Ekonomik kriz, Suriye ve Mısır: daha geneli; kapitalizm ve emperyalist Ortadoğu projesi! – Özkan Yıkıcı

Must read

Genelde Neo liberal yapılanış ideolojik bakımdan da post moderinciliği yani yüzeyselliği de gerçekleştirdi. Dünya görüşlerin boşaltılıp tek tip yaklaşıma ayrışmayı koydu. En basit Marksist olduğunu söyleyenin bilmesi gereken Kapitalist kuramını nerde ise beyninden sildirtme başarısını oluşturdu. Sol olup sağ gibi düşünmek, Sosyalist söylemli etiketle Neo liberal piyasacı olma, ekonomide daha net piyasacı ve sosyal politik salatacı olma düşüncesini doğrusu tek yörüngede yoğurmayı başardı. Bunları uzun uzun anlatmaya gerek bırakmayacak patriklerle iyice doldurulduk. Yılardır süren Kapitalist krizi dahi aslında sistemin özünde zaten bu gerçeğin olduğunu sosyalistim diyenler dahi söyleyemeyecek çizgiye geriledik. Senelerdir ideolojik bombardımanla yerleştirilip, sora resmen başta Amerika teşvikiyle hayat bulan Ortadoğu projesiyle yaşadıklarımızı daha genele açılım yaparak Emperyalist kuramla buluşturmak mümkün olmuyor. Oysa sosyalist veya demokrat bilimsel anlamda aydın olmanın bilmek gereken önemli genel kuram Kapitalist sistemle yaşanıp olayların özünde bu gerçeğin olduğunu bilmemiz gerekir. Oysa krizi, Neo liberalizmi, Ortadoğu projesini, ılımlı İslam politikasının gelişimlerinden soyut paranın yükselmesi inmesiyle kriz, Suriye’de Mısırda taraflı propagandayla olanları güncel konuşmalarla sol ayrımcılık yapma kıskacından kurtulamadık. Bunlar toplamda sosyalist örgütsel yenilgiyle gerileyen devrimci hareketlerin seçenek boşluğunun en çarpıcı acı sonucu gibi her tarafımıza şırınga edildi.

Son günlerde yaşanan ekonomiden siyasete bize sistemin nelere kadir olduğunu yeniden anımsatması yeterliydi. Kapitalist sistem girilen krizle buna krizi yönetememenin sonucu olarak daldan dala sıçradığı artık inkâr edilmez durumdur. Fakat Kapitalizmi beyninden silen, insan ölçeğini yok sayan, eşitlik seçeneğini kaybeden yapılanış sonucu, oluşan ama spontal kıvılcım gibi parlayıp dağılan tepkilerle konu gelip gidiyor. Oysa krizin net ifadesi kapitalizm olup oluşan egemen sistemin özünde olduğu gerçeği eski dönemden beri yaşanıp bilinen koşuldu. Krizsiz kapitalizm ve kapitalizm varken krizlerin eşitsizliklerin doğallaşma gerçeği hala kavrayanların dahi unuttuğu özne oldu. Oysa krizi sistemle birlikte tartışsak, olmasının nedenleri ile Neo liberalizmin miadını doldurup açmazların yönetime dek yansıma nedenini kolayca kavrayacaktık. Fakat Kapitalistsiz kriz ve hatta Türkiye “mucizeli” takıntımızla sistemi hiç anlamadan günlük borsa rakamlarla ekonomi konuşup ilaç aradık!

Çok enteresan bir son örnek verecem. Krizi hep para yükselmesiyle algılatma bilimselliği sonucu, Amerika’daki kötü gidişle TL yüksek kalma durumu adeta istenen tuhaf durumdu. Doların düşmesi için Amerika’dan gelecek kötü haberlerle olmasını bekleyen hatta dua eden kesimler oldukça fazla. Şimdi ironiyi anladınız mı? Sistemin merkezi kötü rakam verecek, dolar düşük kalıp TL yüksek olunca Ekonomik iyileşme olacak! Sıcak para girişle şişecek paraların yoksullukla işsizlikle alakasız olmasına rağmen iktisat umudu olarak beklenti olundu. Ne kapitalist gerçeklik, ne sıcak dış sermaye hareket durumu düşünülmeden, bir yapıda TL düşme yükselmeyle iktisatçılık ve büyüme hesapları yapılırsa: Vay halimize! Ama gerçek budur.

Oysa kapitalizmi bilenler krizin köpük fazlasıyla başlayıp, giderek sermaye fazlası olayına ve en ilginç çelişkinin, sermaye fazlası, daralan Pazar ve artan işsizlik denkleminde çözümsüzlük üretkensizlik ve yeniden üretme yapamamanın sıkıntısı anlaşılacaktı. Sadece sıcak para çekme, cari açığı artırma ve ithalat ekonomisiyle büyümenin toplumsal yansımasının olmayacağını hala anlayamama gerçeğine takılıp kaldık.

