Davlos’un “incileri” , Biden açıklamaları ve bıçak gibi kesen gerçekler! – Özkan Yıkıcı

Must read

İnsan Davlos zirvesinin ne olduğunu, ordaki şovların arkasında nelerin gizlendiğini bilmese; Davlosta yaşanan bazı gerçekleri hala aklında tutup anımsıyor, orada döktürülen “incilerin” çoğunun anlamsız olduğunu da biliyorsa; Yine Davlosta yapılan özelikle son toplantılarda brakın dünya veya yerel sorunları, sermayenin temel kriz süreçlerini dahi çözecek politikalar üretimiyor durumdaysa; Herhal son zirvenin rengarenk Kıbrısa düşürtülen “incili sözlerin” nedenli anlamlı olduğunu da sorgulamazdı. Bildik sözlerin üstüne Davlos konulup bazı toplantı görseliği katarak adaya servis edilen gündem eyer burada tuturuluyor sa; bazı arkadaşların dediği gibi “gereksiz umutlar yeşertiyor sa” ozaman biraz da kendimize bakmamız şart.

Dünyada Davlosu bunca gündem yapan başka ülke yok. Hele kendi sorununun sırf tekrarlanan görüşme ile yapılandığı için de önemli “umutların” yeşertildiği de pek olmadı. Ama Kıbrısda tutuyor. Hat da; buradaki incilerin gerisine düşen “inci kaliteli” kelimeler de kulanıldı. Dedik ya; Kıbrısda bunlar hep tutuyor. Daha doğrusu; ahali kendi sorununa sahip çıkarak çözüm arama yerine, hep başkaların ele almasına alıştı. Üstelik konuşlan Kıbrıs sorunu ile hiçbir değişkenlik yapılmadan aynen kalınarak “anlaşma” denilen esrumanı da çalınmadan durulamıyır! Nedense kimsenin aklına şu gelmiyor; Suriye savaşı, hadi onu braktık; Türkiyede AİHM kararlarına rağmen sokakta vurulan insanların yaralı halde kurtarılması için, anbulansa bindirilme kararı dahi uygulanmaz ken; Genel kriz için sinyaler artarken, bunlar anlamsız kılınıp bizim meşur Kıbrıs sorunu öne çıkarılıyor! Gerçekten Davlos gibi zirvenin içeriği belliyken, onca sorun ortadayken, toplantının amacı belli iken; Kıbrıs sorunu ile odaklanıp merkeze koyma çabası neden!

Madem Davlos meraklısı ile B.M. genel sekreterle görüşme önemli; ozaman o makamcıya şu sorulmalı; Türkiyenin belirli coğrafyasında AİHM kararları dahi uygulanmazken, Cenevre sözleşmesi yerlebir olurken, simgesi politikleşip kulanılan çocukların bu bölgede ölüleri de sokakta kalma veya gömülmeme utancını yaşarken, neden tam da Türkiye Başbakanı oradayken ona bir uyarı yapmıyor? Bu soru ile Davlos İncilerinin kıymeti mahsusiyeti de belli değil mi!

Dedik ya; biz kendimiz öyle bir kandırdık ve Türkiye kamuoyu da tabusalaştırdı ki sanki Kıbrıs sorunu dünyanın temel sorunu, Türkiyenin “Kuranikerimi” olup sadece arada sorunu çözecek 2 lidere işler kaldı. Öyle eksiklikler sıralanınca da Davlosu kimse takmazken hat da protesdocular dahi eskisi gibi önemsemezlerken, ilgili danışma zirvesinden temel “inci” markalı sözler bulacak Kıbrıslıları keşveti. Madem Davlos meraklıları çok,kalemleri ile makale donatanlar da umut yeşertirenler varken, onlara bir Davlos anısı ile soruyu da yöneltelim….

Çok değil; kısa zaman önce yine Davlos bukez gizli makyaj kurtarmalı değil de net Türkiye resmini çekti. Erdoğan İsrail başkanına kükreyerek, onu “bebek katili ilan ederek” adeta “Van Minit” ile Davlosu terk edip Türkiyede kahramanlaştırılırken; Daha odenli fazla zaman geçmeyen olay üzerinden bukez Türkiye Gazleden de daha beter bebek cinayetleri işlemekle kalmıyor, israile adeta öğretecek yeni sayfa ile onları tedavisiz sokakta veya cesetleri gömülemez şekilde brakan savaşı sürdürüyor! Nedense Davlosda birileri çıkıp Türkiye yetkililerine anımsatmadı! Hat da; Davutoğlu buna da güvenerek Suriye politikasında Kürtlerin masaya gelmemesini savunmasına da nedense net açık tavır konulmadı!***

Davlos keyfiyatı böyle sürüp Akıncı şovlu bitmeye giderken, Kıbrısda nedense kimi “barışsevenler” akıncının Türkiye Kırmızı çizgilerine gelişinin tehlikesine de hala söz kondurmaya niyetleri yoktur! Biz Davlos rüyasına dalmadan öteki önemli serüvenleşen paradoksa doğru yolanalım. Yine elbet Kıbrıs penceresinden konuya bakacam….

