Kıbrıs’ın yavşak gazetecileri – Necmettin Çapa

Must read

Bu söylemi imtiyazlı olarak kullandığımı bilmenizi isterim, zira herkes yavşak olamaz,

Yavşak olmanın da kendine has özellikleri ve karakteristik bir yapısı vardır.

Yavşaklığı becerebilmek için öncelikle kimliksiz ve kişiliksiz olacaksınız, kullanılmaya ve satılmaya işvekar olacaksınız, her türlü zemine renk uyduracaksınız, menfaatiniz için ananızı boyayıp babanıza satacak kadar marifetli olacaksınız, hemen parti değiştirme, hemen fikir değiştirme, hemen TV kanalı değiştirme, hemen gazete değiştirme özelliklerine sahip olacaksınız. Eğer sizde bu özellikler var ise bilin ki özellikli  bir YAVŞAKSINIZ.”

Şimdi bir gazeteleri, hatırlayın, ama hangi gazetecilerden bahsettiğimi anlayın lütfen, partileri ve fikirlerini değiştiren gazetecileri bir hatırlayın ve yavşak gazetecileri bulun…

Her mesleğin yavşağı olurda gazetecilerin olmaz mı?

Asıl yavşaklık gazetecilik mesleğinde var.

Mesela Ali İlhan’ı düşünün, ya da Nazmi Pınar’ı…

Ama

Ama Nazmi Pınarı çok daha iyi düşünün…

Bir üniversite öğrencisi olarak geliyor Kıbrıs’a, önce yalvar yakar ayak işlerine bakıyor, sonra ufak tefek haber okumaya başlıyor, sonra hani derler ya yiğidin olmadığı yerde Keçiye bile Abdulcabbar derler, işte tam da öyle adam gazeteci olup çıkıyor.

Genç TV’de geliri az geliyor ADA TV’ye geçiyor. Sonra bir seçim curcunası bir gece de ver elini Kanal T, neyin karşılığı satılıyor biliyor musunuz?

Bir kimlik uğuruna…

Adam zaten gazeteci değil, hani dedim ya, yiğidin olmadığı yerde keçiye Abdulcabar derler, işte aynen öyle, adam dediğimiz zaten bu işler için icat edilmiş.

Sonra bu da yetmiyor ver elini bakanlık danışmanlığı….

Vay anaaaaam vaaaay….

Yavşaklığın çarkı yavşak siyasetçiler ile nasıl işliyor amma!

Hele beni Sivil İşler Dairesine ihbar edene baksanız şaşırırsınız!

Benim ile beraber Ortam gazetesinde çalışan bir arkadaş müsveddesi, şimdilerde Ada Tv’de mamayı bulmuş, beni bile terörist ilan edecek kadar yavşaklaşmış Taner Ulutaş.

Kıbrıs piyasası onu üç kâğıtçı olarak tanıyor.

Sorabilirsiniz….

Peki Ali İlhan, Nazmi Pınar vatandaş ben ise sürgün edilmiş biriyim.

Benim yazdıklarım ve yaptıklarım ile bu üniversite devşirmelerinin yaptıklarını karşılaştırın ve vicdanen kendinizi rahatlatın.

Ali İlhan Pehlivan ve Nazmi Pınar, Ersin Tatarın yavşakları ben ise T.C.’ye teslim edilmiş bir gazeteci!

Tüm Kıbrıslı Halkları vicdanlarına havale ediyorum…

Ermeni’si, Rum’u Türk’ü ve Alevi’si ile beraber.

Bir yavşak gazetecinin sivil işler dairesi ile çalışması benim sınırdışı olmamın tek sebebi.

Eğer terörist isem, benim ile yıllarca çalıştığı dönemlerde neden beni ihbar etmedi?

Ada TV’ye geçtiğin de mi aklına geldi?

Benim kim olduğumu ve nasıl bir ideolojiye sahip olduğumu, Şener Levent’e Murat Kanat’lıya, Halil Paşa’ya, Ali Osman Tabak’a, Şener Elcil’e, Celal Önen’e, Işık Kitap Evin’e,

İzzet İzcan’a ve bir numaralı UBP’li olan Teoman Kuran’a o da yetmez ise, bu memleketin kahrından ölen Özker Hoca’ya sorun…

Ve sorun.

Sorun ki yavşak gazeteciler ile sivil işlere jurnallanan bir gazetecinin dramını öğrenin.

20 yıl yaşadığım toprakların dostluk kokan insanları dillensin, dillensin ki işgalcilerin korkuları rüyalarını kaçırsın.

Ve öyle kaçırsın ki yavşak gazeteciler bile deşifre olsun.

Sivil İşler Gazeteciliği neymiş görsün işgal topraklarının isyankar halkı!!!!

- Advertisement -

More articles

- Advertisement -

Latest article