Birde Ortadoğu yüzümüz vardır. Senlerdir ekranlarda Ortadoğu projesi ile gelecek seçenekler tartışılırken hep “kültürler çatışması” temel kırılma fay hattı olarak belirtiliyordu. Bunlar çok tekrarlandı ama hep belekten kolayca silindi. Oysa bunlar akılda kalarak süreç izlenseydi, ılımlı İslam’ın Kapitalist özü ve seçeneği oluşu, işgallerin aslında tavsiyemle yeni Ortadoğu’nun aynası olduğunu hemen anımsayacaktı. Oysa işgaller “özgürlük feneri, nurlu ufuklar” olarak hep söylendi. Oysa salt işgaller değil yapılaşan genel işkence kuruluşları, yayılan yeni kontrol ağı ile Ortadoğu projesi sadece dini kâbus değil, demokratik gerilme ve baskının kurumsallaşıp sistemleşmesine de yaradı. Amerika sadece işgaller ve parçalamalarla gelmedi. İşkence yerleriyle, kontrolü sıcak çatışmalarıyla, ılımlı İslam yeni siyasal yapılarıyla ve hepsinden öte, bölgesel sıcak savaşlarla oldukça kanlı bir fay hattı kırılması yaratı.

Bunları unutanlar ve Emperyalist gerçeği beyinden silenler elbet bu takıntıya takılıp “bahar, özgürlük” gibi kelimeleri kanı yalanını baskıyı örtmede çok güzel makyajladılar! İslami hareketlerle Kapitalizmi birlikte düşünmeme aşamasına gelindi. Oysa İslami olayı politikleştirip piyasada kullanan kapitalizm olmaktadır. Böylelikle kapitalizm ile İslamcılık çelişen değil sistemin seçeneksel aracı olarak kullanıldı. Hatta düşmanlıklar bunun üzerinden kullanıldı. Ortadoğu projesiyle ılımlı İslam’ın ve daha sora Selefilerin ortaya siyasal güç olarak çıkması sistemle birlikte ele almalıyız. Ilımlı İslam zaten sistemin bir siyasal aracı olup Ortadoğu’da dini politikleşmesi ve piyasalaşmanın ilacı olarak sürüldü. Elbet tıkanmalarda nasıl ki yandaşları yeri geldiğinde darbelerle kovdukları gibi, İslamcıları da duruma göre kullanma sık sık yaşandı. Bin Ladinin yaratıcısı ve sora öldürtülme karşıt süreçleri önemli ders vermesi gerekirken, bunlar dahi unutuldu. Sistemin istediği gibi konuşulan norumlar oldu. Hatta sistemle birlikte ele almamanın sonucu gün geldi AKP demokratikleşmenin simgesi yapıldı; Gün Geldi Mısırda Müslüman kardeşler iktidardan karşıta ikilemlerle oynandı; Suriye’de bambaşka kanlı tablolarla dünyanın nüfus alan mücadelesinin karakolu haline getirildi. Şimdi bunlar hep yaşanıyor. Ama ilk anlaması gerekip konuyu Ortadoğu projeyle konuşması gereken Sosyalistler dahi tekil dar cenderede diyalektiği unutup Neo liberal kafayla tartışıyorlar!

Yukarda özetlediklerimizi Suriye’de, Mısırda yaşıyoruz. Propagandayla yaratılan politik tarafcılıkla bölgesel kan dökmenin devamı oluşuyor. Düşünün Türkiye’nin AKP, Sudilerin finansmanları ve uzaktaymış ama aslında tamda merkezde olan Amerikan yapısında bölgesel sıcak çatışmalar yaşanmaya devam ediliyor. Öylesi karmaşa oldu ki bir yerde dost olanlar öteki yerde düşman çatışmacılar halinde süreçte çelişkilerle devam ediliyor. En kesin yerde olan ise bölgedeki İsrail’dir! Müslüman Müslümanı öldürten veya artık suni eksende dahi birbirini yerine göre boğazlayan bir dinsel yani başlangıç adıyla “Kültürler çatışması” Ortadoğu’da yaşatılıyor. İşte bölgede sosyalist eksikliklerin olmasının acı sonucunu görüyoruz. Hele Mısırda ordu denetimli oyunla kullanılan güçlerdeki kayış ama değişmeyen devlet yapılı Amerikan eksenli kanlı oyunu iyi okumak gerekir. En azından Mısır solunun sesini daha iyi işitip konuşmak gerekir. Ne yazık ki Avrupa dahi kendi yöneticileri olayların tam ortasında olurken, Avrupa solu çoğu kez sırf bölgesel cendereyi kırmadıkları için Ortadoğu’yu egemen yapılar gibi konuştuklarına tanık oluyoruz. Elbet Kuzey Kıbrıs’ı hiç eklemek gerekmez. Kıbrıs’ı ziyaret eden Amerikan gemilerinin dahi haber olamadığı, üstlerden kalkan uçakların yaptığı taraflı istihbarat durumlarına kulak tıkayan yerden sistemsel sorgulama yapma veya doğru bilgi vermek zahmeti beklenemez!

Yukarda özetlediklerimi bir düşünün: Kendinizi sol görüyorsanız en başta diyalektik kuramı ve ilkeleri, Emperyalist yapıyı bilerek olayları yorumlayın. Biz buradan dahi uzaklaştık. Sorunları kotalarla veya kendi kısır döngümüzde kendimiz oynayarak kalırsak; Bilme durumunu dahi tadamadan konuşuruz. Bir etiketle simgelerle karışık karmaşada savrulup duracağız.

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article