Bizde Ortadoğu’da yaşıyoruz. – Özkan Yıkıcı

Must read

İstesek istemesekte, bilsek bilmesekte, düşünsek düşünmesekte hiç fark etmez: Biz resmen ve cebren Ortadoğuda denilen hem coğrafi hemde siyasal yörüngede yaşıyoruz. Yine fark etmeyen algılarla tarihsel ve özelikle Yakın tarih Emperyalist yapılanmalarda hep Ortadoğunun oynunda muhakak hemde mutlaka yer aldırtılan ada konumundayız. Ama eve kapanır ve hayali duvar çeker gibi bunu bilmesekte fark etmez. Boşuna yetmişler sonuna doğru ben Stratejik Sömürge kuramını geliştirirken hep ekine “Ortadoğu” ifadesini koydum! Onun için son yıların Ortadoğu projesi denilen laneti ister bilelim isterse tam istenilen şekliyle övelim fark etmez; Sonuçta her olayda olduğu gibi yeni Ortadoğu yapılanmasında Kıbrıs vardır. Tıpkı klasik sömürgecilikten yeni sömürgeciliğe geçerken veya Yetmişelrde solu ezme adına yapılan bölgesel ayarda Kıbrısın da nasibini alması gibi: Onun için hiçbir kimsenin kuşkusu olmasın: Son Ortadoğu ayarında Kıbrıs vardır: Hatta biraz Ahmak değilseniz daha şimdiden dinin Kuzey Kıbrıs yapılanmasındaki yerleşme şeklinden mutlaka çıkaracak çok öngörüsü vardır. Bundan dolayı tekrar edelim; “Kıbrıs Ortadoğu ekseninde konulup son projede yeri vardır”.

Bizi bize kandırma argümanı olarak nekadar “Çağdaş, Avrupalı” dedirtilse dahi hatta AB üyleik denilen yapılanmaya konulsada, sonuçta gelir bakarız ki Ortadoğunun her olayında kendimizi göbekte buluruz. Fakat şunu ekleyelim; Adamız son kapitalist oluşum sürcinde hem Avrupa dalgasının etkisine giren ama Ortadoğuda kaynayan garip koşullarla yaşamaya başladı. Ama iç dinamik eksiklik sonucu ne Avrupa nede Ortadoğulu gibi gelişmeleri izleyip fırsatı değerlendiren ada olamadık. Bundan dolayı her Ortadoğu ayarı veya gelen Batı dalgaesında esir düşüp onların çıkarına göre yapılanıp üstüne üstün “övünerek” atışlar yaparız. Ama değişmeyen kuram şudur; “Kıbrıs Ortadoğu çenberinde olmaktadır”.

Belek silinme ve kendini abartma poh pohlanma sonucu çoğunu kolayca onuturuz. Şimdilerde Ortadoğu kaynıyor: Öyle basit ısıyla değil. İçeleştiğimiz ve Acentası veya Alt idari yapısı denilen hukuki gerçeğimize rağmen hala Türkiyenin özelikle Suriye olayı ile bölgesel sıcak krizde taraf olmasına karşın, hala bizde Ortadoğu gerçeğinden uzakta kendi marazi veya abartılı övme dünyamızda eğleniyoruz. Oysa gerçek olan içeleştiğimiz Türkiye resmen son Ortadoğu oynunda merkezi odak olup olaylarda resmen vardır. Suriye iç savaşında tarafken, ırakta parçalanma hamlelerindeki merkezde Türkiyedir. Irakta şiğilere karşı tavır koyan, en bonba olan Kerkük ziyareti ve Türkmen tetiklemesi hep Türkiye üzerinden Ortadoğu mezhepsel parçalanma yeniden oluşturma siaysetinin halkaları olmaktadır. Bunları yok saysakta veya bazı medya patronlarının “Türkiyeye dokunmayın da ne yazarsanız yazın” anlayışı bunları gizletemez. Fakat öyle uzağa orda burada aramya gerek yoktur. Kıbrıs zaten her dönemde Ortadoğu oluşumlarında kendini kendince bulma gerçeğini yaşadı.

