Emperyalist gerçekten koparak kuramı unutursak? – Özkan Yıkıcı

Must read

Zaman zaman bende ayni yanılgılara düşerim: Duyduğum veya yaşadığım bazı önemli konulara kendimi güncel kısgaca kaptırıp kolayca yanıldığım oluyor. Özelikle adını kullanmasa da Emperyalist gerçekten koparak hep resmi görüşlerle değerlendirme düşünce sunmalar yaptığım oldu. Ancak sonradan dönüp de biraz deşince de nasıl aldandığımı da anlarım. Burada çok önemli bazı direk etki yapan yaşamın kendisi vardır. Emperyalist sistem günlük her alanda kendini yaşatırken, elbet karşıt alternatif olmama sonucu bu günlük olgularda dahi boğulma yeterlidir. A siyasal alternatif olmama ve deyişim istencinin direk sistemsel günlük hayata girmemesi sonucu önemli yanılma ve resmi eksenle takılı kalmayı sağlıyor. B Günlük yaşamda ve ayakta kalma yeni yere ulaşmada ve sorunlar sorucu hep sistemin değerleri ve ilişkileriyle yaşanılma sonucu istenmese de bu koşullarla akıp gidiliyor. Buda bizi sistemsel düşünme ve davranmada zorlayan yaşamın kendisi oluyor. Sıraladığım deyişim ve güncel yaşam gerçekleri sonucu da istemesek de sistemin kendi kuralarıyla davranma ve hayatta kalma çabaları oluyor. Buda bazen en net doğruda dahi yanılma olayını yaratıyor. Onun için ben yazarken çoğu kez şu noktaları mutlaka dikkate almaya çalışırım. Önce verilen resmi bilgiyi incelerim: En azından biraz bilen birisi olarak kolayca çelişkileri de yakalarım. Zaten konu buradan başlayınca da başka yanlışları da yakalarım. Onun için direk sunulan bilgi değil kuşku ve sorgulama yoluyla daha doğruya ulaşmaya çalışırım. Buna bağlı olarak bu hafta da yeniden sistemle yüzleşme ve nasıl kandırılma olduğunu basit örneklerle açıklayacam.

Sorgulanınca çok basit karşılaşacak yanılgılarla başlayalım: Genelde son yıllarda ırak ve Afganistan işgallerinden başlayan bir demokrasi özgürlük bombardımanı vardır. Medyalardan tutun düşünce kuruluşları hep bunu tekrarlar. Oysa grek verilen kavramsal bilgiler, yapılan diğer uygulamalar bize bunun böyle olmadığını da hep ortaya koydu. Ama hala sistemin kendisi konuları hep demokrasi ve özgürlük ihracıyla açıklıyor. Halbuki konu sistemin direk bölgesel yeniden sömürgeleştirme siyaseti olmaktadır. Ama sistem sözcüleri kendi ürünleri diktatörleri düşman gösterip kendilerinin temel sömürge gerçeklerini gizlemektedir. Onun için de yapılan propagandalarla adeta yanlış doğru ve başarı diye sunuluyor.

Gelelim bilimsel bazı bulgulara: Çokça etkilendiğimiz bilim adamları vardır. Özelikle ekonomistler de bunlardan en önemlisidir. Bunların raporları ve önerileri çokça duyarız ve farkında olmadan da tekrarlarız. Son Emperyalist direk en ünlü ekonomistler de durmadan bilgi veren raporlar yayarlar. Ama kimse sorgulamaz: Son krizler öncesi IMF ve Dünya Bankalı uzmanlar hep altın harflerle iyimser bilgiler verdiler. Oysa onca parlak bilgilerin arkasında korkunç iflaslar oldu. Bunu kimse sorgulamadı. Yok sorguladı burjuva iktisatçı iflası diye söyleyenleri pek dinlemediler. Hala ayni bilimcilerin reçeteleri ilaç diye satılıyor.

