2012’de YKP

157

ykp_kurultay07YKP’NİN 11. KURULTAYI TOPLANDI

Kurultayın videosu

 

Yeni Kıbrıs Partisi 11. Olağan Kurultayı, 7 Nisan 2012 tarihinde, Lefkoşa’daki KTOEÖS Lokalinde toplandı. Kurultaya, Kıbrıs’ın her iki yanından, Türkiye’den çeşitli siyasi parti temsilcileri ile sivil toplum kuruluşları temsilcileri de katıldı.

KTOEÖS Lokalinde kurultaya, Türkiye’den SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, EMEP GYK Üyesi Mehmet Özer, ÖDP Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Onur Kılıç ve Parti Meclisi üyesi Yılmaz Eren, Kıbrıs’tan da AKEL, DISY, Yeşiller, EDİ, Epalxi, KTAMS Başkanı Ahmet Kaptan, KTÖS Başkan Güven Varoğlu, KTOEÖS Başkanı Tahir Gökçebel, DAÜ-BİR-SEN Başkanı Tevfik Yoldaş, DAÜ-SEN Genel Sekreteri Pir Sultan Derneği ve Baraka Kültür Merkezi temsilcileri katıldı. Yunanistan’dan Synaspismos ve Türkiye’nin BDP katılamadı ama mesaj gönderdi, Kurultayda olamadıkları için üzüntülerini dile getirdi.

Kurultay Yürütme Kurulu üyesi Nevzat Hami’nin kısa konuşması ile açıldı. Kurultaya yaşamını kaybeden ilerici, demokrat ve devrimciler için bir dakikalık saygı duruşu ile devam edildi. Daha sonra Divan oluşturularak Divan Başkanlığı’na Kutman Tayaz, sekreterliğine de Mehveş Beyidoğlu ve Özkan Varoğlu seçildi. Divanın oluşumundan sonra Divan Başkanı Kutman Tayaz kısa bir açılış konuşması yaptı.

Kutman Tayaz’ın konuşmasının ardından Parti Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı bir konuşma yaptı. Kanatlı konuşmasına başlarken Kurultaya katılan herkese teşekkür etti ve ülke olarak çok zor zamanlardan geçtiğimizi belirtip, her şeye rağmen mücadeleye devam edeceklerini ve barışa ve sosyalizme doğru yürüyüşlerinin süreceğini ifade etti.

Parti Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı konuşmasında, YKP’nin mücadelesinin 22 yıldır sürdüğünü ve gelecek kuşaklara daha özgür ve demokratik bir ülke bırakmak için mücadeleye devam edeceklerini belirtti.

Murat Kanatlı’nın konuşmalarının ardından Kurultaya konuk olarak katılan ÖDP, SDP ve EMEP temsilcileri birer konuşma yaptılar.

Konuşmaların ardından Kurultaya gönderilen Synaspismos, BDP, AKEL, DISY, EDI, Yeşiller, Epalxi, KSP, KTÖS, Dev-İş, DAÜ-BİR-SEN’in mesajları okundu. Daha sonra konukların da ayrılmasına olanak vermek için Divan tarafından Kurultaya on dakika ara verildi. Aranın ardından gündemin diğer maddelerine geçildi.

Parti Meclisi Raporu ve Mali Rapor görüşülüp aklanmasından sonra Kurultay Kararları onaya sunuldu. Kurultay Karar taslaklarının tümü, diğerlerinin başlıkları okunarak oy birliği ile kabul edildi. Daha sonra ise tüzük değişik önerileri görüşülüp oy birliği ile karara bağlandı.

Son olarak da Parti Meclisi Üyeleri’nin ve Yüksek Disiplin Kurulu Üyeleri’nin seçimi gerçekleştirildi.

 

askersizlefkosa_02ASKERSİZ LEFKOŞA

YKP’nin yaptığı çağrı çerçevesinde Askersiz Lefkoşa, askersiz Kıbrıs taleplerimizi bir kez daha sokakta ortaya koymak için 18 Şubat 2011 tarihinde Ledra Palace trafik ışıklarında buluşulupYiğitler Burcu’ndaki ateş-kes hattına yüründü… Eylemin paralelinde Lefkoşa’nın güneyinde de Eleftheria Meydanında buluşulup Baf Kapısı yakınındaki ateş-kes hattının diğer yanına yürüyüş yapıldı.

Saat 15:30 civarında Baf Kapısı yakınında ve Yiğitler Burcu üstünde karşılıklı toplanan eylemciler bir süre karşılıklı olarak anti-militarist ve Kıbrıs’ta barışı talep eden sloganlar attı. Daha sonra basın açıklamaları yapıldı.

 

YKP - 1 Mayıs 20121 MAYIS

1 Mayıs İşçi Bayramı, bazı sendika, sivil toplum örgütü ve siyasi partilerin düzenlediği mitingle Sarayönü Meydanı’nda kutlandı.

Dev-İş, Türk-Sen, KTÖS, KTAMS ve KTOEÖS’ün yer aldığı 1 Mayıs Tertip Komitesi’nin organizasyonuyla Kuğulu Parkta toplanan kalabalık, Girne Caddesi güzergahından, sloganlar atarak Sarayönü’ne yürüdüler.

YKP üye, sempatizan ve parti dostları 1 Mayıs’ta saat 17:30’dan itibaren YKP Genel Merkezi önünde buluştu. Saat 18’de Kuğulu Parka doğru yürüyüşe geçen kalabalık YKP kortejinin en önünde “1 Mayıs yaşıyor” onun arkasında da “sınırsız, silahsız, askersiz, garantörsüz SOSYALİST KIBRIS”, “Herkese haftalık 40 saat, güvenceli, sendikalı iş” ve “patrialkal kapitalizme inat emeğimize sahip çıkıyoruz” pankartları yer aldı. 18:30’da Kuğulu Parkta yerini alan YKP’liler daha sonra diğer örgütlerle birlikte Sarayönüne yürüdü. YKP Kuğulu Parktan Sarayönüne kadar da kendi korteji ile yürüdü. Tüm yürüyüş boyunca kortej sık sık İsyan, devrim, özgürlük!, Yaşasın 1 Mayıs!, Yaşasın devrim ve sosyalizm!, Ankara elini yakamızdan çek!, Bağımsız Kıbrıs, bütün halklar kardeştir!, Gün gelecek, devran dönecek, acentalar halka hesap verecek!, Son son son işgallere son! sloganlarını attı.

 

1 Eylül 20121 EYLÜL

1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla, ara bölgede “Barış ve Yeniden Birleşme Buluşması” başlığı ile bir ekinlik düzenlendi.

YKP’nin de içinde olduğu Kıbrıs’ın iki yanından onlarca örgütün desteklediği Ledra Palace yanında bulunan Dayanışma Evi önünde yer alan etkinlik için 18:30′da Kuğulu Park’ta buluşan örgütler buradan ara bölgeye yürüdü.

YKP eyleme kendi korteji ile katıldı. Saat 18:00′de YKP Genel Merkezi önünde buluşan YKP üye, sempatizan ve parti dostları buradan Kuğulu Parka yürüdü. Diğer örgütlerle birlikte ise YKP korteji ara bölgedeki etkinliklere birlikte yürüyerek katıldı.

SOL ANAHTARI, Maria Hristu, Mihalis ve Andros Karakatsanis sahne aldığı etkinlikte, KTAMS Başkanı Ahmet Kaptan ile PEO Genel Sekreteri Pambis Kiritsis örgütler adına birer konuşma yaptı.

 

aihmYKP, 19 TEMMUZ SALDIRISINI AİHM’E TAŞIDI

19 Temmuz 2011 tarihinde TC Başbakanı Erdoğan’ın ziyareti sırası yapılan eylemler sırasındaki polis saldırganlığı AİHM taşındı…

Yeni Kıbrıs Partisi (YKP) ve KTÖS AİHM’de konu ile ilgili dava dosyalamıştı.

İkinci YKP vs Türkiye AİHM davasının başvuru numarası 13213/12, davayı açan ise Avukat Öncel Polili… YKP daha önce de Türkiye’ye karşı nüfus konusundan AİHM’de dava etmişti…

YKP, Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinin 11. maddesindeki Örgütlenme ve toplantı özgürlüğü, 13. maddesindeki Etkili başvuru hakkı, 14. maddedeki Ayırımcılık yasağı başlıklarında anlatılan insan hak ve özgürlüklerinin 19 Temmuz’da polis şiddeti ile ihlal edildiğini belirterek, Strasburg’taki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde Türkiye’nin yerel bir alt idaresi olan kuzeydeki idarenin de yaptırımlarından Türkiye’nin sorumluğu olduğunu belirten daha önceki AİHM kararlarına dayanarak Türkiye’yi dava etti.

Mahkeme YKP’ye 8 Haziran’da bir yazı göndererek ek belgeler talep etti, YKP ek belgeleri tamamlayarak son tarih olan Eylül öncesi mahkemeye ulaştıracak.

YKP Yürütme Kurulu üyesi Murat Kanatlı, 19 Temmuz’daki eylemlerin ana örgütleyicilerinden biri olan YKP’nin sokakta da süren mücadeleyi daha önce de olduğu gibi olanağı olan her türlü uluslararası platformu taşıyarak yalnız YKP’lilerin değil Kıbrıslı Türklerin de hakları için mücadele etmeye devam edeceğini belirtti.