Kendimizi hiç uzakta tutmayalım: Adamızda resmen İngiliz üstleri vardır. Üstelik bunlar AB içine dahi konmayan üstlerden söz ediyorum. İngiltere Ortadoğu oynunda varsa, buradaki üstlerin kulanılmaması mümkünmü? Dahası; Burdaki üstler kulanılırken AB gibi yapıya hesap verme zorunluluğuda yoktur. Dikat edin her olayda Kıbrıstaki üstler kulanıldı. Yalnız İngiltere değil, en başta Amerika bunları bolca hemde kimseye hesap vermeden kulandı. Keşif uçuşlarından tutun, isdihbarat ve daha nice kirli olaylarda Ortadoğu coğrafyasında hep kulanıldı. Anımsayın Vikilies belgelerini! Hani Lübnan üzerinde uçuşan ve Hizbulahtan isdihbarat toplayan veya Türkiyeye PKK ile ilgili bazı verileri yine Ağrotur üstünden kalkan Amerikan uçakları sağlıyordu. Buna ne güneyden nede kuzeyden Tıs çıkmadı. Hatta yine belgelerden öğrendiğimize göre, İngiltere dahi karşı olmasına rağmen uçuşlar gerçekleşti. Böylesi koşullarda adada İngiliz üstleri varken ve Ortadoğulu gerçekte bulunurken, Kıbrıs bu projeden bağımsız nasıl kalacak?

Yukardada kısaca yazdım: Kuzey Kıbrısta İslamlaştırma yapılanması oluyor. Bu dahi ilgili siyasetin yapılanış kurumsalaşmalarından biridir. Dikat; Ortadoğuda hep ılımlı islama oynanıp Suni mezhepli siaysal devletlere yöneliniyor. Birde serbes piyasa: Anlayacağınız Kuzey Kıbrıstaki kendine has olgularla din piyasalaşma modeli: Onun için kimse gerçeklerden kaçmasın. Zaten Doksanlar ortasından itibaren gündeme düşürtülen Ortadoğu projesinde Kıbrıs vardır. Değişken senaryolar çiziliyor. Sakınola şu sığıntıya girmeyelim; “Kıbrısla ilgili B.M. kararları vardır; Onun için olmaz” yalanı tutmaz. Bir bakın Sırbistanla ilgili Toprak bütünlüğü kararı vardır. Üstelik B.M. güçeri Kosovaya girerken ayni metin tekrarlandı. Fakat ayni B.M. denetiminde Kosova bağımsız yapıldı: Hatta tüm “sınırlar değişmez” hukuki kararlarına karşın Adalet divanı Kosovayı haklı buldu. Uluslar arası Adalet divanının iki dönemli önemli kararları vardır. Seksenlerdeki Namibya ve ikibinler ortasındaki Kosova kararları oldukça sürecin algılanmasında önemlidir.

Ama yok derseniz; Son Ortadoğu oynundaki Sudanın parçalanmasına bakın: Sudanın toprak bütünlüğü ve parçalanamaz kararları boldur. Birde Kıbrısa bakın; Cenevre kararlarının en net uygulanmayan iki yöresinden birisi Kuzey Kıbrıs. Tarihe karışan ilhak etme siaysetleri bir İsrail birde Türkiyenin Kuzey Kıbrısında bulunuyor. Yine en çok uygulanmayan kararlı yöreler Kıbrıs ve Filistin olmaktadır. Daha sayayımmı? Şimdi anladınızmı Ordtadoğu ve Kıbrısı ayrı düşünmemenin sırrını? Onun için Kıbrıs hem coğrafi hemde siaysi olarak Ortadoğudan mutlaka etkilenecektir. Zaten etkilendi: Helle Ortadoğunun başına gelen belaların önemli ekonomik değeri olan Petrolun bizdeki denizlerde bulunmasıyla adanın denizleri de ısındı. Yeniden Ortadoğuda Belucistandan Kürdistana bir çok olayı yeniden örtülmüşten gündeme çıkarırken Kıbrıs bundan mutlaka nasibini alacaktır.

Yazıyı bitirmeden tekrarlayım: Doksanlarda daha ilk karşılaştığım Ortadoğu proje bilgilerinde Kıbrısta vardır. Değişik birkaç seçenek sunuluyor. Özelikle oluşacak yeniden sınır ayarlarıyla Kıbrısta da taşlar oynatılma düşünceleri nettir. Belkide bunu tek anlamayan Kıbrıslılar olmaktadır. Şimdilik fazla bir şey yazmadan makalemi bitireyim: Ama Suriye çatışmadaki bölgeselşmenin ötesine sistemleşen gerçekle Kerkük hamlesiyle artan Kürt mayını her an sesiz duyarsız bekleyen Kıbrısa en azından zereciklerini rüzgardan taşıyacaktır. Bunu onutmayın: Onutmayın ki her bilgi artık taraf keskinleşmesi sonucu probaganda habercilikle sunulup yalandan abartıya çok olgu vardır. Bunları ayıklamak ise yine eldeki bilgiyle mümkün olacaktır. Tüm bunalrdan sora Kıbrısı Ortadoğuyla düşündükçe nelerin geleceği dürtüsü dahi tehlikeli! Helle de iç dinamiklerin sıfırlandığı ve bilginin köreldiği koşulalarda yaşayarak kavramak zor.

- Advertisement -

More articles

- Advertisement -

Latest article