Gururlar ve gerçekler – Özkan Yıkıcı

Must read

Makaleyi yazmak için destekleyici olması için radyonun düğmesini açtım. Birden yazılım konumla tam da çakışan Acar Akalın şarkı söylüyordu. Yerel Keman tınısıyla şöylesine Kıbrıslaşan gerçek kaçış simgesiyle “Sallan sallan yuvarlan” sözleriyle oynatan böylelikle salt Kıbrıslı ezgisel arayışın oynak ezgisinde gülmeden edemedim: Dedim ya; Tamda yazacağım makalenin mizahi anlatısı gibi geldi bana. Lefkoşanın yükselen çöp gerçeği, nefeslerimize dek işleyip ciğerlerimizi dolduran pis kokular, içirtilen kirli dışkılı sularda insanlar kalkıp akşam yemek şölenine gidip “en büyük” derse, Türkiye’den gelen yetkililer ısrarla “gurur duyarak, istikrarı koruma” nutukları çekiliyorsa, söylenecek ne kalır! Özetlenen basit ama sokaklarından çeşmemize, aldığımız nefesten yediğimiz gıdaya dek olmazların kirlilikelerin doğallaşıp bundan rant alma ve koltuk sevdası yükseliyorsa, buna ne eklenebilinir? Üstelik birileri de “Anavatan aşkıyla” nutuk çekip “gurur duyduğunu, istikrarı bozmayalım” diyorsa bundan da siyasal erk, hukuk oluşuyorsa, kim ne deyebilir! Ben elbet bunları tekrar tekrar yazma amacında değildim. Ama gelinen nokta ile dünyanın dönüş gerçeğinde ilerde çok sorgulanacak ama şimdilerde birilerini “iktidar, işadamı, çalışmaya girmede ve avanta almada” yapılandırıyorsa, bundan “gurur duyuluyorsa” söylenecek fazla kelime kalmaz.****

Kıbrıs’ın uluslararaası dış dinamik gerçeği hep vurgulanan önemli sorunlardan biridir. Buna tam da tersi olarak özellikle son yıllarda iyice dıştan para alma ve rant koparma dışında olanlarla hiç ilgilenilmeyerek, sadece istenilenlerin konuşulduğu öteki gerçek yaşanmaktadır. Etrafımızdaki yangın çemberi ve direkt etkileriyle yaşadığımız Ortadoğu veya genel Kapitalist ekonomik kriz bir yana, hep tekrarlanan “Uluslararası kuralların” değişimi dahi hiç konu olmuyor. Özelikle bazılarımızın sık sık tekrarlayıp ilaç gibi içirtilen “Uluslararası hukuk” ilkelerinin ne kadar sarsıldığını hep ama hep konuşmaktan kaçarız. Hatta kendine “sol” diyen kesimler dahi gelişmelerle yorum yapma yerine Ortodoks “solcu” gibi takılıp eski yazılımlarla Kıbrısta “şunlar olmazda” kalıyorlar.

Sudan’ın parçalanması, Kosova gerçeği, biraz daha geriye giderek Yugoslavya olaylarıyla sınırların değişmezliğinin bozulmasını, gelişen sistem içi gelişmeleri ele alarak yorum yapmazlar. Son günlerdeki Filipinlerdeki gelişmeleri, İskoçya bağımsızlık referandumu, Kolombiyadaki görüşmeleri burada pek Kıbrısla birlikte konuşan yoktur. Ama hala şu duruşta kalınıyor; “Kıbrısla ilgili kararlarda ayrı devlet olamaz kararı vardır”! Oysa benzer karar örneğin Sırbistanla ilgili Kosovanın onun toprak parçası olduğu kararı da bizzat Kosovayı Sırbistandan kopartan B.M. kararlarında vardır. Bundan dolayı kısaca yakın tarihten günümüze bizi yeniden düşündürtecek kısa bazı gelişmeleri tekrar anlatalım:

****

Doksanaları hatırlıyorum. Hatta ilk yazmaya başladığımda gazetelerde ısrarla değindim. Daha genel stratejiler tartışılırken ve Serbest piyasadan kültürler çatışması ortaklaşıp anlatılırken hep ilerde sınırların değişeceği ve yeni daha küçük etkisiz devletlerin oluşacağı anlatılıyordu. Özellikle önemli kavşak 2025 tarihi dönemi konuluyordu. Ortadoğuda Kürdistan veya Belucistan devletlerinin kurulma ihtimali kurgusu söylenirken, Avrupada İskoçya, Katalonya ve Bask gibi bölgelerinde bağımsız olma şansının gelişmelere göre olası olduğu yazıldı çizildi. Çünkü Ulusal üniter güçlü devletlerin tavsiye edilerek bunların yerine piyasanın hakim ve sermaye kurallarının yetkinleşmesiyle oluşacak yeni Kapitalist dünyanın resmi çizilmeye çalışılıyordu. Yugoslavya ilk deneme tahtası olup parçalanma dar milliyetcilikle dini karıştırarak oluşturulan ayrışma yaşandı. Kimisi bunu örtme adına tekil ırkçı milliyetcilikle Sırplara fatura ederken, özellikle Sosyalistlerin sermaye piyasa gerçekle konuyu algılamaları önemliydi. Fakat Federal ayrışmada Hukuklarına uymayan Kosovayı da bizzat B.M. güçlerince yapıldı!

