DAÜ’lü öğrenciler Halepçe katliamını protesto için DAÜ’de yürüyüş düzenledi

Must read

Yakın tarih ile Rusya Türkiye değerlendirmesi – Özkan Yıkıcı

Gerçekten, yaklaşık iki saat içinde kafamda yazmak istediğim konularla, daldan dala geçiş yaptım. Önce, Türkiyeden Sicilyaya Kovit salgını hakında görüş belirtmeye yöneldim. Sonra, gelen...

Bütçe demokrasinin silahı ve meclisin doğuş nedenidir – Alpay Durduran

Bütçesiz yeni yıla giriyoruz. Uyduruk bir cetvel hazırlayıp durumu kurtarmazlarsa bir işaretle kralın harcamalarını ve vergi toplatma yetkisini elinden almak için ayaklanan ve tarihe...

Ulusal çıkar ile Katar gelişmeleri – Özkan Yıkıcı

Yönetimler, yetersiz veya anti demokratik konumdaysa, bazı teknikleri uygulamaktan çekinmez. Hem kendilerinin yönetebilmesi hem de kitleleri peşinden eklemek amacıyla bu ilkeleri hayata sürer. Yalan...

Seçilmişleri darmadağın ettiler çünkü arkasında biri yok – Alpay Durduran

Halkın demokrasisi seçimlerle tamamlanır ama ne olacağı bellidir. Seçilenlerin görev yapması nasıl halkın refahı için şartsa onları desteklemek de halkın yükümlülüğüdür. Bir şamarla seçimlerin maskaraya...

DAÜ’lü Kürt öğrenciler Halepçe’yi unutmadı. Kampüste yapılan bir yürüyüş ve katliama ilişkin belgesel gösterimi ile yıl dönümünde Halepçe Katliamını protesto eden öğrenciler “DAÜ’lü öğrenciler olarak kirli savaşların ve şovenizmin insanlık tarihini daha fazla kirletmeden son bulması gerektiği inancındayız” açıklamasında bulundu.

Iraqi Kurdish Society (Iraklı Kürtler Topluluğu)’nin organize ettiği ve DAÜ Öğrenci İnisiyatifi’nin destek verdiği eylem, dün (15 Mart) saat 13.00’te başladı. Yurtlar Bölgesinde bir araya gelen 300’ü aşkın öğrenci, buradan Merkezi Derslikler Meydanı’na yürüyüşe geçti. Katliama ilişkin resimlerin de taşındığı yürüyüş sırasında sık sık “Em Halepçe ji bir nakin (Halepçeyi unutmadık)”, “Dün Halepçe bugün kelepçe”, “şehid namirin (şehitler ölmez)” sloganları atan öğrenciler, yürüyüş sonunda Merkezi Derslikler Meydanı’na gelerek burada bir basın açıklaması okudu. Kürtçe, Türkçe ve İngilizce olmak üzere üç dilde okunan basın açıklamasında Halepçe katliamının dünya kamuoyunda görmezden gelindiğine dikkat çekildi. Açıklamada devamla şu ifadeler yer aldı:

“Kürtlerin belli aralıklarla maruz kaldıkları bu katliamlar, bu halkın özgür yaşama olan inancını kıramamıştır ve de kıramayacaktır. Halepçe katliamı hafızalarda sokak ortasında kucağında nefes alamayan bir bebeğe sarılıp can veren bir annenin resmedilen bir kare fotoğrafı olarak kalmayacaktır. Tarih şahidimizdir ki, katledilen bütün canlarımızın acıları yüreğimizdedir. Bugün burada yüreğimizdeki bu acıyı haykırmak ve diğer bütün vicdan sahipleriyle paylaşmak için bir araya geldik. DAÜ’lü öğrenciler olarak kirli savaşların ve şovenizmin insanlık tarihini daha fazla kirletmeden son bulması gerektiği inancındayız. Bu katliamcı zihniyetin bir neticesi olan Halepçe katliamını unutmayıp, bizimle burada haykıran ve de unutturmayacak olan değerli vicdan sahiplerine ve de siz duyarlı basın emekçilerine teşekkür ederiz.”

Basın açıklamasının ardından Mağusa Kültür ve Kongre Merkezi’ne geçen öğrenciler, açılışını Kürdistan ulusal marşı “Ey Reqîp” ile yaptıkları etkinlikte, yine Kürtçe ve Türkçe olmak üzere 2 dilde yaptıkları açıklamadan sonra katliamı anlatan bir belgesel gösterimi düzenledi. Etkinlik, Duhok’taki Newroz Üniversitesi rektörü Nawi Azad’ın yanısıra Iraklı ailelerin de katılımıyla kalabalık geçti. Halepçe katliamına tanıklık eden insanların katliam anına ilişkin paylaşımları salonda duygusal anlar yaşanmasına neden oldu.

Basına okunan açıklama şöyle:

Yarın insanlık tarihinin en büyük utançlarından biri olan Halepçe katliamının 25. yıl dönümü.