 

ykp mahkeme 3AgustosYKP’DEN 19 TEMMUZ YARGILAMALARINA TEPKİ

Yeni Kıbrıs Partisi (YKP), geçen yıl 19 Temmuz’da Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ziyareti sırasında çıkan olaylar nedeniyle 6 kişinin yargılanmaya başlamasını protesto etti.

YKP, bu amaçla 3 Ağustos 2012 tarihinde YKP Genel Merkezinden mahkemelere yürüyerek burada basın açıklaması yaptı.

Mahkemeler önüne saat 09.30’da gelen YKP’liler, geçen yıl polis el koymaya çalıştığı “Emperyalist Kuşatmayı Reddediyoruz. Paranı Da, Memurunu Da Paketini De İstemiyoruz” pankartını açtı, “polis devleti istemiyoruz” diye slogan attılar.

 

Anti-Militarist Barış Harekâtı ANTİ-MİLİTARİST BARIŞ HAREKÂTI 3. KEZ

İlki 2010’da yapılan Anti-Militarist Barış Harekâtı konseri 3. kez 14 Ağustos, Salı günü Sarayönü Meydanında, düzenlendi.

Anti-Militarist Barış Harekâtı adıyla bir araya gelen BKP ve YKP gençlik örgütleri, Kıbrıslı Gençlik Platformu (KGP), Feminist Atölye (FEMA) ve bağımsız genç aktivistler zorlu bir günün sonunda konseri gerçekleştirmeyi başardı. Mayıs’ta tüm izinleri alınan konserin ses izni Kadir Gecesi gerekçe gösterilerek 14 Ağustos sabah saatlerinde Çevre Dairesi tarafından ses izni iptal edilmesi nedeni Selimiye Meydanındaki bütün hazırlıklar 3-4 saatlik bir hazırlıkla Sarayönü Meydanına taşınarak, burada gerçekleşti.

Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da Türkiye’den gelen Bandista yanında Özgür ile birlikte Kıbrıs’ın yeni müzik gruplarından Caravan Blue sahne aldı. Müzik gruplarından önce Dance for Peace ile Gabiraz Poi dans performansları ile gecenin açılışı yaptılar.

Geceye ÖDP ve Vicdani Ret için Avrupa Bürosu mesaj gönderdi, mesajlar sahneden okundu.

Yüzlerce kişinin izlediği etkinlikte sık sık “Ayşe tatil bitti, evine dön”, “Evine dön Ayşe”, “işgallere son”, gibi sloganlar atıldı.
[pe2-gallery album=”aHR0cDovL3BpY2FzYXdlYi5nb29nbGUuY29tL2RhdGEvZmVlZC9iYXNlL3VzZXIvMTAxNDE4MjY3MDYzNzkxODYyMTQxL2FsYnVtaWQvNTc3Njg4MTMzNDIxNDg1OTAyNT9hbHQ9cnNzJmFtcDtobD1lbl9VUyZraW5kPXBob3Rv”]

 

Yer değişikliği

2010’da izin önceden alınmış olmasında rağmen bir gün kala konser yeri Barış Manço parkından, Selimiye Meydanına kaydırılmıştı, bu yıl da Kadir gecesi olması gerekçe gösterilerek Selimiye Meydanından Sarayönü Meydanına etkinlik kaydırılarak gerçekleşebildi.

Organizeyi gerçekleştiren örgüt temsilcileri, bütün izinleri aylar öncesinden, 28 Mayıs’ta almalarına rağmen, 14 Ağustos sabahı, Kadir gecesi olduğu gerekçesine dayanarak, daha önceki adı Ayasofya olan Selimiye Cami yakınında olduğu için, Selimiye Meydanındaki etkinliğin ses izni Çevre Dairesi tarafından iptal edildiği açıklandı.

Örgütler diyalog yolunu tercih ederek, hem Selimiye’deki din adamları, hem de Çevre Dairesi ve Lefkoşa Kaymakamlığı ile istişare halinde, etkinliğin Cami’deki dini törenleri etkilemeyecek şekilde yapılmasında mutabakata varmasına rağmen, Lefkoşa Polis Müdürlüğü’nün olay çıkma ihtimali yüksek gerekçesi ile saat 16’da kesin olarak Selimiye Meydanında etkinlik yapılmasına izin vermediğini açıkladı.

Bunun üzerine yine diyalog yolunu seçen örgütler Lefkoşa Polis Müdürlüğü ve Polis Genel Müdürlüğü ile istişare halinde, etkinliğin yakındaki Sarayönü Meydanında yapılmasında uzlaştı.

Önemli bir dayanışma örneği gösteren ses ve sahne sistemini kuran Magicland Organization teknisyenleri, örgütler ve genç aktivistler adeta bir mucizeyi gerçekleştirerek, bir sürü teknik sorunun da üzerinden gelerek etkinliği Sarayönüne taşımayı başardı. Etkinlikler Sarayönünde herşeye rağmen 21:30’da başladı.

Müzisyenlerin hazırlıklarını yeteri kadar yapamamasından sahnede daha kısa kaldı ama kitlenin coşkusu gecenin en sonuna kadar sürdü. Ses izni gece yarısı bittiği için gecenin son şarkısı ses sistemi olmaksızın, unplug söylendi, kitle şarkılara uzun süre eşlik etti…

Gece tüm iddiaların aksine coşkulu, tek bir gerginlik yaşanmadan sona erdi.

 

EKOLOJİ FORUMU

Yeni Kıbrıs Partisi tarafından organize edilen Ekoloji Forumu hafta sonu Davlos/Kaplıca’da yoğun katılımla yapıldı…

14-16 Eylül tarihleri arasında Kaplıca Beach Otel’de gerçekleşen Ekoloji Forumu çerçevesinde belgesel gösterimleri, atölye çalışmaları, tartışmalar yapıldı ve 2. el pazar kuruldu…

Foruma Türkiye’den ÖDP Parti Meclisi üyesi Murat Kaya, Derelerin Kardeşliği Platformu’ndan Yaşar Aydın, Ekoloji Kolektifinden Stefo Benlisoy, Ecehan Balta ve Fevzi Özlüer katılarak sunumlar yaptı…

ses kaydı

[pe2-gallery album=”aHR0cDovL3BpY2FzYXdlYi5nb29nbGUuY29tL2RhdGEvZmVlZC9iYXNlL3VzZXIvMTAxNDE4MjY3MDYzNzkxODYyMTQxL2FsYnVtaWQvNTc4OTA3NTk2NzE5NzU4MDMyMT9hbHQ9cnNzJmFtcDtobD1lbl9VUyZraW5kPXBob3Rv”]

 

Etkinlikler

Forum 14 Eylül, Cuma günü tanışma toplantısı ile başladı, gecesi ise Fransız fotoğrafçı Yann Arthus-Bertrand’ın yönettiği 2009 yapımı belgesel film ‘Home’ (yuva) gösterildi.

15 Eylül Cumartesi sabah “toplumsal cinsiyet atölyesi” ve “güncel sol tartışmaları” atölyeleri gerçekleşti. YKPfem’in moderatörlüğünü yaptığı “toplumsal cinsiyet atölyesi”nde biyolojik ve toplumsal cinsiyet konusu tartışıldı. Öğleden önce gerçekleşen ikinci atölye çalışması “güncel sol tartışmalar”da ise Kıbrıs’ın kuzeyinde neo-liberal politikalara dikkat çekildi. Eğitim, sağlık, suyun özelleştirilesi ve daha birçok alandaki özelleştirme, kamusal hizmetlerin serbest piyasada alınıp satılan bir metaya dönüştürülmesi süreci üzerine yapılan tartışmalarda sorunların birbiri ile olan ilişkilerine dikkat çekildi, bu nedenle mücadelenin bütünlüklü bir hattın üzerinde olması gerektiği vurgulandı.

Cumartesi günü saat 15’ten başlayan “ekolojik yıkıma karşı teorik ve pratik mücadele” başlıklı oturumlarda 2 teorik ve 4 Pratik ekoloji mücadeleleri sunumları yapıldı. Teorik tartışmalar ekososyalizm ve ekofeminizm üzerine oldu ve Stefo Benlisoy ve Ecehan Balta tarafından sunumu yapıldı… Yaşar Aydın, Murat Kaya, Fevzi Özlüer ise Türkiye’de süren suyun özelleştirilmesi, HES, GDO, genetiği değiştirilmiş tohumculuk, nükleer karşıtı mücadele deneyimlerini paylaştılar, Kıbrıs’taki ekoloji mücadelesi sunumunu ise Doğa Dostları Derneği – Kıbrıs Başkanı Mehveş Beyidoğlu yaptı…

Cumartesi gecesi ise Gerze’deki termik santrala karşı yapılan direnişin konu edildiği “Nefes Olmayınca” belgeseli gösterildi

Pazar öğleden önce ise “YKP ve ekoloji” başlıklı atölye çalışmasında YKP’nin yaklaşımları ele alınırken, pratikte nelerin de yapılması gerektiği üzerinde duruldu.

Pazar saat 15’ten başlayan Yeşil Barış Hareketi Başkanı Doğan Sahir, Biyologlar Derneği Başkanı Hasan Sarpten ile Derviş Yüksel’i katılımı ile Kıbrıs’taki ekoloji mücadelesi üzerine forum düzenlendi.

