Sistemi genel olarak doğru okumak şart – Özkan Yıkıcı

Must read

Son dönemde nerden bakarsak bakalım, hertarafta krizler ve tepkiler aldı başını gidiyor. Tek tek olayda dahi karşımıza krizlerin yeni kriz üreterek yol almaya çalıştığına tanık oluyoruz. Onca gerçekelrin arasında da tam aksi yanlış algıalrla sorunları kavratma probagandası aldı başını gidiyor. Bunlar hep salt tekil değil, sistemsel genel bir anormaliklerin geliştiğinin kanıtıdır. Neyazık ki çoğu gelişme yerelin ötesine sistemin tıkanma ile krizlerin ördüğü genel gerçeği pek yakalayan da yoktur. Özelikle Ortadoğu batklığı kan ile sulanırken, yeni tetiklenen Ukrayna gelişmesi ile adeta sorunlar yumağında sıkışıp kaldığımızın belgesini okuyoruz. Olayların gelişimi kadar, sorunların genel nedenlerinin de doğru kavranması olmazsa olmazlardır. Öyle ya; yaşanılan ister Ortadoğu isterse Ukrayna krizi salt kendi iç sorunu olmaktan çoktan çıkıp sistemsel hegemonyadan tutun, bölgesel yeni gelecek arayışalrının hepsinin direk etkisinin olduğu ortada. Buna karşılık da sistemsel gelişen olayların durumlarını anlama yerine, hala taraftarlık probagandasının esiri gibi taraf veya ilgisizleşerek durma tutumlarıda yaygındır. Sistemsel gerçekler kadar, sistemi adını dahi koymadan konuşma ikili kaçışların birlikte yaşanıldığı ilginç bir dönemden geçiyoruz.

Konuların enazından özüne inilip anlaşılması için; Kapitalist yapının nasıl işlediğini aklımızın bir tarafına koymadan bunları anlamak mümkün değildir. Yine kapitalizmin üst aşaması olan Emperyalizmi kavramadan ve son gelişmelrdeki genel sistemsel stratejileri bilmeden de hiçbir alandaki tutumlar anlaşılamaz. Ortadoğu projesi, Avrasya açılımlı strateji kuramlarının şekilenme durumlarını bilmeden, Ukraynadan Suriyeye varan gelişemleri anlamak mümkün olamaz. Sadece söylenenler ve probaganda algıalrla oluşan ezberlerin tekrar tekrar söylenmesi dışına çıkmadan,kısgaç içinde dolaşıp dururuz.Hatta şu basit sorguyu da düşünmezsek; sistemin dedikleri dışına çıkmaz isek, konular anlaşılmaz. >Örneğin; hepimiz çok kolay şu kandırılmaya kapılırız. Önümüze konulan proje ve bilgilerle srunları anlayıp tartışırız. Doksanlar sorası hep “tek kutuplu dünya” algısı ile tartışırız. Sanki sistem bir makine kurmuş da olaylar buna yönelik işliyormuşasına devam ediyormuşuk gibiğiz. Ortadoğu projesi veya Yeni Dünya oluşturma senaryoları tek düzey olarak algılarız. Algının ötesinde, bunu tek doğru gibi gelecek dünya görüşümüze ekleriz. Tek doğru gibi “Ortadoğu projesi ile şunlar olacak; onun için filan tavrı koyarak faydalanmalıyız” analizleri bolca yapılıyor. Oysa son Suriye ekseninden Ukrayna semalarına oluşan yeni krizler dolaşımı, bize tek sistem ekseninin de yerine oturmadığını gösteriyor. Şaşkınlığın nedenlerinden birisi de budur. Çünkü hep sistemin kurguladığı uzun vadeli stratejilerin sonuçta başarılı olacağı ve tek yol olduğunu baştan kabulendik. Emperyalist kavramı unutuğumuz için de Emperyalistler arası rekabeti dahi belekten sildik. Sadece Amerikan eksenli tek dünya ile başlayıp, bunun en iyisi olduğu yalanını çoğu kesim çoktan yuttu!

Son Ukrayna veya daha daraltılan Kırım gelişmeleri ve Suriye tıkacı bize gösterdi ki çokca övülen Kapitalist sistemin hem yanılgıları, hem de yanlış hesap yaptıkalrını anlatıyor. Doksanalrda sistem bize hep “Tek kutuplu dünya” ile yeni stratejilerin gelecek umut olarak kavrattı. Tüm planlamlar da buna yönelik yapıldı. Buş dönemi ile Ortadoğu ekseninde Afkanistan sora da ırak işkaleri ile gündeme geldi. Onca ayara karşın da herikisinde de bataklığa saplandı. Burda karşıt rekabetin az, seçeneğin eksik olmasına rağmen özelikle ırakta iyice duvara vuruldu. Fakat yine de ayni stratejiyi sürdürme adına yeni taktikler geliştirme çabaları da oldu.

Kapitalist eksenli Amerikan merkezli yapı böyle bir durumda olup Avrasya stratejisine de açılım ararken, hamleleri anlaşmalara rağmen çğneyerek yol alırken, bir noktada “dur” denildi! Gürcistanı Natoya alma ile Gürcü lideri Osetyaya karşı harekete ateşlemeleri sorası; bir yeni denklem ortaya çıkıyordu! Rusya artık Amerikaya “yeter” diyordu. Gürcistanın 2008 yılındaki Osetya saldırısı; aslında Rusya denkelminin ortaya çıkışının da başlangıcı oldu. Biranlamda Kapitalist yapı doksanalrdan beri kendi çalıp kendi söylerken Gürcistan Osetya olayı ile sistem içi rekabetin, hegemonya olayının yeniden Emperyalistler arası çelişkilerin kendisini kanıtlıyordu. Emperyalizmin tek değil Emperyalistler tarafından oluşturulup, bunun rekabetinin de çok çetin olduğunu yeniden tarihe yazdırıyordu.