Yeri geldiği için ekleyelim: Hani çokça övülen Küresel veya Neoliberal ekonominin önemli bir göstergesi de vardır: Sistemin kuramsallaştırdığı “Az gelişmiş” ölçekleri oldukça çarpıcı. Yetmişlerde bu sınıfa 24 ülke girerken, günümüzde bu sayı 48 oldu. Yani eşitsizlik oldukça artı. Daha önemlisi ise Doksanlar sonunda bu sayı 40 sayıda olurken kısa zamanda 8 sayı artı. Daha vahimi ise alınan genel gelirden daha aşağıya gelindi. Sayı olarak Az gelişmiş ülke sayısı artarken dünyada genel pay almaları ise Y. 3 daha azaldı. Bu sanırım ikili gelişme düşünmeye adaydır. Oysa Emperyalist sözcüler Küreselleşme ile daha refah olacağını söylüyorlardı.

Buna son günlerdeki Bin Ladin’i eklemek gerekir mi? Çünkü öyle bir Bin Ladin anlatılıyor ki demeyin gitsin: Sanki Bin Ladin 11 Eylül sorası türeyen bir terörist oluyor. Halbuki Bin Ladin Amerika ile birlikte Afganistan dağlarında ve Pakistan kamplarında birlikte güçlenip efsane olduğu ne çabuk unutturuldu? Ama sistem kendi siyasal akışında kimisini kahraman, kimisini de sonradan kaka yapar.

Deşildiği zaman görünürde Pakistan’dan başlayan göstermelik çelişkilerin dahi özünde yapılan anlaşmalarla da ayarlandığını öğrenmek beni şaşırır mı? İki yüzlü ve kamu oyu ile aldatmalar hep oluyor. Yeter ki Emperyalist sistemi gözden kaçıralım.

Dünyada Emperyalist gerçeklerle yaşayıp bunları yok sayarken, elbet bize de yansıması olacaktır.Bakın bizde daha acemisi yaşanıyor. Bilmem resmi ekranda değil de konuştuğunuz kaçı bağımsız olduğuna inancı vardır. Ama girişte dediğim gibi şu farkı mutlaka göz önünde bulunduralım: Ne kadar yanlış olursa olsun, bulunan koşullarda hayata devam etmek zorundasınız. Hele de bizde bu daha net görülür.. Bile bile yanlış olduğunu bildiğiniz bilgiyi mutlaka doğru sayılacak diye yazarsınız. Başarı buna bağlıdır. Sistem bizi bu kılığa soktu. Hele de deyişim denilen anlayışın olmadığı ve ayni kurallarla yaşamak zorunda olma gerçekleri bizi oldukça çelişkili konumla yaşama devam ettiriyor. Size inanmadığınız halde “bağımsızız” ifadesini yazdırırlar. Yazmaz iseniz okulda sınıf geçemiyor veya başka iş almada başarısız olursunuz. Yine çelişkili resmi demeçlerde sizi etkilemez. Bakın Eroğlu burada durmadan Tarih kitaplarının değişeceğinden söz ederek “Milli şahlanışa aykırı” olduğunu söylerken, ara bölgede ayni kitaplar için de “biz şovenizmi kırmak için kitaplarımızı dahi değiştirdik” tamamen ters demeci veriyor. Yine durmadan “KKTC” egemenlikten söz edilirken, ansızın Kıbrısta barış istendiği de ekleniyor. Aslında tüm bunlar adamızla Emperyalist gerçeklerinin bir ufak aynası olmaktadır.

Görüldüğü gibi hem sistemle yaşamak hem de yanlışı bilmemize rağmen nasıl yaşamın bize bunu unutturduğu ikilemlerle akıp gidiyoruz. Bunlar bizim ve dünyanın gerçekleri oluyor. Tek eksenli sınıfsal kapitalist durumların sonuçları olmaktadır. Bunları unutmamak gerekir. Ama ne yazık ki istemsek de bazen öylesi basit durumlarda dahi kolayca kandırılma gerçeklerimiz de oluyor. Konuşacak insan dahi bulmakta zorlanılan deyişimler ve her an ayni koşularla yaşama gerçekleri, bildik sandığımız ve karşı olduğumuz nice değerin nasıl istemden bizi de sardığını sonradan anlarız. Anti Emperyalist iken emperyalistleşen düşüncelerle savunma yapma paradoksu bu nedenle kolaydır. Bunlar günümüz sisteminin insanlık adına yaratığı ve kendini yeniden üreten gerçekler olmaktadır.

 

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article