Vicdani retçilerin yargılanması sürüyor

122

halukKıbrıs’ta Vicdani Ret İnisiyatifi açıklaması şöyle:

Kıbrıs, savaşın acılarını çok yaşadı…

Bundan sonra, bu coğrafyada ve dünyada daha fazla savaşlar olmasın diye sesimizi yükseltmeye devam ediyor, savaşın insan kaynaklarını kurutmak için vicdani ret hakkımızı kullanıyor, savaşı ve hazırlıklarını reddediyoruz…

Vicdani ret hakkımızı kullandık diye de yargılanmaya devam ediyoruz. Şimdi de, Haluk Selam Tufanlı’nın yargılanması başlıyor.

Anayasa Mahkemesi kararında vicdani ret hakkı açıkça tanınması, son dönem birçok siyasi parti ve örgütün onlarca açıklamasında vicdani ret hakkının tanınması çağrı yapılmasına rağmen Kıbrıs’ta Vicdani Ret İnisiyatifi aktivistlerinin yargılanması sürüyor…

Böylesi koşullarda, Kıbrıs’ta Vicdani Ret İnisiyatifi olarak, 5 Kasım tarihinde yargılanması başlayacak olan, 2011 yılında savaş hazırlıklarına yani seferberliğe katılmayı reddeden vicdani retçi Haluk Selam Tufanlı ile dayanışmamızı ortaya koymak için Asal Şube yanındaki Askeri Mahkeme önünde olacağız…

Askeri mahkeme önünde basın açıklaması yanında yeni vicdani retlerini ortaya koyanların açıklamaları da yapılacak… Vicdani retlerini açıklamak isteyen herkesi de basın açıklamasına davet ederiz…

Tüm anti-militaristleri ve barış aktivistlerini, vicdani reddin tanınması gerektiği yönünde açıklama yapan siyasi parti ve örgüt temsilcilerini 5 Kasım’da, Salı günü, sabah 9:00’da Askeri Mahkeme önündeki basın açıklamasına ve buluşmaya çağırırız…

 

Haluk Selam Tufanlı’nın vicdani ret açıklaması

Haluk Selam Tufanlı’nın 8 Aralık 2011 tarihindeki vicdani ret açıklaması:

Ben Haluk Selam Tufanlı,

Yıllardır, üç tarafı dikenli tellerle çevrili evimin kapısının önüne çıktığımda eli silahlı bir asker ‘koruyor’ çocukken oynadığım tarlaları. Koruduğu iddia edilen ordu biliyorum ki o tarlalarda yeniden yürümek istesem beni korumak adına bana şarjör dolduracak.

Sadece evimin önü değil yaşadığım coğrafya militarizmin işgali altında. Bir çakıl taşı bile vermeyeceğini söyleyenler ülkenin büyük kısmına tel örgülerden dolayı giremiyorlar. Militarizm bana ancak askere gidersem, ‘düşman’ diye tanımladıkları insanları öldürmeye hazırlanırsam çok yücelttikleri o ‘adam’ olabileceğimi söylüyor ve bunu kadınları aşağılayarak, ve aşağılamayı öğreterek yapıyor. Bana ömrümün büyük bir kısmında asker olmak dayatılıyor. Coğrafyamın güneyinde yaşayan insanlara karşı düşmanlık duyguları beslemezsem vatan haini ilan ediliyorum.

2009-2010 yılları arasında zorla askerlik yaptırıldım. 15 ay boyunca hayatıma, benden sözünün daha geçerli olduğu iddia edilen kişiler hükmetti. 27 yaşımda başladığım zorunlu askerlik boyunca o günden önce birlikte yeyip, içtiğim dostlarımın düşman olduğu beynime kazınmaya çalışıldı.

Bunun da üzerine, terhis belgemi aldıktan bir yıl sonra 2 Kasım 2011 tarihinde seferberlik adı altında savaş hazırlıklarına katılmam emredildi. Onlar aksini belirtene dek, asker olduğum söylendi. Anti-militarist, savaş karşıtı bir birey olarak, vicdanım seferberliğe katılmayı, savaş için hazırlanmayı reddediyor. Bir canlıyı öldürmenin, yani katilliğin meşrulaştırıldığı herhangi bir askerlik kurumu içinde yer almayacağım.

