Son politik gelişmeler: Yunanistan seçimlerde hayır dedi

Must read

Seçimler Avrupa’yı salladı. Kapitalistler seçimlerde gerilerdiler ama çok uzun zamandan beri ortaya yakın siyasi partileri seçim kazanmak isterlerse başka yol yok kendilerine yaklaşmaları gerektiğine inandırmayı başardıkları için Yunanistan’dan başka yerde seçimler sarsıcı olmadı. Belki İngiltere, Fransa ve Almanya’daki sonuçlarıyla kapitalizmin sınırlandırmayı sağlayacak sol benzeri partilerle işi idare edecekler ama Yunanistan’da yeni yollar denenecek gibidir. Yunanistan’da sol ve yeşil koalisyonu partisi olan Syriza “solun koalisyonu denemesine gideceğiz” açıklaması gene soldan birinin itirazı ile karşılaşmadan yeni bir yol çizebilir. Bu da çok ilginç olacak çünkü solo alternatif katılırsa yol da sol olacak ve Avrupa solu deneyim ve programlarıyla uygulama şansı elde edebilecek. Önlerindeki ilk soru da kapitalistlerin Keynesian ve benzeri önlemlerle bile uyuşmayan tasarruf paketlerine hayır dedikten sonra borçlarının silinmesi ve yeni borç yapılandırması için kurulmuş olan partiler dışı koalisyonun onayladığı paketin cenderesinden çıkmak için borç bulabilecek midir. Bu soru dünya sorunu olarak sorulmaktadır çünkü benzer ülkeler de vardır. İtalya da bunlardan biridir. Orda da solun ilerlemesi ve benzer şekilde paketlere karşı çıkıp kapitalistlere seçenek vardır demesi şansı vardır. En büyük engel doğal olarak Amerikan kapitalizmi ve dünya kapitalizmidir. Amerika’da dünya egemenliğinden gelen bir güçle diğer ülkelerin toplam vergi yükünün %24 daha az bir oranıyla emekçiler uyutulabilmektedir. Diğer ülkeler kapitalist yola devam için onun seviyesine vergileri indirip rekabet şartlarını korumaya kalksalar refah kalitesini düşürmek zorunda kalmaktadırlar o yüzden yapmamaktadırlar. Serbest rekabete hayır deyip vergi yükünü tutmak isteseler Amerikan misillemesine neden olmaktadırlar.

Avrupa solu Yunanistan deneyimine yardımcı olmayı deneyecektir ama bakalım Yunanlı ne yapacak? Çünkü Yunanistan’da sol sağ yanında yalancılık ve kayırmacılık sorunu da var. Solun hastalığı olan emekçi ile emek harcamayı değil hak etmeden harcamayı sevenleri birbirine karıştırma hastalığı bakalım nasıl ele alınacak?

YKP Yunan solu ile ittifak halindedir. Kıbrıs’taki kayırmacılıkla ilgili durumdan deneyimli olarak ilgi ile uygulamayı izleyecektir.

İlk değerlendirmelere göre Yunanistan’da hükümet kurmak çok zor. İnsanları da mahkûm anlaşmamaya çünkü gerçeklerden ziyade manevi değerler etrafında kavga etmeye hazır. Üstelik ciddi bir program hakkında çalışma yapıldığı sanılmıyor. Amma Avrupa sol partisinin uzun yıllar neoliberalizme alternatif program çalışması var ve onlarla işbirliği yapacakları kesin olmalıdır. Syriza bu çalışmaların zaten içinde idi.

 

ŞAŞIRMA BİZİ DE ŞAŞIRTMA

Sorunlar kamu harcamalarını kısma baskısı yüzünden içinden çıkılma hale geldi çünkü baskı ve denetim Ankara’dan yönlendirildi. Kıbrıslı bunlara destek değil. İlk başarılan halkı özelleştirmenin güzelleştirme olduğuna inandırdı. Ancak ilgililer bu güzelleşmeye konu olunca inançları uğruna postunu kaybetmeye razı değil. Yani başkasının ki özelleştirilirse tamam da kendisinin ki özelleştirilmemelidir. Öyle olunca da direniş için dayanışmaya da hazır hale gelir. Yani özelleştirilecek olan kendisininki olmasa da sıra kendisine gelecek diye başkalarıyla dayanışmaya da başladı.

