Kıbrıs görüşmeleri ne alemde ?- Ulus Irkad

Must read

ulusYavaş yavaş dozaj azaltılmaktadır. Açılacak olan barikatlar da bire indi ama o açılacak olanından da pek haber yok. Çıta yavaş yavaş yükseliyor. Sağ güçler de açıkça seslerini yükseltmeye başladılar. Görüşmeleri tehdit etme noktasına geldiler. Hatta resmi organlarında av tüfeklerini hazırladıklarını söyleyip yazıyorlar. Eğer taviz verilirse adam vuracaklarını söylüyorlar. Cumhurbaşkanlığı sözcüsünü geçen gün Türkiye’deki bir bağnaz milliyetçi, demokrasi ve insan hakları tanımaz bir kişi, dönerci ve acemiye benzetti. Hatta Cumhurbaşkanı da bu saldırılardan payını aldı. Daha beş-altı ay önce “Statükoda da reform ve değişim olur” diyenlerde ses yok… Aynen birkaç sene önce bize saldırıp statükoda değişim naraları atan CTP’ciler gibi? Ne değişti neyi değiştirdiler? Hiçbirşeyi…Çünkü gerçekten bir özgürlük mücadelesi olmadan Kuzey’de durup dururken bir seçim yapmak bir sonuç vermiyor. Tabi diyorlar ki “Adamlar Türkiye’de HDP’yi destekliyorlar burada ise seçime karşıdırlar”. Yani doğru mu? Peki sen HDP gibi özgürlüğün için ne mücadelesi verdin? HDP kırk bin şehit vererek bu noktaya geldi. Sen seçimi boykot bile edemedin. Eski, kartallardan bir parti,CTP, ki 2004’te çözümü sağlayacaktı, şimdilerde UBP ile koalisyon kurup, elektriğe, son imtihansız olarak sağlamış oldukları 150 personelin maaşlarını ayarlamak için, %20 zam yapacağını açıklıyor. Varsa da yoksa da muadillerinin benzeri olmaya adaylar. Koalisyonu kurar kurmaz, gözleri halkın cebine gitti gene. Daha önce de, seçimden birkaç gün sonra koalisyonu kurar kurmaz, babası eski rahmetli solcu, kendisi neo liberalist bilinen genç, milletvekili olan bir çocuğa, “Zamdan başka çare yok, zam yapılmazsa elektrik kurumu iflas edecek” dedirterek ,%30 zam kazzığını giydirmişlerdi halka. Şimdi de yenisine hazırlanıyorlar. Daha birkaç ay önce cumhurbaşkanlığı seçimlerinde TDP’lilere de CTP’lilere de muştulardan vazgeçmelerini, bu ülkede özgürlük, bağımsızlık ve demokrasi kavgası verilmeden, kısacası varolma kavgası verilmeden, kim isterse başa geçsin, birşey olmayacağını, fazla çıtayı yükseltmememelerini öğütleyince, binlerce genç militancıktan saldırı almıştık. Boykotu sanal dünyada destekleyen altı veya hadi yedi kişiydik. Söylemediklerini bırakmamışlardı. Geçen seçimlerde, yani milletvekili seçimlerinde de aynı sözleri etmiş ve birçok saldırı almıştım. Gene bu defa da TDP—CTP ortaklığından ve bazı eski YKP’liler tarafından (tümüyle herkesi eleştirmiyorum ama maalesef içimizden de Akıncı’ya gizlice destek verenler oldu) de sanal dünyada bana saldırıda bulunuldu. YKP’nin ortaya koyduğu tezleri bir defa da olsun unutalım dediler herhalde, ama beni gene bunları yazarken, destekleyecek olan bu arkadaşlardır çünkü yaptıkları yanlışın şu anda farkında olduklarına eminim.

Gene aynı filmi oynattılar ve gene halka muştucuklarla 1981 yılından beri oynatılan ama büyük bir hüsran nöbetine yolaçan, yalan sanal oyun sonrası, yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Bir eleştirim de bu arada Güney’deki dostlara… Onlar da bir ilke sahibi değiller . Bu defa da en fazla iyimser onlardı ama yavaş yavaş onlarda da işler uzadık sonra hüsran belirtileri görülüyor. Köklü bir değişimin iki konser ve birkaç dilbazlıkla olmayacağı yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Halkın aynen 2000’li yılların başlarında olduğu gibi sokaklara çıkıp elini masaya vurmasıyla gelen değişim aşaması, nasıl ki o zamanlar bu dinamizmi içki masasında harcayanlar gibi, şimdi de gene son atımlık kurşunu kullanan TDP ve Akıncı taraftarları da, benzer hüsranı gene yaratıyorlar. Geçenlerde Baraka’nın kitap gününde “İstenmeyen Bebek Kıbıs Cumhuriyeti” adlı kitabın yazarı Dr. Nikolaos Stelya ile karşılaştım ve ona Güney’deki durum hakkında soru sordum. Nikolaos da, sağcıların, Güney’de çözümü para kazanmak için bir araç olarak gördüğünü söyledi. Ona gene de iyimser olalım ve gene de havayı bozmayalım dedim. Ve umarım biz haksız çıkalım dedim. Ama Güney’de ise halkın gücünden kopuk ve de dıştan bir müdahaleye bağlanmayı isteyen bir görüşün varlığı, daha ağırlıklı görülmesinden dolayı, Güney’deki oportünist yaklaşımlar da muhakkak eleştirilmelidir. Halkın gücüne güvenilerek, halkın tüm güçleriyle her iki taraftan da çözüm sürecine katılmasını desteklemek, Sayın Akıncı söylediği gibi samimiyse, halk içindeki tüm güçleri,sadece sivil toplum örgütleri değil, tüm kişilerin de, bireylerin de, bu sürece katılmasını öngörmek gerekiyor. Aynı şekilde buradaki halk güçlerinin muadillerinin de Güney’de harekete geçirilerek, onların da ortak hareketi ile bir hareket başlatmak ve toplumların tüm gücünü bu ortama çekmek lazım diye düşünüyorum.

Sadece karbon hitradlardan gelecek para ile barış yapmayı düşünmek gerçek bir barış olamaz. Halkın gücüyle bir barış, halkın ortak bir vatan ve ortak bir ülke kurma talebi ve gücüyle bir barış olmalı.

11 sene önce referandumdan sonra halk dinamizminin evlere kapatılmasıyla oluşan ortamı yaratmamak için hemen bu harekete samimi bir şekilde başlamak gerekiyor diye düşünüyorum…

- Advertisement -spot_img

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -spot_img

Latest article