KIBRISLI RUM BASIN ÖZETLERİ 26/04/2012

0
105

FİLELEFTEROS gazetesinin bugünkü ana haberi AKEL’in seçimler için hazırladığı ve DİSİ hariç tüm siyasi partilere ve daha önceki seçimlerde Hristofyas’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığını destekleyen siyasi oluşumlara gönderdiği tartışma çerçevesi. Gazeteye göre, AKEL seçim için diyalogta DİSİ’yi devre dışı bıraktı. AKEL’in çok dikkatli bir şekilde kaleme alınan belgesinde daha önce dönüşümlü başkanlık ve ağırlıklı oy gibi yoğun sürtüşmeye ve DİKO ile çatışmaya götüren bazı endişeler giderilmeye çalışıldı. Belgede periyodik başkanlık kavramı kullanıldı. DİKO’yla ilgili temel olgu da Türk tarafının kısmı olarak kabul etmesi ya da reddetmesi durumunda Cumhurbaşkanı’nın dönüşümlü başkanlığı yeniden düzenleyebileceği ya da geri çekebileceği görüşünün yer alması oldu. Benzer bir mesaj 2010 Şubatında DİKO’nun hükümetten ayrılması konusu yoğun olarak tartışılırken kritik Merkez Komitesi toplantısı öncesi Cumhurbaşkanı Hristofyas tarafından da DİKO’ya iletilmişti. AKEL, EVROKO’yu da ilgili çerçeveyi tartışma dışında bırakmadı. Belgeyi basına açıklayan Nikos Katsuridis EVROKO’nun iki bölgeli iki toplumlu federasyondan bahseden 8 Temmuz anlaşmasını kabul ettiğine dikkat çekti. AKEL’in bu süreçte tek koşulu tarafların önce ortak bir programda anlaşmaları ve sonra aday arayışına girmeleri.

 

Gazetenin diğer haberlerinden bazıları

–       Devletin kamu açıklarına karşı alacağı önlemlerden çalışanların 13. maaşlarının da etkilenebileceği yönündeki Maliye Bakanlığı’nın açıklaması sendikalarda yangına neden oldu. Maliye Bakanlığı’nın verilerine göre, 2011 Aralık ayı sonunda kamuda ödenen 13. maaşlar 130 milyon avro oldu. Bu rakama eğitimciler ile emeklilerin aldıkları 13. maaşlar dâhil değil. Geniş kamu kesiminde 13. maaş ödenmemesinin ciddi bir tasarruf sağlayacağı belirtiliyor. Maliye Bakanı’nın açıklamasına göre, 2012 yılında hedef kamu açıklarını gayri safi hâsılanın %2,5’i oranında tutmak. Her %1’lik oran için 150–200 milyon avroya ihtiyaç var. 13. Maaşın ödenmemesinin çalışanların ciddi tepkisine neden olacağı görülüyor. Bu konunun gündeme getirilmesi durumunda dahi hükümetin buna “yeşil ışık” yakması beklenmiyor. Somut önerilerle ilgili olarak sendikal hareketin önünde herhangi bir şeyin olmadığı koşullarda Maliye Bakanı’nın 13. maaşların bu paket içerisinde yer alıp almayacağının belli olmadığını söylemiş olması sendikal harekette endişe yarattı. SEK ve PEO Genel Sekreterleri Nikos Moiseos ile Pambis Kiritsis böylesi bir olasılıktan duydukları rahatsızlığı net bir biçimde ortaya koydular. İki sendika yetkilisi ekonomik krizin ağır yükünün çalışanların sırtına yüklenmesinin ek bir haksızlık yaratacağını vurguladılar. PASİDİ Genel Sekreteri Glafkos Hacıpetru ise ekonominin sorunlarının birkaç milyondan ibaret olmadığını ve bu sorunların açıklamalarla çözülemeyeceğini ve Kıbrıs bankalarının kurtarılması için milyarlarca avroya ihtiyaç olduğunu söyledi.

