Son politik gelişmeler: Egemen Bağış esas hedefi faş etti

Must read

İstediği kadar iyi okuyun desin. Anlamayanlar tahta kafalıdır desin. Bizimkilerin içinde şüphe var. Okuduğunu ona göre yorumlamak hakkına sahiptir. Onlara tahta kafalı demeye kalkmak ayıptır. Söylediğinin ne anlama geleceğini siyasiler iyice düşünürler ona göre konuşurlar. YKP Türkiye’nin aldım kimseye vermem düşüncesinde olduğunu, Annan planına hayır denilince bakın bir karış toprak vermeden dünyanın sempatisini almayı becerdik düşüncesinin bunun bir kanıtı olduğunu sürekli tekrarlamakta idi. Ellerinde fetih anlayışına son yazan pankartlarla gençler yürüdü. Bunlar siyasilerin gözünden kaçmış olamaz. Olmamalı. Onun için Egemen içindekini ortaya atarken dikkatli olmalı ve esas niyetinin ne olduğunu ifşa etmemeli idi. İçinde tutmalı idi. Bakın Türkiye’ye bağlanmaktan gocunmayacağını da değil memnun olacağını söyleyen Serdar Denktaş referandumu onun için önerdiğini açıkladı. Egemen de seçenektir derlen bunun Kıbrıslı Türklerin de istediği olduğunu söylemekte idi. Zaman gelince onlara sorulur ve istedikleri o ise yani yeter ki toplumlarına kabul ettirsinler Türkiye için kabuldür dedi.

Serdar kokuyu aldı. Bir adım önde olacağını sandığı zamanda yaptığı gibi ortaya referandumu attı. Türkiye beğendi ise ona hizmet etmeye hazırdır. UBP gitsin veya DP ile ortak olsun elbirliği ile Türkiye ile ENOSİS’i sağlayacaklarını dile getirdi. Buradaki idaresini Türkiye kendisi tayin etmeyi hep becerdiğine göre referandumu da becerir. UBP’ye ortak veya UBP’yi devirip yerine DP ile devam etmek şeklinde ilk destekleyenin DP olmasını ödüllendirip de becerebilir. UBP yalnız da becerebilir. Artık talihlerine küssünler. DP kendisini takdir etmediler diye küsüp muhalefete geçecek değil ya!

Ancak Egemen’in dediği gibi Kıbrıslıların isteği ortaya çıkacak değildir. Referandumu onaylatmak için Türkiye’den bol para gelecek, derin devletten adamalar fink atacak ve tehdit ve baskılar görülecek. Bu ortamda Türkiye’nin dediğinin dışında bir sonuç ortaya çıkmaz. Asker gider Rum’un ağzına lokma olursunuz propagandası da boyalı boyasız basının dilinden düşmeyecek.

Kıbrıslı Türkler artık kararlarını vermelidir. Yeniden birleşmeyi istiyorlarsa iki bölgeli iki toplumlu lafının arkasına sıkıştırılan Türkiye’nin emrinde tüm Kıbrıs’ın egemenliğinin yarısını alırken Kuzey’de egemenliği Türkiye’ye emanet etmekten başka anlamı olmayan isteklere karşı çıkmalıdır. Ne demek garantör olmazsa olmaz, askerler azdır çoğaltılmalıdır, ayrı ikili antlaşma yapma hakkı devletçiklerde de olmalıdır, ayrı FIR hatları, ayrı Münhasır ekonomik alan hakkı, ayrı karasuyu ve kıta sahanlığı, ayrı yasa uygulatma hakkı ve sair ayrılıkçılığı ve Türkiye’nin anlaşmanda sonra da Türkleri Türkiye’den yönetme hakkı? Bunlar Türkiye ile yaptıkları Kıta sahanlığını bırak, münhasır ekonomik alan çizimlerini dahi antlaşmayla kabul ettirme ve Kuzey’deki denizin Kıbrıs aleyhine Türkiye ile paylaşılmasını onaylatma demek değil mi? Garantörlere silahlı tek yanlı müdahale yetkisini dikte ettirme demek değil mi? Nüfusu da ona göre yutturma değil mi? Rum tarafı bunları nasıl kabul etsin? Türkiye’ye bağlanma istemiyorsa Kıbrıslı Türkler görüşlerini açıkça söylemelidirler. Referandumu beklemeden yapmalıdırlar.

Sorun Annan planına hayır dediler diye Rumlara kızıp gittikçe defolu mal haline gelen çözüm masasındaki planı yutturmak için direnen dünyanın ayrı devleti veya Kuzey’in Türkiye’ye bağlanmasını onaylamamasıdır. Onaylasa çokta hapı yuttuk. Ayrı devletin seçenek olmadığını Egemen de bilir. Öyle bir idare kurdular ve Kıbrıslıları öyle sakat ettiler ki bir idare edemeyiz, ayrı yaşayamayız deyip Türkiye’ye bağlanmayı isteyeceğini biliyorlar. İstemeyenlere halk öyle istiyor deyip susmalarını sağlayacaklarına da emindirler. Zaten burada da Kıbrıslılara bekçilik edecek binlerce yurttaş ve öğrenci depoladılar. Meydanlara inecek gençleri bol bol bulurlar.