YKPfem “günlük eylemlerimizin, ihtiyaç tanımı altına sokulan ürünlerin sayısının devamlı arttırıldığını göz önüne alarak, mercek altına alınıp politikleştirilmesinin gerekliliğine olan ve kişisel pratiklerin sistemsel dinamiklerin semptomları olabileceğine olan inançla, takas kültürünü tartışıp bir de ikinci el pazarı açıyoruz” diyerek, Ekoloji Forumu içinde 2. el pazarı açtı.

YKP Gençlik ise her yıl Eylül ayında düzenlediği “deniz, kum, güneş ve sosyalizm” başlıklı gençlik kampı da Ekoloji Forumu çerçevesinde gerçekleşti.

 

çernobil anma 2012NÜKLEERE KARŞI İKİ TOPLUMLU EYLEM

Çernobil faciasının 26. yıldönümünde, 26 Nisan 2012 tarihinde Çernobil mağdurlarını ateş-kes hattını boydan boya geçecek ve ara bölgeyi de kapsayacak şekilde Ledra Sokağı’nın iki yanında “insan zinciri” oluşturularak sembolik olarak anıldı.

YKP ve Kıbrıs Yeşiller Partisi çağrısı ile gerçekleşen eyleme, partiler yanında nükleer karşıtı aktivistler, konuya duyarlı iki kesimden insanlar da katıldı. Anma sırasında YKP Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı ve Kıbrıs Yeşiller Partisi Milletvekili Yorgos Perdikis kısa bier konuşma yaptı.

 

 

nkp (1)TÜRKİYE NÜKLEER KARŞITI PLATFORM (NKP) EŞGÜDÜM TOPLANTISINA YKP’DE KATILDI

Türkiye’deki çeşitli sendikalar, meslek örgütleri, siyasi partiler ve kitle örgütlerinin nükleer enerji santrallerine ve nükleer silahlanmaya karşı birlikte mücadeleyi yürüttüğü Nükleer Karşıtı Platform (NKP) Eşgüdüm Toplantısı 29 Eylül 2012 tarihinde Ankara EMO Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıya konuk olarak Yeni Kıbrıs Partisi de katıldı…

YKP adına Mehveş Beyidoğlu Önen’in katıldığı toplantılarda, sorunun Kıbrıs’ı nasıl etkileyeceği ve ortak mücadelelerin neler olacağı da konuşuldu.

Beyidoğlu toplantıda, Akkuyu Nükleer tesisinin Kıbrıs’ın kuzey sahilini birebir tehdit edecek unsur olduğunu ve bir nükleer kaza veya sızıntıda ilk etkilenecek yerlerden birinin Girne olduğunu belirtti. Beyidoğlu ayrıca kaza olmaksızın da kuzey sahil şeridinin nükleer atık taşıma sürecinde sürekli tehdit altında olacağını belirterek, YKP’nin diğer yapılarla beraber bu temelde Kıbrıs’ın her iki yanındaki eylemlerden örnekler verdi. Beyidoğlu, gelen bir soru üzerine nükleer silahlara da karşı olduklarını ve bunun için de mücadele ettiklerini söyledi. Sorunun devamında Kıbrıs’taki askeri durumun sorulması üzerine ise, YKP’nin adanın tamamen silahsızlandırılmasını istediğini belirterek bu yönde yapılan eylemlere örnekler verdi.

 

asp_yaz universitesi 2012AVRUPA SOL PARTİSİ YAZ ÜNİVERSİTESİ YUNANİSTAN’DA GERÇEKLEŞTİ!

Yeni Kıbrıs Partisi’nin de gözlemci üye olduğu Avrupa Sol Partisi’nin (EL) yaz üniversitesi, “Avrupa’nın Halkları, Birleşin!” ana sloganı ile SYRİZA üyesi de olan Synaspismos ve AKKOA’nın ev sahipliğinde, Avrupa Sol Partisi ve teorik dergi “transform!” katkıları ile Yunanistan’ın Magnisia bölgesindeki Portaria şehrinde Avrupa ve dünyanın çeşitli yerlerinden 400 konuğun katılımı, 18-22 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirildi.

Yaz üniversitesi çerçevesinde düzenlenen seminerlerde çeşitli politikacılar, aktivistler, akademisyenler ve gazeteciler konuşmalar, sunumlar yaptı, tartışmalarda Avrupa ve dünyadaki gelişmeler değerlendirildi, alternatifler ve mücadele şekilleri konuşuldu…

Avrupa Sol Partisi’ne yakın araştırma enstitülerinin yayınladığı ortak teorik dergi transform! (dönüştürmek!) toplantıları da 16-17 Temmuz tarihlerinde Portaria’da gerçekleştirildi, Avrupa süren kriz ve çözüm yolları tartışıldı… 17-18 Temmuz tarihlerinde ise ELfem’ın toplumsal cinsiyet günü çerçevesinde toplantılar da aynı yerde gerçekleşti…

YKP 4 kişilik bir delegasyonla toplantılara katıldı.

 

YKP, “SOLUN AKDENİZ KONFERANSI” KATILDI

Avrupa Sol Partisi’nin ‘Kuzeyden – Güneye, Halkların demokrasi, barış, ve sosyal adalet mücadelesini birleştirmek için’ sloganıyla düzenlediği, Solun Akdeniz Konferansı, 5-7 Ekim tarihlerinde İtalya’daki Sicilya adasının Palermo şehrinde 23 farklı ülkeden, 42 farklı delegenin katılımıyla gerçekleşti. Toplantıya Yeni Kıbrıs Partisi’ni temsilen Parti Meclisi ve Yürütme Kurulu Üyesi Faika Deniz Paşa katıldı.
Konferans’ta, neoliberalizm, sınıf mücadelesi ve gençlik; enerji ve ekoloji; göçler ve mülteciler; demokrasi, medeni haklar ve sosyal adalet; militarizm, işgal ve mücadele; ve işbirliği ve örgütlenme ile ilgili uygulamada sorunlar başlıkları ile 6 farklı oturum gerçekleşti.

 

OLYMPUS DIGITAL CAMERASLOVAK TOPLANTILARININ EKİM AYI EV SAHİBİ YKP’YDİ

Bazı Kıbrıslı Türk ve Rum siyasi partilerin 24 Ekim, Çarşamba günkü buluşmasında, “kapsamlı bir müzakere süreci için adanın iki tarafındaki sivil toplumla istişare edilmesi gerekliliği” üzerinde duruldu.

Yeni Kıbrıs Partisi’nin ev sahipliğindeki toplantıda, “Görüşme süreci ve görüşme masasında ne eksik?” konusu tartışıldı.

Slovakya’nın Lefkoşa Büyükelçisi Anna Turenicova toplantının başında yaptığı konuşmada, siyasi parti temsilcilerinin oluşturduğu alt komitenin son toplantısında, toplantıya konuk olarak katılan Danimarka’nın Kıbrıs Büyükelçisi’nin, çok uluslu bir grubun yer alacağı konser düzenlenmesini önerdiğini, önerinin detaylarının ele alınması için 28 Kasım’da saat 18:00’da Lefkoşa ara bölgedeki Home Of Cooperation binasında geniş kapsamlı bir toplantı yapılmasının kararlaştırıldığını söyledi.

Siyasi partilerin toplantısına Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP), Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP), Yeni Kıbrıs Partisi (YKP), Birleşik Kıbrıs Partisi(BKP) ile Çalışan Halkın İlerici Partisi (AKEL), Kıbrıs Yeşiller Partisi, Demokrat Parti (DIKO), Birleşik Demokratlar (EDİ), Demokratik Seferberlik Partisi (DISI) ve Sosyal Demokrat Hareketi (EDEK) temsilcileri katıldı.

Toplantıda YKP’yi temsilen ve YKP’nin görüşlerini sunmak için Yürütme Kurulu üyeleri Celal Devrim Önen, Faika Deniz Paşa, Murat Kanatlı ve parti üyesi Oğuz Özen katıldı…

Toplantının ardından sonuç bildirisini okuyan Büyükelçisi Anna Turenicova, toplantıda daha kapsamlı bir müzakere süreci için adanın iki tarafındaki sivil toplumla istişare edilmesi gerekliliği üzerinde durulduğunu vurguladı.

Turenicova, federal bir çözüme ulaşılması için müzakerelerin bir an önce yeniden başlaması gerektiği ve bu süreçte daha fazla güven artırıcı önlemin uygulanmasında hemfikir olunduğunu da belirtti.

 

YKP, BKP VE EDEK ORTAK TOPLANTI YAPTI

YKP, BKP ve EDEK, 12 Kasım 2012 tarihinde EDEK Genel Merkezinde saat 12’de ortak toplantı yaptı. Toplantıdan sonra basına bir de açıklama yapıldı.

EDEK genel merkezindeki toplantıda Başkan Yiannakis Omirou, Dışilişkiler Bürosu üyesi Andreas Panayides ve Nicos Hadjistephanou hazır bulunurken YKP heyetinde ise Yürütme Kurulu üyeleri Murat Kanatlı ve Faika Deniz Paşa ve Parti Meclisi üyesi Emir Taşçıoğlu yer aldı.

Üç parti Kıbrıs sorunundaki son gelişmeleri ve adanın iki yanındaki konuları değerlendirdi.

 

YKP – HALKLARIN DEMOKRATİK KONGRESİ

Halkların Demokratik Kongresi’nin (HDK) 1. Genel Kurulu 12 ve 13 Mayıs tarihlerinde ve 2. Genel Kurulu 10-11 Kasım tarihlerinde Ankara’da gerçekleşti. YKP iki genel kurulu da konuk olarak katıldı.

