Avrupalı Parlamenterlere mektup!

151

YKP, BKP, KTÖS, DAÜ-BİR-SEN imzası Avrupalı Parlamenterlere gönderilen mektup şöyle:

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bozulan anayasal nizamını tekrardan tesis etmek ve toprak bütünlüğünü korumak için 1974 yılında askeri müdahalede bulunan Türkiye’nin izlediği siyaset tam bir işgal ve istilaya dönüşmüştür.

Yerleşim yerlerinin isimlerinin değiştirilmesi, Kıbrıslı Türkler’e zorla soyadı aldırılması, Türk Lirası’nın adanın kuzeyinde kullanıma konması, Türkiye’den sistematik olarak adanın kuzeyine nüfus taşınarak vatandaşlık dağıtılması, Kıbrıslı Rumlar’ın adanım kuzeyinde savaş nedeni ile terk ettikleri taşınır, taşınmaz malların ganimet adı altında yağmalanması ve Türkiye’nin kontrolünde ayrılıkçı bir yönetim oluşturulması bugüne kadar yapılan sistematik asimilasyon politikalarının bir kısmıdır.

Kıbrıslı Türkler, Türkiye’den taşınan nüfus nedeni ile, adanın kuzeyinde azınlık durumuna düşürüldükleri gibi, dağıtılan vatandaşlıklar yüzünden Kıbrıslı Türkler’in siyasi iradeleri gasp edilmiştir. Yapılan nüfus sayımları sonuçları yanıltıcı bilgilerle dolu olduğundan, uluslararası toplum yanıltılmaya çalışılmaktadır.

Eğitim yolu ile Kıbrıslı Türkler’i asimile etme çalışmaları son dönemde Sunni İslam’ın baskı yolu ile laik eğitim sistemine sokulma çabalarına dönüştürülmüştür. Adamızın kuzeyinde 162 okula karşılık 192 cami vardır ve cami yapımları ile dini misyonerlik okulları açılması çabaları hızla sürmektedir. Bu çalışmalar Kıbrıs Türk toplumunun kültürünün, kimliğinin asimile edilmesine yönelik Türkiye Hükümeti ve adadaki işbirlikçileri tarafından organize edilen asimilasyon politikalarıdır.

Kumarhane, kadın ticareti, kara para aklamaya dayalı ekonomik faaliyetler, çevrenin, doğanın, tarihi eserlerin yağmalanması ve tahrip edilmesi hızla devam etmektedir. Tüm bu olumsuzluklara karşı çıkan politikacıları sivil toplum aktivistleri ve gazeteciler baskılara maruz kalmakta, haklarında hukuki davalar açılmakta veya bombalama dahil çeşitli yönlerle tehdit edilmektedir.

Kıbrıslı Türkler 2004 yılından beri Avrupa Birliği vatandaşıdırlar ve adanın federal bir çatı altında birleşmesi için irade ortaya koymaktadırlar. Türkiye’nin izlediği “çözüm ister görünüp çözümsüzlüğün devam ettirilmesi” politikası izlenen asimilasyon politikası ile bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Kıbrıslı Türkler’in gerçek anlamda siyasi iradelerini ortaya koyamamaları, şu anda Kıbrıslı Türk toplumunu temsil ettiğini söyleyenlerin aslında Türkiye’nin bir kuklası oldukları gerçeğini bize birkez daha hatırlatmaktadır. Kıbrıslı Türklerin dış dünya ile temas kurmasından rahatsız olan ayrılıkçı rejim, Avrupa Parlamentosu Kıbrıslı Türkler ile Temas Grubunun faaliyetlerinden bile rahatsız olmakta ve bunun dağıtılmasını istemektedirler.

Kıbrıslı Türk toplumunu fakirleştirmeye, asimile etmeğe ve adadan kaçırmaya yönelik Türkiye hükümetlerinin dayattığı politikaların ortadan kaldırılmasına yönelik Avrupa Parlamentosunun girişimlerinin devamını ve desteğini beklemekteyiz.