Bulgaristan’da da Türklerin mallarını iade etmemek için referandum yaptıracaklarında sonuçtan emindiler. Onun için dünya her konuda referandum olmaz. İnsan haklarına aykırı referandum olamaz dedi. Bunların insan haklarına aykırı ve Kıbrıs konusunda aldıkları kararları yok edecek bir referanduma onay verecek mi?

 

SOYUMUZDA KARGA VAR

Markette kampanya var. Birisi “son kullanım tarihini denetleyeyim mi?” diye soruyor, sonra kendisi yanıtlıyor “ne olacak baksam? Zaten son ambalajlandığı günün tarihini yazarlar” deyip vazgeçiyor. Gümrüklerden mal geçerken sahte marka kullanılmasına izin verilmemesini ve denetlenmesini isteyene gümrük razı olmuyor. Bunlar sahte ise bana ne diyor. Gidin dava edin diyor. Devlet sahte marka basılmasına izin verme yetkisini bakana veren bir yasa yapıyor. İnsanlarımız sahte markalarla üretim yapıldığını biliyor. Şimdi de Rumlar gelip alıyor diye şıkır şıkır oynuyor.

Oto parçacısından parça alan kötü ambalajlı olduğunu görüp benimkine uyar mı diye sorunca parçacıdan uydurmadır ama makinist seninkine de uydurur diyor.

Bir lot eşya buldu çok ucuza veriyor diye arkadaşlarına tavsiye edenleri işitiyoruz. Lot buldu al. Kopya buldu satın al. Eyvallah deyip lotçuların elinde oyuncak oluyoruz. Bizim hellim deyip yollara da düşmeye utanmıyoruz. Lakin hellim diye süt tozuyla destekli plâstisini bize satmalarına diyeceğimiz yok.

İnşaat ve standart diye tutturuyoruz ama birici sınıf İsveç tahta diye karıştırılmış ıskarta oranı yüksek tahtadan başka bulamıyoruz. Üniversitemiz ki standartların önemini anlatma görevlidir, o da bina yapacağında müteahhidin başkası bulunmuyor ne yapayım demesini mazeret kabul edip ne bulunursa kullanılmasına onay veriyor.

Lotçuluk içimize o kadar işlemiş ki şu kadar milim kalınlıklı saç denildiğinde aslında daha ince konulacağını mühendis de biliyor ve hesabını güya ona göre yapıyor.

Bunları bilen ve yararlanmaya çalışanların arasında işini iyi yapmaya çalışanlar da rezil oluyorlar.

Okka işi çarşımızın bilinen usulü idi. Amma okkacılar belli idi. Şimdi okka işi alıp kupan diye satanlara teslim olduk. Çünkü işini iyi yapanı koruyacak önlem kalmadı.

Kolokasın kökünü parmak hesabı denetleyenler gitti. Mezarlıklarımız doldurdu. Şimdi AB üyesi bir ülkeyiz ve AB uyum yasalarını geçireceğini ilan edip ayrı komite kurduran bir kapitalist hökümatımız var.

Soyumuzda karga olmalı ki nerde bir çöplük varsa orayı keşfede lot bulup getiren işadamlarımız bol. Rekabet yasasını hazmedecek bir yapımız yok diye hükmeden kapitalist iktidarımız çocuk hakları yasasını geçirir de AB uyum yasalarını geçirmez mi? İLO sözleşmelerini geçirir de onları geçirmez mi?

Go desinler Şakkude’nin bağı var.

Zehirdir bu ilacı kullanmak yasak diyen bir idare “elinizdekini tüketinceye kadar kullanın” diye izin veriyor. Patateslerde hastalık olduğu tespit ediliyor, yeyin be uşaklar soyunuzda karga var deyip yedirmeye izin veriyorlar. İstemezsen seçenek var. Egemen’in seçenekleri olur da bizimkilerin olmaz mı? İsterseniz geçin Güney’den getirin. Garga’nın çöplükten geçinmeme inadım tutarsa EURO sınırına kadar kıçını kurtarma fırsatı bulunur. Egemen’in seçeneği onların seçeneğini yok ederse yani hudut kapanırsa Garga gak deyip yola çıkar kaçak Rum malları ile geçinir, bize de Türk’ü istemeyen gitsin o tarafta yaşasın der.

Erken seçim için antrenmanlara başlayan DP referandum istermiş, garga bizimkiler orada oturullar yasasını geçirmezler napacaktık Rum’a yem olalım(?) diye sızlanıp oyunu uygun şekilde kullanmayan Rum’un ekmeğine yağ sürer der. Ver oyunu Türkiye’ye müştemilat ol! Sana ne AB mevzuatı!

Seçim isteyen bilmeli ki Kıbrıslılar da öyle ister deyip Türkiye’yi heveslendirenler seçime katılanlardır. İsterlerse seslerini çıkarırlar ve Türkiye’nin denetimi kalkmadan seçim olmaz, katılmayız demeye başlamalıdırlar.

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article