 

YKP yemekYKP DAYANIŞMA YEMEĞİ GERÇEKLEŞTİ

YKP’nin Dayanışma Yemeği, 24 Mart, Cumartesi akşamı Dome Otel’de gerçekleşti.

Cumartesi günü saat 19:30’da Kokteyl ile başlayan yemeğe katılım yüksek ve coşkulu oldu…

Gecede YKPfem tarafından hazırlanan son bir yıldaki eylem ve etkinliklerin yer aldığı kısa filmler de gösterildi…

Geceye KTÖS, KTOEÖS, DAÜ-SEN, DAÜ-BİR-SEN, KTMMOB, ÇAĞ-SEN temsilcileri katıldı.

Gece sıcak ve samimi bir ortamda sona erdi…

 

ykp yemek 2012YKP, 23. KURULUŞ YILDÖNÜMÜNDE DAYANIŞMA YEMEĞİ DÜZENLEDİ

YKP’nin 23. kuruluş yılın dönümünde, 30 Ekim, Salı akşamı Hidden Garden’da bir Dayanışma Yemeği düzenlendi. Salı günü saat 18:30’da Kokteyl ile başlayan yemeğe katılım coşkulu oldu…

Kokteyl sırasında bir konuşma yapan YKP Yürütme Kurulu üyesi Murat Kanatlı, 23 yılın kendileri için önemli olduğunu, ilk yola çıkarken ortaya koydukları ilkelerden sapmaksızın ileriye doğru geliştirerek mücadelelerini sürdüreceklerinin altını çizdi. Yemekte ayrıca YKP Yürütme Kurulu Sekreteri Celal Devrim Önen tarafından YKP Genel Merkezinin tamiratında katkı koyanlara birer teşekkür belgesi sundu. Önen ayrıca emek koyan herkese de teşekkür ettiklerini belirtti. Daha sonra YKP Parti Meclisi üyesi Alpay Durduran kısa bir konuşma yaptı. Durduran konuşmasına YKP’nin uzun yıllar süren yaşamında artık gençlerin çoğunluğu ile yoluna devam ettiğini belirtti ve yolundan sapmadan barış ve insanlık için kavgasını sürdürdüğünü söyledi. Durduran konuşmasının sonunda YKP mücadelesini inançla ve güçle sürdürecektir deyip kuruluş gecesinin kutlu olmasını diledi.

Gecede YKPfem tarafından hazırlanan son bir yıldaki eylem ve etkinliklerin yer aldığı kısa film de gösterildi…

Geceye KTÖS, KTAMS, DAÜ-SEN, DAÜ-BİR-SEN, ÇAĞ-SEN, BES ve Kıbrıs Pir Sultan Kültür Derneği temsilcileri de katıldı.

 

8mart (2)8 MART

YKP-fem’in de içinde olduğu 19 örgütün oluşturduğu “8 Mart Organizasyon Komitesi” tarafından Pronto Çemberi’nden Selimiye Meydanı’na kadar olan yürüyüş ve Selimiye Meydanı’nda etkinler düzenlendi.

Yürüyüş boyunca ‘kadınlar birlik olsa dünya yerinden oynar’, ‘beleş kreş’, ‘zıpla zıpla zıpla, homofobik değilsen zıpla’, ‘kadına değil tecavüze barikat ger’, ‘homofobiye, tecavüze, şiddete karşı ses çıkar’, ‘sokakları da meydanları da geceleri de terketmiyoruz’, ‘görünmez emek sesini yükselt’, ‘egemen bağış koptu mu gayış’ gibi halkın bütününü ilgilendiren konulara dikkat çekti. Selimiye Meydanı’na giderken kısaca Meclis/Elçilik önünde de durulup sloganlar bu kurumlara, ve polise yöneltilmeye devam edildi.

 

YKP-FEM CASHMAN İLE YAPILAN YUVARLAK MASA TOPLANTISINA KATILDI

YKP-fem 13 Nisan Cuma günü KTAMS’da İngiliz İşçi Partisi milletvekillerinden ve Avrupa Parlamentosu Gay ve Lezbiyen Hakları İntergrubu Eşbaşkanı Michael Cashman ile düzenlenen yuvarlak masa toplantısına katıldı.

YKP-fem üyeleri, hem yuvarlak masa toplantısına soruları ve yorumlarıyla katkı koydular, hem de Cashman’a bir belge sundular.

 

YKP, ILGA-AVRUPA TEMSİLCİLERİYLE GÖRÜŞTÜ

Kuir Kıbrıs Derneği’nin davetlisi olarak Kıbrıs’a iki günlük bir ziyaret gerçekleştiren ILGA (Uluslararası Lezbiyen, Gey, Biseksüel ve Transseksüel Derneği) -Avrupa politikalar direktörü Silvan Agius ve ILGA-Avrupa yönetim kurulu üyesi, aynı zamanda İngiltere’nin en büyük sendikası UNISON temsilcisi Louise Ashworth, 23 Kasım Cuma günü saat 16:30’da YKP’de YKP temsilcileri ile bir araya geldi.

YKP Yürütme Kurulu’ndan Murat Kanatlı ve Faika Deniz Paşa ile, YKP-fem aktivistleri Tegiye Birey ve Mehveş Beyidoğlu Önen toplantıda hazır bulundu.

Toplantıda ayrıca Kuir Kıbrıs ve Feminist Atölye temsilcileri de yer aldı.

Toplantı sırasında Kıbrıs’ın kuzeyindeki Lezbiyen, Gey, Biseksüel ve Transseksüel (LGBT) bireylerin uğradığı ayrımcılıklar ile bu konudaki çalışmalar değerlendirildi, görüş alış-verişinde bulunuldu.

 

NEFRET SUÇU MAĞDURU TRANS BİREYLERİ ANMA ETKİNLİKLERİ YAPILDI

YKP-fem ve Kuir Kıbrıs Derneği’nin katkılarıyla düzenlen Nefret Suçu Mağduru Trans Bireyleri Anma etkinlikleri yoğun katılımla gerçekleştirildi. 17 Kasım Cumartesi Atatürk Kültür Merkezi’nde yer alan ‘Ben, Sen, O’ belgesel gösterimi ve ardından belgeselin yönetmeni Zeynep Oral, Voltrans Trans Erkek İnisiyatifi’nden aktivistler Aligül Arıkan, İlksen Gürsoy, Kürt feminist aktivist Esmeray ve Kıbrıs’tan bir trans erkeğin katılımıyla bir sohbet toplantısı yapıldı.

18 Kasım Pazar akşamı ise Gönyeli Belediyesi Konferans Salonu’nda Esmeray tek kişilik oyunu ‘Yırtk Bohça’ ile hayatından kesitleri izleyicisiyle paylaştı. Seks işçiliğine ‘itildiği’ yıllarda yaşadığı güvensiz çalışma ortamlarını, heteroseksüel erkeklik maskeleri altında farklı yaşamlar sürenleri, otoritenin bazen ‘babacan’ olabileceğini ve trans bireyleri hem evsiz, hem işsiz, hem rahatsız, hem dostsuz bırakanların nasıl dönüp bir de üzerine trans bireylerden ‘korktuklarını’ ve bütün bu olanların ironisini mizah yoluyla izleyenlere aktardı.

 

kizildere“KIZILDERE ANMASI” DÜZENLENDİ

YKP, KTÖS, Baraka Kültür Merkezi, DAÜ-BİR-SEN, DAÜ-SEN, Pir Sultan Abdal Derneği, ÇAĞ-SEN, GÜÇ-SEN ve Barikat Gazetesi 30 Mart Cuma akşamı “Kızıldere Anması” adlı etkinlik düzenleyecek. Etkinlik, saat 18.30’da KTÖS’te yer aldı. Etkinlikte “Sol Anahtarı” müzik dinletisi sunacak; Necmi Demir ve İlkay Alptekin Demir döneme dair birer konuşma yaptı

 

 

 

ERDAL EREN ANILDI

13 Aralık 1980 asılarak idam edilen Erdal Eren, idam edilişinin yıldönümünde YKP tarafından düzenlenen etkinlikle anıldı… Halil Paşa’nın moderatör olduğu Erdal Eren’in arkadaşı Hüner Buğdaycıoğlu’nun da konuşmacı olarak katıldığı anma etkinliği Grup Baria’nın müzik dinletisi ile başladı…

Erdal Eren an?ld?Etkinlik öncesi konuşan YKP Yürütme Kurulu üyesi Murat Kanatlı, burada bir gün önce akşam hayatını kaybeden Arif Hasan Tahsin’i de andıklarını söyledi. Kanatlı, Arif Hoca’nın YKP milletvekili ve cumhurbaşkanı adayı olduğunu hatırlattı, Yeniçağ Gazetesinde yılarca yazı yazdığını belirtti. Kanatlı, kaybettikleri diğer dostları gibi, Arif Hasan Tahsin’e sözlerini olduğunu vurguladı ve sınırsız, silahsız, askersiz, garantörsüz Birleşik bir Kıbrıs mücadelesini sonuna kadar götüreceklerini söyledi. Kanatlı, Erdal Eren ile ilgili de onun yaşına ve genç olmasına vurgu yapıldığını ama Erdal’ın genç komünist olduğunu, siyasal mücadelenin içinde olduğunu, idamının da bu siyasal mücadeleye karşı yapılan bir darbe olduğunu söyledi. Kanatlı, daha sonra katılımcıları yaşamını kaybeden ilerici, demokrat ve devrimciler için bir dakikalık saygı duruşuna davet etti. Saygı duruşu sonrası Grup Baria bir müzik dinletisi verdi. Zaman zaman katılımcıların da eşlik ettiği, Türkçe yanında Arapça, Kürtçe, Ermenice de şarkıların söylendiği dinletide Arif Hasan Tahsin için de “Gesi Bağları” şarkısı söylendi.

