı sorusuna yanıt arıyor Beyaz saray derinliklerinde. Ama Akademisyenler Stratejisyenler şahane yorumları sıralıyor. “Esat Kimyasal kulandı ve cezalandırılması gerekiyor: Türkiye kendine düşen görevi yapacaktır”! Bazısı daha da şaha kalkarak “Zaten katliamlara ve baskılara karşı olmak önemli bir insani gerekçedir”! Fakat ağızları Gezi Parkına falan hiç uzamaz. Kendi diplerindeki biber gazıyla kör olanlar, Ali İsmail, Etmeler ve nicesi öldürülmeleri dillerine biber değmiş gibi yaktığı için konusu dahi olmuyor. Hele yaşanan iç savaşla on binlerle topraklardaki dolan kemiklerin durumu hiç beyne dahi kırıntısı yoktur. Ama şu Suriye’de Esat gitmelidir. Gitmeli ki sıra İran’a gelip haddini İsrail bildirsin. Fakat şeytan bazen uyarır. Keşke Rusya’nın başında Putin değil de yelsin olsaydı! Gerçi Putin sudan parçalanmasında, Libya hareketinde destekleri çaktı. Çaktı ama ekrandaki haritaya bakınca Suriye’den sora İran; Peki sorası Çine giden yolda kendi yerini anlayınca; “Aman ha Suriye’de giderse timsah kapımıza daha da yaklaşacak” algısı oluştu. Ama dikkat ettiniz mi; Bol konuşan şaheser kişiler nedense Suriye, ırak, İran derken iş nereye gideceğini söylemezler! Tek bir nakarat okurlar: “Suriye mutlaka dizayn edilmelidir”! Peki, Suriye’de Elnusracılar, Aleviler, Kürtler, Hristiyanlar, Özgür Suriye ordusu denilen ama ne olduğu hala kavranamayan yapılarla hangi rotaya girecek? İsrail har har ediyor: Yeri geldiğinde bombaları yağdırıyor: Türkiye sınırları adeta gelgit kaosuna girip silahların milislerin akışkan yeri olduğunu artık dünya basını örneklerle veriyor. Çeçenlisi, Pakistanlılı milislerin cirit atıp Ürdün’de Amerikan İsrail eğitimli Komando gerçeği ve bunlar yokmuşçasına ekranda atıp tutan çevreler: “Suriye’de Esat katliam yapıyor: Onun için düşürülmelidir”!

Suriye Kıbrıs’ın doğusunda. Alev alev yanıyor. Ağroturdan kalkan uçaklar, uçuşturulan istihbaratlar ve denizimizdeki ta uzaktan gelen savaş gelimleri… Ama Kuzey Kıbrıs’ta aynada görülenler sanki uzaydan gelen resimler gibi. Ortadoğu’da Amerika Rusya İngiltere ve Fransa yokmuş gibi Dün “Türkiye’nin Suriye politikasını öven akademisyen, şimdi nasihatname yazar gibi Müslümanların barışmasından söz ediyor”! Nedense kimse Emperyalist gerçeği vurgulamaktan hep kaçıyor. Zinhar AKP politikasına dokunmayın! Sora koltuk gider ha… Ekranlar ise “Ha vurdu, Ha vuracakla” stratejiler çiziyor bolca yorum yapıyor.

Yorum yapmak isteyene şu anımsatma benden: Doksanların Emperyalist Kültürler çatışmalı merkezli Ortadoğu’da bunların olacağını biraz âlim biraz politika bilen herkes bunu zaten beklerdi. Şimdi Emperyalistsiz Ortadoğu konuşulamaz. Zaten Amerikan İngiliz gerçeği size bağıra bağıra bunu haykırıyor. Yine ayni eksenli uzmanlar da konunun kaçınılmaz olduğunu vurgulayıp psikolojik hareketle korkuyla kamuoyu oluşturmaya çalışıyorlar. Bunlar bilinmeden ve olanlar gizletilerek taraflı propagandayla gerçek değişmez. Sadece gerçeklerden kaçışla uzaklaşılır. Suriye’nin dibindeki ırak size bunu anlatmaya yeter. Zaten birazda işgalden başka çeşitleme aramanın nedeni de galiba buduyor. Ta ki savaş seçenekle ve Emperyalist sömürgeleşme yeniden üretimle uğraştıkça böylesi facialar yaşamaya devam edeceğiz. Bakın Suriye konusunda barışın, eşitliğin ve kardeşliğin hiç resmi politik eksende tanık oldunuz mu? Yanıt burada zaten nettir.

 

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article

Sayın Akıncı ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken – Ulus Irkad

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken 46 yıllık statükonun da pandemi katalizörü ile çağdaş dünyaya, evrensel hukuka ve siyasal andlaşmalara ayak uyduramamanın getirdiği sorunlardan ötürü fireler verdiğini...

Akıl tutulmasıdan fırsatçılığa – Özkan Yıkıcı

Yaklaşık 6  aydır, Kovit salgınıyla kalkıp yatıyorouz. Daha başlangıçtan, başarı hikayeler de uçuşuyor. KOltukcular “yiyi yönetiklerini” muhalefet de “halk dalkavuklukla” ayni masalı taşlandırıp duruyor....

Gerçekleri inkâr etmenin algılanması – Özkan Yıkıcı

Bilimi immkar edersek, gerçeklerden koparsak, haberde bilgi yerine algıyla iletişim yapılırsa, sonuçta banbaşka bir dünya oluşturulur. İmkar, ret ve algı cihaletiyle kurgulanan siyasal idolojikleşme...

Libya’dan Bahreyn’e Ortadoğu – Özkan Yıkıcı

Libyada oldukça karışık gelecek gelişmeler oluyor. Konuyu takip etmeyenler için, anlamakta zorlanma olması doğaldır. İki önemli paradoksal koşul vardır: Libyaya önemli derecede dış müdahale...

Esnaf dükkanlarını kapatırken – Yılmaz Parlan

Mağazalar bir bir kapanmaya devam ediyor çatı çöktü... Kıbrıs’ın kuzeyinde ekonomik çatı çökerken onunla birlikte siyasi çatı da çöktü. İnsanlar çözüm ne? diye soruyor. Anlatıyorum kapıları...