Vicdani ret hakkı tanınsın!

107

kvri_logoKıbrıs’ta Vicdani Ret İnisiyatifi basın açıklaması şöyle:

15 Mayıs’ta tüm dünyada etkinliklerle hatırlanan Dünya Vicdani Retçiler Gününde, vicdani ret hakkının temel bir insan hakkı olduğunu yeniler, bu hakkın Kıbrıs’ın kuzeyinde ihlalinin son bulması talebimizi tekrarlarız.

Kıbrıs’ta vicdani Ret İnisiyatifi, “Yurt ödevimiz barış, vicdani ret hakkımız olsun” diyerek, militarizmin yarattığı etkileri kabul etmeyen, militarizmi, barışın, demokratikleşmenin ve sivilleşmenin önündeki engel olarak gören tüm bireylerin yanında olmak ve sorunlarının giderilmesi doğrultusunda mücadele etmek için 8 Aralık 2007 tarihinde kuruldu ve bu hak için çeşitli eylem ve etkinlikler düzenlemektedir

 

Vicdani ret nedir?

Vicdani ret dar anlamıyla bir bireyin politik görüşü, ideolojik değerleri veya dini inancı doğrultusunda zorunlu askerliği reddetmesidir. Daha kapsamlı anlamıyla da savaş karşıtı ve anti-militarist bir duruştur.

Vicdani ret hakkı Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Avrupa Parlamentosu tarafından temel bir insan hakkı olarak kabul edilmektedir. Buna göre, devletler vicdani ret hakkını kullanan bireyleri cezalandırmamalıdırlar. 47 Avrupa Konseyi ülkesi içinde vicdani red hakkını tanımayan tek ülke Türkiye ve yerel alt yönetimi olarak kabul edilen Kıbrıs’ın kuzeyidir…

Çeşitli gerekçelerle askerlik hizmetini reddeden kişiler ile etmeyenler arasında bir ‘eşitlik’ sorunu yaşanmamasının nedeni ise, retçiliği hak olarak tanımlayan ülkelerin çoğunda “alternatif kamu hizmeti” seçeneğini öngörülmüştür. Yani, silâhaltına alınmayı reddedenler, askerlik dışında bir kamu hizmetini yerine getirmek zorunda.

Avrupa Konseyi Haziran 2002’de ‘Zorunlu Askerlik Hizmetine Karşı Vicdani Ret’ adını taşıyan raporda alternatif hizmetin çerçevesi şu şekilde çizmişti, “Alternatif hizmet askeri değil sivil hizmeti kapsamalı ve kişi kamunun çıkarına olan bir noktada kamu hizmeti için çalışmalıdır. Sadece silah kullanmayı reddedenler için üye devletler silahsız askeri hizmet sağlamalıdır. Alternatif hizmetin süresi askeri hizmet süresinden uzun olmamalıdır ve kabullenilebilir seviyede olmalıdır. Alternatif hizmette bulunan vicdani retçinin sosyal ve ekonomik hakları orduda görevli bir kişiden daha az olmamalıdır.

 

Kıbrıs’ın kuzeyinde vicdani ret konusunda güncel durum

Vicdani retçi Murat Kanatlı hakkında açılan dava Haziran 2011’de başlamış ve Aralık 2011’de Askeri Mahkeme, avukatların talebini kabul ederek, davayı Anayasa Mahkemesi’ne havale etmişti. Askeri Mahkemedeki dava, Vicdani retçi Murat Kanatlı’nın 2009 yılında seferberliğe katılmadığı için açılmıştı.

Yarın, 16 Mayıs, Perşembe günü Anayasa Mahkemesi, zorunlu askerlik ve seferberliğin, başlıca, Anayasa altında korunan düşünce ve vicdan özgürlüğü hakkına aykırı olup olmadığını görüşme başlayacak.

Bunun yanında 2010 yılında da seferberliğe katılmayan Murat Kanatlı’nın bu konudaki duruşması da 28 Mayıs 2013, Salı günü Askeri Mahkemede görüşülecek.

Kanatlı’nın avukatlığını üstlenen Öncel Polili, benzer konudaki davanın Anayasa Mahkemesinde görüşülmeye başlayacağı için 28 Mayıs’taki Askeri Mahkemedeki davanın ertelenmesini talep edeceklerini belirtti.

Bunun yanında iki erkek üç de kadın Aralık 2011 yılında toplu olarak vicdani retlerini açıklamıştı.

 

BM Din ve İnanç Özgürlüğüyle ilgili Özel Raportörünün çağrısı

Kıbrıs’ta vicdani ret konusu BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi (OHCHR) altında çalışan Din ve İnanç Özgürlüğüyle ilgili Özel Raportörünün son Kıbrıs raporunda da yansıdı…

Özel Raportör Heiner Bielefeld 29 Mart-5 Nisan 2012 tarihlerinde Kıbrıs’ı ziyaret etmişti. Ziyarette Heiner Bielefeld Kıbrıs’ta Vicdani Ret İnisiyatifi aktivistleri ile görüşmüştü.

Rapora Kıbrıs’ta vicdani retçilerin yargılanmaları ve düşünce özgürlüğü haklarını kullanamamaları yansımış ve raporda Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin 18. Maddesini hatırlatılmıştı. Bunun da İnsan Hakları Komitesi 22. (1993) genel yorumunun 11. Paragrafında ayrıca E/CN.4/1992/52, paragraf 185; A/HRC/6/5, paragraf 22’de düşünce, vicdan ve din özgürlüğü hakkı ile vicdani reddin ilişkilendirildiği ve düşünce ve vicdan özgürlüğü hakkı olarak tanındığı hatırlatılmıştı. Vicdani ret hakkı için herhangi bir süre kısıtlaması konamayacağı, askeri hizmet yapılırken bile reddin açıklanabileceği vurgulanmıştı.