Müzik dinletisi sonrası Halil Paşa, dönemi kısaca özetledi ve o dönemde Erdal ve arkadaşlarıyla beraber ayni dönemde ODTÜ’de yaşananları aktardı. Daha sonra söz alan Erdal Eren’in liseli arkadaşı Hüner Buğdaycıoğlu da döneme dair tanıklıklarını, Erdal Eren’in yaşadıklarını, Erdal Eren’in yargılanma sürecindek hukuksuzlukları anlattı. Buğdaycıoğlu’nun konuşmasından sonra katılımcıların soru ve yorumları alındı. Halil Paşa ve Hüner Buğdaycıoğlu sorulara ve yorumlara verdikleri cevap sonrası etkinlik sona erdi.

Etkinlik Radyo Mayıs’tan da canlı olarak yayınlandı…

 

newroz amed 2012YKP, NEWROZ DİYARBAKIR GİTTİ

Demokratik Toplum Kurultayı (DTK) ve Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) tarafından 18 Mart’ta Diyarbakır’da yüzbinlerin katılımı ile “Edî bes e, an azadî an azadî (Artık yeter, ya özgürlük ya özgürlük)” sloganıyla Newroz kutlandı…

Newroz için Diyarbakır’a giden YKP Yürütme Kurulu üyeleri Murat Kanatlı ve Nevzat Hami, YKP fem aktivisti ve YKP Parti Meclisi üyesi Faika Deniz Paşa ve YKP Parti Meclisi üyesi Celal Devrim Önen adaya döndü.

YKP delegasyonu, çeşitli Avrupa ülkelerinden gelen aralarında Avrupa Parlamenterleri, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinin parlamenterleri, gazetecileri, aktivistlerinden oluşan gözlemci grupları içinde 18 Mart, Pazar tarihinde insan hak ve özgürlükleri ihlallerini yerinde gözlemleyerek kayıt altına alınmasına yardımcı oldu.

YKP delegasyonu Pazar günü Diyarbakır’ın Yenişehir Bölgesinde gözlemlerde bulundu.

 

aclikgreviAÇLIK GREVLERİ İLE İLGİLİ MAĞUSA’DA DAYANIŞMA ETKİNLİĞİ DÜZENLENDİ

DAÜ Öğrenci İnisiyatifi, Türkiye de devam eden açlık grevlerine destek amaçlı 2 gün sürmesi planlanan açlık grevi başlattı, polisin baskısı ve tehditleri nedeniyle eylem gün içerisinde tamamlandı.

Öğrencilerin yapmış olduğu eyleme YKP başta olmak üzere çeşitli siyasi parti ve sivil toplum örgütü destek bildirirken Yeni Kıbrıs Partisi Mağusa İlçe Örgütü ise eyleme ev sahipliği yaptı.

17 Kasım Cumartesi saat 12.30’da başlayan eylem, Yeni Kıbrıs Partisi Mağusa ilçe binasında gerçekleşti.

Eylemde YKP Yürütme Kurulu, Parti Meclisi ve Mağusa İlçe Örgüt üyeleri de aktif destek verdi.

Eylemde KTÖS, KTOEÖS ve Baraka Kültür Merkezi temsilcileri yer aldı. Eyleme destek veren örgütler arasında KTAMS, KTOEÖS, BASIN-SEN, DAÜ BİR-SEN vardı. Eylemde öğrenciler, Türkçe ve Kürtçe olmak üzere pankart açtı, üzerlerine kırmızı kurdele taktı. Pankartlarda, “Tecrite Hayır, Ölüm Değil Çözüm, Anadilde Savunma, Özgür Yaşamı, Uğruna Ölecek Kadar Sevenlerin Direnişini Sahipleniyoruz, 10.000 Tutsak 67 Gündür Açlık Grevinde” gibi sloganlar yazarken, eylemciler, alkışlarla Türkiye’deki açlık grevinde olan eylemcilere desteklerini belirtti.

DAÜ Öğrenci İnisiyatifinin yaptığı açıklamada, açlık grevlerinin Türkiye de devam etmekte olan açlık grevlerine bir destek niteliği taşıdığını ve dönüşümlü olarak 2 gün süreceğini söyledi.

YKP Yürütme Kurulu üyesi Faika Paşa, Türkiye de ki açlık grevlerine destek vermek ve insani taleplere cevap vermek ve ev sahipliği yapmanın bir görev olduğunu söyledi. Paşa, burada yapılan eylemin Türkiye de sürmekte olan açlık grevlerine bir destek olduğunu dile getirdi.

 

Polis tacizi

Polis, etkinlik başladıktan 4 saat sonra Cumartesi akşamüzeri izin alınmadığı ve yabancıların eylem yapmayacağı iddiası ile sonlandırılmasını istedi. Bir süre polisle görüşen YKP temsilcileri, daha sonra etkinliğe katılanlarla konuyu değerlendirdi ve sonlandırılmasına karar verildi. Eylemciler adına kısa bir konuşma yapan Faika Deniz Paşa, polis baskısı ve müdahale tehdidinden dolayı YKP Mağusa İlçe Binasında başlattıkları eylemlerinin devam edemeyecek duruma geldiğini belirtti. Paşa, polisin bu tutumumun yasalara uygun olmadığını ve insan haklarının ihlal edildiğini söyledi. Paşa “Biz bugün burada kararlılığımızı gösterdik. Sessiz kalmadık. Türkiye’de açlık grevinde olan yoldaşların talepleri taleplerimizdir. Ölümler olmadan ölümlerin durdurulması talebimizi yineleriz” dedi.

Konuyla ilgili daha sonra yazılı açıklama yapan YKP Yürütme Kurulu polis baskını kınadı.

 

GENE DAVA

Mağusa’da 17 Kasım tarihinde Türkiye’deki açlık grevine destek amaçlı gerçekleştirdikleri eylem nedeniyle Yeni Kıbrıs Partisi (YKP) Yürütme Kurulu üyeleri, Mağusa Polis Müdürlüğü’ne giderek ifade verdiler. Polis, aralarında YKP Yürütme Kurulu üyesi Faika Deniz Paşa ve Celal Devrim ile YKP Meclis Üyesi Hamit Aygün’ün de bulunduğu 9 kişiye Belediyeler Yasasında bulunan tabela asma maddesine aykırı davrandıkları gerekçesiyle dava okudu.

 

Kanatlı: “Ortada şikayet yok…”

Basına açıklama yapan Yeni Kıbrıs Partisi (YKP) Yürütme Kurulu Üyesi Murat Kanatlı, 17 Kasım tarihinde gerçekleştirdikleri eylemle ilgili olarak YKP Yürütme Kurulu üyesi Faika Deniz Paşa ve Celal Devrim ile YKP Meclis Üyesi Hamit Aygün’e Belediyeler Yasasında yer alan tabela ve benzeri şeylerin asılması maddesi çerçevesinde dava okunduğunu belirtti. Polisin, Belediye Başkanı Oktay Kayalp’a aleyhlerine şikayette bulunulması için taleplerde bulunulduğunu ve Kayalp’ın bu talepleri ret ettiğini dile getiren Kanatlı, “Ortada şikayet yokken polis başına buyruk, tahkikatı devam ettirmek adına işlem başlattı. Bizim haricimizde 6 öğrenciye daha dava okundu. Bu bir baskıdır. Polisin son dönemdeki keyfi pankart toplama işindeki yeni boyutudur” dedi. Kanatlı, YKP olarak bu konuyu ileriye taşıyacaklarını ve hukuksal zemini araştırıp dava açacaklarını açıkladı. Yüksek Mahkeme Başkanlığı’nı da göreve davet edeceklerini belirten Kanatlı, bu konuyu uluslararası alana taşıyacaklarını da sözlerine ekledi.

 

Destek

Bu arada KTÖS, KTOEÖS, DAÜ BİR-SEN, Baraka Kültür Merkezi temsilcileri ile YKP Mağusa İlçe Örgütü temsilcileri de Polis Merkezine gelerek dava okunan 9 kişiye destek belirttiler.

 

“KIBRIS’IN KUZEYİNDEKİ DEMOGRAFİKnufus_2012_k2 DEĞİŞİM” AVRUPA PARLAMENTOSUNDA

28 Mart tarihinde Brüksel’de Avrupa Parlamentosunda Sol grup GUE/NGL ve 2 Avrupa Parlamenteri olan AKEL’in organize ettiği “Kıbrıs’taki demografik yapı: sorunlar ve perspektifler” başlıklı toplantıda Kıbrıs’taki nüfus konusu tartışıldı.

Toplantıda AKEL, BKP, YKP, KTÖS, Kıbrıs Türk Demokrasi Derneği, DEV-İŞ ve PEO temsilcileri birer konuşma yaptı.

Toplantının açılış konuşmasını GUE/NGL Başkanı Die Linke üyesi Avrupa Parlamenteri Gabriele Zimmer yaparken, AKEL üyesi Avrupa Parlamenteri Takis Hadjigeorgiou ise toplantıyı yönetti.