 

POLİTİS gazetesinin bugünkü ana haberi vergi kaçağına ilişkin önlemler alınırken siyasilerin vergi beyanında bulunma konusundaki tavırları. Gazeteye göre, milletvekillerinin en azından dörtte biri sıradan vatandaşın dahi yükümlülüğü olan her yıl gelir beyanında bulunma işlemini yapmıyor. Güvenilir kaynaklardan elde edilen bilgilere göre, en az 13 milletvekili vergi dairesine beyanda bulunmuyor. Bunlar arasında iki de parti lideri var. Eski milletvekillerinden de en az altısı bu somut yükümlülüklerini yerine getirmiyor. Bunlardan bazıları yaklaşık on yıl önce bir kez beyanname vermiş durumda. Meclis’in vergi kaçağına yönelik önlemler aradığı bir dönemde bunların yaşanması da ilginç.

 

Gazetenin diğer haberlerinden bazıları

–       Kıbrıs sorunundaki müzakere sürecine ilişkin olarak Birleşmiş Milletler’in New-York’ta almış olduğu kararlar hakkında Aleksander Dovner’in Cuma günü iki toplumun kamuoylarını bilgilendirme kararı uluslararası örgütün liderlere baskı uygulama eğilimi olarak nitelendirildi. Dovner daha önceleri liderlerle ayrı ayrı yaptığı görüşmeler sonrası basına açıklamada bulunurdu. Ancak bu kez söyleyeceklerini düzenleyeceği basın toplantısında söyleyecek. Bazı diplomatik çevrelere göre, Dovner bu şekilde neler yaşandığına ilişkin bazı mesajlar verecek. Aynı kaynaklara göre, Dovner New-York’ta alınan kararları Cuma günü iki lidere net olarak ifade edecek ve bu kez olumu sonuçlar alınmasını olanaklı kılmak için her iki taraftan da adımlar atmalarını isteyecek. Bu çevrelere göre, Birleşmiş Milletler sonsuza dek sürecek bir diyalogtan yana değil, ancak süreci kesmeyi ya da çıkmazı resmileştirmeyi de hedeflemiyor.

 

–       Üniversite öğrenimlerini Kıbrıs’ta devam ettirmek isteyen hem Kıbrıslı hem de yabancı öğrenci sayısında artış var. Eğitim Bakanlığı’nın 2011 yılı verilerine göre, özellikle yeni teknolojilere yönelik olarak artan talep sonrası yüksek öğrenim gereksinimi Kıbrıs’ta öğrenci sayısını da arttırıyor. 2004–2005 döneminde Kıbrıs’ta yüksek öğrenim kurumlarında 15 bin öğrenci varken ve 2009–2010 yılında bu sayı 20 bine ulaştı. 2009–2010 yılında ilk kez yurtiçinde okumayı tercih eden öğrenci sayısı yurt dışındakileri geçti. 2009–2010 yılında yurt dışında okuyan Kıbrıslı öğrenci sayısı 20 bin 51 iken yurt içinde okuyanların sayısı 21 bin 95 oldu. Bunun yanı sıra Kıbrıs’ta yüksek öğrenime gelen yabancı öğrenci sayısı da arttı. 2004–2005 yılında Kıbrıs’ta yüksek öğrenim kurumlarında 5 bin yabancı öğrenci varken bu sayı 2009-2010 döneminde 11 bin 388’e ulaştı. Yurt dışına giden Kıbrıslı öğrencilerin ilk tercihi 10 bin 262 ile Yunanistan. Bunu 7 bin 983 öğrenci ile İngiltere, 355 öğrenci ile Amerika Birleşik devletleri, 246 öğrenci ile Bulgaristan izliyor.