Savaş oyunlarına, birilerinin ceplerini doldurmaya alet olmayacağımı, elime silah alıp bana düşman olduğu söylenen insanları öldürme hazırlıkları yapmayacağımı, ne ordularının, ne savaş hazırlıklarının parçası ne de emir kulları olmayacağımı beyan ederim. Buna ek olarak, militarizmin öğretilerini uygulamayı, şiddeti normalmiş gibi günlük hayatımda kullanmayı ve dayattığı adamlık tanımlarına uymayı da reddederim.

Vicdanımı dinliyorum ve reddediyorum!

 

Para cezasına karşı eylem

Kıbrıs’ta Vicdani Ret İnisiyatifi, 27 Şubat, Pazartesi günü ASAL Şube önünde, savaş hazırlıklarını yani seferberliğe katılmayı reddeden Haluk Selam Tufanlı’ya para cezası verilmesini protesto etmek, ‘kaçak değil vicdani retçiyim’ diyen Halukla dayanışma ortaya koymak, Türkiye’deki tutuklu ve haklarında soruşturmalar süren vicdani retçiler ve anti-militaristlere dayanışma mesajlarını iletmek için saat 12’de Lefkoşa’daki ASAL Şube önünde basın açıklaması yapmıştı.

Basın toplantısında Kıbrıs’ta Vicdani Ret İnisiyatifi Aktivisti Nevzat Hami bir açıklama yapmış, İnisiyatifin açıklaması sonrası ise Haluk Selam Tufanlı da açıklama yaparak kaçak değil vicdani retçi olduğunu bu nedenle suç işlediğini kabül etmediğini, bu nedenle ceza ödemeyeceğini vurgulamıştı.

 

Kıbrıs’ta Vicdani Ret İnisiyatifi

Kıbrıs’ta Vicdani Ret İnisiyatifi’nin basın toplantısındaki açıklaması şöyleydi:

Yeniden vurguluyoruz Kıbrıs, savaşın acılarını çok yaşadı… Bundan sonra, bu coğrafyada ve dünyada daha fazla savaşlar olmasın diye sesimizi yeniden yükseltiyoruz, savaşın insan kaynaklarını kurutmak için vicdani ret hakkımızı kullanmakta kararlı olduğumuzu vurguluyoruz, bu nedenle ısrarla savaşı ve hazırlıklarını reddediyoruz…

Savaş hazırlıklarını reddediyoruz derken herşeyi ile reddettiğimizi açıklıyoruz yani zorunlu askerlik yanında seferberlik adı altında her yıl yeniden ve yeniden bir gün, bir saat, bir dakika da olsa askeri kamplara toplanıp, savaş hazırlığı yapılmasını da reddetiyoruz, çünkü Kıbrıs’ta ve dünyada yapılacak bir savaşta taraf olmayacağımızı açıkladık, savaş hazırlıklarına katılmak da bu nedenle anlamsızlaşmaktadır…

Bu düşüncelerle Kıbrıs’ta Vicdani Ret İnisiyatifi olarak, bugün ASAL Şube önünde, savaş hazırlıklarına yani seferberliğe katılmayı reddeden Haluk Selam Tufanlı’ya ceza verilmesini protesto ediyor, ‘kaçak değil vicdani retçiyim’ diyen Halukla dayanışmamızı ortaya koyuyoruz…

Bugün burada yalnız biz soruşturmaya uğramıyoruz. Mısır’dan Maikel Nabil Sanad ve Türkiye’den Enver Aydemir, İnan Süver, Muhammed Serdar Delice şimdi özgürler ama AİHM’in de son kararlarında vurguladığı gibi düşünceye özgürlük haklarını yani vicdani ret hakkını kullandıkları için aylarca gözaltında tutuldular… Muhammed Serdar Delice özgürlüğüne kavuştuğu gün vicdani retçi Halil Savda Doğubeyazıt’ta yeniden gözaltına alındı, şimdi tutukludur… Halil için koşulsuz hemen şimdi özgürlük talep ediyoruz!