ABD başkan yardımcısı “Baydın” ziyaret için Türkiyeye gider. Hemen ABD yetkilisi Ankaray gitti ya; buranın hazır medya kesimi gündeme taşıyacak olayı da yakaladılar. Elbet ayni ironik kafa ile! Sanki Baydının Türkiye ile konuşacak konu kısırlığı varmışcasına, yine buranın ekranı, gazete mahşetler, köşe örneklemleri “ABD yetkililerinin Kıbrıs görüşmelerinde teşvik etme” argümanına sarıldılar. Kimisi de buna dayanarak kurguları ardı ardına sıraladı. Daha mükemel Stratejizyenler ileri gidip “Suriye, ırak” politikalrı ile kıbrısı ilişkilendirme planlarını da vurguladılar! Dedik ya; “Kıbrısı biz hep merkezi eksene koyup, dünyanın en çözülmez sorunu, herkesin buna yoğunlaştığına” inandırıldık! Onuniçin Suriye bataklığı veya ırakta yapılacaklarla Kıbrıs sorunu ile son eklenen “tam gaz ileri” enerji hayalerimizi buna örneklem olarak eklemeye devam ediliyor.

Halbuki Baydın Erdoğan öncesi Türkiyedeki bazı gazetecileri, partilerden temsilcileri toplayıp görüşme yaptı. Özelikle Türkiyede yaşanan sorunları daha dikatli izleme, gelecek bölgesel politikada nedenli tehlikeler le ötekilerin düşüncelerini ilk elden dinlemek le başladı. Ama bizim için Kürt sorunu, aylara varan sokağa çıkma yasakları gibi birçok Türkiye iç sorunu veya Suriyede son gelişmelerle yalnızlaşan, ırakın “hayır” demesine rağmen asker gönderme sorunları buraya ırgalama olarak gelmiyor! Dokunulmasın ve herkesin ille de “Kıbrıs sorununun çözümü ile fayda sağlayacağı” ekseninde durmalarını tekrarlayalım! Belli ki İMF gibi kuruluşun buraya gelip bazı mali hesaplamalarından dahi rahatsız olmayan Kıbrıslılar, sanki iş sorundan çıkıp ada gerçeklerine gelince de İMF sövgüsü yapma ikiyüzlülüğü de gösermekten çekinmeyecektir!

Öylesine bir hayal dünya ile bize gelecek kuracaklarını istiyoruz ki mültecilere para vermeyen, ülkeleri borç girdabında boğan İMF para lütfedeceği umudu besleniyor! Yapılan yağmaların, kimilerinin kirli işlerinin parasının dünya kamuoyundan toplanmasını isteyecek kadar, kendimizden geçtik. Oysa özelikle başta İMF para verirken neleri yaptığını enbaşta Güney Kıbrıs, yine dilimizden düşürmediğimiz Türkiyede çok yıkımlarla gördük. Ama bunları da şu çözüm aşkına unutuk.

Davlos sermayenin danışma zirvesi olarak tekrarlanan toplantısını yaptı. Belli ki en başta krize çıkış arayan sermaye istediği yanıtı bulamadı. Bazı sermaye milyonluk dolar bilimciler “dördüncü sanayi dönemi” adıyla bir parıltılı plan sundu. İlgi görmedi. Kıbrıs incileri ise uçuşan “ratyasyonlu rüzgarla” adaya gayet münasip şekilde yerine geldi. İlerde bu sözleri anımsatınca da bakalım şimdielrde ayni parıltılı ekranda sözcükelr uçuranlar ne diyecek!****

Gerçekler hem acıdır, hem keskindir ve enson Türkiyede öğrendiğimiz le çok kanlı bedel de ödetildiği bir çağda yaşıyoruz. Resim çekerken vurulan ve vurulduğu yere epey zaman anbulans göndermeyen bir devlet aynlayışı! Sırf olayı haber olsun diye çeken kameranı vurmakla kalmayıp, onu uydurma suçla da tutuklayan bir siayset! Bir botrumda vurulanyaralı halde olanlara anbulans gitmesin diye top mermisi yağdıran bir ülkeden, Kıbrıslılar hem güvenliklerini garantileyecek, hem de adada kalıp buranın çıakrlarından yararlanmasını istiyorlar! Buda çelişki değil mi?

- Advertisement -spot_img

More articles

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -spot_img

Latest article