Cenevre görüşmelerine doğru sıkışan Türk politikası – Ulus Irkad

yazarın tüm yazıları -->

AKP aslında 2002 öncelerinde Türkiye’yi demokratikleştirme, rahatlatma, özgürleştirme ve de Askeri Vesayet Rejiminden kurtarma umutları vererek iktidara geldi ve geniş kesimlerin de oyunu aldı. Annan Önerilerinde baş rolü oynadı ve referandumda da olumlu bir tavır takındı. Ama çok sonraları Türkiye içinde ve dünya politikalarında da gemileri yakarken takiyye yaptığı ortaya çıkacaktı. Gerçekçi ve samimi değildi. Aslında hamaset ve sertleşme politikaları için bu olumlu adımları ve onca iyi niyeti bir araç olarak kullandı. Şimdilerde ise ne kadar yerlerde süründüğü malum. Türkiye ekonomisi berhava olmuş enkaz durumunda. İlk zamanlardaki olumlu yaklaşımlarını korusaydı Türkiye ekonomisi bu kadar sarsılmayacaktı. Ne yazık ki o dönemlerde CHP’nin tutumu bile AKP’nin yanında bayağı olumsuzdu. CHP de çözüm sürecine katkı koyamadı. Bu yüzden bugün muhalefetine rağmen oy yüzdesi hala daha eskisi gibi %25’ler civarında. Çünkü modern ve çağdaş, evrensel hukuku olan dünyaya bihaber politikalarını terketmedi. Kürt Sorunu’nda aynen bir sağ milliyetçi parti gibi hala katı.O dönemler, AKP iktidarı sırasında 2000’li yılların başlarında Çözüm Süreci başlatılırken, CHP bu çözüm sürecine kayıtsız kalmıştı. CHP daha fazla Kemalist ulusalcıların bir merkezi, MHP’nin omuzdaşı gibi mesajlar verdi ve Kürt Sorununa da pek ilgi göstermedi, aksine o dönemlerde gene hamasete bürünerek Kıbrıs’taki ve de Türkiye’deki çözüm süreçlerine kapalı ve sert bir tutum aldı. AKP ise belli bir sürece veya noktaya kadar çözümcü ve statükoya karşı olduğu rolünü sürdürdü ama 2014 yılında tamamıyle otoriterleşerek daha önce izlemiş olduğu politikaların da aksine sertleşmeye, özgürlüklere karşı tutum almaya, özgürlüklere kısıtlama getirmeye başladı. Recep Tayyip Erdoğan bu süreçten sonra günü birlik politikalarla tüm komşularıyla, ittifak yaptığı NATO ile , AB ile ve Orta Doğu Arap ülkeleriyle kavga ederken, bu arada gene eski müttefiki İsrail’e karşı da sert tutumlar sergilemeye başladı. Diplomasi dünya politikalarının baş ilkesi iken, bir anda tek bir adamın otoritesine ve rejimine dönüşen Türkiye, tek adamlık rejimi ile tüm yetkileri elinde tutan bir tiranın yönetimine dönüştü, tabi ki hatalar da yapmaya başladı. Ağzını açan, rejimi eleştiren mahkemeleri ve hapisleri görmeye başladı. Kuzey Kıbrıs’ın tanınmasını öngören AKP, burada AKP şubeleri açarak, hatta seçimlerde pervasızca ve de düşünmeden müdahalelerde bulunarak, “KKTC”nin dünya indinde gerçekten bağımsız olmadığını, konrolünde olan ve emir eri bir ülke olduğu mesajlarını verdi. Sayın Akıncı’yı medya önünde fırçalamakta bir beis görmedi. Kuzey Kıbrıs’taki yapıyı bir anda itibarsızlaştırdı. Bu durum hala devam ediyor.

Gerçekçi bir şekilde AKP’nin 20 yıllık iktidar sürecine bakılırsa, önceleri liberallere çok yaklaşan ve liberal mesajlar veren AKP, içindeki liberal eğilimlere karşı da tutum almaya başladı. Tek Adamın, Abdullah Gül, Davutoğlu ve Babacan gibi siyasilerle de arasının bozulduğu görülecekti.  2014 sonrasında MHP omuz verilen bir parti olurken, daha sert ve kısıtlayıcı politikalar içte oluşturulmuş, bu arada dışta da Arap ülkeleriyle ilişkiler bozulmuştur. Türkiye’nin geleneksel barışçı diplomasisi bırakılarak Arap ülkelerinde gerici “Müslüman Kardeşler” ve “Isid” tipi gerici şeriatçı İslami siyasi örgütlerle işbirliği ve eylem birliği yapılmaya başlandı. Bu arada Mısır’da darbe olup Müslüman Kardeşler tasfiye olurken , Irak, Suriye, Libya ve birçok Arap ülkesinde de Türkiye gerici müttefikleriyle darbe almaya başladı. Suriye ve Irak’taki Kürt mevcudiyeti Türkiye’nin birçok politikalarını ve planlarını engelledi. Suriye’nin Kuzeyi’ndeki Kürtler Isid’in sonunu getirdi. Onların boş bıraktığı sahaları doldurmaya çalışan Türkiye, bu defa da tarafcıl politikalarıyla süper güçlerle de bozuştu. Yanlış dış adımlar Türkiye’nin içteki politikalarını da geriletti. AKP’nin ve Tek Adamın ekonomik politikaları da içte çöktü. Tek Adam Rejimi, biriken Türkiye politikalarını da artık çözemez duruma geldi.

Türkiye geleneksel red politkalarını bırakıp, tüm farklılıklarının da temsil edileceği, hem çevresi hem de dünyayla barış içinde olacağı bir düzene kaymalı. Son günlerde Türkiye’ye karşı dünyada gösterilen tepkiler aslında bir uyarı.  Bu uyarıları dinlemeyip, Türkiye demokratik bir yapıya geçmezse bundan sonra gelişmeler oldukça kötü olacaktır. Ekonominin iyiye gitmesi için siyasetin de istikrarlı olması gerektiği açıktır. Biden’ın bir müddet önce Ermeni Soykırımını kabul etmesi, Türkiye’nin demokratikleşmesi, empati yapan tarihi ile yüzleşmesi gereken çağdaş bir ülke olması için bir sinyaldir. Bu sinyali almazsa durumlar daha da kötüleşecektir. Anlayana…

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img

Diğer yazıları

6,003BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,117TakipçilerTakip Et
47AbonelerAbone

YKP basın açıklamaları