Kriz dansından, savaş ortamına gelirken! – Özkan Yıkıcı

0
132

Gerek genel Ortadoğu coğrafyasında ve özde Suriye ırak ekseninde olsun, gerek se Türkiyede son gelişmeler, adeta “göstere göstere” geldi. Krizlerle oynanan siayset dansının, savaş ortamıyla ısınacağı mutlaktı! Türkiye geleşmelerinde kriz kontorl siyaseti ile hem dışta hem içte kazanma esrumanı kulanılıyordu. Hem siyasal kriz ile karşıtlık taraftarlık sert ayrımı yapılanırken; ayni zamanda jet hızıyla geçirilen yasaların, otoriteleşme yerleşmesine de koşul oluşturuluyordu. Kriz ve otoriteleşme motifleri sanki gelecek siaysetin 2  ayağı oluyordu. Ayrıca: bölge siaysetinde de siyasal hedeflendirip, kurgulanan “Yeni Osmanlı” hedefine ulaşma çizgisi uygulanıyordu. Krizlerle siyasal kazanma ve otoriteleşme birlikte hem iç hem de dış politikayı ayrılmaz tekleştirme boyutuna getirdi. Son dönemde önce, otoriteleşme adına hızla “Mit otoriter yasası, internete varan yasaklama yetkileri, iç güvenlik adına daha otoriter valilikler baskılanma yapma” gibi tek tipleşmenin otoriter devlet kurumsalaşmasını yasal olarak oluşturdu. Ayni şekilde: sırf seçim sonrası istenilen sonuç alınmadığı için de; ısrarla yeni seçim hamlesi için, hesaplar krizler üzerine kurgulandı. Buna ek olarak; dış politikada uygulanıp iflas eden, başta Suriye politikasının, yeniden toparlanıp geliştirilme düşüncesi de yaygınlaştı. Özelikle Suriyenin kuzey ekseni, Türkiyenin güney sınırında, Kürtlerin hem de PKK yakını yapının güçlenmesi de; AKP Türkiyesi için en istenmeyen sonuçtu! Bunlar girilecek yeni seçim hesabının kriz alanından dikate gelen danslardı!

Tarihi bir gerçek daha genel olarak vardır: Krizlerle oynayan siayset, sonuçta krizden sıcak savaşa doğru kayar. Hele girilen kriz ile bataklık oluşmuş ise; ozaman neyin nerde duracağı belli olmaz. Bu Ortadoğu gibi bir coğrafyada oynanıyor, etnik ve mezhepci siaysal duruşalr temelinde şekileniyor ise; sonuç kriz kontrolundan sıcak savaşa geçiş ince ayarı hep varlığını korur. Hat da son Suriye ve Türkiye seçim saydamlaşmasında, Erdoğanın seçim alma adına, sıcak savaş veya müdahale edip kanla seçim alma hesabı artık imkar edilemiyecek kadar gerçektir.

Konuyla ilgili birçok yazı yeri geldikçe yazıldı. Hat da bundan yaklaşık 3  yıl önce “Serhat incirli ile İsmail Kemalın” Suriye konusundaki prokramını çok eleştirdim! Özelikle; Serhatın makamsal konuşma şekli ile  ismailin solo söylemli” anlatımını iyice yorumladım! Serhat; hem de düşürülen Suriye uçak pilotunun, cihatcılar tarafından kafasının kesilmesine rağmen* “Türkiye Suriye politikasını gayet iyi idare ediyor” ve ardından İsmail Kemalın sırıtarak bunu kabulenmesini çok eleştirdim. Şimdi yerine tam oturan soruyu soruyorum: “Başarılı Suriye politikasının, önemli aktörlerinden ve kutsal mütefik IŞİD ile ilişkiler nereye gelindi”? Çünkü böylesi anlayışlar zamanında ciahtcıların bize “demokratik özgürlükcü” yuturması bolca yapıldı. Büyük ekranın “donayimcileri, akademisyenleri” hep bizi zehirleyip cihatcıları nerdeise bölgeye “özgürülük rüzgarı estirenler” olarak yuturmaya çok uğraş verdiler!

Bu anımsatmadan sonra; son gelişmeleri toparlayarak neden krizden savaş ortamına sıçrandığını  özetleyim! Son dönemde Suriye bataklığı kağosla örülüp karabasanlaşırken; Türkiye hem Suriye politikasında yalnızlaşıyor, hem de iç politikada yeni sıçrama yapacak argünmana ihdiyacı vardı. İçsel olarak daha otoriter yasalarla ayrıştırma nefretine yönelirken; özelikle Suriyedeki Kobani başarısı ve Telafar kurtarılması ile Kürt antiliği iyice ısındı. Türkiye için ayarı iydiyaç siyasetinin şu önemli etkenlri vardı: içte seçimle resmen çoğunluk gitmiş ve bu ancak yaratılacak koşullarla yeni seçimle yeniden kazanılma ihdiyacı vardı. Onun için kriz silahı yeniden erken seçim için önemli bir araçtı*

Özelikle komşu Suriyede IŞİD karşı en önemli direniş örgütü Kürtler olması ve bunarlın PKK eksenli oluşu ise; Türkiyenin antikürt korkusunu tırmandırdı. Kürtler konusuna hep ötekileştirme yönünde bakış ve Suriye topraklarında bölge elde etme başarıları; Türkiye AKP ve öteki devlet kesimelrini endişeye soktu. Bundan dolayı Kürt gelişmesini engeleyecek araçlara ihdiyaç vardı! Üstelik farkında olmadan; ABD dahi IŞİD karşıtı oalrak Kürtlerle yakınlaşıp itifak halinde davranmaya başladı*