Türkiye’de onlarca anti-militarist, vicdani retçi hakkında askerden soğutma iddiasıyla soruşturmalar sürmektedir. Onlar gibi “hayır, her Türk asker doğmaz; evet, herkes bebek doğar” diyerek onların mücadelesini sahipleniyoruz, sloganlarını sloganlarımız olarak benimsediğimizin altını çiziyoruz…

Kıbrıs’ta ve dünyada vicdani ret hakkının hemen şimdi uluslararası hukuk tarafından kabul edilen insan hak ve özgürlükleri temelinde adil, eşit, ayrım yapılmaksızın tüm dünya yurttaşlarına uygulanmasını talep ediyoruz.

 

Haluk Selam Tufanlı

Haluk Selam Tufanlı’nın vicdani ret açıklaması şöyleydi:

2 Kasım 2011 tarihinde yaşamakta olduğum ülkede barışı sağlayacağını iddia eden Silahlı Kuvvetler tarafından, savaş hazırlığına katılmam için seferberliğe çağırılmıştım. Bunun üzerine 8 Aralık 2011 tarihinde gönüllü olarak, bilerek ve isteyerek bu çağrıya kulak vermeyeceğimi, savaş hazırlıklarına katılmayacağımı belirterek Vicdani reddimi açıklamıştım, bunu da tüm kamuoyuna siz basın mensupları aracılığı ile duyurmuştum…

Geçtiğimiz hafta seferberlik çağrısına uymadığım için bana polis aracılığıyla para cezası tebliğ edildi. Bugün burada sanki suç işlemişim gibi bana gönderilen para cezasını ödemeyeceğimi ve mücadeleme hukuksal olarak devam edeceğimi belirtmek isterim.

2009 – 2010 yıllarında anti-militarist ve savaş karşıtı birisi olmama rağmen, vatan hizmeti adı altında askerlik yapmak zorunda bırakılmış ve bu süre zarfında bana aşılanmak istenen ırkçı, milliyetçi ve ataerkil baskılara maruz kalmak yanında üst rütbeli bazı subay ve astsubayların gerek kendi görevlerini gerekse kendi kişisel işlerini yapmak zorunda bırakılmıştır. Askerlik zarfında aslında vatan hizmetine dair pek de bir şey yapmadığımı fark ettim.

Tekrardan belirtmek isterim ki, bütün bu gördüklerim ve yaşadıklarımdan sonra hiçbir ordu kuruluşu ve militarist yapı içerisinde zorla da olsa bulunmayacağım, bunun bir suç olduğunu kabul etmediğimden de para cezası ödemeyeceğim.

 

Kıbrıs’ın kuzeyinde vicdani ret hakkı gelişiyor, retçiler artıyor

2009 Murat Kanatlı ve Aralık 2011de Haluk Selam Tufanlı, Faika Deniz Paşa, Cemre İpçiler, Nevzat Hami ve Ceren Göynüklü vicdani retlerini açıklamıştı.

Son olarak, 24 Ekim, Perşembe Afrika Gazetesindeki köşe yazısında Halil Karapaşaoğlu da vicdani reddini açıkladı…

Karapaşaoğlu yazısında,

“Ben de vicdani reddimi açıklıyorum… Ve inanıyorum ki… Canına tak etmiş… Birileri daha çıkıp… Niçin yaşadığını hatırlayıp… Size… Bize… Bir omuz verecek…” diye yazdı…

Yazının tamamı

http://www.afrikagazetesi.net/Afrika-Arsiv/Ekim2013/24%20EKİM%202013.pdf (sayfa 15)

http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2013/10/25/vicdani-red-halil-karapasaoglu/

 

Anayasa Mahkemesi kararı internette yayınlandı

Vicdani ret ile ilgili Anayasa Mahkemesi kararı mahkemeler.net internet adresinde yayınlandı.