Açılış konuşmasından sonra AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu, YKP Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı, BKP Genel Sekreteri İzzet İzcan, DEV-İŞ Başkanı Mehmet Seyis, Kıbrıs Türk Demokrasi Derneği Başkanı Derman Saraçoğlu, KTÖS Eğitim Sekreteri Mustafa Özhür ve PEO Genel Sekreteri Pambis Kiritsis birer konuşma yaptı…

nufus_2012_k3GUE/NGL Başkanı Gabriele Zimmer, Kıbrıs sorununun, iki kesimli iki toplumlu federasyonla, barışçıl çözümü konusunda Kıbrıslılarla dayanışma geliştiren GUE/NGL’nin en önemli faaliyet alanlarından biri olduğunu ifade etti.

Önceki Başkanlar Lothar Bisky ve Françis Wurtz gibi Hristofyas’a destek vermeye devam edeceğini söyleyen Zimmer, Kıbrıs sorununun çözümü yönünde gösterilen çabalara uluslararası desteğin verilmesi gerektiğini vurguladı.

“Kıbrıs Türk toplumunu tehdit eden Türk asimile etme politikası olarak Türk işgali ve kolonizasyonun sonuçlarını” eleştiren Zimmer, AB’nin bu “savaş suçunu” kınaması gerektiğini söyledi.

Zimmer ayrıca konuşmasında, Türkiye’yi “kolonizasyona” son vermeye ve barışçıl yeniden birleşme ve Kıbrıs Türklerle Rumların birlikte yaşaması için ilkeler temelinde Kıbrıs sorununun çözümüne katkı koymaya çağırarak, “Kıbrıs’taki mevcut binlerce işgalci asker çözüme katkı sağlamıyor” dedi.

Brüksel’deki toplantılara YKP, Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı, Parti Meclisi üyesi Yılmaz Parlan ve Dış İlişkiler Sekreterliği üyesi Oğuz Özen’den oluşan 3 kişilik delegasyonla katıldı.

 

ORTAK DEKLARASYON

Brüksel’deki toplantılara katılanlar bir de ortak açıklama yayınladılar. Ortak açıklama şöyle:

“Brüksel’e ortak ziyaretimiz, Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin eylem birliği yönündeki isteğimizin bir örneğini daha teşkil etmektedir. İki toplumun ve halktan insanların geçmişteki işbirliğinden kaynaklanan ortak mücadelemiz özgür, yeniden birleşmiş, federal ve bağımsız bir Kıbrıs’a ulaşma ve vatanımızın geleceği için yolu göstermektedir.

Bu ziyarete katılanlar kendi özerkliklerini koruyarak şunları deklare etmektedirler:

Kıbrıs sorunun çözümü büyük bir öneme haizdir. Taksime katlanılamaz ve kabul edilemezdir. Taksimin Kıbrıs ve daha geniş Akdeniz bölgesi açısından yıkıcı sonuçları olur.

Kıbrıs sorunun çözümü yabancı müdahaleler olmaksızın Kıbrıslıların tümünün meselesidir. Çözüm bu adanın yasal sakinlerine hizmet edecektir ve iki toplumun barış içinde bir arada var olmalarını, işbirliklerini, ülkemizin ilerlemesini ve refahını ileri götürecektir.

Vatanımızın yeniden birleşmesi Bölünme ve Enosisi olasılık dışı bırakmalıdır.

Kıbrıs sorunun çözümü BM kararlarında belirtildiği şekilde iki toplumun siyasi eşitliğinin olacağı, uluslararası örgütün kararları temelinde iki toplumlu iki bölgeli bir federal devlete dayanacaktır. 1977-79 Doruk Antlaşmaları, 2008 Mayıs ve Temmuz ortak açıklamaları çözüm çerçevesini tamamlamaktadır.”

İki toplumun ve halkımızın tümünün siyasi, yasal ve çalışma yaşamına ilişkin haklarını çiğneyen adanın demografik yapısının dıştan değiştirilmesi kabul edilemez.

Partilerimiz ve örgütlerimiz yukarıdaki hedeflerin ileri götürülmesi için mücadelelerini sürdürme ve güçlendirme taahhüdünde bulunmaktadırlar”.

 

“KIBRIS’IN KUZEYİNDEKİ DEMOGRAFİK YAPI” LEFKOŞA’DA TARTIŞILDI

AKEL’in ev sahipliğini yaptığı Avrupa Parlamentosu’ndaki Avrupa Birleşik Solu/Kuzey Yeşil Sol Siyasi Grubu’nun “Araştırma Günleri” etkinliği 1-4 Ekim 2012 tarihlerinde Lefkoşa Hilton Park Oteli’nde yapıldı.

2 Ekim’deki açılışa YKP’nin de aralarında olduğundu, Kıbrıs’ın kuzeyinden siyasi parti ve sendikalar da katıldı. 3 Ekimde ise aralarında YKP’nin de olduğu siyasi parti temsilcilerinin konuşmacı olduğu “Kıbrıs’ın demografik yapısındaki değişiklikler” başlıklı oturum da gerçekleştirildi.

Oturumda YKP Yürütme Kurulu üyesi Murat Kanatlı, YKP’nin görüşlerini Avrupa Parlamenterlerine aktardı. YKP’nin sunumu şöyle:

 

“Kıbrıs’ın kuzeyindeki demografik yapı”

Kıbrıs’ın kuzeyindeki demografik yapının değiştirilmesi, Türkiye’nin hem siyasal olarak kuzeye hâkim olmasının hem de asimilasyon politikalarının aracı durumundadır. 1974 yılındaki işgal ile Türkiye kuzeyde etnik temizlik yaparak kontrolü tamamen ele geçirdi. Ardından 1975 Şubat’ından itibaren göç hareketleri değil, TC ve Kıbrıslı Türk liderliği resmi makamların bizzat rol aldığı adaya nüfus taşınması sonucu demografik yapı değişimi Kıbrıslı Türkleri bugün azınlık konumuna getirmiştir.

Kıbrıs’ın kuzeyindeki aktif nüfusu bilmemekteyiz. Bu konudaki resmi rakamlar güvenilir değildir. Aralık 2011’de yapıldığı söylenen nüfus sayımının resmi rakamları henüz açıklanmamıştır. Anladığımız, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin nüfusla ilgili resmi rakamları açıklaması ile yakında gerekli oranlar gözetilerek (!) nüfusa dair bazı rakamlar açıklanacak ama bunlar güvenilir olmayacak.

Defakto olarak açıklanan son nüfus sayımı rakamlarına birçok belediye itiraz etti çünkü açıklanan defakto nüfusa dayanarak hükümetten mali yardım alacaklar. İddiaları daha fazla kişiye hizmet verdikleri yönündedir.

Böylesi bir durumda Kıbrıs’ın kuzeyinin hala uluslararası gözlemciler nezdinde, taraf olan tüm kesimlerin katkı koyacağı, şeffaf bir nüfus sayımına ihtiyacı olduğudur.

 

Durum tespiti

Bildiği gibi Türkiye, Kıbrıs’ın kuzeyini 1974’te işgal etti. Kıbrıs’ın kuzeyine tam anlamı ile hâkimdir. Bu durum AİHM kararlarına yansımıştır. AİHM, Kıbrıs’ın kuzeyini Türkiye’nin yerel alt idaresi olarak tanımlamaktadır. Bu nedenle Türkiye’den Kıbrıs’ın kuzeyine nüfus hareketini, dış ve/veya uluslararası göç olarak tanımlamak mümkün değildir. Bu, Türkiye egemenlik alanı içindeki bir iç göçtür. Zaten Kıbrıs’ın kuzeyindeki polis ve muhaceret dairesi bağımsız hareket eden kurumlar değildir. Polis direk olarak askere bağlıdır, muhaceret ise Türkiye’nin etkin kontrolü altındadır. Bu nedenle adaya giriş çıkışlar Türkiye Cumhuriyeti’nin etkin ve fiili denetimi altındadır. Bu nedenle adadaki demografik değişiklikten Türkiye birinci derecede sorumludur.

Ayrıca Kıbrıs’ın kuzeyinde vatandaşlık alan TC yurttaşları mutlaka TC elçiliğinden özel izin almak zorundadırlar. Bu da TC elçiliğinin süreçteki mutlak kontrolünü göstermektedir.

Tekrar ve tekrar hatırlatmakta yarar var; 1949 yılında yürürlüğe giren ve halen teamül hukukunun bir parçası olan Dördüncü Cenevre Konvansiyonu’nun 49. Maddesi muharip kuvvetlerin işgali altındaki topraklarda toplu insan hareketini yasaklar.

Birmingham Üniversitesinden Profesör Stefan Wolff, “Zorla nüfus transfer etme self determinasyon çatışmasını çözer mi?” isimli makalesinde Kıbrıs’taki 1974 Ağustos’undan hemen sonraki durumu şu şekilde tanımlamaktadır:

1974 işgali, adanın etnik olarak homojen iki bölümden meydana geldiği bahanesi ile Kıbrıs’ın nüfusunun üçte birinin – ki bu yaklaşık 200,000 insan anlamına gelir – yer değiştirmesine sebepiyet vermiştir. Nüfus sayımları bunun göstergesidir: Adanın yüzde 78’i etnik olarak Helen ve bunların yüzde 99.5’u Kıbrıs Rum tarafında yaşamaktadır. Türk etnik toplum ise adanın yüzde 18’ini oluşturmaktadır ve yüzde 98.7’i Kıbrıs Türk kesiminde yaşamaktadır.