Son ABD iran yakınlaşması ve yapılan anlaşma ile; Türkiye bölgesel aktörlük oynunu iyice kaybetme endişesine girdi. Üstelik iranın batıya yaklaşması ile Ortadoğudaki rolu yanında; Türkiye ile olan karapara trafiği için de AKP çevresi için, pek de iyi haber değildi! Bu gelişme bazı taşları yerinden oynatma ve itifakalrı kayganlaştırma tehlikesi vardır* Erken seçim hedefi güçlenen Kürt gerçeği ve iranla olan yeni kaygan ilişkiler; Türkiye için yalnızlaşma ve endişeler yarat tı! Üstelik batının düşman ilan etiği IŞİD ile Türkiye halen iyi ilişkileri devam ediyordu. Hat da IŞİD olayını karşıt gördüğü Kürtlere karşı kulanma amacı da gerçekleştirilmekle meşkul olunuyordu!

Yukarda özetlediğim ve kriz dansı ile yapılan son gelişmeler; sonuçta Suruç patlaması ile de Türkiyeyi yeniden kutsal dostunun yanına taşıdı! Suruç olayı IŞİD gerçekliği kadar, Türkiyedeki sosyalistlere karşı yapılması yalın gerçeğine rağmen; AKP ısrarla kendi “madurluğu” ile olayı savuşturup lehine çevirme çabasına girdi. Ama tüm kağosları krize, krizi de sıcak savaşa taşıma yolculuğu; ABD ile yapılan görüşmelerle taşlandırdı! ABD ısrarla Türkiyenin kaçtığı IŞİD itifakına çekip; “incirli üstünü kulanma, IŞİD karşı Türkiyenin tavır alması, Malatya gibi öteki üstleri de kulanma kolaylığı” gibi koşulları koparırken; Türkiye de kafasındaki antikürt çizgisinden istediği “PKK karşı operasyon yapma” esrümanını aldı!Medya yandaşı ile yalakalı yazarların pek değinmediği Obama Erdoğan ve önceki resmi görüşmelerin buluşma siyasal noktaları bunlardı! Tabi şu baştan beri istenen tanpon bölge konusu da IŞİD eksenli olası olarak konuldu! Kürtlerin Suriye ilerleyişin belirli noktada durulması, Türkiye eyer ıŞİD elinden gidilecek yerlerin Kürtler yerine kendi istediği kesimleri yerleştirme kararını sulandırılmış şekli ile metne ekledi. Böylelikle hala adı net olmayan, ama hep kulanılan şu “özgür Suriye ordusu” tanpon bölge yerleşkesi olarak ismi konuldu. Tabi artık tartışması ayuka çıkan “mülteci kanplarının da Suriye içlerinde konumlanması” seçeneği de vardır.

Aslında ABD Türkiyeyi hem devreye koyma, hem de istedikelrini alma adına, bu sonuca gelirken; Türkiye hep endişe duydukları ile biryerinden Suriyeye direk sıcak ortamla katılma stratejik aralanma buluşmalı bir anlaşma oldu! Tam da bu anlaşma sonrası; klasik işlenen bir gelgitler, birden sorun oldu. Herkesin bildiği ıŞİD yaralıları Türkiyede sınırdan geçirilerek tedavi edilirken! Birden bukez engel olunmak istendi ve çatışma ile konu sıcak müdahalelere yönelindi! Olayları artık biliyorsunuz.

Tuhaf olan şu: Konu IŞİD üzerinden şekilenirken; Türkiye hep içsel operasyonları başta Kürtler olmak üzere, karşıt gördüğü kesimelre yönelti* Ele geçirdiği ABD desteği ve geçirilen otoriter yasalara dayanarak; yandaş medya algı operasyonları ile IŞİD çatışması ile öteki kesim av operasyonları hızlandı! Tabi parlemento denilen organın nerde olduğu* Hükümet varlığı sorunu veya yapılanların yasalığı kimse tarafından pek sorgulanmıyor! Belli ki: batılı Emperyalistler yeni Suriye kartı ile IŞİD probagandalı olanağı kulanıp yeniden müdahale yolları arayıp; Türkiyeyi de yanlarına aldılar. Yine gelişen Kürt dinamiğinin bir noktada durdurma hamleleri de oluştu. Erdoğan ise: yeniden güçlenme adına, krizden sıcak savaşa, otoriterlikten içsel kan dökmeye varan strateji ile erken seçiminin etnik dini koşuluna oynuyor! Adeta medya barşın öcü olduğu sürece giriyor! Muhalif partielrin şaşkınlığı, ben yazıyı yazarken devam ediyor. Belek kaybı sonucu; dün konuşanlar şimdi konuşmamış gibi de yeniden AKP başarıları Kuzey Kıbrıs ekranlarında sıralamaya yeniden başlıyorlar.Hele de daha olay sıcakken; bilgi almanın engeleme adına 20 internet sitesinin yasaklanması veya valilerin yaptıkalrı, bize kısazaman önce geçirilen yasaların ne anlama geldiğini,erken göstermeye başladı.

Konuyla ilgili önümüzdeki yazılarda yazmaya devam etme umuduyla; konuyu şöyle toparlayım: krizle dansedenler, krizin karabasanında, kazanma adına, daha sıcak savaş ortamına çekilme olasılığı hep oldu ve olacaktır! Hesaplar eyer baskı, otorite ve yalanlarla çirkefi örtme olunca; probagandada doğruları veya barışçıl olmayı beklemekte mümkün değildir. Neyazık ki; Türkiye bize bu konuyu çok acı olarak yaşatmaktadır.

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.