16 Mart 1988 tarihinde, Bass rejimi ve onun eli kanlı lideri Saddam Hüseyin’in askeri güçleri, insanlık tarihine bir daha kolay kolay silinemeyecek kara bir leke bıraktılar. Bütün dünyanın gözleri önünde Halepçe’de yaşayan Kürtlerin üzerine kimyasal silahlarla saldırı düzenleyerek, on beş binden fazla kişiyi yaralamış ve yaklaşık yedi bin kişiyi de katletmiştir. Bu saldırı sonrası on binlerce Kürt doğup büyüdükleri, nefes aldıkları coğrafyalarından, yeni saldırılar olabileceği korkusuyla göç etmek zorunda kalmış, mülteci pozisyonuna düşmüşlerdir.

Halepçe katliamı küresel barbarlığın karanlık yüzüdür. Halepçe bu saldırı neticesinde çocukların, anaların, bebeklerin, gençlerin ve ihtiyarların cansız bedenleriyle bir insanlık mezarına dönüşmüştür. Halepçe’de yaşananları en doğru tanımlayacak olan tanım soykırımdır. Dünya kamuoyunun ve uluslararası kurumların bu soykırım karşısında kör, sağır ve dilsiz kalmaları, gerekli insani tepkiyi ortaya koymamaları, böylesi bir insanlık dramında insanlıklarını unutmaları anlaşılır gibi değildir. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığıyla insanlıklarını körelten böyle zihniyetler, o gün orada katledilenlere ve bütün vicdan sahiplerine karşı olan borçlarını ödeyemeyecek ve bunun altında ezileceklerdir. Bu soykırımı sadece diktatör Saddam ve onun eli kanlı ortağı kimyasal Ali lakaplı Hasan El Macid değil, Ortadoğu’da Kürtleri tehdit olarak görüp, Saddam’a hardal gazı satan uluslarası güçler ve diğer bütün sessiz kalan zihniyetler ortak gerçekleştirmişlerdir.

Bu katliamcı, şovenist zihniyet tarih perdesinde kendisini Dersim’de, Zilan’da, Sivas’ta, Maraş’ta ve Roboski’de de göstermiştir. Kürtlerin belli aralıklarla maruz kaldıkları bu katliamlar, bu halkın özgür yaşama olan inancını kıramamıştır ve de kıramayacaktır. Halepçe katliamı hafızalarda sokak ortasında kucağında nefes alamayan bir bebeğe sarılıp can veren bir annenin, resmedilen bir kare fotoğrafı olarak kalmayacaktır. Tarih şahidimizdir ki katledilen bütün canlarımızın acıları yüreğimizdedir. Bugün burada yüreğimizdeki bu acıyı haykırmak ve de diğer bütün vicdan sahipleriyle paylaşmak için bir araya geldik.

DAÜ’lü öğrenciler olarak, kirli savaşların ve şovenizmin insanlık tarihini daha fazla kirletmeden son bulması gerektiği inancındayız. Bu katliamcı zihniyetin bir neticesi olan Halepçe katliamını unutmayıp, bizimle burada haykıran ve de unutturmayacak olan değerli vicdan sahiplerine ve de siz duyarlı basın emekçilerine teşekkür ederiz.

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article

Yakın tarih ile Rusya Türkiye değerlendirmesi – Özkan Yıkıcı

Gerçekten, yaklaşık iki saat içinde kafamda yazmak istediğim konularla, daldan dala geçiş yaptım. Önce, Türkiyeden Sicilyaya Kovit salgını hakında görüş belirtmeye yöneldim. Sonra, gelen...

Bütçe demokrasinin silahı ve meclisin doğuş nedenidir – Alpay Durduran

Bütçesiz yeni yıla giriyoruz. Uyduruk bir cetvel hazırlayıp durumu kurtarmazlarsa bir işaretle kralın harcamalarını ve vergi toplatma yetkisini elinden almak için ayaklanan ve tarihe...

Ulusal çıkar ile Katar gelişmeleri – Özkan Yıkıcı

Yönetimler, yetersiz veya anti demokratik konumdaysa, bazı teknikleri uygulamaktan çekinmez. Hem kendilerinin yönetebilmesi hem de kitleleri peşinden eklemek amacıyla bu ilkeleri hayata sürer. Yalan...

Seçilmişleri darmadağın ettiler çünkü arkasında biri yok – Alpay Durduran

Halkın demokrasisi seçimlerle tamamlanır ama ne olacağı bellidir. Seçilenlerin görev yapması nasıl halkın refahı için şartsa onları desteklemek de halkın yükümlülüğüdür. Bir şamarla seçimlerin maskaraya...

Bu kaçışlar, nereye kadar sürecek? – Özkan Yıkıcı

Hala yaşananları görmezden devam denilsin. BRT kurumu her haberinde bize Ersin Şov sunup sanki normal halmiş gibi de hükümet kurma temaslarını anlatıp haberleri noktalasın....