Ancak sorun bununla da kalmadı. “ÇOK GİZLİ” ibaresi taşıyan 2 Mayıs 1975 tarihli 97 numaralı ‘Kıbrıs Türk Federe Devletinin İstemi Üzerine Kıbrıs’ın Türk Bölgesindeki İşgücü Açığının Türkiye’den Gönderilecek İşgücü İle Kapatılmasına İlişkin Yönetmelik” ile Türkiye’den Kıbrıs’ın kuzeyine nüfus akışı başladı.

TÜBİTAK için Yard. Doç. Dr. Semra Purkis ve Doç. Dr. Hatice Kurtuluş “Kuzey Kıbrıs’a Türk Göçünün Niteliği ve Göçmenlerin Ekonomik Sosyo-Mekansal Bütünleşme Sorunları” başlıklı bir araştırma yaptı. Bu araştırma içindeki bazı yorumlar Türkiye resmi tezlerini taşısa da önemli durum tespitleri yapmaktadır. Bu araştırma Türkiye’den göçü 3 evreye ayırmaktadır.

Bu araştırmada da ortaya konduğu şekli ile Türkiye’den kuzeye nüfus akışı Avrupa ve dünyadaki günümüz ekonomik göçlerinden farklıdır. Özellikle ilk göç dalgası net bir nüfus taşımadır:

Tarım İşgücü Protokolünün 1975 Şubatında imzalanmasının hemen ardından, Türkiye’de iskan müdürlükleri ve valiler aracılığı ile Kıbrıs’ta iskan edilebilecek köylerde duyurular yapılmasına, Kuzey Kıbrıs’ta ise Türkiye’den gelecek göçmenlerin yerleştirilme hazırlıklarına başlanmıştır.

(…)

1975 Şubatında yapılan Protokolden hemen sonra, Türkiye’de toprakları baraj gölü altında kalmış ya da kalacağı için iskan kararı bulunan, heyelan bölgesi ilan edilmiş olan ve orman içinde kalmış olan köylerin bulunduğu 14 ilde valiler aracılığı ile Kıbrıs’a göçmen alınacağı duyuruları yapılmıştır. Bu bölgelerde bu konu ile görevlendirilmiş iskan memurları, muhtarlar aracılığı ile köylülere, hangi koşullarda göç edeceklerine, nereye yerleştirileceklerine, sahip olacakları sosyal haklara, kendilerine verilecek tarım arazisi ve evlere dair bilgiler vermiş ve göçü teşvik edici konuşmalar yapmışlardır. Bu konuşmalarda göçmenlerin dilerlerse devletin onları geri getireceği garantisi de verilmiştir.

Yukardaki adı geçen araştırmada da ortaya konduğu hali ile Türkiye’nin Kıbrıs’ın kuzeyine nüfus aktardığını, taşıdığını, taşınmasını teşvik ettiğini göstermektedir.

Tüm bunlar Kıbrıs’ta 1974’te Dördüncü Cenevre Konvansiyonu’nun 49. Maddesini çift yönlü olarak ihlal edildiğinin kanıtıdır.

Bunun ötesinde Yugoslavya’daki etnik çatışma sonrası ortaya çıkan yeni tanımlamalar çerçevesinde Kıbrıs’ta etnik temizlik kavramını da ciddi şekilde konuşmamız gerekmektedir.

Bu nedenle Türkiye Dördüncü Cenevre Konvansiyonu’nun 49. Maddesi temelinde savaş suçu işlemiş ve Kıbrıs’ın tamamında etnik temizlik yaparak diğer toplumdan arınmış iki bölge yaratmıştır. Yaratılan bu de-facto durum Kıbrıs sorunun çözümsüzlüğünde önemli bir etkendir. Avrupa kurumları bunlara karşı etkin tavır geliştirmelidir.

 

Ne yapılabilir?

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) tarafından onaylanan Kıbrıs toplumlarının demografik yapısı ile ilgili rapor (27 Nisan 1992 Doc. 6589 1403- 23/4/92- 4- E / Rapporteur Mr CUCÓ) şunları önermekte idi.

Bakanlar Kurulu talimatı ile Avrupa Nüfus Komitesi (CDPO), güvenilir verilerle tahmin yapabilmek için ilgili otoritelerle işbirliği içerisinde adanın nüfus sayımını yapar. 

Bakanlar Kurulu, Kıbrıs Cumhuriyeti ve Kıbrıs Türk Yönetimi’nin yabancıların adaya giriş çıkışlarının sıkı kontrol içerisinde yapılmasını talep eder.

Kıbrıs Türk Yönetimi, kendi kontrol alanındaki demografik yapıyı değiştiren yasaları yeniden gözden geçirmelidir.

Bu rapor ve öneriler geçerliliğini korumaya devam etmektedir ve derhal uygulanmalıdır. Avrupa Parlamentosu bu önerilerin uygulanması için sorumluluk almanın bir yolunu bulmalıdır.

 

YKP, ÖDP, HDK ortak açıklamaYKP, ÖDP VE HALKLARIN DEMOKRATİK KONGRESİ ANKARA’DA ORTAK SES VERDİ: KIBRIS’I KIBRISLILAR YÖNETSİN

Yeni Kıbrıs Partisi (YKP), Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) ve Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Bileşenleri, ortak yayınladıkları metinle, Kıbrıs’ın acil olarak askersizleştirilmesi gerektiğini söylediler, “Kıbrıs’ı Kıbrıslılar yönetsin” çağrısında bulundular.

YKP, ÖDP ve HDK Bileşenleri 11 Haziran 2012 tarihinde, Ankara’da Mülkiyeliler Birliği’nde basın toplantısı düzenledi.

YKP Yürütme Kurulu üyesi Murat Kanatlı, HDK Bileşenleri olarak Sosyalist Parti Genel Başkanı Mustafa Kahya, BDP Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Mutlu, EMEP Genel Başkan Yardımcısı Fevzi Ayber, SDP PM Üyesi Burcugül Çubuk’un katıldığı basın toplantısında açıklamayı ÖDP Eş Başkanı Bilge Seçkin Çetinkaya okudu.

Kıbrıs’ta gerçek barışın ancak ada halkının iradesiyle mümkün olabileceğini kaydeden parti temsilcileri, Kıbrıs’taki çözümün “iki bölgeli siyasi eşitliğe dayanan federal bir Kıbrıs” olduğunun altını çizdiler.

 

“Kıbrıs’ı Kıbrıslılar Yönetsin”

Ortak basın açıklaması tam metni şöyle:

Kıbrıs sorunu, uzun bir çatışma tarihini içinde barındırmaktadır. Kıbrıslıların ortak vatanlarında yaşamları, milliyetçi kesimlerin “büyük”(!) düşlerinin, kapitalist toplumdaki klasik sınıf çelişkilerinin ve emperyalistlerce önemli sayılan coğrafyanın tutsaklığının dayatmalarından kurtulamadı.

Yaşanan süreçte Kıbrıslılar, ortasından tel örgüler geçen, coğrafyası kanla bölünmüş, halkı ve tüm yaşam alanları ikiye ayrılmış olarak hayatlarını sürdürmeye çalışıyor.

1974 yılında, bilinen gelişmeler neticesinde, Türkiye’nin askeri harekatı ve Ada’nın Kuzey’inin işgal edilmesi, işgalin fetih siyaseti sonucu kalıcılaşmasına neden oldu.

Bu fetih siyaseti sonucu, Türkiye sivil ve askeri bürokratları başta olmak üzere; Türkiye’nin derin ve sivil yönetimlerini uyguladıkları asimilasyon ve entegrasyon politikaları sonucunda Kıbrıs’ın kuzeyini Türkleştirme ve Sünni-Müslümanlaştırma gayretini ısrarla sürdürmektedirler. Bu anlayış, resmi olarak 1950’lerin ortasında TAKSİM tezi ile ifade edilirken ki o zamanda da ana hedef adanın tamamını geri almaktı, şimdi “ata toprağını geri alma ve Türkleştirme” diye de ifade edilebilecek istirdat (irredentist) siyaseti Kıbrıs’ın kuzeyi için günlük yaşamda öne çıkmaktadır. Bunun için; Kıbrıs’ın kuzeyinde bir valilik gibi çalışan elçilik kurumu oluşturulmuş, bu kurum aracılığı ile sosyal politikalara, siyasi alana açık ve kapalı müdahalelerde bulunulmuş, Kıbrıs’ın kuzeyindeki idarenin, Ankara’nın bir acentası gibi hareket etmesi sağlanmıştır. Askeri kurumların yanında, Kutlu Adalı’nın da öldürülmesinden de sorumlu tutulan, kendine ait radyosu ile her gün şoven ve milliyetçi yayınları çeşitli formatlarda kitlelere taşıyan, Kıbrıs’ın kuzeyini dev Türk bayraklarıyla donatan, yeraltı faaliyetlerinde paravan olarak kullanılan Sivil Savunma Teşkilatı’nın başında TC Genelkurmayı tarafından atanan askeri yetkililer bulunmaktadır.

AKP iktidarı da, klasik devlet politika ve söylemlerinden bir farklılaşma, sözde demokratik bir tutum içerisinde görünmesine rağmen Kıbrıs üzerindeki tahakkümünü korumanın ve sürdürmenin yollarını aramaktadır.

