Alavuna aladüe! – Rasıh Keskiner

0
164

Eskiden panayırlarda çok rastlardık bu sözlere,

Alavuna, aladüe… Satıyorummm, satıyorummm, sattımmm!

Köylüler buluşurlardı panayırlarda,

Koyunlarını, kuzularını, danalarını satarlardı,

Genelde hayvan satışları yapılırdı bu şekilde,

Alıcı ile satıcı karşı karşıya pazarlığa tutuşurdu,

Ve sonunda yukarıdaki sözler söylenir, tekrarlanır, hatta defalarca tekrarlanır ve sonunda satılan satılırdı,

Gel zaman git zaman pek çok ülkede özelleştirme adı altında ülkenin önemli kaynakları satıldı,

Gücü eline geçiren sermaye çevreleri, ülkenin gelir getiren kaynaklarını has adamlarını da gözeterek peyderpey sattı,

Bu satışların bahanesini de devlet yapamaz, özel yapar koydular,

Türkiyede de Özal zamanında başlayan ve Tayyip zamanında hız kazanan bu satışlar, aslında yandaşlara peşkeş çekme, şimdi de Kıbrısın kuzeyinde devam etmektedir,

1974 sonrası işgali istilaya çevirerek, zorla göç ettirilenlerin topraklarını yandaşlarına peşkeş çektiler ve hala çekmeye devam etmektedirler,

Ansızın bakarsınız bir yandaşa şu kadar dönüm arazi veriliyor,

Ardından o arazi üzerinde lüks oteller yapılıyor,

Casinolar açılıyor, kumarcılar turist diye yutturuluyor,

Ülkenin toprakları şu önemli kulüptür 500 dönüm, ee ona verdik buna da 500 dönüm diye parça parça peşkeş çekiliyor,

Üstelik bu toprak satışlarında “ alavuna-aladüe” de kullanılmıyor,

Yani satıyorumm, satıyorumm, sattımmm da yok,

El altından bareyalarından birisine peşkeş çekiliyor,

Fırtına, şimşek, yağmur, çamur derken şimdi de Bulut geldi,

Gelişi ile birlikte üç gün içinde kendisine vatandaşlık da verildi,

Yani bu ülkede iş yapacaksa, vatandaş olmasına gerek var mıydı?

Bir mukavele karşısında işini yapar, yasal yükümlülüklerini yerine getirip giderdi,

Ama burası vatandaşlık açısından bolluk ülkesi, golifa gibi dağıtılıyor,

Nolmuş yani Bulut da vatandaş yapılmış!

Baksan bir çırpıda ev fiyatları düşmüş, yeni yatırımlar gündemde!

Üstelik Kıbrıstaki müteahhit firmaları da unutmamış, taşeron olarak onları çalıştıracakmış!

Onun gelişi sayesinde şu anda satışa sunulan apartman daireleri yanında, Lefkoşa- Girne anayolu bir çember belki de bir yonca kavşağı daha kazanacak,

Kıbrıs Türk toplumunu herşeyi ile yok etmek için yola çıkan anlayış, bu hedefine hızla yaklaşmaktadır,

Adım adım nüfusun ne hallere getirildiği ortada,

Adım adım vatandaşlık durumunun ne hallere getirildiği ortada,

Adım adım ülke topraklarının TC hatırlı yandaş şahıs ve firmalara nasıl peşkeş çekildiği ortada,

Özelleştirme adı altında ülkenin önemli kurumlarının ortadan kaldırıldığı ortada,

Kıbrıs Türk Hava Yollarının batırıldığını, orada çalışanların neler çektiğini yaşadık,

Şimdi sırada Elektrik ve telefon var,

Bu iki kurumun da peşkeş çekilmesi için düğmeye basıldı,

Satılacak demiyorum, çünkü satılma başka peşkeş çekme başka,

Bu iki kurum çooktan birilerine peşkeş çekilmiştir,

Bu küçük ülkenin yarısında üretilen elektriği dağıtamayarak, zarar etti diye özele devretme hikayedir,

Sözkonusu olan gerçek, TC hükümetlerinin yandaşlarına peşkeş çekmektir,

Bir kere devlet kuruma borçlarını ödemiyor, daha pek çok kurum ödemiyor,

Hatırı sayılı kişiler, elektrik borçlarını ödemiyor,

Fazla personel var, iş yapmadan oturan personel var deyip mazeret uyduramaz demokratik bir yönetim,

Evet fazla personel olabilir, ama bunu da seçim kazanmak için TC ile birlikte bu yönetimler yapmadı mı?

Hava Yollarında da aynı şey yapılmadı mı? Seçim kazanmak için gereğinden fazla istihdam yapıldı.

Ancak bunu mazeret göstererek ülkenin stratejik öneme haiz kurumlarının TC yönetimlerinin hatırı sayılı kişilerine ve firmalarına peşkeş çekilmesi kabul edilemez,

Bütün bu operasyonlar Kıbrıs Türk toplumunun herşeyi ile, taşı ile toprağı ile yokedilişi için yapılmaktadır,

Onun için bu gidişe başkaldırmak gerek,ama bu başkaldırı sadece böyle “ hükümet istifa” hedefine oturtulmamalı,

Bu başkaldırının hedefi, yokoluşu karşı herşeyimizle var olmak için örgütlenmelidir,

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.