Doksanlarda birçok karar alınırken çoğumuzun bütünsel düşünmeme sonucu hep Kıbrıs’ı atlama ve dünyayı yorumlamama kısgacında yanlışlar yaptık. Oysa hukuki anlamda Doksanların sonunda ilk kez Kuzey Kıbrısın Türkiyenin Alt idari yönetim birimi olarak yazılımla belgelendi. Böylelikle Kuzey Kıbrıs hukuki anlamda işgalin ilhakın yeni dönemsel adı da konuldu. Yine doksanlarda hazırlanan stratejik uzun hedeflerde Kuzey Kıbrıs’ın dönem dönem kurgulanırken Türkiye yönetimli direk olma seçeneğide hep vurgulandı. Ama bunu hiç ama hiç anlamak istemeyen Kıbrıs “solcuları” dönüp artık yırtılan kararlara bağlı olarak “olamazlarla” avundular!

Kısa bilgilerden sonra şimdi günümüze gelelim. Ortadoğu yangınında Kürtler önemli taraf olarak kartlarıyla oynuyorlar: Artık Kürdistan ifadesi doğallaşıp bölgesel etkileri tartışılıyor. Pek konuşulmayan bizlik dıştalamalı Belucistan ise İranı parçalamada direk Amerika’nın oynadığı ve etkisiyle Pakistan’daki bölümünün de bağımsız seçeneklerinin arttığı Belucistan adı yavaş yavaş arada söyleniyor. Rusya parçalanmasında Çeçenistan kartı özelikle Putin’in gelmesiyle şimdilik ötelendi. Avrupa’da İskoçya’da referandum olayı olurken, özellikle Kapitalist krizle İspanyadaki yoksullaşma tetiklemesiyle Katalonlar bağımsızlık seslerini yükselttiler. Buna daha ekleyecek çok gelişme vardır. Bunlar Kapitalist krizin ve yeniden sömürgeleşme mengenesinde oldukça tehlikeli ve mayın çarpar gibi vuran siyasetlerdir.

Son bir gerçek; Dikkat edin Ortadoğu kazanında Kıbrıs en zayıf “barış” seçeneklerinin olduğu, iç dinamiklerin sıfırlanma noktasındaki süreçten geçiyoruz. Kuzeyde resmen sudan elektriğe varan bağımlılaşma dönemi tamamlanıyor. Sermaye el değiştirme hareketinden nüfus aktarılmasına varan çok yapısal dönüşümler sancısız yapıldı. Güneye ise bizzat AB Troykası tarafından sermaye el değiştirme ve piyasalaşma dayatması yapılıyor. Bunlar hep Doksanlarda çizilen çeşitli oyunların kurgulandığı politikaların günlük görüntüleridir. Zaten genel Ortadoğuda artık sınırların değişmez kuralı artık pek ısrarla tekrarlanmaz. Ama acıdır Kuzey Kıbrıs’ta kimisi koltuk rant sevdasıyla bunları ötelerken, kendine “sol” adını koyanlar da fazla düşünmüyor: Hala sistemin zaten çöpe attığı “olmazların” devam ettiğini zannedip politikalar oradan sürdürülmeye devam ediliyor.

Sonuç olarak şunu tekrarlayım; Kosova, Güney Sudan’la başlayan ve şimdilerde İskoçya, Katalonya, Kürt bölge federallaşma ile Belucistan olayları bir şeyler anlatması gerekir. Yok daha genişini isterseniz; Filipinlerdeki son anlaşmayı, Kolombiya’daki yeni adımı ve Somali’deki gelişmeleri biraz izleyin. Sonra doksanlarda hazırlanan stratejiyle ayni anda Kuzey Kıbrıs’daki sermaye eldeğiştirme, kara kirli gayrı nizami sermaye akışı ve alınan hukuki kararlara bakıp günümüze gelin: Çok ama çok anlatısı olacaktır. Geşmişle gelecek bellek ortaklaşmasını artık gerçekleşme zorunluluğu vardır.

- Advertisement -spot_img

More articles

- Advertisement -spot_img

Latest article