Siyasi partiler düzene boyun eğdiler

141

ykplogo2YKP, siyasi partilerin rolünü değerlendirdi, “siyasi partiler düzene boyun eğdiler” tespitini yaptı. YKP Yürütme Kurulu’nun açıklaması şöyle:

Demokratik bir ülkede siyasi partiler özgür insanlara hizmet vereceklerini bilerek örgütlenirler ve partinin üst kademelerindekiler de parti üyelerine saygı göstermek zorundadırlar. Çünkü özgür insan partinin üst kademelerindekilere değil partinin siyasi görüşlerine önem verir ve bağlı olur. Parti altında toplanan özgür insanlar parti görüşlerinin belirleyicisi olmalıdır… Onun için aday saptamaya sıra geldiğinde, siyasetine bağlı olanlar değil, oy getirir diye popüler kişileri seçen partililer egemense, orada bir sorun var demektir.

Anayasaya aykırı ve aslında var olmayan lider seçiminde aday göstermek ve olmayacak vaatlerde bulunmak siyaset olamaz.

Türkiye ile ilişkilerde diklenmeyecek ama dik duracaklarmış diyenler hangi yasal destekle konuşmaktadırlar merak ediyoruz. Gözümüzün önünde toplum lideri gibi davrananları gördük, meclisin aldığı kararları bile umursamadan görüşmelere girip çıktıklarını da izledik. ‘Bizi devlet olarak tanımayanlarla görüşmeyeceğiz’ kararını meclise aldırdıktan hemen sonra ‘toprakta ve bakir doğum adında babasız çocuk gibi federasyon doğurmaya evet deyip reddedin yoksa bu bizim için ölümdür’ diyenleri de duyduk.

İşin garip tarafı dışişleri bakanlığından ‘görüşmelerde biz de rol almalıyız’ şikâyetinin yapıldığı zamanda da bulunmaktayız. Daha da önemlisi ‘görüşmeleri Özersay mı Eroğlu mu’ yönetiyor diye şaşıranların olduğu zamandayız.

Eroğlu ‘tarihte ilk kez ulusal birlik ve beraberliği sağladım’ diye övünebilmiştir. Seçime katılan ve aday bulup destekleyenlerle aday gösterenler buna yanıt vermeye de gerek duymamıştır. Lakin ‘Kıbrıs sorununu çözmenin zamanı geldi’ derken Eroğlu ‘görüşmeleri bırakıp yolumuza devam edelim’ anlamında söz söyler ama diğerleri hangi görüşlerle anlaşmayı sağlamak için Rum tarafını ikna edecek olduğunu anlatamamaktadır. Görüşmelerle sonuca ulaşılabileceğini düşünenler kendi aralarında bile olumlu katkı yapacak tutum değişikliği konusunda anlaşamamaktadırlar. Kendilerinden başka birisinin anlayacağı bir şey de söylemektedirler.

Kıbrıs’ı mı yoksa Türkiye’nin çıkarlarını mı gözettiklerini gösterecek en açık mesaj Kıbrıs’ın denizlerdeki haklarıdır; ama onlar hakkında sadece ‘Rumlar masaya dönsün, masaya oturulsun’ demekle yetinmektedirler. Denizler için Türkiye’nin iddialarını onayladıklarını söyleyemiyorlar. Söyleseler ‘siz Kıbrıs’ı mı başka ülkeleri mi düşünerek hareket ediyorsunuz’ diye sorgulanacaklardır.

Daha hangi ülkenin partisi olduklarına karar vermeyenlere tüm Kıbrıs’ın idaresinin yarısını teslim etmek hangi Kıbrıslı Rum’a kabul ettirilecektir? Proaktif politika derler; bunu buna mı dayanacaklar?

Görevi gereği yaptıklarından sorumlu tutulamayacak bir kişinin seçimi yapılacak, görüşmeci heyeti oluşturulacak ve ona ne kadar yetki verileceği belli olmayacak! Bu mu geldiğimiz nokta ve bu durumda bu adaylar ne bulup ne konuşuyorlar? Ya meclisin desteğini de almayan birisi seçilirse? Görüşmeler sona mı erdirilecek? Biz uluslararası bir sorunu böyle mi ele alacağız?

Bu sorular seçimlerin anlamsızlığını kanıtlamaktadır. Bu durumda Türkiye dilediğini yaptırmakta özgür olacak demektir. Rol verecekleri kişi de yasal yetkilileri olmadığından sadece Türkiye’ye sorumlu olacaktır. İşte tam da bu sebeplerden Yeni Kıbrıs Partisi bu seçimlere girme sebebi bulamamıştır.