Sıkı para politikası uygulamak yani kuruluşları hesap verebilir hale getirmek ve işleyen bir hesap görme sistemi kurmak özelleştirme demek değildir. Ancak bu yapılmadan aklı başında serbest Pazar ekonomisi yanlılarının bile kabul ettiği bir gerçektir ki büyük bir yağmaya açma devri başlar. Bir bakanın ağzının tadı ve özel kültürü nedeniyle ceviz macunu ikram etmek için 4 836 lira harcayabildiği bir ortam var. KTHY’nin milyonlarca $’lık uçak yedek parça ve malzemelerinin çürümeye terk edildiği kamuoyuna duyurulduktan sonra bir açıklama yapılmamaktadır. Bu malzemenin ne olduğunun soruşturulduğu ve önlemler alınıp değerlendirilmeye çalışıldığı görülmemektedir. Mahkeme KTHY için yönetici atamıştır ve konu mahkemenin de denetimindedir ama yargıç da ilgilenmemektedir. Gonetra’daki başkasının tarlasındaki çoktan yok olmuş zeytin ağacı için gel de hesap ver diyen mahkeme yüz milyonlarca $’lık sermayeli bir şirketin yönetimini emanet ettiği kayyuma bir çift laf etme görevi düzenlenmemiş olduğu için ortada sorumlu yoktur.

Şirket batışı neoliberalizmin ne önemli konusudur ama KTHY batınca kimse kılını kıpırdatmamıştır. Alacaklıları mahkemeye gitse iflasını emretmek zorunda kalacaklar ve suçlular aranacaktı diye insanlarımız caydırılmıştır. Caydırılmaya da hazırdılar çünkü devletten Allah’tan korktuklarından fazla korkmaktadırlar. Hala sanırlar ki KTHY bir devlet şirketidir hâlbuki mahkeme şirketler yasasına göre kurulmuş bir özel şirket olduğunu karara bağlamış olduğu için şirketler yasasına göre tasfiye emri vermiştir.

Ortam budur ve hesaba çekmek akla gelmemektedir. Hesaptan kaçmak milli kültürümüzdür. KTHY özel şirketti ama güzel değilmiş deyip de aklımızı başımıza devşirmiyoruz. Özele söz yok çünkü özel sorumsuzdur. Memleketi yakıp yıksa da hakkıdır, ister alır ister satar, istemezse denize döker kafasındayız. Amma neoliberallerin bile dilinden düşmeyen devletten “teşvik” lafıdır. Selam vermesi için bile teşvik gerekirmiş. Gazetelerde bilge pozlarıyla ahkâm kesenler özelleştirme derler başka şey demezler ama her iki laflarından biri de teşvik yani devletten para, gümrük koruması yani devlete rüşvetle halka pahalı mal dayatmadır.

Özel veya değil esas olan hesap verebilirliktir. İşleyen bir hesaba çekme sistemi olması şarttır. Yol yok mu? Vardır. Bakın devletten destek alan projelerle ilgili faaliyetlere katılacak olan cumhuriyet pasaportu kullanamaz bile diyebiliyorlar!

Özel hizmet arz ediyorsa ona da lafımız olmalıdır. Gazeteleri reklamla sattın alan cep telefoncularının reklam paralarını biz ödüyoruz, devlet olsaydı barbar bağıracaktık. Ne susuyoruz?

Şaşırmasınlar bizi de şaşırtmasınlar. Biz özelini de biliriz devletinkini de!

 

- Advertisement -

More articles

- Advertisement -

Latest article