Asgari ücret en az ücret demektir – Alpay Durduran

95

durduranNihayet asgari ücretin çok başka şeylere etki ettiği gerçeğine parmak basan biri daha çıktı.

Yüksek hatta çok yüksek enflasyon geçirdiğimiz dönemde harcalar, vergiler ve cezaların sık sık anlamlarını yitirmesi yüzünden bunları bir başka mali şeye bağlama görüşü popülist yönetimimizin aklına etki etti ve araya araya her yıl ve hatta daha sık asgari yani en az ücreti düşündüler ve ona bağladılar. Bir yığın ceza ve gecikme zammı ile memurların alt kademelerinin maaşları buna göre düzenlenmeye başladı.

O zamandan bunun sakat bir davranış olduğunu ve bunları daha sabit bir mali konu olan 1977 fiyatlarına veya tüm mali konuların bir özel yasa veya tüzükte toplanarak bir seferde hepsinin değişmesine uygun olmaları sağlanarak değiştirmesine yapılmasını önermiştim. Ancak zaman içinde çok konu asgari ücrete bağlandı. Uzun bir dönem düşük enflasyonu yaşayan TL bize adaletsizliği getirdi ama hala ayılan olmadı. Asgari ücret değiştirilince hiç akla gelmeyen şeyler de değişmekte ve değiştirilmesi sakıncalar yaratmaktadır. Onun için asgari ücret artırılmasına direnç doğmaktadır.

Buna gecikme zamları yani elektrik ve su faturaları da o dönemin yüzünden içimize sinmesi zor zamlarla karşılaşılmaktadır. Her yerde de taksitle ödeme olanağı isteyene istemeyene önerilerek teşvik edilince iş soyguna dönmektedir.

Devletten el aman çekilmekte ve forslular işlerini arka planda halletmeye çalışınca popülizm kabarmakta ve siyaset bunları vatandaşlara yardım diye kullanıp oy avcılığı yapmaktadır.

Meclis anayasaya göre vergi, harç ve rüsumatı yasayla saptamakla görevlendirmiştir ama meclis bu görevini yapmamakta ve hükümete yetki devri yaparak “on katına kadar” arttırma hakkı vermektedir.

Bu saçmalıklar anayasanın da kuvvetler ayrılığı ilkesini de işlemez hale getirmektedir.

Asgari ücret adı üstünde en az ücrettir. Kime sorsanız en az ücretin yeni işe başlayan birisinin alacağı ve en düşük kalitede emeği olan kişinin alacağı ücret olduğunu söyleyecektir. Hâlbuki asgari ücret alan mühendis bile vardır.

Bu saçmalığa son verecek birisinin seçim kampanyasında bile ortaya çıkmaması halkımızın devletten aklını başına toplamasını istemeye bile hazır olmadığını gösterir. İşçi hareketinin bu gerçekleri ileri sürmemesi ise hiçbir umudun olmadığını ve sendikaların da bu sakat düzenden ne koparırsak diye uğraştığını gösterir.

Ücret arz ve talebe dayalıdır ve toplam ücretlerin artışı bir firmanın batışını bile getirebilir. Çünkü serbest Pazar ekonomisi egemendir. Öneri yapan zorunlu olarak yürürlükteki düzene bağlı öneri yapacaktır. Sistem tartışılırken sol ve sağ sistemler tartışılır ama güncel bir konu için sistem görüşüne dayalı öneri marifet değildir.

Buna göre bile asgari ücret düzeni saçmadır. İşleyen devletlerde asgari ücret alanların oranı %5’in altındadır. Bazı işleyen devletlerde yani çağdaş devlet denilen devletlerde asgari ücret saptaması yoktur. Onun yerine ortalama ücret için formüller vardır ve ücretler seviyesi izlenir. Oralarda ciddi istatistikler ve şeffaflık vardır. Vergi kaçırma işini ücretleri saklamaya kadar aşırıya götürenler ise göçmen ve kaçak işgücü kullananlardır. Bizim işimizse tam maskaralıktır.

Bir üniversite okutmanının bile asgari ücretle çalıştığını ve kendisi dururken belediyede çalışan birisinin 3-4 bin lira aldığını söyleyip adaletin bu mu dünya diye feryadını duyunca tekrar derdim oldu.

Nasıl bu kadar aymaz oluruz? Bunları nasıl sineye çekeriz?

Kalkınma bankasının verdiği kredilerin çok büyük kısmının geri gelmediğini resmen ilan edildi ama küçük sanayi sitesinde ödeme güçlüğü çekip taksitini geciktirene %17 faiz eklemek ve bunu da bileşik faiz gibi sürekli anaparaya bindirmek ne biçim anlayıştır.

Bunları yaptıranlar sonra borçluları koruma diye öneriler yapmakta ve işyerlerini yerleşim yerlerinden uzaklaştırma programları hazırlamaktadırlar. Bir yerde ipin ucu kaçtı mı başka başka dertler de yaratmaktadır.

Ülkedeki tüm manzarayı görecek kadar genel konuları görmek ve derhal genel programlarla bu palyatif uygulamaların getirdiği saçmalıklardan kurtulmak gereklidir.

Bir örnek de kuruluş yasalarındaki memur ve işçi kadrolarıdır. Yasası geçerken uzun bir dönem bu kadroların bir kısmının kullanılmasına gerek olmayacağı meclise söylenir. Yani kadrolar gerekenin üstündedir ve sözüm ona ilde nüfus artacak hizmet gereği artacak ve o zaman kullanılacaktır. Meclis de güya buna göre karar verir ve yasa geçer. Lakin hemen kadrolar bütçe yasasına konur ve sonra doldurulacak diye değil münhal yani boş diye ilan edilir. Hükümetlerdekiler de hemen adamlarını oralara yerleştirmek için maliye bakanlığı ile kavgaya başlarlar.

Şu anda hangi kuruma baksanız kadrolardaki gerçekten çalışması kaçınılmaz olan yani ister istemez çalışacak olan yerlerde kadrolar boştur ama kolay atama yapılan yerlerdekiler doludur. İşleyecek adam yoktur, işlemesi zorunlu olmayan yerlerde çoktur. Maaşı yüksek olup evsafı uyar uymaz ense yapma yerleri doludur. Artanlar da müsteşardırlar.

Tüm iş ve ücret yapılacak işe göre bağlantılı olarak ele alınmalı ve kimseye işi gerekli değilse ücret verilmemelidir. İş bulma ve yaratma devletin temel işlerindendir yalnız iş bulunur ve ona göre ücret ödenir. İş yok geber değil iş yaratılır ve ücret ödenir.

Asgari ücret bu karmaşa içinde çok etkili bir mali ve ekonomik alet olmuştur. Kamuda iki sınıf ücretli yaratıldığı gibi iki ayrı asgari ücretli de yaratıldı. Bu öyle bir yaradır ki Yüksek Mahkeme başkanı dahi dile getirdi.

Konuşsunlar demiyorum ki çok konuştular bile… Kaçıncı bakan bu son konuşan?