 

ALİTYA gazetesinin bugünkü ana haberi AKEL’in merkez siyasi partilere yönelik açılımı. Gazeteye göre, AKEL dün merkezdeki siyasi partilere gönderdiği bir mektup ile özünde DİKO, EDEK, EVROKO ve Ekoloji Hareketi’nin seçimlere yönelik işbirliği uğraşılarını durdurmayı hedefledi. AKEL çağrısını EVROKO’ya kadar genişletti. AKEL’in bu girişiminin arkasında bir yandan içinde bulunduğu yalnızlıktan kurtulma, diğer yandan ise DİSİ’nin merkez siyasi partilerle işbirliği ihtimalini bozma ve böylece Nikos Anastasiadis’in yolunu kapatma planı var. Dimitris Hristofyas’ın adaylığını hiçbir koşulda tartışmayacaklarını ifade eden merkez siyasal alanın partileri bu gelişme sonrası AKEL’in mektubunu inceleyeceklerini ancak bu olgunun kendi aralarındaki işbirliği çalışmasını etkilemeyeceğini belirttiler. Nitekim EDEK başkanı Yannakis Omiru tüm partililerinin katıldığı bir toplantıda konuşurken program bazında iki temel üzerinde işbirliği yönünde kararlı bir biçimde ilerlemenin merkezdeki siyasi partilerin siyasi ve tarihi görevi olduğunu söyledi. Omiru bu temellerden birinin son dört yıllık sürede zarar verici tavırlara karşı Kıbrıs sorunun ele alınışı stratejisi diğerinin ise devletin yeniden doğuşu için kurumsal ve ekonomik yapılanma için bütünsel bir öneri olduğuna vurgu yaptı. EVROKO Başkanı Şilluris de dün yaptığı bir açıklamada merkezdeki parti liderlerinin 2 Mayıs günü bir araya geleceklerini duyurdu.

 

HARAVGİ gazetesinin bugünkü ana haberi AKEL’in merkezdeki partilere gönderdiği seçimler için tartışma belgesi. Gazeteye göre, AKEL’in işbirliği için asgari zemini teşkil eden temel tezlerinin yer aldığı belgenin gönderilmesi iki mesajı içeriyor. Bunlardan biri parti için temel olan ilkelerin tartışılmazlığı ve diğeri ise Cumhurbaşkanlığı adaylığı için ne önceden isim belirlenmesini ne de aday tartışmalarında herhangi birinin dışarıda tutulmasını kabul etmemesi. AKEL’in ilgili belgesini dün kamuoyuna parti Meclis Grup Sözcüsü Nikos Katsuridis açıkladı. Katsuridis basın toplantısında Kıbrıs sorununda AKEL ile DİSİ’nin tezlerinin birbirlerine daha yakın olduğu yönündeki görüşü kabul etmedi. İki partinin 1978’de Amerikan-Kanada planına, daha sonra Gali Düşünceler Dizisi’ne ve en son olarak da Annan planına ilişkin farklı tavırlar takınmalarını buna örnek olarak gösterdi. DİSİ’nin son dört buçuk yıllık sürede dört temel strateji değiştirmiş olduğunu da hatırlattı.

 

Gazetenin diğer haberlerinden bazıları

–       Macaristan’ın Lefkoşa yeni büyükelçisinin güven mektubunu sunuş töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne aday bir ülke olarak Avrupa Birliği dönem başkanlığının Kıbrıs Cumhuriyeti tarafından üstlenilmesine yönelik tahriklerine son vermesini ve Avrupa Birliği’nin işleyiş normlarına saygı göstermesini istedi. Türkiye’nin Avrupa Birliği ve Kıbrıs Cumhuriyeti karşısındaki yükümlülüklerini yerine getirmesini de talep etti. Türkiye’nin Avrupa sürecine Kıbrıs’ın olumlu yaklaşımının koşulsuz olmadığına da dikkat çekti. Kıbrıs sorunuyla ilgili olarak ise, sorunun çözümünün tek yolunun müzakereler olduğunu ve görüşmelerde ilerleme sağlanması için kendisinin iyi niyetle çalıştığını dile getirdi. Türkiye ile Kıbrıstürk liderliğinin de aynı iyi niyeti göstermesi dileğinde bulundu.