Bir yıl geride bırakılırken – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->

Çok deyil: bir yıl öncesine gidelim. Dünyada yayılan Korona mikrobu Pandemi krizi olarak adamıza dek geldi. Bunun telaşı da elbet oluştu. Çünkü, tüm bağıra bağıraa gelmesine rağmen, klasik K. Kıbrıs tutumu gerçekleşti. Konu dikate alınmadı. Ozamanın baş makamcısı Tatar, “teyet geçecek” avuntusundaydı”. Üstelik odenli inanıoyorlardı ki seçim öncesi yüzlerce yandaşı işe alırken, Korona tehlikesi nedeniyle hastahaneleri hiç düşünmediler. Spor salonları gibi yerleri istihtamla doldururken, doktor veya öteki sağlık personel ihdiyacını hiç dikate almadılar. Korona gelip de kendini hisedirir, Güneyden ve Kuzeyden kapılar kapatılırken, şaşkınlık ile kahramanlık birbirine sarıldı. Denilenin ötekini kovaladığı laf kalabalıkları yükseldi. Daha, konu netleşmeden, kendini başarı kılan hikayelerle öteki klasik Kıbrıslı teslimiyet övgülerine giriştiler.

Başka bir gelişme de yaşanıyordu. K. Kıbrıs bunu konuşmasa da Güney korkmaya başladı. Erdoğan, kabul etiği Suriyeli mültecielri sınırlara yığmaya ve tehtit silalhı olarak kulanmaya girişti. Yunanistan sınırında oldukça sıcak günler yaşanıordu. K. Kıbrıs limanları üzerinden Güneye dolaşım çizgilerinde gemiler yakalanıyordu. Kuzey pek konuşmasa da Anastasiyadisi korkutmaya yetiyordu. Koronanın gelişi ve mülteci göçmen tehtitleri epey terletiyordu….

Bir yıl önce böylesi koşullarla pandemi sürecine girdik. Aslında,Koşullar lehimizeydi. Üstelik, farkında olmadan çevremizdeki ülkeler de direk yardımcı oluyordu. Ama, K.Kıbrıs yönetimi hem olayı anlayamıyor,hem de ucuz kahrramanlığa sarılıyordu. Üstelik, seçim için de istihtama varan hamlelere devam dniliyordu. Dünya da ayni krizle karşılaşıp dyeişik tutumlar sergiliyordu.***

Aradan bir yıl geçti. Sanki eski denilen ortam epey uzakta. Yeni kuralsız olsa da koşullara da alışılan kültürüleşmemizle alışıyoruz. Şu ekonomik aşmazı da atlatsak, gayet iyi olacak. Bir yıl çok gelişme sağladı. Birçok fırsat kulanıldı. Hesapta olmayan Tatar saraya ve hiç aklına takmadığı makamda Saner idareci olarak oturdular. Fırsatlar kulanılıp kimisi zenginleşirken, işini kaybedenin hadi hesabı yok. Ama, onca beceriksizliklere karşın muhalefetsiz muhalefet ile kolayca uyumlaşma kültürü kalabalık nifusla adeta sorunları geçiştirmeye yetiyordu. Nitekim, hükümetler bozulup kuruldu. Saray seçimlri yapıldı. Çaktırmama deyil bağıra bağıra Türkiye daha bir kontrolü aldı. Paketler imzalatı, Fuat Bey merkez haline direk geldi. Belediyesinden iş adamına herkes Ankara yolunda durumlarını anlatıp pay istediler. Maraş hikayesine yeni bir hamle yapıldı. Gültü çıkacak beklentisi yerine piknik yapıldı. Ama, Kıbrıs sorunu da arada bir duyuldu. Kimse senelik hesaptan Kovit19 eksiklik veya dersini de vurgulamadı. Oysa dünyanın alacak dersi dahi vardı. Alınmadı!

Örneğin, son korona salgınıyla pandemi sürecinde kapitalizmin iflası yeniden haykırıldı. En muhteşem Neoliebral sağlık sektörleri başta ABD ve Birleşik Kıralıkta iflasını ilan ediyordu. Küba, Viyetnam, İzlanda, Yeni Zelanda gibi kamu sistemli sağlık yapıları Koronada önemli mesaj veriyordu. Yetmedi: iş aşı hikayesine gelince, yine kapitalizmin çirkin yüzüyle karşılaştık. Aşı yarışı, kötülemeler, engelemeler ve derken patent hakıyla aşıların asronomik rakamla satılarak yoksul ülkelere ulaşmama sonucunu acı şekilde göstere göstere yaşatıyordu. Kapitalizmin eşitsizliği veya kar hırsının insan deyerinin üstünde oluşunu yeniden kanıtlıyordu. Dahası, baştaki konulmak istenen klasik ezber de yerlebir oluyordu. “Korona herkesi eşit etkileyecek”! Oysa, zengin fakir ayrımı öylesine yaşatıldı ki ayni ülkede çalışan emekçi ile saraylarda konrunan lider ikilemleri önemli resmin iki rengiydi.

Bunlar sırayla ve birbirini tamamlar şekilde yaşandı. Hep Türkiye denilen bizim burası ise Türkiyenin Pandemi sürecindeki başarısızlıklarını hala görmezden geliyordu. Sayılarda dahi yalan söylendi. Uluslararası baskılarla ve ülkedeki mesleki örgütlerin baskısıyla doğrulanmaya çalışınıldı. Bir başarısız ve çirkin kapitalizmin gerçekleriyle ordan oraya savrulduk. İşbirlikçiliğimizin teslimyet ortamındaki en silik oluşumunu UBP müdahaleerine dek tanıklaşarak yaşadık. Pandemi denildi de galiba pandemi dışında fırsatlar hep kulanıldı. Otoriteleşme,insanları yabancılaştırma ve faşizmin yükseliş ivmesinin birlikte uygulanışını kapalı halde yaşadık. Bunlar senelik pandeminin sonucudur. Her konuda Kapitalizim denecek uygulamalar, sömürgesiniz hançerinin saplanır halinde geleceği bekliyoruz. Son olarak Sol Hareket üyelerinin polis baskınıyla sorguya alınması, koltukçuların durmadan atama yapması, bizede muhteşem saray müjdesi, pandeminin namelerinde tını olup çalınmaktadır. Sonrası mı: bakanlık koridorları yeni vatandaş olmak için dolup taşarken; Kıbrıs sorunu görüşmeleri denilmeye devam ediliyor. Haydin, Burdan yakın!

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img

Diğer yazıları

6,003BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,117TakipçilerTakip Et
47AbonelerAbone

YKP basın açıklamaları