Gürcistan kırılması başta Amerikaya bazı uyarılar yapılması gerektiğini anlatıyordu. Oysa ayni sistem sanki Gürcistanda hiçbirşey olmamış gibi yoluna devam etti. Tek tip olgusu çok güzel tatlı yalan uykusuna devam ediyordu. Oysa Rusya değil Çin de yeniden paylaşım sistemine girdi. Zaten Sudanın parçalanmasının temel koşulalrından birisi de Çinin Sudan ile yaptığı kaynaklara yönelik anlaşmalardı. Ama batılılar stratejilerinde Rusyayı kuşatıp parçalama ve son halkada Çini kuşatmaya alma planlarına karşın, karşıtlarının da toparlanıp kendi hegemonya oluşturma atılımlarını hesaba hiç katmadılar. Nitekim; Obama makyajı ile yeni taktiklerle bölgesel güçlre dayanarak Ortadoğu “Baharı” adı ile yeni hamleler yaptılar. Tunusta habersiz yakalansalar da yine işleri yoluna koydular. Taki Suriye karakoluna gelinceye dek! Rusya iran direnci burada yeniden tıkanışı getirdi. Hatta önce siyasal islamın ılımlı iktidar yelpazesini parçalayarak Mısır kalesinde yeni arayışa yöneltirken; Bölgesel model Türkiyede şuanda yaşananlar da ortada. Hatta selefi Müslüman kardeşler ayrışmalarla Ortadoğu mütefikler darmadağın oldular. Biranlamda Ortadoğu hesabı yine tutmuyordu. Yeni dünyanın tek eksenli tek şeritli yolu tıkanıyordu!

Batı ayni hamleyi Ukraynaya yönelti. Olayları daha önceden yazdım. Rusya adı söylense de hala onların direncini ve karşıt hegemonya mücadelesini diakte almadıkları belli. Ayni tutum Ukrayna kartı ile oluşan Kırım hamlesinde de batılılar yine gaflet yakalanmasına uğradılar. Ezberlerle oluşan düşünce paranoyası, birden eleştirel gerçeğin olması gereken öteki düşünce anlayışının doğruluğuna konu geldi.Neyazık ki Kıbrısda bunlar hiç ama hiç algılanmadı. Öğrenilmek istenilmedi. Hatta Erdoğanın Türkieydeki yaşadıkalrına rağmen hala Kıbrıs sorununa “çözümün merkezine” Erdoğan konulmaya devam ediliyor. Hele; koşuların uygunluk ezberi sıkca kulanılıyor.

Dünya Kırımı kuşkularla konuşuyor. Türkiye resmen devlet krizi ile sarsılmaya devam ediyor. Ortadoğuda ılımlı islamın çöküşüne tanık oluyoruz. Suriye konusu artık Türkiye İsrail müdahalelerle doğalaşan bölgesel krizin aynası haline geldi. Katar darmadağın bir siyasal arayışta. İran biraz batı ile ilişkilerini yumuşatınca, altından yeni irangeyt sgandaları ile Türkiye Dubay eksenini alemgalem yaptı! Bölgenin belası ciahtcılar ise kimin yanında nerde durdurdurulacakları belli değil! Rusyaya karşı yeniden radikal islamcıalr hesabı yapılıyor. Çeçenler ve Tatarlar bu alanda stratejik oyuncu olarak düşünüldüğü sesli şekli ile yazılıp çiziliyor. Oysa ayni cihatcılar Ortadoğuda hem mütefik olarak kulanılan, hemde en tehlikeli kesim olarak bonbalanan garip politikasının tutsağı haline geldiler.

Doksanlardaki bolca söylenen Yeni dünya olayı artık tek kutup olmaktan çoktan çıktı. Olmayan; seçenek olarak sisteme alternatif sosyalist hareketler olmaktadır. Hatta batılılar arasında artık ortak davranışların çıkarlarla çelişen durumalrı da artı. Üstelik enerji trösleri arası rekabet yanına öteki tröslerin de kendi çelişkileri artık yoğunlaştı. Buna kapitalist sistemin hala dalga dalga bölgesel vuran tayfunların krizleri de eklersek,i  normal koşulların konuşulmadığını anlarız.

Sonuç olarak artık şunu anlamamız gerekir: Kapitalist sistem hala ekonomik krize devam ediyor. Bölgesel çatışmalar hegemonya mücadelesi ile daha da kızıştı. Eskiden yapılan bölgesel müdahaleler le güvenlik ihracı adı ile dizayinler temel olurken; şimdi bölgesel rekabetin de kızıştığı, doksanlar stratejilerinde önemli iflasların yaşandığı bir süreçten geçiyoruz. Sistem krizleri kriz ile çözme yöntemi oldukça tehlikeli hale geldi. Öngörülerde bir belirsizlikler yumağı oluştu. Bunları iyi kavrayarak güncel gelişmeleri doğru bilerek yorumlamak şartır. Konulan her denklemin bozulması ile kurulan kurgularda yıkılıyor.Şimdilik; Ortadoğuda artan İsrail gerçeği ve hala varlığı olan Rus ruletinin gölgesinde siaysal islamın Suni ekseninin nasıl darmadağın olduğuna tanık oluyoruz. En kötüsü; onca kan akışları ile katliyamların korkunçluğu sonucu halkların ortak mücadele ile bunu sarma şansını da iyice kırıyor. Milli ve dinin aslında panzehiri sınıfsal ortak paydaşlık seçeneğinin ancak bölgede ezilen halkları bir arada tutma şansı vardır. Buda neyazık ki bölgede en zayıf dinamik olmaktadır.

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article