67, 68 ve 69 maddeleri Kıbrıs’ta vicdani ret ile ilgili olan BM Din ve İnanç Özgürlüğü Özel Raportörü’nün tüm raporunun adresi;

http://docs.google.com/viewer?url=http://www.ohchr.org/Documents/HRBodies/HRCouncil/RegularSession/Session22/AHRC2251Add.1_English.pdf&hl=tr&gpid=1&chrome=true

 

Uluslararası hukuk süreçleri

Avrupa Parlamentosu, 7 Şubat 1983, 13 Ekim 1989, 11 Mart 1993 ve 19 Ocak 1994 tarihli kararlarında vicdani reddin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. maddesi aracılığıyla korunan düşünce, vicdan ve din özgürlüğünün bir parçası olduğunu belirtmiş ve Avrupa Birliği üyesi ülkeleri hukuk sistemlerinde belirtilen temel haklara vicdanî ret hakkını da eklemeye davet etmişti.

Avrupa Parlamentosu Sivil Özgürlükler, Adalet ve İçişleri Komitesi 22 Kasım 2012 tarihindeki son raporunda üye ülkelerin bazılarında vicdani ret hakkını kullananlarla ilgili bazı soruşturmaların sürdüğü, usulüne uygun tanınmadığı belirtilerek üye ülkelere vicdani retçiler hakkındaki tüm soruşturmaların durdurulması ve ayrımcılık yapılmasına son verilmesi çağrısı yapılmıştı.

102. Regrets that young people in some Member States are still being prosecuted and sentenced to imprisonment because the right to conscientious objection to military service is still not adequately recognised, and calls on the Member States to stop persecution of and discrimination against conscientious objectors;

http://www.europarl.europa.eu/sides/getDoc.do?pubRef=-%2f%2fEP%2f%2fTEXT%2bREPORT%2bA7-2012-0383%2b0%2bDOC%2bXML%2bV0%2f%2fEN&language=EN

Avrupa Konseyi’ne bağlı çalışan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de ilk kez Sözleşmesi’nin 9. Maddesini ihlalden Ermenistan’ı Bayatyan davasında 7 Temmuz 2011 tarihinde mahkûm etmişti. Daha sonra Türkiye 22 Kasım 2011’de Yusuf Erçep, 17 Ocak 2012’de Feti Demirtaş, 12 Haziran 2012’de Halil Savda ve 17 Temmuz 2012’de Mehmet Tarhan davalarında mahkûm oldu.

Yusuf Erçep ve Feti Demirtaş Yahova Şahidi, Halil Savda ve Mehmet Tahan ise ideolojik vicdani retçiydiler.

Mahkeme gibi oturum yapan BM İnsan Hakları Komitesi 29 Mart 2012’de, AİHS’deki maddenin benzeri olan Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin 18. Maddesinin ihlalinden Türkiye’yi mahkûm ederek vicdani retçi Cenk Atasoy ve Arda Sarkut’un lehine karar vermişti.

 

Son söz

Uluslararası birçok sözleşmede yer alan düşünce, vicdan ve din özgürlüğü ile vicdani reddin arasında ilişki artık çok net olarak birçok uluslararası mahkeme veya uluslararası örgütlerin çeşitli organlarının kararlarına ve tavsiyelerine yansımış durumdadır.

Kıbrıs’ın her iki yanında da vicdani ret hakkı aslında uluslararası sözleşmelerde ve kararlarda tarif edildiği şekli ile uygulanmamaktadır. Kıbrıs Cumhuriyetinde yasal olarak tanınmasına rağmen, uygulamada ciddi sorunlar yaşanmakta, fiili olarak uygulatılmamaktadır. Kıbrıs’ın kuzeyinde ise askerlik birebir Türkiye’deki şekli ile uygulandığı için, vicdani ret konusundaki yaklaşım da aynıdır.

Kıbrıs’ta Vicdani Ret İnisiyatifi Kıbrıs’ta hem sivillerin, hem her seviyede ve türde askeri personelin vicdani ret hakkının tanınması için yıllardır olduğu gibi mücadele etmeye mücadele edenlerle dayanışmaya devam edecektir.

Bu çerçevede yeni, kurulan Türkiye Vicdani Ret Derneği ile dayanışmak ve Kıbrıs’ta Vicdani Ret İnisiyatifi ve Avrupa Vicdani Retçiler Bürosu (EBCO) temsilcisi olarak “Günümüzde Vicdani Ret” başlığı üzerine konuşma yapmak için 18 Mayıs Cumartesi Murat Kanatlı İstanbul’a gidecek…

Kıbrıs’ta Vicdani Ret İnisiyatifi, 15 Mayıs Vicdani Retçiler Günü nedeni ile bir kez daha tüm Kıbrıs’taki ve dünyadaki hükümetlere, otoritelere, yasa koyuculara koşulsuz, ayrımsız, cezalandırma içermeyecek şekilde vicdani ret hakkını tanıma çağrısı yapar…

 

Kıbrıs’ta Vicdani Ret İnisiyatifi

15 Mayıs 2013