Anayasa Mahkemesi’nin 13/2011 numaralı kararındaki vicdani ret ile ilgili kısımlar şöyle:

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. maddesinde yer alan düşünce, vicdan ve din özgürlüğü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Anayasası’nın yukarıda verilen 23. maddesinde sıralanan özgürlükler arasında yer almaktadır; Anayasa’nın 24. maddesinde de kişinin düşünce ve kanaatlarını açıklama hakkı olduğu ifade edilmektedir.

Büyük Daire olarak oturum yapan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, ilk kez 2011 yılında, Bayatyan ile Ermenistan arasındaki başvuruda verdiği kararla, daha önce Avrupa İnsan Hakları Komisyonunun konu hakkında verdiği kararlardan ayrıldı ve vicdani nedenle zorunlu askerlik hizmetine karşı olmanın, Sözleşme’nin 9. maddesi kapsamına giren bir hak/özgürlük olabileceğini karara bağladı.

(…)

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve İnsan Hakları Komitesi kararları, askerlik hizmeti ile ciddi ve aşılamayacak ölçüde çelişen gerçek ve derin dini veya diğer inançları nedeniyle kişinin askerlik hizmetine karşı olma hakkının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. maddesi, keza bu maddeye oldukça benzer olan Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin 18(1) maddesi ile güvence altına alınan, dini veya diğer inançları açıklama, açığa vurma özgürlüğünü de içeren düşünce, vicdan ve din özgürlüğü kapsamında olduğunu ortaya koymaktadır.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, dini veya diğer inançları askerlik hizmeti ile çatışan ve inançları nedeniyle askerlik hizmetine karşı olan kişilerin, bir başka ifade ile vicdani retçi olarak tanımlanan kişilerin, askerlik hizmeti yerine sivil kamu hizmeti yapmalarına olanak sağlayan yasal düzenlemelere iç hukuklarında yer vermeyi, tavsiye kararı ile Avrupa Konseyine üye devletlerden beklemekte, istemektedir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Bayatyan ile Ermenistan arasındaki başvuruda verdiği ve sonraki başvurularda tekrarladığı karara göre, dini veya diğer inançları askerlik hizmeti ile aşılamayacak ölçüde çatışan kişileri, zorunlu askerlik hizmetinden muaf tutan, bu kişilerin askeri hizmet yerine sivil kamu hizmeti yapmalarına olanak sağlayan yasal düzenlemelerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine taraf bir devletin iç hukukunda görülmemesi ve bu eksikliğin doğal sonucu kişinin askerlik hizmetine zorlanması, kişinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. maddesi ile güvence altına alınan düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne bir müdahale oluşturmaktadır.

(…)

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ışığında sıkıntı yaratan, Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülen maddelerdeki hükümler değildir; sıkıntı, eğer varsa, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine göre, dini veya diğer inançları askerlik hizmeti ile aşılamayacak ölçüde çatışan ve bu nedenle askerlik hizmetine karşı olanlara askerlik hizmetinden muafiyet tanımaya açık, bu kişilerin askeri hizmet yerine sivil kamu hizmeti yapmalarına olanak sağlayan bir düzenlemeye Askerlik Yasası’nda veya başka bir yasada yer verilmemiş olmasındadır.

Vicdani retçi statüsünün ve bu statüye kabulle ilgili esas ve usullerin Askerlik Yasası’nda veya başka bir yasada düzenlenmemiş olması Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından bir eksiklik, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine taraf devletin Sözleşme altındaki yükümlülüğünü ihmali olarak görülmekte ve bu eksiklik nedeniyle askerlik hizmetine karşı olan vicdani retçilerin cezalandırılmaları, kişilerin Sözleşme’nin 9. maddesinde yer alan özgürlüklerine müdahale olarak değerlendirilmektedir.

(kararın tamamı: http://www.mahkemeler.net/Kararlar/Anayasa/dno/2013/D.no%202-13.docx)