İsrail’in su silahı – Murat Çakır

Yeni Kıbrıs Partisi

Maraş’ta provokasyona hayır!

YKP, BKP, KTÖS, KTOEÖS, Basın-Sen, DEV-İŞ, Mağusa İnisiyatifi, Sol Hareket,  Hayata Dokun Hareketi açıklama yaparak “tüm demokrasi ve barış güçlerini 15 Şubat Cumartesi saat...

YKP, ortak yurdun yeniden birleşmesi için ortak mücadele çağrısı yaptı

Yeni Kıbrıs Partisi, bugün, 12 Şubat, Çarşamba günü sabah saat 10:00’de YKP Genel Merkezi’nde Kıbrıs’taki ve Doğu Akdeniz’deki gelişmelere bağlı TC’nin tavırları, Kırımlaştırılma, Hataylaştırılma,...

2020 Asgari ücreti ne oldu?

YKP Genel Sekreteri Murat Kanatlı, döviz krizi ile alım gücünün eridiği, iğneden ipliğe her şeye zam yapıldığı koşullarda 2020 için asgari ücretin hâlâ belirlenmemiş...

Savaş hazırlıklarına hayır, barış için mücadele zamanı

YKP Genel Sekreteri Murat Kanatlı, Akdeniz’deki son gelişmeleri değerlendirdi, “barış için mücadele zamanı” dedi. Açıklama şöyle: Doğu Akdeniz’de bir süredir gerginlik sürekli olarak artmaktadır. Savaş...

YKP’nin de katıldığı, Avrupa Sol Partisi 6. Kongresi gerçekleşti

YKP’nin de gözlemci üyesi olduğu Avrupa Sol Partisi’nin 13-15 Aralık tarihleri arasında Malaga yakınındaki İspanya şehri Benalmádena’da 6. Kongresi yapıldı. YKP Genel Sekreteri Murat...

muratçakırAvrupa Parlamentosu başkanı Martin Schulz’un İsrail parlamentosu Knesset’te yaptığı konuşma, İsrail’de öfke nöbetlerine neden oldu. Halbuki Schulz konuşmasında AB’nin İsrail devletinin politikalarına destek çıktığını söylemiş ve gösterilen sert reaksiyonlara anlam verememişti.

Knesset’te bir Alman politikacısının Almanca yaptığı bir konuşmanın, Holocaust’un kötü anılarının hala ağırlığını koruduğu kesimlerde rahatsızlık yaratması elbette anlaşılır bir tepki. Ama hiddetlenmelere, bilhassa aşırı sağın öfkelenmesine yakından bakınca, bu tepkilerin asıl nedeninin Almanca yapılan bir konuşma olmadığı görülebilir.

Peki, Schulz öfkeye yol açacak ne demişti? Konuşmasının büyük bölümünü AB’nin İsrail ile dayanışmasına ayıran Schulz, bir taraftan “Filistinlilerin de herhangi bir engelle karşılaşmadan barış içinde yaşamak istediklerini” belirtip, diğer yandan da bir Filistinli gencin kendisine, “Filistinlilere neden İsraillilerden daha az su verildiğini” sorduğunu söyleyince, İsrail devlet aklının yumuşak karnına dokunmuş oldu. Gazze Şeridine yönelik blokaj politikasının İsrail’in barışçıl bir gelecek kurmasına engel olacağını vurgulaması da işin cabası oldu.

Gerçekten de “su sorunu” İsrail-Filistin ihtilafının en önemli meselelerinden birisi. “Friends of the Earth” adlı çevre örgütünün Alman basınına verdiği bilgilere göre, İsrail’de kişi başına su kullanımı günde 250 litre iken, Filistinliler kişi başına ancak 70 litre su kullanabiliyorlar – Batı Şeria’nın kuzeyinde bu oran sadece 37 litre! Tarım için kullanılan su, bu sayıların içerisinde. Kızıl Haç örgütü ise susuzluk çekilmemesi için kişi başı kullanılması gereken asgarî su miktarının 100 litre olduğunu belirtmekte.

İsraillilerin Filistinlilerden üç kat daha fazla su kullanabilmelerini olanaklı kılan, 2005’de imzalanan Oslo Antlaşmalarıdır. Aslında su konusunda varılan anlaşmanın süresi sadece beş yıldı ve beş yıllık sürenin bitiminden sonra İsrail, nüfus artışını da hesaba katarak, Filistinlilerin eşit oranda su kullanabilmelerini sağlamakla yükümlüydü. Ancak İsrail devleti geçici durumu sürekli hale getirdi. Dahası İsrail ordusu bilhassa Batı Şeria’da güvenlik (!) gerekçesiyle sistematik bir şekilde su kuyularını kapatmaya başladı.