Egemen sınıflar bugün AKP eliyle, ‘yeni Osmanlıcılık’ söylemi ile Kıbrıs’ın kuzeyinin gerici tarikat yapıları eliyle fetihçi anlayışı sürdürmeye devam etmektedir. Diğer yandan da AKP eliyle gündeme getirilen ekonomi politikaları ile emekçilerin hakları ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır.

Son 38 yılda uygulanan entegrasyon-asimilasyonla, Türkleştirme ve Sünni-Müslümanlaştırma politikalarına uygun olarak taşınan nüfus sonucunda; 100 bin civarında kalan adanın kuzeyindeki Kıbrıslı nüfus azınlığa düşürülerek; 400 bin civarında Türkiye’nin çeşitli yerlerinden gelen/getirilen taşıma nüfusla, Kıbrıslıların özgür iradesi bloke edilmiştir. Bu, adanın kuzeyindeki Kıbrıslıyı yok etmeyi amaçlayan ve bu coğrafyayı Türkiye’nin bir vilayeti yapmaya çalışan mantalitenin Kıbrıslılar üzerinde en acı saldırı silahı olmuştur. Gelinen noktada, Kıbrıs’ın kendine has kültürü Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenlerin yayılmacı politikasıyla, adanın kuzeyinde yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

1- Gerçek bir barış, Kıbrıslıların özgür iradesinin sonucu olacaktır. Kıbrıslılar kendi geleceklerini kendileri tayin etmelidir. Büyük güçlerin hegemonya ve güç mücadelesinin ve çıkar ilişkilerinin içinde kirletilmiş bir çözüm gerçek barışı sağlayamaz. Adada barış ve birlikte yaşam, Kıbrıslıların barış, demokrasi ve kardeşlik doğrultusunda toplumsal hayatın her alanında yürütecekleri mücadele ve birikimleri üzerinden gelişecektir.

2- Kıbrıs’ta acil bir çözüme ihtiyaç var. Bu çözümün yolu, iki bölgeli, iki kesimli, siyasi eşitliğe dayanan federal bir Kıbrıs’tır. Böylesi bir gelişme, Kıbrıs sorununun çözüm sürecine yardımcı olacaktır. Kıbrıs sorununun çözümü, bölgede barış mücadelesine katkı sağlayacaktır. Ancak bölgede kalıcı barış hemen sağlanamayacaktır. Kıbrıs’ta, Ortadoğu’da ve Ege’de barış, bölge halklarının emperyalizme ve her tür tahakküme karşı ortak mücadelesi ile hayata geçecektir, bizler böylesi bir barış mücadelesinin parçası olarak mücadele ettik, etmeye devam edeceğiz.

3- Çözüm için adanın tamamının askersizleştirilmesi sağlanmalıdır. Böylesi bir askersizleştirme adadaki İngiliz üslerini ve Amerikan dinleme tesislerini de kapsamalıdır.

4- Kapsamlı askersizleştirmenin yanında, çözüm sürecine yardımcı olacak güven artırıcı önlemlerin de hayata geçirilmesi önemlidir. Bu nedenle bölgesel askersizleştirmeleri, dekonfrantasyon ve Türkiye’nin asker çekmeye başlamasını hemen şimdi talep ediyoruz.

5- 12 Ağustos 1949 tarihli Savaş Zamanı Sivil Halkın Korunması Hakkında Cenevre Konvansiyonu’nun 49. Maddesinde işgal edilmiş bölgelerdeki nüfusun taşınması ve demografik yapının değiştirilmesine yasaklanmıştı:

Korunmuş kimselerin işgalci güç tarafından işgal edilmiş bölgeden başka bir bölgeye, işgal edilmiş ülkeden başka bir ülkeye bireysel veya kitle halinde zoraki taşınmaları, kovulmaları, her hal ve karda ve şartta, hangi durumda olursa olsun yasaklanmıştır.(…) İşgalci güç, işgal etmiş olduğu bölgeye kendi sivil nüfusunu taşıyamaz

Türkiye yönetimleri etnik mühendislik çerçevesinde, Cenevre Konvansiyonu’na da aykırı olarak, 1974 yılından sonra, savaş sonrası işgal ettiği bölgeye kitlesel nüfus taşımıştır, taşımaya ve taşınmasına göz yummaya, bu süreci teşvik etmeye de devam etmektedir. Bunun yanında yüz binlerce Kıbrıslı 1974 yılındaki savaş sırasında yerlerinden edilmiş, bıraktıkları taşınır ve taşınmaz malları yağmalanmış, savaş ganimeti olarak diğer topluma dağıtılmıştır.

Türkiye askerinin mevcudiyeti ve Türkiye’den göç ettirilenler Kıbrıs sorununun en zor çözülecek parçalarıdır ve Kıbrıslıların iradesi yok sayılarak Kıbrıs’ın kuzeyinde yeni “yurttaş” yapılması ve yapılmaya devam edilmesi barışı zora sokmaktadır.

Özellikle 2004 yılındaki referandum sonrası oluşan göç hareketleri ile Kıbrıs’ın kuzeyindeki eğitim ve sağlık sisteminin de çökmesine neden olan bir nüfus yoğunluğu ortaya çıktı. Göç hareketi ile Kıbrıs’a gelenler devletin asimilasyon aracı olmakla birlikte Türkiye bu insanları sağlıklı yaşam koşullarından yoksun bir halde köle gibi kullanmaktadır. Su kaynaklarının kısıtlı olduğu bir coğrafyada böylesi bir nüfus yoğunluğu yakın bir gelecekte ciddi ekolojik sorunlara da neden olacaktır. Bu nedenlerle de nüfus taşıma işlemi durdurulmalıdır.

Zorla göç ettirilenlerden Türkiye’ye dönmek isteyenlerin, Sosyal Devlet ilkelerine uygun, insanca yaşam koşulları yaratılarak dönüşleri sağlanmalıdır.

Anlaşma ile birlikte insancıl konular gözetilerek iki tarafın da kabul edeceği miktarda kişi yeni federe devletin yurttaşlığını alacak, ülkenin sosyo-ekonomik yapısına göre de göçmen işçi kabul edilecektir. Bu nedenle, tarafların üzerinde daha önce uzlaşılan bu süreci ortadan kaldıracak hareketlerden uzak durması çağrısını da yapıyoruz.

6- Kıbrıs’ta nüfusun önemli bir kısmı savaşla birlikte yer değiştirmiş, göçe zorlanmıştır. Bu nedenle bugünkü koşullarda bir insan hakkı olan özel mülk edinme hakkı silah zoru ile ihlal edilmiştir. Her türlü uluslararası hukuka aykırı ve anlaşmaları zora sokan inşaat faaliyetleri zorunlu bireysel olanlar hariç hemen durdurulmalıdır. Kıbrıslı Rumlara, Ermenilere, Maronitlere (Marunîler) ait arazilerin ticari metaya dönüştürülmesine karşı hemen moratoryum ilan edilmelidir. Bu çerçevede yıllardır kapalı tutulan Maraş hemen sahiplerine iade edilmeli, yeniden iskân edilmeleriyle ilgili çalışmalara olanak tanınmalıdır. Antlaşmanın amacına ulaşabilmesi ve gerçek bir barışın olabilmesi için Türkiye, İngiltere ve Yunanistan tarafından verilen zararlar da tazmin edilmelidir.

7- Kıbrıs Türk liderliği ve Türkiye tarafından daha önce kabul edilen şekilde Omorfo’nun (Güzelyurt) alternatif yerleşim yerleriyle ilgili şehir planlaması ve alt yapı çalışmaları yapılmalıdır. İki büyük toplum dışındaki Kıbrıslı Maronitler (Marunîler)’in de Kıbrıs’ın kuzeyindeki 3 yerleşim yeri askeri kamp olarak kullanılmaktadır. Bu yerleşim yerlerindeki askeri işgal kaldırılarak, Maronitlerin (Marunîler) köylerine geri dönüş olanağı yaratılmalıdır.

 

Kıbrıs Türkiye için de yıllardır üzerine ‘kahramanlık’ hikâyelerinin anlatılarak milliyetçi/ırkçı anlayışlara güç taşıyan bir mit olmuştur. Bizler, Türkiye ve Kıbrıs’ı teslim almaya çalışan bu ‘fetihçi’ anlayışlar karşısında, halklar arasında barış ve kardeşliğin gelişmesi ve Kıbrıslıların kendi geleceklerini özgürce tayin etmeleri noktasında birlikte mücadele edeceğiz. Başka bir gelecek için Kıbrıs’ın gerçek acılarını, hayal kırıklıklarını, umutlarını içeren başka bir tarihi birlikte anlatarak, barışın dilini kurmaya kararlıyız.

 

Tüm bu tespitler çerçevesinde;

  • Kıbrıslıların kendi kendilerini yöneteceği bir çözüm için sürdürülen mücadeleyi destekliyoruz.
  • Ortadoğu’da ve Bölgede süren savaş haline karşı bizler tüm taraflara ateşkes çağrısı yapıyoruz, bölgedeki tüm yabancı orduların çekilmesi, bölgedeki bütün üslerin kapatılması için mücadeleyi yükseltmekte kararlı olduğumuzun altını çiziyoruz. Her türlü emperyalist askeri operasyona karşı olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz.
  • Bu düşüncelerle bizler Sonbahar’da Türkiye’de, Türkiye’deki diğer siyasi parti, sendika, demokratik kitle örgütlerinin de katılımı ile geniş katılımlı bir konferans organizasyonu için çalışma yapmayı önümüze hedef olarak koyuyoruz.