Ekonomik durumumuz – Ulus Irkad

Must read

ulusSuriye konusu gündem olunca gerek Türkiye gerek Kıbrıs ve gerekse tüm dünya para borsaları ve piyasalar bu sorundan dolayı etkilenmeye başladılar. Artık denildiği gibi nasıl bir mega köyde yaşadığımız ortaya çıkıyor çünkü savaş kilometrelerce uzakta ortaya çıksa bile bizim evimizi, günlük hayatımızı ve ekonomimizi de etkiliyor.

Kuzey Kıbrıs’ta yayımlanan ekonomik göstergeler ülkenin durumunu pek de içaçıcı göstermemekte. Gerçi Güney Kıbrıs da iyi durumda değil ama Kuzey’in de durumunun iyi olduğunu söyleyemeyiz. 19 Ağustos tarihli Kıbrıs Gazetesi Ekonomi eki Borç içinde olduğumuzu belirtirken KKTC Merkez Bankası’nın altı aylık rakamlarına göre bankacılık sektörünün kredi hacmi 6 milyar 91 milyon  564 bin TL’den, 6 milyar 711 bin 96 bin TL’ye çıkarken, toplamda bu hacim içinde yüzde 37’lik paya sahip olan tüketici kredileri 2 milyar 254 milyon 782 bin TL’ye, kredi kartı borçları da 208 milyon 101 bin TL’ye tırmandı. Yine aynı ekte Ocak-Haziran arasındaki dönemde işletme kredilerinin yüzde 0.5 oranında azalışla 3 milyar 290 milyon 829 bin TL’ye inmesi ilginç bulunduğunu “Diğer Krediler” kalemi altında gösterilen kredilerin ise yüzde 75.4 oranında bir artışla 428 milyon 976 bin TL’den, 752 bin 432 bin TL’ye fırlaması da dikkat çekti.

Aynı gazetenin 26 Ağustos ekinde ise Türk lirasının o günlerde para birimleri karşısında tarihinin en düşük seviyelerine gerilemesinin KKTC ekonomisi için ciddi bir sorun yaratacağı vurgulandı. BU dalgalanmadan dolayı Kıbrıs gazetesine değerlendirme yapan Ekonomist Mustafa Besim, ithalata dayalı bir ekonominin olduğuna dikkat çekerek dövizde yaşanan dalgalanmanın , fiyat artışlarını da getireceğini söylemekteydi.Belli ki Türkiye’ye ekonomik bağımlılık onun siyasal adım attığında aleyhine yansıyan ekonomik buhranlar gibi Kuzey Kıbrıs da atılan bu yanlış adımlardan payını almaktaydı.

Besim şunları da söylemekteydi:

“Örneğin Türk Lirası’ndaki dalgalanmalar bizim büyük ölçüde ithalata bağlı olmamız hasebiyle ithalat ürünlerinin pahalanmasına ve fiyat artışlarına neden olmakta, sonuçta da gelirlerimizin çoğu Türk Lirası cinsinden olduğu için bu durum alım gücümüzün gerilemesini getirmektedir. İşte  bu alım gücünün gerilemesini, minimize edecek politikaların uygulanması  gerek. Biliyorsunuz daha önce  uygulanan hayat pahalılığı vardı. Bunun iki ayda veya altı ayda uygulamaları vardır. Bunun bir şekilde kurulacak ilişki çerçevesinde karşılanması gerekmekte. Aksi takdirde  Türk Lirası’ndaki  bu sürekli yaşanan dalgalanmalar ve Türk Lirası’ndaki derin değer kaybı özellikle alım gücünü etkilemekte ve orta sınıfın bundan çok büyük ölçüde etkilenmesine neden olmaktadır. Kurulacak olan para birimi sayesinde bu dalgalanmaların yarattığı mağduriyetin bu enflasyondur, fiyatlara yansımasıdır. Bunun bir şekilde hayat pahalılığı ile karşılanması gerekir..” 3 Eylül 2013 Salı günkü Kıbrıs gazetesinde (sf.10), Kuzey Kıbrıs’taki iş adamları TL’nin yabancı değer karşısında değer kaybetmesinin hayat pahalılığının artacağı ve alım gücünün de çok düşeceğinden bahsetmekteydiler. Yine yüksek faiz uygulamasının da maalesef ekonomiyi yoketmekte olduğundan bahseden işadamları da bulunmaktaydı. Kıbrıs Gazetesi ‘ne (5 Eylül 2013) konuşan ekonomistler, dövizde yaşanan dalgalanmanın ABD Merkez Bankası’nın para sıkılaştırma politikasından kaynaklandığını hatırlatarak,  ABD’nin bu para politikasını 2014 yılının sonuna , hatta 2015’e kadar kademeli uygulanacağının bilindiğini ve çok büyük  miktarlarda olmasa da dalgalanmanın sürebileceği görüşündeydi (sf.1-Kıbrıs). 4 Eylül Kıbırs Gazetesi’nde ise (sf.8) Hür-İş, Asgari Ücret Saptama Komisyonu’nun toplantıya çağrılmasını istedi ve Zamlar altında ezilindiğini vurguladı. Hür-İş Genel Başkanı Yakup Latifoğlu yaptığı açıklamada CTP/BG-DP/UG Hükümeti’nin, Türk Lirası’nın yüzde 14.4 değer kaybettiği, iğneden ipliğe zam demek olan akaryakıta yüzde 9.50 zam yapıldığını, günümüzde, açlık sınırındaki asgari ücreti ele alması ve insanca yaşamaya olanak sağlayacak seviyeye yükseltilmesi için Asgari Ücret Saptama Komisyonu’nun ivedlikle toplantıya çağrılmasını talep ediyordu.  9 Eylül 2013 tarihli Ekonomi Kıbrıs ekinde ise “153 milyon TL eksideyiz” denmekte ve 2013 mali yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla, bütçe gelir toplamında yüzde 6.39, gider toplamında ise yüzde 18.6 oranında artış olduğu yazılmaktaydı. Finansman dengesi, bu yılın ikinci çeyreğinde 2012 yılının aynı dönemine göre negatif yönlü olarak yüzde 128,75 oranına ulaştı. İkinci çeyrekte bütçe gelirleri, bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık 46 milyon TL artış göstererek, 766.2 milyon TL düzeyine çıktı. Bütçe giderleri toplamı ise 130 milyon TL artışla 697.4 milyon TL’den, 827.14 milyon TL’ye yükseldi.