İsrail devleti etnik-dini temizlik ve yeni yerleşim yerleri üzerinden toprak işgali politikasını su silahını kullanarak mütemadiyen sertleştirmekte. İsrail devletinin özellikle Yahudi yerleşim bölgelerine yakın olan Filistin köylerinin suya ulaşımını engellemesi, feci sonuçlara yol açıyor. Tarım arazileri için su bulamayan Filistin köylüleri giderek yoksullaşıyor, içme suyunu pahalı bir fiyata almak zorunda bırakılıyorlar ve hijyen durumunun kötüleşmesi nedeniyle hastalıklara yakalanıyorlar. Klinik ve hastanelerin yıkılması, sağlık hizmetlerine ulaşımın neredeyse olanaksızlaştırılması, Filistin köylülerini yurtlarını terk etmeye zorluyor. 2013 yılında 2012’ye nazaran ev yıkımlarının yüzde 43 ve evlerini terk etmek zorunda bırakılanların sayısının yüzde 74 artmış olması, İsrail devletinin su silahını ne denli “başarılı” kullandığını kanıtlıyor.

İsrail devleti 40 yıldan bu yana uyguladığı bu siyasetiyle Filistinlilerin gündelik yaşamını cehenneme çevirerek yurtlarını gönüllü olarak terk etmelerini ve birbirlerinden kopuk, ama nüfusu yoğun küçük yerleşim adacıklarına göç etmelerini sağlamak istiyor. ABD ve AB on yıllardan beri İsrail’in bu uluslararası hukuka aykırı siyasetini doğrudan destekliyorlar. Böylelikle barış görüşmelerinde kararlaştırılan “iki devlet” çözümünün, tamamıyla İsrail’e bağımlı, tek tek bölgeleri arasında doğrudan bağlantı olmayan ve bir bölgesinden diğer bölgesine gitmek için defalarca İsrail gümrüklerinden geçilmesi zorunlu olan bir Filistin ulus devletinden başka bir çözümü olanaksız kılıyorlar. İşin kötüsü, gerek Hamas, gerekse de El Fetih dar ulus devletçi politikalarıyla bu “çözümün” destekçiliğini yapıyorlar.

Schulz’un, hiç istemeden yol açtığı bu tartışma, bir anda İsrail devletinin çirkin yüzünü ve emperyalizmin dikte ettiği bir barışın, halkların barışı olamayacağını ortaya çıkardı.

Kaynak: kozmopolit-blog.blogspot.com

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Yaklaşımlar

Dünyanın ve ülkemizin geldiği hal ve ne yapmak lazım – Ulus Irkad

Üç haftadır eve kapandık. Şimdiye kadar pek karşılaşmadığımız bir salgın var ve öncelikle kendi sağlığımızı korumaya çalışıyoruz. Elbette kendi sağlığımızı korurken aslında birlikte yaşadığımız...

Korona virüsün felaketinin ekonomik ve politik etkileri – Halil Paşa

ÇÖZÜM VE BARIŞ KARŞITLARI KAZANDI Koronavirüs felaketinin dünyada ve adamızda hızla yayılarak derinleştiği bu günlerde daha kötü sonuçlara hazırlıklı olmamız gerektiği ortaya çıkıyor. Böyle bir...

Korona virüs kafalarımızı karıştırdı – Alpay Durduran

İnsanlık yeniden derin sorunları tartışmaya açtı. Bazıları konunun temeline girdi. Sol politikalar hızlı zenginleşme yarışında kapitalist politikalara yenilmiş dedi idi ya şimdi o yarışı...

Coronadan önce Coronadan sonra ve kktc – Rasıh Keskiner

Coronadan önce bazıları için ne güzeldi dünya.. Ne güzeldi yaşamak. Neoliberalizmin kendilerine sağladığı imkanlarla bir eli yağda bir eli balda doymadan yaşamak. Emekçilerin emeklerini...

Öğrencilere olanların düşündürdükleri – Alpay Durduran

Küçük ülkemizde önce denize nazır diploma hazır üniversiteleri kuruldu şikâyetleri duyuldu ama daha öncesinde benim meclisteki konuşmalarda DAÜ’nün kurulması için yüksek teknoloji okulunun adının...