Bu arada aynı gazetede (9 Eylül 2013) Pazartesi, Bankacılık sektörünün derinliği ile aracılık fonksiyonunun göstergelerinden biri olan kredilerin toplam mevduata oranı, Mart 2013 sonunda yüzde 73 oranında gerçekleşirken, Haziran 2013 sonunda yüzde 73.35 seviyesine yükseldiği belirtilmekteydi. Toplam mevduat ile brüt krediler arasında Mart 2013 sonunda 2 milyar 484.7 milyon TL artarak 2 milyar 617.5 milyon TL’ye yükseldiği yazıyordu.

Aynı gazetede Uluslararası Para Fonu (IMF) ABD’nin önclüğündeki gelişmiş ekonomilerin küresel büyümenin arkasındaki itici güç olmayı sürdüreceklerini, ABD’nin para politikasında sıkılaşmaya bağlı olarak da gelişmekte olan ülkeler için yavaşlama riski bulunduğunu belirtiyordu (Kıbrıs ekonomi, 9 Eylül 2013).

2003 yılında kapıların açılmasından sonraki bilanço da aslında ekonomik ilişkilerin pek de istenildiği seviyeye gelmediğini göstermekteydi. Tabi yaklaşık 7000 işçinin getirdiği euro döviz de Güney’deki krizden ötürü artık oldukça kısıtlanmış oluyordu bugünlerde. Çünkü bugünlerde Güney’de çalışan Kıbrıslıtürk işçisi hemen hemen kalmamıştır.

Yeşil Hat Tüzüğü kapsamında Güney Kıbrıs’a yapılan mal satışı Temmuz 2013 itibarıyla 2 milyon 190 bin 187 Euro oldu. Yedi aylık satış rakamlarının, söz konusu miktar , 2007’den bu yana en düşük rakam olarak dikkat çekti. Ekonomi çevreleri ticaret rakamlarının düşmesinde Güney Kıbrıs’ta süren ekonomik krizin etkili olduğunu vurguluyorlardı.

Kıbrıs Türk Ticaret Odası verilerine göre, 2004’ün Ağustos ayında 3 bin 847 Euro ile başlayan ticaret kapsamında 2013 ‘ün Temmuz ayına kadar geçen sürede Güney Kıbrıs’a toplam 69 milyon 127 bin 698 Euro 09 centlik mal satıldı. Söz konusu rakamın 28.1 milyon Euro’luk kısmını elektrik satışı oluştururken, diğer malların satışından 40.9 milyon Euro gelir sağlandı (Kıbrıs-Ekonomi Gazetesi,16 Eylül 2013, sf.1)

Kısacası gerçi Güney Kıbrıs iflas etmişti, ama Kuzey’in de hali haraptı ve pek de iyi değildi…

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article